debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. arda turan'ın elinde silahla hastaneyi basması

    herif yerin dibine öyle bir girdi ki, dünyanın öbür tarafından çıktı amk, bu nasıl bir düşüştür arkadaş?

    öehh be.

  • 2. 10 ekim 2018 ali koç fbtv canlı yayını

    sanırım önemli açıklamaların yapıldığı yayın.

    canlı izleyemiyorum ve sözlük'ten bilgi alayım diye başlığa bakıyorum, "hahaha, ahahah, asadadjd" gibi gülme efektleriyle bezenmiş aptal aptal yorumlar görüyorum. anlıyorum çok eğleniyorsunuz ve yaşınız 16-17 ama sözlüğü böyle kirletmeniz yanlış. hahahaha diye gülen yayvan ağzının orta yerine sıçarım genç. tepemi attırdınız amına koydumun veletleri. yapacağınız yazarlığın ta amına koyayım.

  • 3. evliyken birine aşık olmak

    (bkz: boşanmak)

    kalleşliğin lüzumu yok.

  • 4. arda turan'ın berkay'ın burnunu kırması

    milli takimdan arkadasi caner erkin'in intikamini almak icin yapmistir bunu adam kere adam. dur lan bu adam zamaninda caner'in de sacini cekip agzini burnunu kirmisti galatasaray antrenmaninda. adamlik reloaded hatta adamlik revolutions ahshs.

  • 5. c. başkanının odtülü öğrencileri çaya davet etmesi

    "kucaklayıcı devlet" oyununa sarıldıklarına göre demek ki saray'da işler hiç iyi gitmiyor.

    edit : klasik "17 senedir senin yaşantında ne değişti bir söylesene , alkolün gece gezmelerin vs. neyine engel oldu bu iktidar ?" söylemli aymazlığı granitleşmiş vatandaşlarımızın da dikkatini çektiğine göre doğru mesajı veren entry olmuş, elinize sağlık.

  • 6. arda turan

    arda -caner intikamını aldım bro.
    caner -adamsın bro.
    burak- ben de benim karıyı dövüp geliyorum bro.
    rıdvan- adam adam adam 3 adam
    3 adam - biz ayrıldık brolar
    acun- gelsin paralarrrrrrr..

  • 7. nokia'nın en büyük hatası

    symbian isletim sisteminde israrla takili kalmasi. ios ve android piyasayi kasip kavururken, yepyeni heyecanlar getirirken nokia israyla symbian'i terketmedi.

  • 8. sözlükçülerin favori kötü adamları

    (bkz: arda turan)

  • 9. arda turan'ın dibe çöküşüne film adı önerileri

    (bkz: milyon dolarlık barzo)

  • 10. sevişelim ama sevgili olmayalım diyen kadın

    bu başlıkların artık yuvadan uçup ayrı sözlüğe çıkma yaşı geldi de geçiyor. bi el atın da gençler mutlu olsun (bkz: sexlisözlük)

  • 11. alkol içenin cennete gidemeyeceği gerçeği

    yaptığı zulümle değil de, içtiği içki ile cennete gidemeyeceğini sananlar için hayyam'dan gelsin;

    "ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
    senden ayığız bu sarhoş halimizde.
    sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
    insaf be sultanım, kötülük hangimizde?"

  • 12. sözlük yazarları borsa grubu

    batarsak toplu batalım...

    edit: bu işin şakası olmaz.sonra el ele tutuşup köprüden atlamayalım.uzmanların olduğunu biliyorum sözlükte daha onlar müdahil olmamış konuya..

  • 13. otuzluk abilerden genç sözlük erkeklerine öğütler

    bir kız peşinde kendinizi heba etmeyin. hele ki kızı elde etmek için deli gibi çaba göstermeyin. çünkü kızın sizde gönlü varsa zaten siz götünüzü yırtmadan da gelecektir, peşinde koşmanın manası yok. unutmayın bir çabayla gelen, başka bir çabayla gider de.

  • 14. 10 ekim 2015 ankara barış mitinginde patlama

    iki gün sonraki “milli” maçta konya’da saygı duruşu ıslıklanmış ve ışid lehine sloganlar atılmıştır.
    ayrışan ülke insanının arasına bir darbe de bu kendini bilmez güruh tarafından atılmıştır.
    hayatını kaybedenlere allah’tan rahmet diliyorum.

    https://www.google.com.tr/…dio.com/amp-haber/604862

    edit: burada yalnızca konya’yı kastettiğimi ve azınlık yüzünden masum çoğunluğu zan altında bıraktığımı düşünen arkadaşlar olmuş, böyle düşünmelerine sebep olduğum işin üzgünüm. orada sadece konyalılar yoktu, kötü niyetli olup başka şehirden olan sürüyle vahşi insan vardı, iyi niyetlileri tenzih ederek söylüyorum, umuyorum hepsi ya ıslah olur ya da belasını bulur.

  • 15. ingiliz himayesi varken inek gibi bağımsız olmak

    aslında ingilizi filan boş ver, biz arab yalakası olmasaydık, bu tezek kokulu millete yanlamasaydık mis gibi göktürk soyu varken vahabi aşırı dinci bir kimliğe yönelmeseydik hiç öyle ingilizlere özenmezdik.

  • 16. evdeki oyuncağı götürmek isteyen misafir çocuk

    çocukluğumu zindana çevirmiş komşu aileyi hatırlatan çocuktur. alt kat komşumuzun benden 1 yaş büyük özlem adında bir kızı vardı, 4 yaş büyük de bir abisi volkan. bu aile sebebini bilmiyorum ama bizimle çok da iyi görüşmelerine rağmen nedenini bilmediğim bir şekilde rekabet halindeydi. sadece çocuklar değil bakın anne de aynı şekilde. kadın bana ne alındıysa resmen ajanlık yapıp aynısından bulup buluşturup alıyor, annemse çok önemsemiyordu. benim dayım uzak yol kaptanı olduğu için amerika'ya gidip geliyor, bana ne getirdiyse benzerini özlem denen kıza da getiriyor, bu arada annem bana pek oyuncak almıyor ama kıza annesi dolaplar dolusu oyuncak alıp istifliyor. kız bize gelip benim hangi oyuncagımla oynamak isterse gayet haşin bir şekilde oynuyor, ben onlara gittiğimde o oyuncaklarını dolaplara tıkıştırana kadar kapıda ağaç oluyorum, annesinin de hadi çabuk kaldır şunları dediğini duyuyorum. birkaç kez anneme söyledim ama o paylaşmasa da sen paylaş diyip savuşturdu beni. dayımın ben 7 yaşındayken getirdiği bir bebek var boyu benim kadar, elinden tutarsan yürüyor. kız birgün geldi oynadı bebekle falan giderken de biraz da evde oynayabilir miyim diyip götürdü. ertesi gün bebeğimi almaya indim kız kıskıs gülüp "abim bebeğin kıçına örgü şişi soktu" dedi.dünyam başıma yıkıldı kıçında şişle bebeğimi alıp eve geri döndüm ağlayarak ve ne annesinin ne de kendisinin umurunda olmadı. şimdi düşününce bunu bilerek yaptıklarına inanıyorum. annem erken doğum yapıyor, doguma daha var diye anneannemler kıbrısa gitmiş evde kimse olmadığı için beni bunlara bıraktılar. bu komşu kadın bana resmen mobbing uyguladı. teyzemin bana aldığı bir saç lastiği vardı kadın kapıdan girer girmez bunu özleme nispet yapmak için mi taktın dedi. neymiş benim kaşlarım dağınıkmış özlemin yay gibiymiş, özlem aslında çalışsa benden daha başarılı olurmuş falan. düşünsenize emanet çocuk, annesi doğuma gitmiş endişeli bir çocuk ve sen habire eziklemeye çalışıyorsun. annem,doğumdan geldi kadının dünyası şaşmış, bebeğin kanı değişmiş falan ben bu olanları anlatmadım. yan apartmandaki kız bunlara geliyor yaz vakti tabii kapıda oynuyorlar, özlem özlem, arzuuuu ben de geliyorum, annem izin verdi diyorum, ben tam kapıdan çıkar çıkmaz bunlar eren peren olup evlerine giriyorlar afedersiniz ben döt gibi ortada kalıyorum. babam bana çanta alıyor gidip aynı renk aynı marka alıyorlar, ozamanlar yeni yeni duyulmaya başlamış mavi jeans'den bir hırka almışız lacivert aynısında bulup amışlar daha birsürü şey.lise bitene kadar bu böyle sürdü gitti, en son annem de bunların gerçek yüzünü anlayıp bunların ayağını kesti. ama demem şudur ki; başkalarının çocuklarından daha çok kendi çocuğunuzun ne hissedeceğini önemseyin, ben artık öyle yapıyorum. tek çocukta olsa paylaşmak isteyen çocuk paylaşıyor, hayat kiminle neyi paylaşacağını (kendi iradesiyle) öğretiyor...

  • 17. öğrenciye 12 yılda ingilizce öğretemeyen sistem

    yıl olmuş 2018 millet dijital çağa atlamış hala sistem diyenler var.
    sistem sensin canım kardeşim.sistemsizlik de senin tembelliğin.

    şu farkı bi çözemediniz. beyninize gelsin biri yüklesin istiyorsunuz. haftada 4 saat alacağın dersle ingilizce ya da başka bir dil öğrenebileceğini mi sanıyorsun.gerçi uykuda ingilizce öğrenme gibi fantazileri olan bir milletten ne beklenir o ayrı.
    4 dil bilen ingiliz bir arkadaşımın 5. dili öğrenmek için yatağında kitapla yatıp kalktığını her sabah uyanır uyanmaz 15 dk kitaba bakmadan yataktan çıkmadığını bilmezsiniz ama sistem sistem diye kendinizi tatmin edersiniz. öğretmen iyi anlatamıyorsa aç internette zilyontane kaynak video app vs var. şu şark kurnazlığını bırakın artık. sorun tembellik ve dili hayatınıza yaymamanız.

    edit ihtiyacı: gelen eleştiri mesajlarına göre kendi çabasızlığını/kapasitesizliğini sisteme yükleme çabasında olan arkadaşlar sayıca fazlaymış.
    bir ingilizce eğitmeni (öğretmeni değilim) olarak söyleyebilirim ki türk öğrencilere ne yaparsanız yapın şikayet etmekten başka bir işe yaramıyorlar. bu konuda çok dertliyim çünkü her ders neredeyse bu konuyla ilgili seminerler veriyorum öğrencilere özgüven kazandırmak ve ilham verebilmek adına.
    tamam şu konuda türkler olarak ingilizceyi latin toplumuna göre zor öğrenmemiz bizim dezavantajımız çünkü dil ailemiz farklı. cümle yapılarımız ve bağlamlarımız farklı. avrupa da herkes zaten kullandığı kelimelerin farklı formlarını öğreniyor çünkü kelime kökenleri aynı. bu konuda hakkımızı yiyemeyiz.

    hocam hep grammer hep grammer nereye kadar diyenlere bir dönem sadece skills temelli bir ders programı uyguluyorum. sonra dinlediği bir parçada ya da sorduğum bir soruda grammer detayını kaçırınca ama hocam bize bunu anlatmadılar ki nereden bilelim. e o zaman senin neyine korelasyon kurup ingilizce öğrenmek. sonra vay efendim biz konuşmak istiyoruz. tamam çocuğum al bunlar ezberlemen gereken atıyorum 100 temel kelime. al bunlar da bu kelimelerin nasıl kullanıldığını gösteren readingler ve listening parçaları. bunları bir zahmet çalış gel.
    sonuç ne mi? bir sonra ki derste mal mal bakan umutsuz bir öğrenci sürüsü. neden çünkü beylerimiz üşenmiş ezberlemeye.
    neyse ya zaten aklı başında olan bilinçli insanlar bahanelere sığınmaz yapar öğrenir kime ne anlatıyorsam. ha bunu yapanlar da diğer sürüden bir zahmet farklı olsun hakkını ve ekmeğini yesin dil bilmenin.
    beni hanımefendi kişiliğimden çıkarıyorsunuz.

  • 18. ekşi itiraf

    insanlara kendimizi kullandıracak cesareti biz veriyoruz aslında. “sen ne yaparsan yap, ben kabul eder, seni sevmeye devam ederim.” mesafesinde duruyoruz. elde etmişlik hissi ve hazzı yaşatıyoruz onlara. bize öyle çok güven duyuyorlar ki hiçbir gidişlerinde, dönüp bizi bulamama korkusu duymuyorlar. kabul edilmeme telaşı yaşamıyorlar. sınırlarımızı aşmalarına izin veriyoruz, gözlerimizin içine bakarak söyledikleri yalanların bile elimizden gelse bahanesini biz uydurup, özrünü biz dileyeceğiz.
    hayatımızın merkezine öyle sağlam yerleştiriyoruz ki onları, onlarsız devam edemeyeceğimizi, hiç olduğumuzu bağırıyoruz. kendimize olan saygı ve güveni bir başkasının egosuna yem ediyoruz. göğsünü gere gere bizi umursamadığını söyleyebilen insanları, yere göğe sığdıramadığımızı öyle bir ciddiyetle söylüyoruz ki lağımın dibinde olan, zirvede sanıyor kendini.
    her istediklerinde ellerinin altında olmamızdan tamamen sıkıldıklarında ve yine karşılarında yalvararak ağlayan bir çift göz gördüklerinde de başlarına bela olmamızı istemediklerinden şöyle diyorlar “amma da gurursuz çıktın!”

    bir nefes al ve senin sularını kirleten, sana bir obje gibi davranan herkesi hayatından kov!
    sevilmeye olan ısrarının, biraz sevilsen iyileşecekmişsin gibi hissedişinden olduğunu biliyorum.
    seni bu hale getirenin gurursuzluğun değil, biraz sevilsen kurtulacakmışsın gibi hissedişin olduğunu biliyorum.
    bunun için birilerinin ayaklarına yol olmaya gerek yok, seni gerçekten seven biri ile tanıştığında sana şöyle hissettiyor; “daha önce yaşamıyormuşum!”
    sizi gerçekten seven birinin kollarında uyandığınızda şöyle söyletiyor; “daha önce hiç uyumamışım.

  • 19. metroda inenlere öncelik tanıma saçmalığı

    dünyanın bütün medeni ülkelerinde toplu taşıma araçlarında inenler önceliklidir. herkes indikten sonra binilir, rush hour denen en kalabalık iş çıkışı zamanlarında bile böyledir. evrimini tamamlayamamış primatlar, köyde otlarken şehire inen sığırlar ve bok içinde yuvarlanan çomarlara ise medeniyetin gereği olan, saat gibi tıkır tıkır işleyen bir sistemin ve düzenli, huzurlu bir toplumun temel taşı olan en basit adab-ı muaşeret kuralları saçma ve mantıksız gelir.

    ağaç tepelerinde hönküren maymun kolonilerinin bile bir düzeni, nizamı var ama gel de bunu çomara anlat...

  • 20. suudi arabistan

    çadır devleti. ayrıca işlediği son cinayetle yönetici kadrosunun kafasında beyin yerine bok taşıdığını düşünüyorum. madem adamı öldürmeye karar verdiniz sayın gerizekalılar diplomatik pasaportu niye karıştırıyorsunuz. binlerce farklı yoldan hiç şüphe çekmeden işleyebilecekleri cinayeti tam da suud kahpeliğine ve barbarlığına yakışır şekilde 15 kişi kasap gibi işlemiştir.

    işledikleri cinayet kusursuz veya dahiyane değildir. aksine bugün itibari ile cinayeti işleyen 15 eleman ve cemal kaşıkçı'nın konsolosluğa girişi ve çıkmayışı tespit edildi. geriye diplomatik ayrıcalığını barbarlık için kullanan bedevi devleti kaldı. bundan sonra sadece türkiye değil tüm dünyada bilinen bir vahşet var. babayı alırlar elini kolunu sallayarak bir yere girmeyi.

    edit:imla

  • 21. her gün duş alan insan

    bence her normal insanin yapmasi gereken eylemdir. turkiye'ye gittigimde her dusa girdigimde cevremden ne cok dusa giriyorsun benzeri bir konusmaya denk geliyorum. dus meditasyonu diye bir sey var bir kere gercekten insanin modunu olumlu degistiriyor hijyen disinda da guzel bir faydasi var. burada sirketlerin icinde bile dus almak icin alanlar var insanlar sabahlari ozellikle ise bisikletle gelenler sabah duslarini aliyorlar islak saclariyla bilgisayarlarinin basina geciyorlar. siz de usenmeyin her gun dus alin bir sakincasi yok hatta guzel ve medeni bir olay.

  • 22. çocuğu osursa hastaneye depar atan anne

    yeni nesil türk annesi. genlerinde var diyecem ama o da yok. sokakta kafa göz yarıp oyuna devam ettiğimi biliyorum.

    - ekreeeeeğm bunun burnuna nolmuş?????!!??

    -- sivilceye benziyor hayatım.

    - ne sivilcesi ne biçim babasın allah belanı versin yürü acileeee!

    not: gülün geçin diye yazılan şeylere paragraf döşeniyor ahahahah. bu arada 2.5 yaşında kızım var. ellerinizden öper. gayet sağlıklı.

  • 23. vedat milor'un doblo'nun ne olduğunu bilmemesi

    açmadım ama vedat milor haklıdır.

  • 24. fakir uyuşturucuları

    (bkz: tv8)

  • 25. akp'liler erdoğan'dan sonra kimi ister sorunsalı

    o zamana kadar teknoloji ilerleyip yapay zekaya erdoğanın bilincini aktaracaklar ve reisimiz hologramla garavel usta modunda aramızda olcak hatta uslu birer çomar olursak ansızın banyoda arkamızda bile belirebilir sabunlara dikkat

  • 26. sevişilen en ilginç yer

    buğulu cam arkasında, caddeye karşı...

  • 27. türkiye geneli %10 indirim kampanyası

    benzin, elektrik ve doğalgazdan başlasın madem.

  • 28. türkiye'deki suriyeli mülteci dağılım haritası

    kilis'te rakamlar yanlış , gidince göreceksiniz ki her 3 kişiden 4 ü suriyeli

  • 29. monitörün altına 1 top a4 koyan çalışan

    ergonomik çalışma koşullarını sağlamaya çalışmakta olan kişidir.

    monitörün en üst kısmı göz hizasında olmalıdır. sandalyeyi indirmek veya monitörü yukarı çevirmek bunun çözümü değildir. muhtemelen masa yüksekliği uygun değil veya monitörün yükseklik ayarı mevcut değil.

    1 top a4 kağıdı yerine farklı bir nesne koyulabilir.

  • 30. psikoloğu psikiyatrdan üstün tutan gerzekler

    danışanını dinleyip probleminin kaynağına inen, çözümü için yardımcı olan, farkındalık yaratan psikologu; gelene geçene anlayıp dinlemeden leblebi gibi antidepresan yazan psikiyatrdan üstün tutanlar.

    psikiyatrlar yüzünden insanlar antidepresan bağımlısı oldu.

  • 31. aykut kocaman

    ali koç'un, kendisinin geride biraktigi ekibiyle ilgili yaptigi aciklamalar, cok sukur turk futbolunun son 30 yili hakkinda saglam bir hafizaya sahip oldugum icin, beni hic sasirtmamistir...

    aykut kocaman, fenerbahce'ye, sakaryaspor'dan, 1988 yazinda geldi... kulupten gidisiyse 1996 yazina denk geldi...

    kulupte gecirdigi sekiz sezona bakildiginda o donemde fenerbahce iki sampiyonluk gordu... biri ilk sezonu olan 1988-89 sezonunda, biri de son sezonu olan 1995-96 sezonunda...

    ilk sezonunda caylaklik donemindeydi ve takim icerisinde herhangi bir agirligi yoktu... son sezonunda da, yasinin da etkisiyle artik geri planda kalmaya baslamisti... sezon basladiginda takimin ideal forvet ikilisi elvir boliç-dalian atkinson'di, hatta bu ikilinin ilk alternatifi de feyyaz uçar'di... daha sonra feyyaz'in ara transferde ayrilmasi ve atkinson'in da sezonun ikinci yarisinda yasadigi sakatliklar, sezonun son bolumunde aykut'un tekrar forma sansi bulmasina yol acmisti... zaten meshur trabzon macindaki golu de bu esnada gelmisti...

    aykut'un takimin onde gelen isimlerinden oldugu 1989-1995 araligindaysa fenerbahce, tarihinin en uzun sampiyon olamama donemini yasadi... bu alti sezonda uc ikincilik, bir dordunculuk, iki de besincilik elde edildi... aykut kocaman ve oğuz çetin'in basini cektigi "sakaryalılar grubu" adinda bir cetelesmenin, takim icerisindeki etkinligi de sagir sultan tarafindan bile duyulmustu... ozellikle 1991 yazinda tanju çolak'in transferi sonrasında oguz ile birlikte tanju'ya karsi cephe aldiklarini gormemek icin kor olmak gerekiyordu... oguz'un pas tercihleri hep aykut'aydi, tanju'nun attigi gollerde de genelde gerson, novak ve ridvan asist yapiyordu...

    gelelim ali şen tarafindan, 1996 yazinda, oguz ile birlikte kulupten gonderilmesine...

    ali sen, bu kararin gerekcesi olarak, kritik trabzon maci oncesinde soz konusu ikilinin, kendisiyle prim pazarligi yapmaya kalkismasini, ozellikle de aykut'un bu konuda cok israrci ve negatif bir tavir takinmasini gostermisti...

    ancak aykut, trabzon maci sonrasinda oyle bir hamle yapmisti ki, ali sen'in bu aciklamalari yillar yili ciddiye bile alinmadi...

    aykut, macta galibiyet golunu atmisti ve sampiyonlugun kilidi de 2-1'lik galibiyetle acilmisti... ancak aykut, ali sen ile yaptigi son gorusmenin ardindan, baskanin kendisini gelecek sezon icin kadroda tutmayacagini da adi gibi biliyordu... hazir eli de gucluyken, macin hemen ardindan, sicagi sicagina, futbol kamuoyunun hic alisik olmadigi bir aciklama yapti mikrofonlara... trabzonlu oyuncularin da en az kendileri kadar emek sarfettigini, onlarin da sampiyonlugu en az kendileri kadar hak ettigini, ancak bugun alinan sonuctan sonra onlarin hic de hak etmedikleri bir kotu muameleyle karsi karsiya kalacaklarini bildigini, bu yuzden de attigi gole doyasiya sevinemedigini ifade ediyordu...

    sadece soylenenlere bakildiginda dunya futbol literaturune girecek cinsten bir fair-play ornegiydi belki bu... ama ardindaki niyet, sezon sonunda gonderildiginde "ali sen, aykut'u malum aciklamalari icine sindiremedigi icin gonderdi" algisini kamuoyunda yaratmakti... gercekten de bu konuda son derece basarili oldu... bugun bile insanlara sorsaniz, cogunluk "ali sen, aykut'u o aciklamalari icin gonderdi" der... e peki aykut'un yaninda oguz niye gitti, dusunmez...

    aykut kocaman fenerbahce'den futbolcu olarak ayrildiktan yaklasik dort sene sonra teknik adamliga basladi... 2005-2006 sezonundaysa, fenerbahce ust uste ucuncu sampiyonluguna giderken, 1 ekim 2005 konyaspor-fenerbahçe maçı ile birlikte fenerbahce'yle arasindaki ilk ciddi gerilimi de yasiyordu... macta fenerbahce 2-0 geriye dusmus, nicolas anelka'nin konya kalecisine eliyle yaptigi faulu hakem özgüç türkalp'in gormemesi neticesinde buldugu golle farki bire indirmis, ardindan da pes pese uc gol daha bularak sahadan 4-2'lik galibiyetle ayrilmisti... macin ardindansa aykut kocaman, acik acik fenerbahce'nin hakemi ayarladigini ima ederek "bu kirli duzen, duzelmek icin bir kurban istiyor, bu macla birlikte futbol kariyerimi sonlandiriyorum" diyordu...

    sonrasinda elbette aykut kocaman futbol kariyerini falan sonlandirmadi ama fenerbahce'nin zirve yolundaki uc rakibi birden ertesi gun sahaya "el değmemiş temiz bir lig istiyoruz" pankartlariyla cikti ve sezon boyunca da kamuyounda fenerbahce'nin masabasi oyunlarla zirve yarisina tutundugu, rakiplerininse alinteri ve emekle bu cirkinlige karsi mucadele eden birer sovalye gibi oldugu algisi olusturuldu... bunun sonu da nereye vardi? sezonun denizli'de oynanan son macinda sahaya onlarca defa tecavuz edilmesine ragmen, butun sartlar macin tatil edilmesi ve 3-0 fenerbahce lehine tescil edilmesine isaret ederken, hakem selçuk dereli, en az 30 dakika duraklamis bu maci sadece 16 dakika uzatti ve sonunda da bitirdi... skor 1-1 olunca da fenerbahce lider girdigi son haftada sampiyonlugu kaybetmis oldu... kamuoyunda kimse de, sezon icerisinde olusturuan o algidan oturu, fenerbahce'nin yasadigi magduriyeti dile getirmedi... hatta o 16 dakikalik uzatma da bir lutufmus gibi gosterildi...

    daha sonra ne olduysa, aykut kocaman'in o malum konya macindan sonraki tavri unutuldu ve kendisi 2009 yazinda kulube sportif direktor olarak getirildi...

    asil kayisin kopmasiysa bu esnada yasandi bence... zira sportif direktorlugu zamaninda yaptiklari, lafi hic egip bukmeye gerek yok, dupeduz ahlaksızlıktır...

    takimin kadrosu zaten dar... bununla ilgili problemler de 8'de 8 yapilarak baslanan sezonda sonradan kor topal gidilmesiyle kendisini az cok belli etmis... ikinci yarida yarisin daha da kizisacagi asikar... ustelik avrupa ligi'nde de eleme turlari basliyor... boylesine bir donemde devre arasinda roberto carlos ile yollar ayrilmis... keza colin kazim da gonderilmis... teknik direktor christoph daum transfer istegini defaatle dile getirmis... buna karsilik aykut kadromuz yeterli demekle yetinmis... ustune de sadece gökhan ünal transferi yapilmis...

    sonra ne mi oldu peki? o daracik kadro, ozellikle subat ayinda oylesine eksildi ki ic sahadaki lille macina 13 kisiyle cikmak zorunda kaldi... sampiyonluk da son macta tek bir golle kacti...

    sezon sonundaysa aykut, daum'un yerine teknik direktorluge getirildi ve o "yeterli" dedigi kadroya mamadou niang, miroslav stoch, joseph yobo, caner erkin ve issiar dia'yi transfer etti...

    dahasi, cicegi burnunda fenerbahce teknik direktoru, bakin sadece 10 hafta once nasil bir demec vermisti:

    --- spoiler ---

    özellikle şunu da söylemek gerekiyor: belki bu sözlerin açıklaması olabilir. şunu da ifade edebilirim. benim sayın daum'un yerine gelmek gibi bir düşüncem asla ve asla yok. çok net bir şekilde söylüyorum. bu hem kendimi inkar etmek, hem fenerbahçe spor kulübü'nü inkar etmek olur. böyle bir tasarrufum asla olmadı ve asla olmayacak. bunu çok net bir şekilde söylüyorum. ancak sezon sonunda hem pozisyonumla ilgili olarak hem de genel durumla ilgili olarak bir değerlendirme yapma hakkına sahibim
    --- spoiler ---

    inanmayanlar icin link burda... kaynak da baya baya fenerbahce resmi sitesi ustelik...

    sadece bu demecin 10 hafta sonrasinda dediklerinin tam tersi yonde hareket edip daum'un yerine teknik direktor olmasi ve dort ay evvel "yeterli" dedigi kadroya ilk 11'in yarisini degistirecek kadar transfer yapmasi bile aykut kocaman'in ne oldugunu ozetler niteliktedir!

    ancak bunu da cogu goz gormek istemedi...

    fenerbahce'de berbat baslayan ilk sezonunda kafayi alex'e takmisti... fakat devre arasina dogru lider trabzonspor'un sekiz puan gerisinde kalinmasi neticesinde, muhtemelen azizsilinin de etkisiyle, kendisi alex odakli eski duzene donmus ve alex'in de kariyer rekoru kiran performansi sayesinde sampiyonluk gelmistir...

    lakin sonradan bu sampiyonluga malum 3 temmuz camuru sicradi... aykut da basta kendisini kurtarabilmek icin hiz siniri asilmis ama radar bir takima tutulmus! gibi sacma sapan bir aciklama yapti lakin sonradan ne hikmetse yine "3 temmuz operasyonuna karsi dik durus" sergiledigi algisini yaratmayi basardi!

    bundan sonrasiysa alex gidene kadar alex ile ugrasmaya devam etti yine... 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı'nda alex'i 75 dakika kulubeye hapsetmesiyse "alex sayesinde bir sampiyonluk daha gelecegine galatasaray kadikoy'de kupa kaldirsin" diyecek kadar kisisel husumetleri yuzunden gozu donebilecek biri oldugunu gosteriryordu aslinda... ertesi sezona girildikten kisa bir sure sonra da muradina erdi ve alex'i kulupten uzaklastirdi, hem de aziz babasini da gayet guzel kafalayarak, alex'i sadece gondermekle kalmadi, elinden geldigince de itibarsizlastirmaya calisti...

    aykut kocaman'in ne denli kotu bir teknik direktor olduguyla ilgili daha once burada defalarca yazdim... isteyen eski entrylerime de bakabilir (bkz: aykut kocaman/@marston and son)

    bunlari daha fazla tekrarlamaktansa son olarak kendisinin medyayi nasil kullandigina da az cok deginip, bugun ali koc'un yaptigi aciklamalar dogrultusunda perde arkasinda neler cevirmis olabilecegini biraz daha iyi anlamaya calismakta fayda var...

    oncelikle turk spor medyasinin yapisindan biraz bahsetmek lazim... (bunu da bizzat icine girip o yapiyi gormus ve fazlasiyla overqualified oldugu icin bu yapida barinamamis biri olarak soyluyorum, haricten gazel okumuyorum - ukalalik yaptigim da sanilmasin, isteyen bugune dek yazdigim entryleri inceleyip cv'mi uc asagi bes yukari gorebilir)... turk spor medyasi, uzun yillar boyunca hic ama hicbir vasfi olmayan, genellikle ortaokul-lise mezunu asalaklarin elinde kalmis... 1990'larin sonuna kadar neredeyse bu captaki adamlar 17-18 yasinda, basinin baska hicbir kosesinde bir baltaya sap olamayacaklari goruldugu icin, "sen de falanca takimin antrenmanlarina git, muhabir olarak ise basla o zaman" diye bastan savilircasina spor muhabirligine yonlendirilmis, yillarca salla basini al maasini seklinde calisinca da yavas yavas bulundugu yerde yukselmis ve yaklasik 25-30 yillik bir surec sonunda da spor servisi mudurlugu ve kose yazarligi gibi yerlere gelmisler, bunun ardindan da hak ettiklerinin ustunde kazanmaya ve hak ettiklerinin cok otesinde sohrete sahip olmaya baslamislardir...

    bu adamlarin yonetici oldugu bir medyada haliyle en son onem verilecek sey de liyakattir... zira bu adamlar, altinda calisacak kisileri cok iyi seviyede yabanci dil bilen, cok iyi okullarda okumus, futbol dunyasinda olup biten her seyi cok iyi takip eden, futbol haricinde de ciddi anlamda genel kulture sahip kisilerden secseler, kisa sure icerisinde kendi yeterlilikleri sorgulanir hale gelecektir... o yuzden bu tipler, spor basininda yukselmenin kosulu olarak, kendi sahip olduklari tek vasfi on plana cikarma yoluna gitmislerdir... nedir o? eski olmak, kidemli olmak! hicbir yabanci dili bilmeyen, cahil cuhela tipleri alip muhabirlikten yetistirmeye baslamak, bu yoneticiler icin en saglikli yoldur zira bu yeni yetistirilen isimler, kendileri daha eski, daha kidemli olduklari icin onlarin ayagini kaydiramaz...

    peki boyle yetisen muhabirler nasil habere ulasabilir? hicbir yabanci dili olmayan bir muhabir, bir yabanci hocayla muhatap olabilir mi ornegin? alin size turk medyasindaki yabanci hoca dusmanligi ve yerli hoca fetisizminin en temel sebebi...

    yabanci hocalarla muhatap olma sansi olmayan muhabir, bunun aksine yerli hocalara bir cep telefonu uzakligindadir... yerli hocalar da zaten kendilerini deli gibi savunan bu asalaklara, cikar iliskisinden dolayi cok samimi yaklasirlar... "aman sayin hocam, aman canim hocam, soyle buyuksunuz hocam, boyle muhtesemsiniz hocam" seklinde yapilan yalakalik girizgahlarinin ardindan da yalanan bu teknik direktorler, muhabirlere, ihtiyac duyduklari dedikodu malzemesinin bircogunu verirler... muhabir, haberi icin malzeme elde eder, teknik direktor de yalanma ve gazete sutunlarinda korunma ihtiyacini karsilamis olur ve bu simbiyoz iliski de yillardir bozulmadan bu sekilde devam eder...

    aykut kocaman da bu duzenin cok iyi farkina varmis bir isimdi ve gorev yaptigi sure icerisinde ahmet ercanlar ve emre bol basta olmak uzere bircok muhabiri gayet guzel beslemisti...

    alex'in gonderilmesine yakin ahmet ercanlarin "alex'in faydali kosu mesafeleri", "alex'in sprint mesafeleri" gibi bilgileri gecip haber yapmasini falan bir hatirlayin hele...

    aykut kocaman bu asalaklari sonraki donemlerde de hep beslemeye devam etti... onlar da her sartta aykut hocalarini savunmak, onun yararina kamuoyunda algi olusturmak icin ellerinden geleni yaptilar... bu sayede fenerbahce'nin ligde elde ettigi ikincilikler aslinda basariymis gibi gorulmeye baslandi... sezon boyunca liderin yanina yaklasamayan takim, son haftalarda coktan ununu eleyip elegini asmis takimlarla oynayip bunlara karsi bol gol atip kazaninca da "hocaya savunmaci diyordunuz ama bu takim sampiyonlugu sadece uc puan farkla kacirdi, en cok gol atan takim oldu" diye agiz birligi etmiscesine ayni seyleri soylediler... hicbiri soz konusu donemde tek ciddi macin akhisar'a karsi kaybedilen kupa finali oldugunu, galatasaray sampiyon olamasaydi onun yerini, bu durumda tt arena'dan puan cikartacak olan basaksehir veya besiktas'in alacagini soylemedi mesela...

    mevcut sezonda da, aykut kocaman artik fenerbahce'nin basinda olmamasina ragmen, bu kalemsorler bu algilara devam ettiler...

    ote yandan takim, kulup tarihinin en kotu lig baslangici performansini ortaya koyunca da kalemler iyice sivriltildi, hepsi aykut geri gelsin diye gazel okumaya basladi... tum bunlar olurken bugun ali koc'un aciklamalarindan goruyoruz ki bu yapilanma sadece medya ile de sinirli degilmis... aykut kocaman'in eski ekibinden olan ve goreve devam eden antrenorler de ciddi ciddi kulup icinde sabotaj yapmakla mesgullermis...

    bu adamlarin, agababalarindan direktif almadan boylesine bir sabotaja kalkisacaklarini dusenecek kadar da naif olmayalim tabii... hele bir de aykut kocaman'in gecmiste ozetledigim davranislarini goz onune alirsak... zaten ali koc'un konusmasi sonrasinda a spor'da konusmayi yorumlamaya calisan emre bol'un "ya ne varmis antrenman bilgilerinin disari gitmesinde, doktorlar bile hasta raporlarini yeri geldiginde baska doktorlara gostermiyor mu fikir almak icin, ehe ehe" seklinde zirvalamasi bile aykut onderligindeki bu cetenin varliginin delili niteligindeydi...

    ezcumle;

    aykut kocaman fenerbahce spor kulubunun kapisindan iceri girmis en buyuk hainlerden biridir... kulubun su an icinde bulundugu kotu durumun da bas musebbiblerindendir...

    hala daha kendisini savunanlarin bir an once o derin gaflet uykularindan uyanmalarini diliyorum...

    ozellikle bugun aciklanan rezaletlerden sonra da taraftarin oncelikli gorevi, ne olursa olsun bu zatin ve yancilarinin bir daha bu kulubun onunden bile gecmemesi icin uyanik olmalaridir... yapilacak protestolar, alinacak pozisyonlar oncesinde hep bu husus akillara getirilmelidir...

  • 32. kafeste kadın taşıyan kayserili vatandaş

    kusura bakmayın da 2 kişi seyahat edebilecekleri tek araç o olduğu için o şekilde gidiyor olamazlar mı? herşeyde de art niyet aramanın anlamı yok. köle pazarına falan gitmiyorlarsa tabi...

  • 33. 10 ekim 2018 trafikte yeni cezalar

    cezalar kekolara yönelik rahat olun

  • 34. yusuf namoğlu

    geçen yıl başakşehir yerine galatasaray’ın şampiyon olmasını hakem ümit öztürk’le organize eden tetikçidir
    maç 2-2 giderken muslerayı bire birde geçen alanyalı oyuncu untouchables muslera tarafından indirilmişti. hakem sırf penaltı ve kırmızıyı çıkarmamak için mabadından ofsayt uydurup galatasaray’ı aklamıştı
    zavallı galatasaraylılar fatih terim dehasına yorarlar o şampiyonluğu
    gerideki asıl kahraman ise işte bu elemandır

  • 35. orhan gencebay'ın saraya atanması

    kula kulluk edene yazıklar olsun.

  • 36. avrupalı kız ile türk kızı arasındaki farklar

    türk baba ve sevgilisi ile, yabancı baba ve sevgili arasındaki farklara bakılırsa, aradaki uçurumun sebebi anlaşılabilir. bir de hangi maksatla sürekli insanımızı aşağılıyoruz? türk kadınını beğenmeyen erkekleri uzaylılar değil, yine bir türk kadını yetiştiriyor. rahatsız olunması gereken türk kadını ya da erkeği değil, türk mantalitesi. çünkü kadın ve erkek arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkları, toplum yapısının cinsiyetleri eşit tutmaksızın birey yetiştirmesinden kaynaklandığını düşünüyorum.

  • 37. yemek yapan erkekler

    (bkz: pişiyor mu böyle)

  • 38. bir kitap ayracına 39 lira 90 kuruş vermek

    onun yerine kitabin arasina bi 5 dolar koyun ilerde yukselir kâr bile edersiniz.

  • 39. kadınlar neden topuklu ayakkabı giyer

    seksi çünkü olm. bu kadar basit.

  • 40. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    var olduğuna inanmadığım veritabanıdır.

    şöyle ki; buradan bir kaç arkadaşa zamanında yazdım, elimden geldiğince dinleyip kendi çapımda çözümler sunabilirim diye düşündüm.

    cinsiyete bakmadım, önemli olan dertleşmek diye düşündüm, inandım lan işte mal gibi.

    noldu peki? geri dönüş olmadı. neden bariz belli bence: iki sap neden dertleşsin lan!?

    halbuki ben insani açıdan yaklaşmıştım, tamamen iyi niyetimle. ama maalesef burada dertleşmek adına yazan bir çok erkeğin tek hayali kafasını sıcak bir memeye koyup ağlamak, yavru kediyi oynamak.

    bari acındırmadan yapın olm bu işi. sonra sizin gibiler yüzünden karı milleti erkekler şöyle erkekler böyle diye konuşuyor.

    mutlaka arada cidden dertleşmek isteyen vardır, herkes cinsiyetçi olamaz tabii.iyi niyetli o arkadaşları tenzih ederim..

  • 41. 10 ekim 2018 denizli olayları

    esad'a hak veriyorum artık, bunların anasını sikmekle çok doğru yapıyormuş.

  • 42. 10 ekim 2018 belçika şike soruşturması

    (bkz: yaptıysam club brugge için yaptım)

  • 43. yurt dışında ilk gece

    daha dun gibi. 15 yil gecmis neredeyse ve hala buralardayim. kaldigim misafirhanenin penceresine vuran yagmur tanelerine bakarak uyumaya calismam; yapabilir miyim; basarabilecek miyim; sorular; dusunceler; hayaller. %90'i gercek oldu. mutluyum. mutluyuz. hayat ilginc. bilinmez. hayal edilemez. herkese nasip olur umarim.

  • 44. ali koç

    minimum 7-8 sene baskan olmani beklemistim, simdi baskanimsin. sonuna kadar birlikteyiz, her kararinin arkandayim. kalpler beraber.

  • 45. cemal kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürülmesi

    *adam washington'da büyükelçiliğe gidiyor, git istanbul'da hallet diyorlar.

    *istanbul'da konsolosluğa gidiyor, 5 gün sonraya randevu veriyorlar.

    *adamın geleceği gün öğleden sonra türk çalışanlara toplantı var denilerek izin veriliyor.

    *o gün 15 kişi suudi arabistan'dan konsolosluğa geliyor 3 saat sonra çıkıp suudi arabistan'a geri dönüyorlar.

    *yine tesadüfi bir şekilde o gün konsolosluk kameralarının kayıt yapmadığı açıklanıyor.

    adamı öldürdükleri açık da ceset nerede acaba? washington'da istanbul'a git demeleri arapların türkiye'ye ne gözle baktığının kanıtı olmuş. biz bu boku abd'de yiyemeyiz ama türkiye'de rahatça hallederiz demişler açıkça.

  • 46. genç girişimcilerin çoğunun batmasının sebebi

    müşterilerin ahlaksız ve orospu çocuğu olmaları söz verdikleri tarihlerde ödeme yapmamaları, az yapmaları, içerde bakiye tutmaları.
    girişimcilerin müşterileri iyi niyetli insanlar zannedip onlara taviz vermeleri.
    likidite krizi.