debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. bebek arabasını görüp asansörde yol vermeyen tip

    çocuğum olana kadar avmlerde hiç asansör kullanmamıştım, asansörü beklemek; bana gezmek ve ya alışveriş yapmak için geldiğim bir yerde dolaşarak aşağı inmeye ya da yukarı çıkmaya tercih edilecek bir eylem olmadı hiç... ama bu demek değil ki; asansörü kullananları mantıksız bir hareket yapmakla suçluyorum, sadece kendi düşüncemi paylaştım.

    bebek arabasıyla yürüyen merdiveni kullanamazsınız, bu çok tehlikelidir, hiçbir ebeveyn çocuğunu böyle bir tehlikeye atmak istemez. dolayısıyla kat inip çıkmak için asansörden başka bir şansı yoktur.

    ben ruhsuz alışveriş merkezlerinden pek hoşlanmıyorum ve mümkün olduğu kadar o kapalı ve sıkıcı alanlarda vakit geçirmemeye çalışıyorum ama maalesef ki, bir çok ihtiyacını kışın sıcak, yazın serin bu mekanda gidermek çok konforlu ve ister istemez gidiyorsunuz. eğer ailece gittiysek, ya ben ya eşim asansörü kullanır, diğerimiz yürüyen merdivenle iner ya da kızım arabayla değilse, yürüyorsa; asansöre binmek istediğinde önceliğin ihtiyacı olanlarda olduğunu söyleyip, binmesine izin vermem. asansöre binmeyi istemesinin sebebi, üst kattaki asansörün yanında olan oyuncak mağazası... kimi zaman ağlar, ama ağladığı halde kararımdan dönmem; çünkü diğer insanlara karşı hoşgörülü ve merhametli olmak zorunda ve bunu çocukken öğrenmek zorunda! ama görüyorum ki; çocuğumu boş yere ağlatıyormuşum! kimse kimsenin müşkül durumuna ya da ihtiyacına hoşgörülü yaklaşmıyor hatta heceleye heceleye ders veriyormuş hepimize! hiçbir mecburiyetiniz yok zaten, yol vermek ya da yer vermek zorunda değilsiniz, buyrun binin asansöre istediğiniz yere inip çıkınız efendim... yol da yeter asansör de yeter hepimize, böyle ufak şeyleri dert edip üzmeyin kendinizi...

    yeni nesil annelerin şımarıklığından dem vuruyorsunuz anlıyorum, hak da veriyorum ama arkamızdan itip, arabanın ön tekerine çarpıp asansöre binenleriniz var yahu... bu kadar hoşgörüsüz olacak ne yaşadınız gerçekten merak ediyorum.

    merdiven şeklinde olanlarından değil, yol şeklinde olanlarından yapsınlar şu merdivenleri, o asansörün önünde bekleyip, sizin o nemrut suratınızı çekersem, gelin yüzüme tükürün!

  • 2. 8 aylık bebeği yer yok diyerek ölüme terk etmek

    merhabalar. böyle bir başlık açacağım hiç aklıma gelmezdi ancak bütün ofis öyle bir çaresizlik içerisindeyiz ki yapacak başka bir şey bulamadım.

    aynı ofis'te çalıştığım bir arkadaşımın 8 aylık yeğeni yunus emre oruç bursa dörtçelik hastahanesi'nde ölümle pençeleşiyor. ishal ve kusma şikayetiyle 3 gün önce hastahane'ye götürülen minik kardeşimize karaciğer ve böbrek yetmezliği teşhisi konuluyor. şu anda durumu kritik ve idrarı, kakası, vücudunda iğne takılan hemen her yerden kan geliyor.

    türkiye genelinde bütün eğitim araştırma hastahaneleri, üniversite hastahaneleri ve özel hastahaneler de dahil olmak üzere başvurulmayan yer kalmadı ancak her hastahaneden yer olmadığı gerekçesiyle olumsuz yanıt alındı, daha doğrusu sürekli haber bekleniyor.

    şu anda aile perişan bir halde yardım eli uzatılmasını bekliyor, son çare cumhurbaşkanlığı'na, bimer'e kadar her yere yazdılar. miniğin durumu ise her geçen saat daha da kritikleşiyor. tek yapılması gereken uygun bir hastahaneye sevk edilerek yoğun bakım altına alınması ancak bu yapılamıyor.

    aranızda yardımcı olabilecek birileri vardır belki diye düşünerek son çare sizlere yazıyorum arkadaşlar, desteğiniz için şimdiden teşekkürler.

    muhammed oruç (babası): 0535-644-71-59
    samet keleş (kuzeni): 0535-324-67-90

    * * *

    edit (1): arkadaşlar müthişsiniz, yarattığınız etkileşime gerçekten inanamıyorum. telefonların, mesajların ardı arkası kesilmiyor, çok sağolun. az önce miniğin dosyasının bursa uludağ tıp fakültesi kriz masasında değerlendirmeye alındığı bilgisi geldi. umuyoruz ki yoğun bakım ünitesine nakil kararı çıkar. bilgi geldikçe edit'lemeye çalışacağım.

    edit (2): aileden gelen son habere göre miniğin durumu ağır olduğu için profesörler hareket ettirilmesinin çok riskli olduğunu belirtmişler. 2 gün daha dörtçelik hastahanesi'nde (uludağ üniversitesi’ndeki profesörlerin de takibiyle) gözetim altında tutulması gerektiği, biraz daha düzeldikten sonra minik kardeşimizin uludağ tıp fakültesi'ne nakledileceği söylenmiş. umarız önümüzdeki süreçte her şey yolunda gider ve nakil olana kadar bir aksilik yaşanmaz. gösterdiğiniz destek için aile size minnettar; okur, yazar, hepiniz çok büyük sevaba girdiniz. dualarınızı eksik etmeyin, inşallah minik yavrudan gelen iyi haberleri de sizlerle paylaşacağım.

  • 3. 26 ocak 2018 beşiktaş kasımpaşa maçı

    "ben mi hiç anlamıyorum futboldan bilmiyorum ama negredo ne işe yarıyor ?"

    sen anlamiyorsun kardeşim, evet

  • 4. #yellowfriday

    bir fenerbahçeli olarak hem kulübe destek hem de fanatik galatasaraylı kankeytamın doğum günü hediyesini aradan çıkarma amaçlı katılacağım etkinlik. feda tişörtlerinden de almıştım zamanında beşiktaşlı arkadaşlarım için, dayanışma güzeldir.
    gümüş yüzükler indirime girmiştir inşallah, çok amin.

  • 5. izmir

    sevgili istanbullu,

    orası bayraklı diye bir semtti, çomarlar mevcut şartlarda merkezden ilçe alamıyorlardı il teşkilatı burada böyle bir semt var alt kimlik çomar dolu burayı ilçe yapalım denize de sıfır hem arazi hem konum müthiş merkezden de belediye garanti diye ilçe yaptılar sonra ilk seçimlerde hesap tutmadı orayı da chp aldı

    hesapları bitti mi elbette hayır, hemen ilçede gökdelen yapımına izin verildi çünkü ilçe olacaktı alacaklardı ona göre tonla söz verildi parsel satışı yapıldı,

    sahilden özkanlara kadar bataklık olan alana mantar gibi gökdelen diktiler, estetik kaygısı olmadan bina inşaatı yapılıyor ve buna izin veren çevre ve şehircilik bakanlığı hiçbir altyapı tedbiri almadan berbat sistemin üzerine gökdelen dikilmesine hala izin veriyor,

    izmir e göç eden istanbullu profili felaket, her şeyi para ile alabileceğini sanan züppe tipli adamlar yüzünden tarlaların fiyatları iki yılda dört katına çıktı,

    trafiği de unutmayalım, on dakikaya gittiğimiz yolu bir saate alıyoruz artık bol bol yakıt tüketimi,

    senin o gördüğün yer hala gecekondu semtidir çünkü modern yapılar yapılırken hiçbir şehircilik anlayışına dayanmadan rant kaygısıyla izin verilmiştir,

    sizden ricam lütfen defolun allah rızası için

  • 6. yazarların en sevmediği huyları

    dagınıklık, üşengeclik

  • 7. nuriye ve semih'in açlık grevine son vermesi

    (bkz: 324 gün aç kalıp ölmemek)

  • 8. sen anlat karadeniz dizisindeki snuff sahne

    öpüşmek yasak kadına şiddet serbest. tam türk örf ve adetlerine uygun bir dizi rtuk'ez şikayet edecek bir şey göremiyorum.

  • 9. 26 ocak ankara kızılay dilenci rezaleti

    üst edit: arkadaşlar. ben çocuğu tutup kendimden uzağa (1 metre) montunun kollarından tutarak savurdum bir kez ve sonrasında cebinden ne olduğunu anlamadığım tornavida ucu ya da bıçak olasılıklarından biri olduğunu algıladığım bir cismi fırlatmak üzere harekete geçti.
    korktum. ısrarını tacize dönüştürdüğü için korktum ve eğer daha da arttırsaydı muhtemelen korkuyla saldırganlaşırdım. kusura bakmayın ben sizin gibi on kişiyi dövebilen, hayatta kimsenin sırtını yere getiremediği bir cüneyt arkın değilim. basit, sıradan bir insanım. fiziksel olarak zarar görmekten değil. dayak yemekten değil. yaralanmaktan değil. bir hastane odasında yatar vaziyette annenizin sizi ziyaret ettiği o anı düşünün. bu yüzden korktum. bunu kimseye yaşatmak istemiyorum.
    bana özelden "nefret dolu" bir entry yazdığımı söyleyenler var. beni tanıyanlar nefret dolu biri olmadığımı biliyorlar.
    bana özelden "vicdansız" diyenler var. başkasının vicdanı nasıl ölçümleniyor bilmiyorum.
    bu çocuğa yemek ısmarlamak ya da para vermek çözüm değil bunu biliyorum.

    ayrıca bana ahkam kesen arkadaşlarım benim yaşantım hakkında hiçbir bilgiye sahip değiller. belki de açlıkla savaşıyorum nereden biliyorsunuz? belki sizin gibi düzenli bir hayat sürdürmememin zorluklarıyla savaşıyorum. belki sizin gibi bir gelirim yok nereden biliyorsunuz? başkasına verebileceğim beş lirayla üç gün yaşıyorum belki nereden biliyorsunuz?

    ahkam kesmeye gelince yukarıdan aşağı ne vicdansızlık kalıyor ne bir şey. kızılay benim için travma dolu bir yer. orada olan en ufak şey ellerimin titremesine neden oluyor.

    bunu yaşadım ve kızılay'da olmaktan zaten fazlasıyla rahatsız oluyorum. aylarca terapi aldıktan sonra yeniden o caddede yürüme cesareti bulabildim.

    şehrin her tarafının güvenli olması gerekiyor. benim sivil toplum kuruluşlarına ya da yoksullara yardım etmediğimi nereden biliyorsunuz?
    bu bizi ilgilendirmez diyen arkadaşlara da başlığı zorla okutmuyoruz.

    bunun çözümü benim şikayet etmem vs değil. insan hakları heykeli'nin dibinde görev yapan çevik kuvvet memurlarından tutun bulvardakilere kadar her taraf polis kaynıyorken nasıl oluyor da insanlar bu kadar rahat kamu düzenini bozabiliyor?

    yoksulları görmezden gelmiyorum. birilerine yardım ettiğimde gelip buraya başlık açmıyorum. aç kalmış birini doyurduğumda başlık açmıyorum.çünkü bunlar beni ilgilendiren şeyler başkalarını değil. burada anlattığım şey başka.
    benden para istediler de vermedim çünkü beş liram kıymetliydi meselesi değil bu.
    tanımadığınız insanların vicdanı hakkında ve kişiliği hakkında konuşmayın derim.
    üst edit bitti

    günün birinde rezalet başlığı açmak da varmış...

    bugün gama iş merkezi'nin altındaki garanti atmsinden para çektim. yanıma yaklaşık yüz yıldır yıkanmamış bir çocuk geldi. para istedi. vermeyeceğimi söyledim. parayı cebime koydum.
    elini cebime atarak yemek ısmarla dedi. ben de çektiğim parayı görünce bana iliştiğini anladığımı ama bunun benim param olup olmadığını bile bilmeden benden para istemesinin ayıp olduğunu söyledim.
    önüme geçti. "para verme bak çorba ısmarla çok açım bir haftadır yemek yemedim" dedi. bu arada kolumu bacağımı tutuyordu. fiziksel sınırımı ihlal etmiş ve huzursuz etmişti. metro istasyonuna girmek için yürüyen merdivene yöneldim. "aşağıda güvenlik beni dövüyor, inemem" diyerek daha sıkı tuttu.

    "beni rahatsız ediyorsun, ısrar etme" dedim. parayı koyduğum pantolon cebimin kenarından tutarak "para ver" dedi. "veremem" dedim. "o zaman yemek ısmarla" dedi. "gider misin?" dedim. elini pantolon cebime sokmak için fırsat aradığını anladığımdan elini çektim. gene sarılmaya kalktığı zaman da iteledim. bu sırada merdivenlerden aşağı inmiştik ve bir sonraki merdivenin altında güvenlik görevlisi vardı. cebinden bir bıçağa benzeyen bir nesne çıkarıp fırlatmak üzere hareket etti. merdivende önümdeki insanı eziyordum.

    aşağı indim. bir polis ve bir güvenlik görevlisiyle dışarı çıktık. çocuk, banka atmsinden para çekmiş bir kadının çantasına asılıyordu. kadın otobüs durağına gidiyordu. çocuğu yakaladı polis.

    çocuk ağlayarak soyunmaya ve kendini yerlere atmaya başlayınca insanlar toplandı.
    çocuğun yüzüne bire bir benzeyen tıpkı çocuk gibi esmer bir kadın yanımıza gelerek "daha çocuk o" dedi. o kadının çocuğun annesi olduğunu anlamak için sherlock holmes olmak gerekmediğini biliyorum.

    bu arada çocuk "anneme söyleyin merak eder" diye ağladı. "annen nerede?" sorusuna da başıyla atm'nin orayı işaret ederek "orada işte" dedi. yanımızdan geçen bir hanımefendi söze girdi "demin bana da annesinin öldüğünü söylemişti!" dedi.
    çocuk "o annem öldü bu annem işte annem ölmedi de annem..." dedi ve kazağını vs tamamen çıkardı.

    hemen yanıbaşımızda biten kadın da "çocuk bu, kötü bir şey yapmaz, çocuk, çocuk" diyordu. o kadın (çocuğa fiziksel olarak benzeyen) olay patlayınca hemen oraya gelip "şikayet etmeyin yapmaz çocuk" diyen kadın işte...

    çantasına asıldığı kadından da para istediğini anlamak için einstein olmak gerekmiyor. gene fiziksel alanın ihlali.

    buraya gelip "bir yemek parası vermemişsin vicdansızsın" diyen insanlara da sözüm "tanımadığın bir insanın vicdanı hakkında ne güzel atıp tutuyorsun" olacak.

    bu tür olaylarda gaspçıyı ya da dilenciyi savunan kişiler genellikle işbirlikçileri oluyor.
    şikayetçiyim dedim. çocuk soyunarak ve ağlayarak kamuoyu oluşturmayı deniyordu.

    polis "biz alsak bile çocuk olduğu için salıverecekler" dedi.

    şimdi soruyorum. bu insan azmanı çocuk beni ya da kendisine para vermeyi reddeden birini şişlese ne olacak?

    kızılay'ın merkezi polis kaynıyor olduğu halde kişisel alanı ihlal ederek ve fiziksel temas kurarak bir gaspçı gibi para isteyen ve ısrarını sürdüren çocuklar ve onları buna zorlayan yetişkinler nasıl tespit edilemiyor? neden gereği yapılmıyor?

    bir şey olmazcı arkadaşlar, başınıza böyle bir şey geldiğinde duyduğunuz huzursuzlukla nasıl başa çıkıyorsunuz?

    kimse bana "o çocuk" demesin. çocuk olduğu için beni gasp edebilir gündüz gözüne tehdit edebilir paramı isteyebilir değil mi? sadece 15 yaş altında olduğu için bunları yapma hakkı var değil mi? bunu mu anlamalıyım?

    kızılay'da zabıta'nın da yeri olduğu halde (meşrutiyet caddesi ve atatürk bulvarı'nın kesiştiği yerde) nasıl bu kadar rahat dilencilik yapabildiklerini açıklayabilecek biri varsa sevinirim?

    not: şimdi buraya gelip bana akıl verecek insanlar var. buraya gelip "olmamış... rezalet puanım şu kadar" diye espri yapacak gerizekalı insanlar var.

    arkadaşlar, ben, normal bir insan gibi, şehirde, güvende hissetmek isteyen, şiddetten uzak yaşama gayretinde okur-yazar bir kimseyim.
    "bana denk gelseydi ağzını burnunu kırardım" diye yorum yapacaksanız yapmayın. ben de kendimden zayıf birine şiddet uygularsam karşımdakini savuşturabilirim ama yapmıyorum. bu çözüm değil.

    bu çocuklar kimdir nedir vs. bununla ilgili sosyal duyarlılık gösterecek arkadaşlar da bir zahmet çenesini kapasın çünkü konu o değil.

    konumuz dilencilikle gaspçılık arasında bir tutum gösterecek cesareti bu insanlar nereden buluyor?

    başkentin merkezinde yürürken birisi elini cebime atamasın istiyorum. anlaşıldı mı?

  • 10. hunharca kadın döven devrimci özgürlük savaşçıları

    kadına vurma- check
    götü güvene alacak sayıya ulaşıp öyle saldırma - check
    bir kişiye en az 3-4 kişi vurma - check
    polis gelmeden kaçarken ayakların göte çarpması - check

    sonuç;

    %100 saf, ham orospu çocuğu pkk yandaşları bunlar.

    yakalanmışlar. inşallah şu yaptıklarını polislerimiz kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği, yatmadan önce aynı şekilde yapıyolardır bunlara.

  • 11. çiftlikten kaçıp bizon sürüsüne katılan inek

  • 12. en pis kokan yemek

    işkembe çorbası hazırlanırken o evde bulunmuş kişinin tartışmaya girmeyeceği soru

  • 13. vatanım sensin

    ben bu dizide bir şeyi anlamadım. şimdi herkes tevfik'in arkasından sövüyor, şerefsiz hain orospu çocuğu namussuz diye.

    lan tevfik dediğin vatan millet umurunda olmayan, kimsenin tarafını tutmayan, sadece kendi işine geldiği gibi davranıp, sadece kendi çıkarlarını düşünen kaypağın teki. ne yapıyorsa ya cebini doldurmak için, ya makam mevki sahibi olmak için yapıyor. "al şu üç kuruşu s.ktir git bi daha gözükme" desen hakikaten s.ktirip gidecek bir yavşak. kimse de bu tevfik'in değişmiş olabileceğine inanmıyor. değiştim, efe oldum yunanla savaştım diyor, ne azize inanıyor, ne cevdet inanıyor. inanmasınlar da zaten, hakları var.

    peki bu charles hamilton ne ara bu kadar bizden oldu lan? para pul makam mevki için şerefsizlik yapan tevfik'i yerden yere vururken, sadece baldızı öldü diye taraf değiştiren charles'ı nasıl bu kadar benimsediniz? geçen sene kordon'da bomba patlatan, türk obasının çoluk çocuk diri diri yakılmasına sebep olan, hatta tevfik'e mustafa kemal'e suikast düzenlesin diye bombayı veren charles'ın ta kendisi değil miydi oğlum ben mi yanlış hatırlıyorum? hadi baldızı öldü diye taraf değiştirdiğine inandın, hee hee de geç. nasıl oluyor da cevdet'in gizli görevini söyleyecek, yakup'u deşifre edecek, bütün gizli planları yanında konuşacak kadar içine alabiliyorsun lan bu ne saçma iş? daha geçen sezon köstekli saatten şifreli mesaj aşırırken şimdi paldır küldür her boku anlatıyorsun lan herife.

    ha sevgilisi olur, karısı olur, cevdet ile azize'nin aşkı gibi dillere destan bir mevzu olur, dünyayı tanımaz, ölünce taraf değiştirdi dersin, azıcık mantıklı olur. altı üstü baldızı. neymiş, emanetmiş, çok değer veriyormuş. kusura bakma da geçen sezon hiç de sikliyor gibi değildin lucy'yi. türk obası yanınca lucy üzülüp hüngür hüngür ağlarken, sen kurtulan çocuğu elma şekeriyle zehirlemeye çalışıyordun. "vay benim kıymetlim lusim üzüldü, ağladı, ben bu çocuğa ellemeyeyim daha çok üzülür" falan demiyordun. lucy mucy dinlemeden görevin neyse çatır çutur yapıyordun.

    ha baldızı öldü diye geçen sene yemediği bok kalmayan ingiliz ajanını götünün dibine sokacak kadar güveniyorsan, bu kadar osuruk bi sebepten taraf değiştirdiğine bu kadar kolay inanıyorsan tevfik'in günahı ne oğlum? o da değiştim, efe oldum yunan'ı sikerttim diyince "he öyle mi gel o zaman kardeşim" diyebilmen lazım.

    haksız mıyım, biri bana bu çelişkiyi anlatabilir mi?

    charles'ın taraf değiştirme hikayesi çok havada kalmış değil mi?

  • 14. türk ordusunun muharebe kabiliyeti düşük

    el cevap:
    1. turk ordusu komple girip isgalci durumuna dusmek veya cok sayida sehitle tepki cekmekten kaciniyor.
    2. dogru tespit. yanlis degilsem sirf ordu ilerlesin diye yol kopru yapan bir sinif oluyor orduda *. var olan yollari kullanmak tehlikeli. pusuya acik.
    3. bombardiman yuksek irtifadan yapiliyor cunku abd ypglilere karadan havaya fuze verdi. (manpad?)

  • 15. ışık hızını geçmenin yolu

    (bkz: olmuyor)

  • 16. ekşi itiraf

    çocukluğumdan beri biliminsanı olmak istedim. hep bir buluş yapacağım ve insanlığa katkıda bulunacağım hayaliyle büyüdüm. lisans eğitimimi tamamladığımda hocalarım araştırma görevlisi olarak okulda kalmamı istediklerinde kardeşlerimin de yükseköğrenim görebilmesi için çalışma hayatına atılıp biliminsanı sevdamdan vazgeçtim. ikisini de üniversite mezunu yaptığımda mezun olalı 10 yıl olmuştu. eğitimim zaman aşımına uğramıştı. ben de içimdeki bilim aşkını besleyebilmek için ilgi duyduğum alanlarda öğrenim görmeye karar verdim. şu an 5. üniversitemi okuyorum.

    geçen yıl okuduğum bölümü okul 2.si olarak bitirdiğimde ise hocalarım yüksek lisans yapmam için ısrar etmeye başladılar. kendimi yeni mezunlarla bir görmediğimden bu fikre şiddetle karşı çıktım. şu an okuduğum bölümün hocaları da aynı ısrarla karşıma dikildiklerinde yüksek lisans başvurusu yapmak için anlık bir cesaret geldi bana. ales, yökdil derken kendimi yüksek lisans sınavına kabul edilmiş olarak buldum. sınava 10 gün kala thomson'ın tıbbi genetik kitabını yalayıp yuttum. sınav günü geldiğinde 24 saat uyumamış son ana kadar ders çalışmıştım. sınavda ve mülakatta ise tek bir bilimsel soru sorulmadı hatta mülâkat hocalarından biri benimle aynı yıl aynı okuldan mezun olmuş bir profesördü. koca kitabı hatim etmekle kaldım. ancak zaten yüksek lisansta o kitabın okutulduğunu öğrenince rahatladım.

    ben kedigen... biyoloji bölümünü bitireli 20 sene olmuş bir lisans mezunu olarak, kendime inancımı tazelememe vesile olan akademisyenler sayesinde, istanbul ünivesitesi aziz sancar deneysel tıp araştırma enstitüsü genetik anabilim dalında yüksel lisans yapmaya iki gün önce hak kazandım. kendimle övünmek için değil, hayallerinin peşinden giden birinin mutlak suretle başarılı olabileceğine dair bir örnek olması açısından kelimelere dökmek istedim bu heyecanımı.

    yüksek lisansımda inflamasyon genetiği çalışacağım. ömrüm yeter de doktora yapabilirsem otizm genetiği çalışmak istiyorum. belki bir nebze de olsa bu hastalıklarla mücadele edenlere ışık olabilmek için...

    kafamda günlerdir nazım hikmet'in yaşamaya dair şiiri dönüp duruyor.

    "......
    yaşamayı ciddiye alacaksın,
    yani o derecede, öylesine ki,
    mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin,
    beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
    insanlar için ölebileceksin,

    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    hem de en güzel en gerçek şeyin
    yaşamak olduğunu bildiğin halde.

    ..." dizeleri özellikle.

    en sonunda kimbilir, belki de bir buluş yapar ve artık otizmin, porfiria'nın ya da çalışma alanımdaki başka bir hastalığın tedavisi için kesin bir çözüm üretebilirim... belki çocukluk hayalimi gerçekleştirerek bu dünyadan huzurla göçebilirim. kimbilir...

  • 17. doktorların ülke geleceğine bir katkısı olmaması

  • 18. öso'ya terörist diyenler pkk'nın tam kendileridir

    zamanında fetöcüler terörist değil aksine vatana millete faydalı işler yapıyor diyenleri hatırlatmıştır.

    öso'nun suriyede yaptığı alevi katliamları ortadayken, terörist değildir demek nasıl bir mantıktır?

  • 19. neden bir milyon tank üretmiyoruz

    çünkü tanka ihtiyacımız yok. tankla ne yapacaksın?

    onun yerine 1 milyon tane eğitimli genç üretsen nasıl olur? veya 1 milyon tane mikroçip üretip satsan, ülkeye bi sikim faydan dokunsa nasıl olur?

  • 20. kadıköy'ün ortasında kız döven pkklı kürtler

    sosyalist ve komünist değil, sadece terörist olan yaratıklardır. bu derece şiddete eğimli canlılar insan da olamaz türk de kürt de.

    böyle şiddet içerikli, çirkin, pis bi olayın içine "sosyalist" ve "komünist" kavramlarını da sokuşturarak bu kavramları da çirkinleştirmeye çalışmak ahlaksızlık ve şerefsizliktir ayrıca.
    azıcık okuyun. sosyalizmi, komünizmi, anarşizmi vesaireyi siyasilerden veya aşırı milliyetçi cahil büyüklerinizden öğrenirseniz böyle bi halta yaramayan fikirler sahibi boktan insanlar olursunuz işte.

    pkk ve türevleri terörist örgütlerdir. sosyalizm veya komünizm ile alakası yoktur. çocuk ve kadın öldüren bir oluşum, bu iki kıymetli kavramı sahiplenemez zira.

    ed:imla

  • 21. vagner love

    --- spoiler ---

    iş yerinde 3-4 koyu beşiktaşlı var. daha düne kadar cenk tosun'un türkiye'deki en iyi forvet olduğunu söyleyip duruyorlardı gün aşırı. bugün işe bi geldim, "vagner love, cenk'ten 2 kat daha iyi golcü abi, alışı, dönüşü, bitirişi..." falan diye muhabbetteler ahahahah. beşiktaşlı olmak hakikaten çok enteresan bir uğraş ya.
    --- spoiler ---

    iş yerinde 3-4 koyu gs li var. daha düne kadar kombinelerini yaktıklarını anlatıyorlardı gün aşırı. bugün işe bi geldim "abi gs winner takım, ilk yarı yaptığımızı yaparız. zaten östorojene lige asılmak için elendik" falan diye muhabbetteler ahahahah.
    geçen sezon "beşiktaş'ı arena'da yenersek şampiyonuz" deyip arena'da beşiktaş koyduktan sonra "abi biz ligde yokuz ki. dursun gidene kadar..." muhabbetleri - "terim hain, gelmesin takımdan desteğimi çekerim" deyip terim gelince "im pa ra tor fa tih te riiiimmm" diye bağırmaları filan geldi aklıma...
    gs li olmak hakikaten çok enteresan bir uğraş ya.

  • 22. ezanı duyunca maçı durduran ingiliz hakem

    (bkz: yallah arabistan'a)

    edit : arabistanmış zaten lan.

  • 23. hacettepe tıp'tan 3.97 ile mezun olan kız

    samimiyetsiz bir videodur.

    üniversite sınavında birinci olan kardeşimizin
    sınava hayvan gibi çalıştım dediği röportajdaki samimi açıklamaların zerresi yoktur. doktor hanım izlesinde biraz daha içten, doğal olmayı öğrensin, bizler yıllar yılıdır böyle ezbere, alışıldık cevaplardan bıktık.

    hayvan gibi çalıştım diyen arkadaş; kralsın olum sen !

  • 24. doğu ekspresi

    boku çıksın ne güzel işte insanlar geziyor. kars turizme kazandırıldı. kars insanının yüzü gülüyor. gidenlerin yüzü gülüyor. mutsuzlar size ne?

    gezin. bol bol fotoğraf çekin. tadını çıkarın. popülerliğin dibine vurun. inadına inadına çökertin instagramı. kavanozunun dışına çıkamayan mutsuzlara kulak asmayın.

  • 25. ilk başta beğenilmeyip zamanla sevilen şeyler

    (bkz: alkol)
    ilk içildiğinde "off bu ne güzel bir şey" diyen görmedim hiç. zamanla güzelleşiyor.

  • 26. darbe başarılı olsaydı olabilecekler

    6 ayda bir ohal ilan edilir, khk ile ülke yönetilir ve binlerce memur açığa alınıp, işten atılır hapse girerdi.

    tanıdık geldi değilmi?

  • 27. dünya tarihinin en zeki 5 insanı

  • 28. kaçak elektrik yüzünden ceza alınca dedaş'ı basmak

    videodaki mavili çalışan fena patakladı yalnız gelenleri. bu sinirle bu adamı orduya alsanız "afrin bende, siz münbiç'e akın." demezse br şey bilmiyorum. sandalyeye davrandı, fırlatacaktı, sonra kendine hakim oldu. nerede durması gerektiğini de biliyor. tam bir stratejist. minimum ziyanla afrin'i tertemiz alır. yetkililer bulun o abiyi.

  • 29. ayak fetişizmi

    olay ayaklarının güzelliğinin farkında olup, bunun çekici olabileceğini farkında olan, ayaklarının beğenilmesinden hoşlanan bir kadınla birlikte olmakla başlar.

    "yhaa ne ayağııı yhaa iğrenç sapık mısın sennnnnnnn!!!" diyen kezbanlarla takılırsanız sahibi olamayacağınız fetiştir.

  • 30. mustafa pektemek

    7 sene tamı tamına 7 sene boyunca hiçbir şey oynamadan, hiçbir şey katmadan, hiçbir maç kazandırmadan, hiçbir faydası olmadan ömür boyu geçinecek para kazandı beşiktaş kulübü'nden.

    fikret orman'ın en büyük hatalarından birisidir, mustafa'nın sözleşmesini uzatmak.

  • 31. knowhow yerine kullanılabilecek türkçe kelime

    (bkz: nasıl bilirdiniz)

  • 32. ezanı duyunca maçları durduralım kampanyası

    bence ezan okununca herkes sahaya insin hakem namazı kıldırsın sonra herkes yine yerlerini alsın maç kaldığı yerden devam etsin.

  • 33. doktorların biz nöbet tutuyoruz ağlaklığı

    cehalet gerçekten çok iç acıtıcı bir durum.

    biri çıkmış demiş ki hiçbir devlet dairesinde aylık mesai saati toplamı günlük ortalama 9 saati geçemez. açın biraz mevzuat okuyun. doktorlara ayda 12 tam gün boyunca (toplam 288 saat) nöbet tutturulabiliyor. zira tutturuluyor da.

    bizzat kendim mardin devlet hastanesinde doktor eksikliği yüzünden aylarca ayda 288 saat nöbet tuttum. her nöbetimde ortalama 500 hasta yani ayda 6000 hasta baktım (kesinlikle abartı yoktur. daha sonradan bilgisayar sistemine baktığımda nöbetlerimdeki en düşük hasta sayım 392 en yüksek hasta sayım 614'tür). evet ek mesaisini de, nöbet ücretini de, döner sermayesini de aldım. ayda 288 saat çalışıp, 6000 hasta ve yakınlarıyla ilgilenmeye çalışıp, neredeyse hiçbir nöbette doğru dürüst yemek yiyememişken dibine kadar hak ettiğim parayı aldığım için özür dileyecek halim yok.

    eskiden insanlara bu maaş işini anlatırken kibarlığımı koruyordum. hak vermeye çalışıyordum. ama zaman içinde gördüm ki insanlar kendi aldıkları maaşın düşüklüğünü, dolayısıyla sistemi eleştirecekleri yerde, suçu gece gündüz kendilerine hizmet veren doktorlarda ve diğer sağlıkçılarda arama gafletine düşüyor. o yüzden kibarlığın alemi yok. eşek gibi çalışıyorum. paramı da alıyorum. oh canıma değsin. sizin de kafanız biraz bassaydı, siz de doktorluk, avukatlık, yazılım mühendisliği, uçak mühendisliği vb. gibi iyi para getiren bir meslek sahibi olsaydınız amk.

    sene uzatmadan bitirmeyi bile beceremediğiniz 'hiçbir şey' bölümlerinden mezun olup sonucunda yaşadığınız sefil hayatın sorumlusu doktorlar değil. hadi şimdi siktirin gidin.

  • 34. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    buyrun konusalim.

  • 35. evde spor yapmak

    imkanınız yoksa ve spor yapmak istiyorsanız burada yazılan eleştirilere bakmayın ve hemen başlayın. evde spor yapmak, evde yatmaktan ve göt büyütmekten daha iyidir. dışarıda spor yapma imkanı olmayan insanlar şu başlığa bakıp da ya evde yapılan bir şeye benzemiyor, ben yatmaya devam edeyim diyeceklerine yarım saat hafif tempoda bisiklet çevirseler evlerinde o bile faydalı olur. çok faydası olur mu dersek olmaz ama hiç yapmamaktan iyidir.

  • 36. alvaro negredo sanchez

    olm siz nasıl maç izliyorsunuz nerenizle izliyorsunuz da böyle mal mal konuşuyorsunuz ya.

    futboldan biraz anlayan biri negredo'nun çok yararlı bir forvet olduğunu çözer. stoperlerden birini ve beklerden birini sürekli kendiyle beraber götürüyor, bu da babel ve talisca'ya alan açıyor ceza sahası içinde. geçen hafta ve bu haftaki ikinci gollerde negredo bunları yapmasa talisca nah atardı bu golleri.

    sırtı dönük top alıyor, tek pas yapıyor, bencil oynamıyor, oyunun içinde kalıyor, asistlik paslar veriyor ve en önemlisi tekrar diyorum kanatlara ve talisca'ya alan açıyor. takımda talisca ve babel gibi gol vuruşu çok iyi olan oyuncularımız mevcut olduğundan ne yaptığını bilen bir forvet olarak bu yaptıkları da yetiyor zaten şu anlık. tek eksisi kondüsyon açısından zayıf olması, bu yüzden ağır kaldığı oluyor, topu ayağına dolaştırdığı oluyor. maç oynaya oynaya ritmi tutturduktan sonra bu sorun da ortadan kalkacaktır.

    gol en önemli parametre tabi ama q7 ibnesi adam seçmeyip kendisine biraz düzgün paslar ve ortalar yapsa onu da atar. top gelmiyor atakların sonuçlanacağı anda, adam ne yapsın?

    şu maçı düzgün izleyin. bir şey anlamıyorsanız susun, adamı da hasta etmeyin.

    edit: imlâ

  • 37. şu anda çalan şarkı

    bana bir şarkı söyle
    bana bir şarkı söyle
    içinde hüzün olsun
    bana bir şarkı söyle
    içinde yüzün olsun

    başına kuşlar konsun
    sonunda gurbet olsun
    yare doymamak olsun
    bana bir şarkı söyle

  • 38. kediyi çamaşır makinesine atıp öldüren genç

    üst edit: gelen mesajlara göre kedileri çamaşır makinesine atmamış, iki kediyi de kesmiş. iki tane daha sahiplenmiş ve onlar da kayıpmış. kayıp olan kedileri de kestiği anlaşılıyor. dört günahsızın canına kıymış katildir.
    abdullah çok aynı zamanda sözlük yazarıymış, nicki nagsomnia.
    anna karanine ve medeniyet adlı yazarlara bilgilendirmeleri için teşekkür ederim.

    eskişehir'de üniversite öğrencisi abdullah çok isimli bir yaratık. sahiplendiği iki kediyi de öldürüyor. soyadını bilen varsa yeşillendirsin. bu herif internet tarihine not düşülsün, ismini google'da aratanlar bu sayfayı bulsun. hak ettiği cezayı alsın. bunlar artık son olsun.

    "anadolu üniversitesi istatistik bölümü öğrencisi abdullah ç., iddiaya göre, 3 aylık bir kediyi döner vererek zehirledi. a.ç., ardından diğer kediyi de çamaşır makinesine attı. üniversite öğrencisi, makineyi çalıştırarak kediyi öldürdü.

    isminin abdullah ç. olduğu öğrenilen bir genç, önce bir sayfada kedi sahiplenmek için paylaşım yaptı. ardından kedisi kaçmış gibi başka bir ilan veren genç, şüpheli tavırları dolayısıyla hayvanseverlerin dikkatini çekti. çelişkili ifadeler kullanan abdullah ç., kedinin aslında kaçmadığını kendisini zorlayan hayvanseverlere itiraf etti. iki kedinin de öldüğünü anlatan genç, korktuğu için hayvanların cansız bedenini poşetlere koyarak çöpe attığını söyledi.

    sosyal medyada yayınlanan görüntülerde, suçlamaları kabul etmeyen üniversiteli, 3 aylık kediyi kasıtlı olarak zehirlemediğini, kedinin, verdiği yağlı döneri yedikten sonra öldüğünü ve onu çöpe attığını söylüyor. abdullah ç., evde giysilerini çamaşır makinesine attığı sırada diğer kedinin makineye girdiğini, kendisinin ise bunu fark etmediğini öne sürerek, "çamaşır makinesini çalıştırıp evden aceleyle çıkmıştım. döndüğümde çamaşırların arasında kedinin olduğunu gördüm" ifadelerini kullanıyor. çamaşır makinesinde ölen kediyi koyduğu naylon poşeti de komşularına gösteren a.ç., kanı işaret edip, kediyi kestiğini söyleyen bir komşusuna da "onlar kan değil, salça" yanıtını veriyor.

    komşularının şikâyeti üzerine a.ç., polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. a.ç.'nin polis merkezinde ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı öğrenildi."

    kaynak

  • 39. türkiye'nin en ünlü bilim adamının sözelci olması

    sayısal ya da fen bilimleriyle uğraşan bilim insanlarımız genelde yurt dışına gidiyor gibi. ilber ortaylı zaten medyatik ve dikkat çekici bir kişilik. yoksa her alanda çok başarılı isimler var tabii ki ama bu kadar medyatiği yok pek. ama düşünürsek tv’ye bir tarihçi çıktığında bir teorik fizikçiden daha çok izlenir ülkemizde bence. bu arada ünlü bir de fen bilimci ismi koyalım buraya hemen, aziz sancar . nobel aldı sonuçta daha ne olsun. yakın zamanlarda da olsa ünlendi ki o da araştırmalarını yurt dışında yapmış olmasıyla ilgili muhtemelen

  • 40. rüyada sert yumruk atamamak

    kavga ettiğimi gördüğüm yüzlerce rüyada gelişen hadise. karşında birisi var, kavga ediyor ama asla vuramıyorsun.
    başkaları da aynı şeyi yaşıyor mu, merak etmekteyim...

  • 41. türkiye deaş'ı bırakıp pkk'nın peşine düştü

    burada dikkat çekilmesi gereken nokta; sözcünün sdf, ypg ya da pyd demeyip doğrudan pkk demiş olmasıdır. artık o ara süzgeç kapalı olduğu için ağzından mı kaçırdı, yoksa o da bu harf kalabalığından bunalıp "yeter da! pkk işte olm!" mu dedi, bilemeyiz.

    tabii bu, abd'nin dünyanın gözünün içine baka baka terör listesinde yer alan pkk'yla alenen işbirliği yaptığını itiraf ettiği gerçeğini değiştirmez. bizimse hem devlet yetkililerinden hem silahlı kuvvetlerimizden gelen açıklamalarda deaş vurgusunun es geçilmemesi onların kaypaklıkları karşısında gayet dişe dokunur bir koz.

    https://twitter.com/…oylu/status/956637354852315139

  • 42. dünyanın en çok ziyaret edilen 745. sitesi

    kızlarsoruyor.com un ekşisözlükten daha çok tıklandığını gösteren listedir.

    kızlarsoruyor.com ne amk, kim giriyor lan bu siteye ?!

  • 43. instagram'ı bırakmanın verdiği huzur

    sanırım 2-3 ay oldu bırakalı ve inanılmaz vakit kazandıran bir şey oldu bu. instagram cok ilgi çektiren, o naapmış bu naapmış diye girilen ve girildiğinde, içinde girdapa kapılmış gibi saaatlerce belki çıkılmayan garip bi uygulama. hayatıma ne mi kazandırdı:

    fotoğraf gibi video gibi sadece izleyerek yaptığın eylem yerini okumaya bırakıyor. twitter veya ekşisözlüğe daha çok vakit ayırabiliyorsun.

    telefonda genelde boş kaldıgında girdiğin instagram, eline alıp baktıgında yapcak hiçbir şey bulamıyosun ve telefonu kapatıp o an “instagramdan daha faydalı” şeyler yapabilme ihtimalin artıyor. böylece radyasyondan da ufak da olsa uzak kalıyorsun.

    popüler kültürün getirdiği beğenme, beğenilme, kimler like attı, hangi şerefsiz atmadı, kimler fotomu “görmezden” geldi gibi kaygılardan arınıyorsunuz. bunlar insanda bi süre sonra huy oluyo ve saçma yani sonuçta.

    dediğim gibi kapatalı çok oldu ve aklıma bile gelmiyor artık.

    merhabalar. evet ben bir instagram bağımlısıydım.

  • 44. 15 temmuz dört başı mamur bir darbe tiyatro değil

    kimsenin aksini savunmadığı doğru beyanattır. chp hiç bir zaman darbe bir tiyatro demedi, sadece hükümetin haberi vardı engel olmadı kontrollü darbe oldu dedi. aksini ispat edemezsiniz ama ben size meclis’in kapısında silah ile bekledim diyen vekillerin otoparkta kaçış görüntülerini izletebilirim.

  • 45. osmanlı tuğrası olmayan doblo

  • 46. yemekteyiz

    insan belgeseli.
    bu haftaki bölüme gelirsek berkay ilk etapta itici geldi. ama ne kadar önyargılı davrandığımı izledikçe anladım. kendisi orda yemekten gerçekten anlayan tek kişi bilgisini konusturdu. kendi gününde de daha iyi tanidik onu. ailesini vs. cidden iyi yetişmiş,naif, temiz bir çocuk. fesatlık edip herkese düşük puan verse suan kendisi birinciydi.garibim o insanlara hakettiklerinden fazla puan verirken kendisi hiç hak etmediği puanları aldi. umarim yarin onur beyin puani etkili olur da birinci olur. alamasa da okursa burdan ona sesleniyorum sen de gönüllerin birincisi oldun kardeşim.

  • 47. geceye bir josef stalin sözü bırak

    "senin badem bıyığını sikeyim"

    hitler ve stalin bir barda oturmaktadirlar.
    bir adam içeri girer ve barmene bunlar hitler ve stalin degil mi? diye sorar.
    barmen "evet, onlar" der. sonra adam onlara doğru yürür ve sorar:

    -selam, ne yapiyorsunuz?

    hitler cevaplar verir:
    3. dünya savasini planliyoruz.

    adam sorar.
    gerçekten mi? neler olacak?

    hitler:
    "bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldürecegiz" der.

    adam sorar:
    bir bisiklet tamircisi mi?

    hitler stalin'e döner ve der ki:
    "gördün mü, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacagini söylemistim!"

    stalin, hitlerin başını iki avucunun içine alır, yüzüne yaklaşır ve der ki;
    "senin badem bıyığını sikeyim"

  • 48. türkiye'ye leopard tank satışının durdurulması

    dunyada tank alan veya yapan (rusya haric) her ulkenin almanlara isi dusuyor. abd bile kendi modern tankina konulacak 120 mm'lik topu uretemedi de gitti almanlardan aldi. kore'nin, israil'in, fransa'nin, japonya'nin da topu alman topu. biz de onlardan alacagiz. ayrica bizim muazzam bir motor eksigimiz var ki bunu da mecburen almanlardan alacagiz. tabi biraz sonra "biz uretirizciler" damlayacak, bu yuzden ben pesin konusayim: nah uretirsin. fransa motor uretti ama burnu boktan cikmiyor. abd bile 120'lik topunu uretemedi.

  • 49. fransa'da yaşanan nutella izdihamı

    (bkz: fransa'dan siktir olup gitmek)