debe başlıkları

çalışılan pozisyonlar ve maaşları

  • medya sektöründen birinin yazdığını görmediğim başlık. bu sebeple gençlere bilgi vermek istedim.
    sektör: medya
    şirket: haber kanalı
    pozisyon: program yapımcısı, sunucu
    tecrübe: 9 yıl
    çalışma saatleri: her hafta programı yetiştir de nerde çalışırsan çalış
    maaş: 6.700 tl + yemek + yol + faturasını getirdiğin takdirde kitap ve dvd
    artıları: kendini gerçekten geliştirmek isteyene sınırsız imkanlar sunan bir meslek
    eksileri: özgür bir şekilde haber ya da program yapamamak ve bunu ister istemez içselleştirerek otosansür uygulayacak duruma gelmek

  • şöyle insanlar olacak yakında;

    yaş: 20

    meslek: emekli milletvekili

    çalışma saati: çalışma olayı yok (2 yıl çalışır gibi yaptım, bitti:) )

    maaş: 15 bin tl aylık (ömür boyu... her sene artacak ama)

    sağlık güvencesi: kendim dahil tüm sülalem (ömür boyu)

    bu referandumda evet diyenler, malum partinin büyükbaşlarının şu an 15-16 olan ve 2019'da 18 yaşında olacak çocukları ve bilumum yeğenlerinin geleceğini de güvence altına almış oldu!

    bunun farkında olmadıklarını biliyorum ama yine de söylemek istedim.

  • çok deli paralar kazanıyorsunuz arkadaşlar, bunları bi ara oturup arkadaşlarınızla yiyin.

  • pozisyon: kurumsal bir firmada gıda tedarik sorumlusu

    maaş: 7 bin tl

    .

  • sektör: cumhurbaşkanlığı

    gerçek meslek: basketbolcu

    şimdiki meslek: cumhurbaşkanı'na baş danışman

    maaş: 60 bin tl (düşün cumhurbaşkanı 32 bin tl alıyor)

    maaş ödemesi yapan kurum: sabahını akşamına katıp çalışarak aldıkları maaştan vergi veren türkiye cumhuriyeti çomarı+halkı.

    artıları: saray'da bir oda, bir sekreter, yeterli sayıda koruma görevlisi ve bir de lüks makam arabası

    eksileri: her ay mütemadiyen yalamaktan kaynaklı dil üstü erezyonu.

  • bir kez daha gördüğümüz gibi aylık 4500 liradan az kazanan sözlük yazarı pek yok. 7000-10000 ler havada uçuşuyor. bu kriz başlıklarını sayfalarca dolduran ve ülkenin ekonomisini kötüleyen yazarlar kimler peki o zaman bir anlasam.

  • dizi-film sektörüne dair ortalama maaşları yazayım merak ediliyordur büyük ihtimal.

    başrol: min 20.000 max 150.000
    yan roller: min 1.000 max 20.000
    yönetmen: min 5.000 max 25.000
    senarist: min 3.000 max 10.000
    görüntü yönetmeni: min 3.000 max 7.000
    yardımcı oyuncu (figüran): diyalogsuz 30 diyaloglu 100
    ışık şefi, set amiri: min 1.500 max 4.000
    menajer: çoğu, oyuncu kaşesinin %25'ini alır. yne de 20-30 arası değişen diyelim.
    yapımcı: en düşük bütçeyle çektiği diziyi min 300.000 haftalık parayla çeker, reytinge göre para kazanır. bir diziyi devam ettirmesi için dizi reyting oranlarının 4.5 üstünde olması yeterlidir. iyi para kazanması için 6-7 reyting oranını görmesi gerekir. bu oranları yakalayan dizi kanaldan ekstra para kazanır o hafta için.

    bahsettiğim tüm paraları haftalık olarak düşünün. kesin bir rakam değil hiçbiri. sadece ortalama. mutlaka alt sınırın altında ya da üst sınırın üstünde kaşe alan vardır. kaba taslak bir bilgilendirme amacıyla yazmış bulundum.

    çalışma şartları

    genellikle sitcom harici çok mekanlı diziler 6 gün çalışır, 1 gün tatil yaparlar ki ona da repo denir sektörde.

    sabah 9, akşam 5 gibi bir sistem tabii ki yok. bazen günde 4 saat çalışırsın bazen 20 saat. 72 saat aralıksız dönüşümlü set yapıldığına, başrolün de sahne aralarında 30ar dakika uyuyarak 3 gün aralıksız çalıştığına şahit olmuşluğum var.

    "abi biz filmciyiz." cümlesi sihirli bir şekilde tüm kapıları açar. çoğu işinizi kolaylıkla çözersiniz.

    tahmin edilenin aksine çoğu oyuncu ekiple gayet içli dışlıdır. başrol kaprisi denen şey daha çok jeneriklerde "ve bilmem kim..." olarak yazan oyuncularda olur. sözlükte sayfalarca sosyalistliği, hümanistliği övülen bir oyuncunun sadece sigarasını taşıtmak için adam çalıştırdığını ve o adama da köpek muamelesi yapıp tüm ekibin önünde bağırarak aşağılayarak küçük düşürdüğünü gördüğümde benim de hayallerim yıkılmıştı mesela.

    dedikodusu, arkadan iş çevirmesi, ayak kaydırması en bol sektördür. biriyle ters düşüp yıllarca işsiz kalabilirsiniz.

    hemen hemen herkes birbirini bir yerlerden tanır. 1-2 işten sonra farklı setlere gitseniz de hiç yabancılık çekmezsiniz.

    tüm yönetmenlerin bi çeşit gizli dayanışması vardır. yönetmenden olumlu referans almak yükselmenizi hızlandırır. bir yönetmen, bir oyuncu için "çalışmayın bunla" dediği zaman oyuncu yüksek ihtimal ya sektörden silinir ya da sikik sikik işlerde yok pahasına oynar ki bir sürü örnek sayabilirim.

    uykusuzluk temel sorun. 3 saat uyuyup tekrar çalışmaya başlar çoğu ekip. genellikle hep hasta gezerler zaten.

    sürekli sorulara maruz kalırsın ve bir süre sonra zaten "normal" işlerde çalışan arkadaşın kalmaz.

    her yerde olduğu gibi burada da para konuşur. etrafta gururlu, devrimci geçinen nice oyuncuların biraz daha para için yaptığı yalakalıkları, yavşaklıkları, yattığı 60 yaşında pörsümüş yapımcıları ya da drama müdürlerini gördü bu gözler:)

    bari biraz da kendimce "en"leri yazıp sonlandırayım.

    en çalışılası yönetmen (bkz: mustafa şevki doğan) kesinlikle çalışan herkesin baba yerine koyduğu, insaflı çalıştıran, oyuncusundan çaycısına kadar herkese eşit yaklaşan babacan biridir.

    en iyi yapım: (bkz: ay yapım)
    (bkz: gold film)

    en kötü yapım: (bkz: limon film) (bkz: show tv iç yapımlar) hatta genellikle tüm kanalların iç yapımları.

    en yetenekli oyuncu (bkz: ahmet mümtaz taylan) açık ara bu adam bu iş için doğmuş.

    en ağır çalıştıran yönetmen (bkz: osman sınav) şimdi değil ama bi' 7-8 sene önce kök söktürürdü. çekimi 1 saat sürecek sahneyi 5-6 saate kadar yayabilme yeteneği var.

    en eğlenceli oyuncu (bkz: güven kıraç)

    en profesyonel oyuncu (bkz: burak özçivit) kendine dikkat etmesi bakımından. vücuduna ve sağlığına çok iyi bakıyor. (bkz: kenan imirzalıoğlu) ekibi canlandıran ve işini yaptığı sırada başka hiçbir şeyi düşünmeyen birisi.

    en komplekssiz oyuncu (bkz: gizem karaca)

    en profesyonellikten uzak oyuncu (bkz: halil sezai paracıkoğlu) çalışmadım kendisiyle ama sette buzlu kovaya kafasını sokup ayılmayı bekleyen dolayısıyla seti saatlerce bekleten bunu günde birkaç kez yapan biriymiş kendileri

    en soğuk oyuncu (bkz: murat eken)

    en kompleksli oyuncu (bkz: şafak sezer)

    en titiz yönetmen (bkz: çağan ırmak)

    en yapılacak iş (bkz: yan rol) haftada 2-3 gün çalışıp nispeten çok iyi para kazanırsın. sonra bir de prodüksiyon var ki onun kaşesini yazmadım. genelde yapımcıyı tırtıklarlar. yalancı olur ve ekipleriyle emir kipiyle konuşurlar. çoğu sektörün en kendini geliştirmeyen bireyleridir.

    en zor iş: inanın seçemedim. hepsinin işi ayrı ayrı zor. oyuncusundan çaycısına kadar. şubat ayında kar yağarken denizde 1 saat sahne çeken oyuncu biliyorum. sonraki 3 hafta ciğerleri elinde gezmişti. o yüzden "çok para kazanıyorlar yeaa" demeden önce bir daha düşünün.

    debe: aslında tüm entryyi silip "pezevenklik, ayda 500.000 ehuehuehu" yazıp trolleyesim gelmedi değil de sanırım "kutsal bilgi kaynağı"na bir faydam dokunmuş. teşekkürler herkese, mesajları tek tek cevaplamaya çalışıyorum fakat maalesef sigarasını tutturan ünlüye cevap veremiyorum etik bulmadığım için.

    bir arkadaş dün gece ay yapım'ın sabah kahvaltıda poğaça verip bir de üstüne meyve suyu dahi vermediğini yazmıştı mesaj ile. buradan belirtelim. hatta sektörel şikayeti olanların da mesajını bekliyorum.

    o değil de dizi film sektörünün fuatavnisi olcam lan ben korkun benden ünlüler, aç bırakan yapımcılar, başrole tıklayan yönetmenler, bi adamla aylarca beraberlik yaşadı diye bayıla bayıla izlenip yüzbinler kazanan erkekler:)

  • sektör: perakende (bim)
    pozisyon: personel (günlük temsilci)
    maaş: 1400 net.

    artılar:

    * yol parası derdim yok işten çıktığımda 10 dakika da evdeyim yürüyerek gidip geliyorum
    * klimalı ortam yazın buz gibi kışın ıssıcak
    * günlük temsilci olduğum için müdür ya da yardımcı uzun süreli izne çıktığında yerine bakıyorum ortalama 100 tl falan maaşa yansıyo bir sonraki ay
    * başında bu neden böyle şu iş yetişmedi mi diye zırvalayan patron ve patron yalakası tipler yok yapılacak iş belli kafa rahat. tabi biraz da uyumlu bir ekibiniz olmalı yoksa zor sürekli bağıran çağıran emir yağdıran sorumlular da var bizim bölgede
    * vardiyalı sistem bazen sabah 8.30 iş başı yapıp akşam 6 ya da 5 de paydos diğer günlerde öğle 12, 1 ya da 2 de iş başı. akşam 9 da kapanış. 30 dakika da kapanış işlemleri desek 9.30 da paydos.
    * sigortamın tıkır tıkır ödenmesi maaşımın hiç aksamadan ayın son günü hesabıma yatması şayet haftasonuna denk geliyorsa cuma öğlen gibi maaşlar yatar.
    * acaba beni işten atarlar mı gibi kriz bazlı bir kaygı yaşanmaması. müşteriyi dövmedikçe zimmete para geçirmedikçe işten atılmıyorsun. krizde daha çok iş yapıyoz lan mına kodumun fakirleri sizi bi de bimi beğenmezsiniz.

    eksileri ama öncelikle:

    ehehehehe du yazıcam şimdi

    * 30 dakikalık yemek molasında oturmanız ve geri kalan tüm mesai boyunca ayakta çalışmanız
    * hem kasaya bakmak hem mal atmak hem reyon düzenlemek hem temizlik hem de müşterilerle ilgilenmek üstüne bir de güvenlik yapmak
    * yorucu bir iş gerçekten yorucu ama eve ölü gibi geldiğim günler oldu olmaya da devam ediyor kimseyle konuşmak istemiyorum duşumu alıyorum sessiz bir odaya geçip yatıyorum çoğu zaman kucağımda laptop ya da kitap okuyucu uyuyakalıyorum. sese tahammül edemiyorum kafamda filler tepişiyo sanki.
    * haftaiçi bir gün izin ve o gün de dışarı çıkmaya hiç halim olmuyo izin günümü dinlenmeye ayırsam sosyal hayata adapte olamıyorum dışarı çıkmaya ayırsam dinlenemiyorum bu açıdan dışarlar da arkadaşlarla vakit geçirip bir şeyler yapmak zor be
    * ve insanlar müşteriler yani. işte şu işi en zorlaştıran en yokuş olan kısım. 2.5 senem doldu bu mağazada. ya neler görüp yaşamadım ki. ne hakaretler işittim suçum olmadığı halde haklı taraf olduğum halde özür diledim milletten. çünkü sorumluluklarım var ödemelerim var ev geçindirmek kolay değil be olm. burayı okuyan henüz öğrenci olan gençler beni anlamaz ama evli adamlar ailesini geçindirenler iyi anlar bekara karı boşamak kolay gelir derler ya istifa etmek zor.

    bim çalışanı olarak insanlar sizi hor görüyor küçümsüyor. geçenlerde orta yaşlı bir kadınla torunu geldi okumazsan sonun bu abi gibi olur dedi. duymamazlıktan geldim tartışmak istemedim ama çok incindim. benim hangi şartlarda nasıl bir hayatın içinden çıktığımı bir tek yakın olduğum arkadaşlarım biliyor başkası olsaydı ya madde bağımlısı ya da çoktan ipi boynuna geçirmişti. insanlar çok tahammülsüzler sıra beklemeyi enayilik olarak görüyorlar önünde 2 kişi olsa "kasaaaaaaaaaaa kasa açsanıza lan buraya" diye bağıra çağıra tavır sergiliyorlar.

    şu işe girmeden önce son derece hümanist insanları seven yardımcı olmaya çalışan bir tiptir. şimdi sokakta adres sorsalar arkadan seslenseler dönüp bakmıyorum gerçekten nefret ediyorum her çeşitten insan tanıdım gördüm. sevdiğim bir bulgar göçmenleri var insanlık denilen nane bir tek onlar da ölmemiş.

    kasada ürün poşetleyen müşteriye kibarca paketleme rafına gitmesini arkasındaki insanların sıra beklediğini ürünlerin karışacağını söylüyorum işine bak gerizekalı acelen ne dedi. açtım ağzımı yumdum gözümü. beni merkeze şikayet etti ben x şubesinden senelerdir alışveriş yapıyorum aylık 400 tl bırakıyorum şu çalışanınız bana hakaret etti beni küçük düşürdü. kadına dediğim şey terbiyesizleşmeye gerek yok seviyenizin yer çekimine yenik düşmesi benim suçum değil. aklsjdklajdaklsd çıldırdı paçoz karı. ha noldu haklı bendim yine devam ediyom aynı mağazada.

    ya daha neler neler mağaza kapanmış kasap kedisi gibi camları tırmalıyor herif yoğurt alacam yoğurt kajkdjaskdljaskld lan koskoca mahallede onlarca bakkal market var ben çıkış almışım ışıklar sönmüş adam yoğurt diyo ya. aman işte böyle kısaca bim de çalışmak. gerçekten işimden ve insanlardan nefret ediyorum market işi zor be. bu sene tıbbi dokumantasyon kazandım okulu bitirip sektör değiştirmeyi düşünüyorum. zaten artık eskisi gibi çalışan bulamıyor sektör bu maaşa bu saydıklarım çekilmez işe yeni başlayan 2. ayında istifa ediyor. çalışmaya devam edenler de benim gibiler işte. çalışanların büyük çoğunluğu açıköğretim öğrencisi herkes okul bitene kadar dişini sıkıyor sonra sektör değiştiriyor.

    bir de büyük poşeti balya balya evine götürmek isteyen kitle var allah onların ocağına ataşlar salsın. lan tüm ürünlerini paketlemiş hala poşet ver, neden? yırtılıyor, 2 adet verdim biraz daha ver. ulan her akşam çöp atıyorum iş çıkışı konteynırın içi bim poşetleri dolu adiler sizi çöp poşeti yapıyorsunuz işte biliyoruz amk.

    poşetleriniz çok dandik dkksadklasdkl bah hele bah. lan sen hayatında discount nedir duydun mu acaba beyin fonksiyonları üremeye ve karınlarını doyurmaya evrilmiş insanlara ekonomi anlatacak değilim de sonuçta bim demek maliyetleri olabildiğince kısmak demek nasıl oluyor bu az personel çok iş düşük kaliteli poşet. e bitti gitti daha ne soruyorsunuz bir de geliyorlar var ya siz de x ürünü yok mu hayır satmıyoruz diyorum neden yok neden satmıyorsunuz hemen getirin onu söyleyin patronunuza. tabi lan manyak mısın hemen arıyorum topbaş reyizi alo patron ya bizde x ürün yok ya millet mağdur çek olm ordan 2 tır muhasebeciye söyleyin para çıkarsın klsakladaslkd vallaha delisiniz ya arkanızdan kıkır kıkır gülüyoruz hep.

  • başlık altında şaka kasan herkesi istinasız eksiliyorum.
    ben bu başlığa sektör ortalamalarını görebilmek için bakıyorum, bir sürü yrrk kürek başlık var git s2k esprilerini orda yap.
    sabah sabah agzımı bozdurdunuz nalet gitsin.

  • yazılan mayışları, özlük haklarını görünce at gibi kişniyorum. kısacık çalışma saatleri, aylık 6 bin liretler, 12 bin liretler havalarda uçuşuyor.

    yazarların şöyle geçmişte yazdıklarını bi kurcalasan, donanımhaber ölücülerinden beter yüzlerce entrysini bulursun.

    ama ne de olsa türküye'de herkes minimum 1.83 boyunda, geniş omuzlu, yeşile çalan ela gözleri var hatta ağlayınca yeşil oluyormuş ha bi de başı hariç 20 cm değil mi ?

    36 sayfa entry'nin şöyle 20 sayfasını okumam sonucu, lüksemburg'ta yaşadığıma kanaat getirdim. birazdan thalys trenimle amsterdam'a gideceğim.