debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi 26.09.2017

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. 25 eylül 2017 kürdistan referandumu

    erdoğan ve bahçeli kürdistan’ı kurduran yerli ve milli liderler olarak tarihe geçecekler az kaldı.

    çünkü referandum kararı alındığından beri hiçbir yapıcı dış politika ve diplomasi sergileyemediğiniz gibi ayşe’yi tatile bile çıkaramadınız.

    atatürk’e ve ismet inönü’ye kendi tarihinizi hiçe sayıp lozan üzerinden yürürseniz tarih de sizi entrikalarınız ve kişisel çıkarlarınız için vatan topraklarını tehlikeye atan iş bilmezler olarak kayda geçirir.

    peki ne oldu bu zaman diliminde. abd’ye gidildi. görüşüldü. dostum donald denildi ama s-400 anlaşması karşılığı ihtiyaç olmasa da uçak alarak bedel ödemek zorunda kaldınız. eski bakanınızı kurtaramadınız. türkiye’nin cari açığını kapayan eski kuryenizi kurtaramadınız. genel müdür yardımcınızı alamadınız. darbeci dediğiniz eski ortağınızı alamadınız. korumalarınızı oraya götüremediniz. neden?

    çünkü bu konuların hepsinin ucunda 17-25 var. o gün ortaya çıkan pislikleri kapatma telaşınızla taviz üzerine taviz verdiniz. şahsi menfaatleriniz uğruna hem kıbrıs’ı hem adaları hem de güney komşumuzu sattınız. sattırıldınız.

    suriye’de işid’e destek verdiniz battınız. süleyman şah türbesini marifetmiş gibi türkiye’ye getirdiniz battınız. gelir kapısı olsun diye barzani’den petrol transferi karşılığı bir sürü para aldınız battınız. suriye merkezi hükümetine cephe aldınız battınız. ırak merkezi hükümetini tanımadınız battınız.

    kısacası siz battınız, bizi de batırdınız.

  • 2. 16personalities.com

    %13 çıkıp ''vay bee azınlıkta olmak başka'' diyen var lan.
    lan oğlum 16 personalities demek 16 kişilik tipi demek, yani:
    100'ü 16'ya dümdüz eşit bölsen bile kimlik başı ortalama yüzde 6 olmak düşüyor.
    ve 13'te olan kendini azınlıkta zannedip gurur duyuyor.
    sözelci olmak böyle bir şey demek ki.

    not: fark ettiğiniz üzere beni de bilmiştir: doğal olarak entp-a tartışmacı ( öss %3)

  • 3. elmastan değerli bir eğitim sistemimiz var

    milli eğitim bakanı ismet yılmaz'ın son beyanatı. tam hali şöyle '' bizim doğalgazımız, petrolümüz, elmas madenimiz yok ama elmastan değerli bir eğitim sistemimiz var ''.

    eğitimin hali ortada, ben ortada elmas falan göremiyorum. dünyaya akp kurmayları ile aynı gözlükler ile bakmadığımız ortada, bizim bakıp taş gördüğümüzü onlar elmas görüyor. mevcut eğitim sisteminin henüz kömür aşamasına bile gelemedi ve bu zihniyet devam ettiği sürece de geleceğini düşünmüyorum.

    240.000 imam hatiplinin 200.000 tanesi üniversite sınavlarında döküldü. ne çocuğumu imam hatip okullarına yollarım ne de başkasını elimde olsa yollatırım. fakat burada kayıp bir nesil yetişiyor. 200.000 tane çocuğun geleceği ile oynandı. devlet bu çocukları imam hatiplere teşvik etti ya da mecbur bıraktı. göz göre göre yüz binlerce gencin geleceği yok ediliyor. bu insanlar yarın öbür gün bizim çocuklarımız ile birlikte aynı toplumda yaşayacaklar. tehlike çok büyük, üniversite her şey değildir lakin bu çocukların hurafeler ile çağ dışı bilgiler ile dolmuş beyinleri ne ülkeye ne de kendilerine fayda getirir. beni en çok korkutan bu imam hatipli başarısız nesil ve ilkokula bile gitmeyen sokaklarda dolaşan yakın gelecekte sayıları milyonları bulan suriyeli çocuklar. 20 yıl sonra bu çocuklarda başımıza büyük sorunlar açacak.

    kaynak

  • 4. 25 eylül 2017 şenol güneş basın toplantısı

    fatih terim kadar yüreği olmayan herifin basın toplantısı.

    fatih terim olaylı mersin maçından sonra çıkıp; "hakaret ettim" demiştir. "ben buyum" demiştir. "hislerimi belli ederim" demiştir.
    "bundan dolayı eğer ceza yiyeceksem, devam! ben buyum, yalanla dolanla kalamam öyle, bir şey yapmadan atıldım. atıldıktan sonra da her şeyi yaptım. evet! onun cezasını çekerim ben!" demiştir.

    "galatasaray camia'sı bu!" diyerek de olaya noktasını koymuş ardından 9 maç ceza yemiştir.

    kendisini sevmem ama kendisi 756123 şenol güneş eder.
    taşak böyle bir şey.

    milletin annesine orospu dedikten sonra "mırın kırın ben öyle demedim ki gak guk" etmenin nasıl bir şey olduğunu da beşiktaş camiasından şenol hoca'ya bakarak öğrenebilirsiniz.

  • 5. sokak köpeklerinin oxford profesörünü parçalaması

    sokak köpeklerinin zararsız hale gelmesi için, her devlet, aldığı vergilerin belli bir bölümünü adam akıllı, sağlıklı barınaklara ayırsa ve bu barınakları farklı farklı şehirlere kursa, en azından sokaktaki 1 milyon köpeğin yarısını bu barınaklara yerleştirse problem ortadan kalkar.

    türkiye için konuşuyorum; verdiğimiz onca vergilerin ufacık bir bölümünü zahmet edip bu işe ayırsalar, kollarına 210bin tl'lik hermes çanta takmak yerine bu tip şeylere kafa yorsalar, ne sokak hayvanlarına eziyet eden kalır, ne insanlara saldıran sokak hayvanı kalır.

    ki zaten barınaklar mevcut ülkemizde, ama gel gör ki ne denetleme var, ne vicdan var bu barınaklarda.

  • 6. öyle yogayla mogayla bunu geçiştiremezsiniz

    "müslümanları iyi gösterirler ama ortadoğu'da şu an bir müslüman terörü var. öyle namazla oruçla bunu geçiştiremezsiniz."

  • 7. adamın amına koyan enstrümantal şarkılar

    yerine göre darude - sandstorm'un kesinlikle içinde olduğu listedir.

    insana hayal kırıklığı duygusunu sonuna kadar hissettirebilir.

  • 8. meltem banko

    mahkemelerin işi gücü yok mu bu kadının osuruklu götüyle uğraşıyorlar?

  • 9. ahsen tv muhabirinin topuklaması

    dfsdnfndsfnl bariyerden atlayıp kaçtıktan sonra "gel gel gel" diye dayılanması efsane.

  • 10. 25 yaş üstündekilerin dinledikleri rapçiler

    (bkz: mode xl)

  • 11. 26 eylül 2017 beşiktaş rb leipzig maçı

    bundan belki 7-8 sene önceydi. kadıköy'deki salı pazarını fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi maçları olduğunda sorun yaratıyor diye kaldırıp başka bi yere taşıdılar. o günden beri fenerbahçe hiç şampiyonlar ligine katılamadı esnaf yerinden edildiğiyle vatandaş kolayca gidip gezdiği pazarından mahrum olduğuyla kaldı.

    işte öyle.

    fenerlilerin şampiyonlar ligiyle ilgili konuşması gereken tek konu budur.

    leipzig maçını biz konuşuruz siz kendinizi yormayın.

  • 12. öğretmenlerin şaka maka 3 bin tl maaş alması

    yarrağımı ek derssiz hali böyledir. bu parayı 10-15 yıllık öğretmene veriyorlar. şaka maka bunu eleştirenler az götlerini sıkıp öğretmen olaydı. diyarbakır hani'nin kırsalında bi mezraya atanıp o kazandığı paraları alıp rulo halinde giderlerine monte etselerdi de rahatlasalardı. neymiş bu öğretmen maaşı ne zorunuza gitmiş amk ya. ulan duvarcının günlük yevmiyesi 130 tl. yeme içme yol da patrondan. siktir git "neden daha az maaş alıyorum" diye isyan et.

    gelelim ek ders, kurs, sınav ücreti vb. yan gelirlere. şimdi burada araziye çıkıp hayvan muayene eden tarım bakanlığı veterinerinin, denetime çıkan araziye çıkan çevre mühendisinin maaşlarını da yazın madem. lan bi öğretmen olmaya dört sene okuyup, kpss ye girip, öabt ye girip bir de üstüne asaletlik sınavına girdi insanlar. lan götverenler hiç biriniz de demedi o zaman ne ayaksınız bi öğretmen bu kadar sınava mı girermiş nasaya astronot mu seçiyoruz diye. ha girdi yüksek puan aldı da noldu? güneydoğuda bir mezraya atandı. lojmanının ahır yapıldığı bir okula. böyle bilmiş bilmiş konuşmayın silkelerim alayınızı.

    3 ay editi: ekşici lümpen kardeşlerimiz üç ay tatil (aslında iki ay da işte çaktırma) yapıyor öğretmenler maaş verilmesin diyor. tamam sayın amına goduum sen istedin diye oğretmenler yazları kiralık evlerinden çıksın, çoluğunu çocuğunu çocuk esirgeme kurumuna versin. faturalarını, kredisini sen öde.

  • 13. bir annenin kalitesiz olduğunu gösteren detaylar

    herkes kendi annesinden yola çıkarak başlık sahibini eleştirmiş. yok ''seni doğurmuş olması.'' yok ''böyle laflar edebilen bir evlada sahip olması.'' vs ile...

    her anne sizin anneniz gibi değil, kendi annenizden yola çıkarak başkalarının kötü anılarına saygısızlık edemezsiniz. yok o annendir, yok o babandır ne yapsa yeridir düşünceleri en çomarca düşüncelerdir benim için. değil kardeşim değil işte, her anne baba sizin anne babanız gibi değil.

    mazoşist olması, her türlü şiddete rağmen kocasını sevmesi ve boşanmaması. çocuklarının psikolojisinin sikildiğini bile bile devam etmesi.

  • 14. harry potter'i hiç izlememiş olmak

    bu yaşınıza kadar okumadıysanız veya izlemediyseniz bu saatten sonra sizin için bir anlam ifade etmesi biraz zor. sinema açısından ise hiç izlememiş insanı tatmin etmesi oldukça zor.

    genelde sevenlerinin çoğu çocuk yaşta okumaya başlamışlardır ve dolasıyla kitaplarla çocuklukları arasında inanılmaz bir bağ kurulmuştur, ben öyleyim. her kitap benim için çok acayip bir tecrübe ve anı.

    şimdi bana deseler sana 5 bin nakit vericez bana ilk harry potter kitabını ver, vermem. bu kadar da bağlıyım ilk kitabıma, kitabın her sayfası o an onu nerede okuduysam o zamanki ruh halimi hatırlatıyor bana. mesela zümrüdüanka yoldaşlığı kitabı, kitabı ilk elime aldığım anı hatırlıyorum, o gün eve gelen misafiri bile hatırlıyorum, içine minicik beynimle not yazmışım * ya bir kitabın içinde el yazımla harry biraz salak bir çocuk yazmışım * günlüğüm gibi, hatırlamadığım kadar çok senedir en mutlu ve en üzgün olduğum anlarda alırım kitaplarımı açar dururum belki arada gözden kaçırdığım notlarım vardır diye.

    her zaman söylüyorum o yaşımızda bambaşka bir dünya yaşatmış bize rowling nasıl sevmeyelim, mesele sadece harry potter değil arkadaş hala anlamadın mı? yoksa harry potter dediğin cidden embesil bir çocuk *

  • 15. şenol güneş'in ali palabıyık'a o. çocuğu demesi

    geçen sene kjaer'in çenesini tutması ile aynı sebeptendir * *. hakemin verdiği kararlarla ilgisi yoktur. tamamen şenol güneş'in kendisi ile ilgilidir.

    kulağına "hocam lig tv küfrettiğini yakalamış" demeselerdi, 4. hakeme dediği gibi "ne yaptım, ben mi ettim" söylemini, felsefi laflarla süsleyerek devam ettirecek, bizler de adamı nasıl mağdur etmişler diyecektik.

    video ne kadar güzel bir alet değil mi.

  • 16. sözlükçülerin favori marşları

    (bkz: izmir marşı) lan var mı ötesi?

  • 17. ekşi itiraf

    hayatımda ilk kez gerçekten bi halta yaradığımı hissetmek istedim. bütün hayatım böylelikle değişti.

    devlette çalışan uzmanlığını iki yıl önce almış bir hekimim.

    asistanlığım döneminde bir hekim abimiz, izin günlerinde ve tatillerinde ''sınır tanımayan doktorlar" örgütüne katılıp afrika'ya gönüllü sağlık hizmeti vermeye gidiyordu.
    anlattığı anılardan, orada yaşadıklarından, çektiği fotoğraflardan çok etkileniyordum.

    geçtiğimiz kurban bayramında beni aradı. nijer'de olduğunu ve bölgede cerrahi müdahale yapmak için yeterli cerrah olmadığını, gelip gelemeyeceğimi sordu.
    fethiye'de tatil planı yapıyordum. otelin parasını ödemiştim ve kız arkadaşımla tatil günlerimizi nasıl geçireceğimiz üzerine konuşuyorduk.
    tamam abi dedim, geliyorum.

    kız arkadaşım bozuldu, söylendi, tartıştık. oradaki insanların temel insan hakkı olan sağlık hizmetini alamadığını, basit müdahaleler ile kurtarılacak insanların, müdahale yapılamadığı için öldüğünü falan anlattım. ama nafile. halbuki ilişkimize başlarken beni en çok cezbeden şey merhameti ve vicdanı olmuştu.

    neyse, bir kaç gün sonra nijer'e gittim. gördüğüm ilk manzara içler acısı idi ama daha bişey görmemişim.

    hayatımın en büyük travmalarını ve sorgulamalarını yaşayacağım hastaneye benzer binada göreve başladığım ilk gün, bir adam, sırtında bir kadın kucağında bir çocuk ile geldi.
    tercüman aracılığı ile konuşmaya başladık. eşi ve 2.5 yaşındaki kızı genetik kalp hastası ve eşinde yürüme zorluğu var. tam 35 kilometre nijer'in çöl sıcağında eşini sırtında kızını kucağında hastaneye getirmiş. kadını ve küçük kızı muayene ettikten sonra adama ağrı kesici bir iğne yapıp gönderdim.

    o gece aklıma şu ''adam olmak, adam gibi adam, adamlık'' sözleri geldi, erkek olmaktan başka bir yetisi olmayan insanların.
    işte adam olmak bu dedim. bu adam, adam gibi adam işte. üstelik adamcağıza ''eşini götürme ölürse sana başka kadın buluruz'' demişler.

    ikinci gün sabah uyanıp kahvaltıyı beklerken kamp alanında biraz dolaşayım dedim.
    kurumuş bir dere yatağını andıran bir yerde insanlar birşeyler didikliyordu. ne yapıyorlar dedim. bizim kampta tükettiğimiz boş yiyecek ve içecek kutularında yiyip içebilecekleri birşey var mı diye bakıyorlar dedi gönüllü bir arkadaş.
    neden yiyecek vermiyoruz peki dedim. hangi birine vereceğiz yüzbinlerce insan var burada dedi. biraz yaklaştım, boş su şişelerini konserve kutularını biri bırakıp biri alıyor eline, bir umut birşey çıkar belki diye.

    afrika'da insanlar açlıktan ölüyor. şu cümleyi hepimiz duymuşuzdur. ben çok duymuştum ama hayal etmemiştim hiç.
    hastane de avuç içine sığan, derisi kemiklerine yapışmış çocuklar ve temiz su olmadığı için hastalanmış ölmeleri beklenen insanlar vardı. onların arasından geçip hasta kabul ettiğim odaya gittim ikinci gün.
    karnı aç, vücudu yorgun ama sevdiğim zaman gülen sarıldığım zaman başlarını göğsüme koyup öylece o sıcaklığı yaşayan çocukları ve yüzlerindeki kederi derinlemesine görebildiğim insanları tedavi etmeye başladım.

    bir adama ilaç yazıp tercüman aracılığı ile sabah akşam tok karna dedim. tok karna mı sabah akşam mı dedi. demek istediğini 5 - 10 saniye sonra anladım. başımdan aşağı kaynar sular döküldü. ne diyeceğimi bilemedim bir an. arkasından, tok karna 2 - 3 günde bir mi yani dedi. mideme yumruk yemiş gibi oldum. özürdiledim. sonra özürdilediğim içinde pişman oldum. doğru ya siz 2 - 3 günde bir ancak yemek bulabiliyorsunuz der gibi.

    buna benzer bir çok olay yaşadım nijer'de. hepsini anlatmayacağım. ama anlatsam insanlığınızdan utanırsınız emin olun.

    neyse geri döndüm ülkeye. orada yaşadıklarımın şokunu atlatamadan ailem ve arkadaşlarımdan ''olum sen delimisin, ya başına bişey gelseydi'' tepkileri alınca bir çoğu ile görüşmeyi kestim. kız arkadaşıma iyi olmadığımı üzerime gelmemesi gerektiğini söyledim ama o bunu da anlamadı. sen git oradaki zencilere yardım et falan diyince tamam dedim buraya kadar. oda bitti artık.

    içimi dökmek için yazıyorum ama neyse uzatmayayım artık. orada yaşadıklarımı aklıma ve vicdanıma kabul ettiremiyorum. orası bana herşeye ragmen gülebilen insanların mücadelesini ve insanların ne kadar vicdansız ve kötü olduklarını gösterdi. aslında daha güzel ve bilgilendirici yazacaktım ama dayanamadım döktüm içimi.

    yarın istifa ediyorum. bundan sonra özelde çalışıp afrika'ya sık sık gönüllü sağlık hizmeti vermeye gideceğim. yani o insanlardan elimi çekmeyeceğim, çekemeyeceğim.

    bayramdan önce ev alıyordum evlilik planları falan yapıyordum. ve hayatın en önemli işleri bunlar sanıyordum. hayat ne kadar boşmuş meğer. önemli olduğunu sandığım bir çok şey ne kadar önemsizmiş meğer.

  • 18. 90'lı yıllara özgü problemler

    eğer erkekseniz ve askere gitme yaşınız geldiyse doğu'ya düşmek problemlerin başında gelir. 1990-1998 yılları arasında doğu'da basılmadık karakol saldırılmadık yer yoktu.

  • 19. ali palabıyık

    "gelin itiraf edin maçta hatalar oldu ama bu maç hakemin bjk'den alıp fener'e verdiği bir maç değildi."

    sunu yazabilecek kadar seref yoksunu olmak icin cok calismak lazim ya, ya da vazgectim calismakla da olmaz genetik falan sanirim.

    bu kanciklarin dunyasinda, maci fener'e vermesi icine kendi gol atmasi lazim besiktas kalesine galiba.

    edit: guntekin onay, ali ece dusunen adamlar, eyvallah. senin gibi akli kisa adamlar baskalarinin yonlendirmesi ile dusunme eylemini gerceklestirebilir; bizim kendi irademizi kendimiz verme gibi yetilerimiz var.

    aziz yildirim'in 30 senelik beslemeleri kritik dusunmeden bahsedecek son adamlar. baska kapiya.

  • 20. alternative für deutschland

    bugünlere gelineceğini taa 1,5-2 yıl önceden görmüştüm. bugünkü sonuç aslında taa 2015 sonbaharında tayin edilmişti kendileri için, o açıdan sürpriz olmadı.

    bundan sonra da öyle kolay kolay gitmeyeceklerdir, bunu düşünen varsa büyük yanılgı içerisinde.

    benim derdim değil, almanlar ve alamancılar düşünsün.

    yalnız bir konuyu net anlamış oldum ki, türkiye hakikaten bir orta doğu ülkesiymiş. bu konu ile ne alakası var diyeceksiniz, hemen söyleyeyim, bu son 2 yıldır avrupa'ya hafif de olsa sirayet eden mülteci sorunu tüm avrupa'da aşırı sağcı, milliyetçi partilerin güçlenmesine neden oldu. oysa aslında şu anda avrupa'nın yaşadığının belki 10, belki 100 katını türkiye yaşıyor ama tam aksine ortadoğu'dan gelen göçmenleri/mültecileri destekleyen parti her geçen gün daha de güçleniyor. avrupa'da ortadoğulu göçmenlerle ilgili yaşanan ters mıknatıslanma, siyasi açıdan türkiye'de gözlenmiyor. demek ki, bu insanlar bizim toplumumuza kolayca entegre olabiliyorlar , ki bu da bizim de ortadoğulu olmamızdan kaynaklanıyor. beğenin ya da beğenmeyin, net bir sosyolojik gerçeklik bu.

  • 21. 25 eylül 2017 dışişleri bakanlığı açıklaması

    "bu referandum sonucunda atılması muhtemel bagımsızlık adımları, yakin gelecekte türkiye'nin kuzey ırak'a askeri müdahale yapmasına sebep olacaktır" diyememiş açıklama.

    "olası ırak merkezi yönetimi müdahalesinde bölgenin kuzey sınırı tsk tarafindan zapt ve kontrol edilecektir" diyememiş açıklama.

    "26 eylül 2017 itibariyle bölgedeki tüm türk sınır kapıları kapatılacaktır. sadece yurda dönmek isteyen türkiye cumhuriyeti vatandaşlarına izin verilecektir" diyemeyen açıklama.

    "bu referandum ile kurulduğu iddia edilecek olan sözde devlet ilk günü itibariyle türkiye cumhiriyeti ile savaş halinde olacaktır. bölgede ırak merkezi yönetimi harici her devlet teşebbüsü doğal düşmanımızdır" diyemeyen açıklama.

    hala yaptırım, mgk, bakanlar kurulu, bık bık. direkt "hayırlı olsun" diyemediklerinden.

  • 22. galatasaray'ın balonunun söneceği tarih

    her sene oluyor dediği şey sadece geçen sene ilk maçlar çok da iyi futbol oynanmadan biraz da şans ile kazanılan puanlar sonucu umutsuzca oluşan hava.

    oysa bilic döneminden beri her sezon başı şampiyonluk parolasıyla başlayıp ligin ilk haftalarından sonra 3.lük kovalayan takımın beşiktaş olduğu ve senelerce bunun dalgasının geçildiği unutuluyor galiba.
    ya da unutulmuyor da bu imajı üzerlerinden atmak için uğraşılıyor.
    geçen sene bilinçli taraftar zaten işin sonun gelmeyeceğini görebiliyordu. ancak galibiyet geldikçe umudun olmasa da mutlu olup takımını desteklersin. bu sezon sonu şampiyonluğa kesin gözüyle bakıldığı anlamına gelmez. umutsuz bir şekilde birazcık havaya girilebilir ancak normaldir.
    burada önemli olan diğer takım taraftarlarının ne düşündüğüdür.

    şu soruyu sorun kendinize. en son ne zaman galatasaray'a şampiyonluğu kaptırabileceğinizi daha sezon başından düşündünüz ve sezon sonunda kaptırmadınız?

  • 23. instagram whatsapp ve facebook'un birleştirilmesi

    eğer zorlama yoluna gidilirse büyük bir kullanıcı kitlesi kaybedecektir.

    düşünsene instagram fenomeni kızımız fotoğraf yüklüyor, dayı alta büyük harflerle yorum yapıyor, rehbere kayıtlı personel müdürü stalklıyor. ben düşünemedim.

  • 24. 25 eylül 2017 fsm gişe çalışması

    bu tür çalışmaları öğrencilere ya da öğretmenlere falan mı yaptırıyorlar bu adamlar okul dönemi harici günlerde çalışma yapmıyor amk

  • 25. 24 eylül 2017 bursaspor galatasaray maçı

    öncelikle sanat günesimiz bursali zeki müren'i saygi ve rahmetle aniyoruz.

    - galatasarayimiz 70 dakika boyunca baskisini kurmus, penaltisi verilmemis, ofsayt kokan mac basindaki bursaspor'un golünden sonra bursa ile kedi fare gibi oynamistir.

    - galatasaray ciddi rakiple oynamadi diyen dalyaraklar sustu,

    - galatasaray oyununu 90 dakikaya yayamiyor bu tempo böyle gitmez diyen atyaraklari sustu,

    - galatasaray hep galipti bakalim maglupken ne yapacak diyen at ve tarla sikecileri sustu,

    - takimin basarisinda oyundan alinan mariano'nun gol sevincine coraplariyla kosmasi net bir örnektir,

    - tolga mac basindaki yerini yadirgadi degisikliklerden sonra kendi yerini buldu ve golü atti, hatta bi ara sarhos gibiydi,

    - belhanda galatasaray'daki en iyi macini oynadi, mac entrylerinde futboldan anlamayanlar bayagi bi gömmüs, hic mi mac izlemiyorsunuz,

    - bekler cikmasaydi belki gomis pozisyona girebilirdi, mac boyu pres yapti mac sonunda bile deparini atti son 5 dk uzatmayi tek basina eritti,

    - maicon bence macin en iyisi, defansi güven vermesi filan degil, galatasaray'in 1-0'i da 1-1'i de kabul etmemesi ve gol icin büyük caba göstermesiydi,

    - fernando takimin abisi gibi sanki altyapi cocuklari ile oynuyor, 1-2 pas hatasi disinda takimin omurgasi benim diye bas bas bagiriyor,

    - serdar aziz belki de kariyerinin en iyi macini cikardi, baskiyi da kaldirdi, ahmet calik'i cükünde oynatir serdar,

    - garry rodrigues bugun cok etkili degildi, cabaladi ama skora etki edemedi,

    - mariano yine cok calisti, oyundan cikarken de sasirdi hatta, hastasiyiz,

    - lato ofansta, defanstan daha iyi, sürekli akli ileride,

    - yasin maca kontrolsuz bi kuvvet getirdi, 2 tane de hata yapti mac 2-1 iken, mümkünse oyuna girmesin,

    - denayer oyuna girdikten sonra istisnasiz her topu aldi, tebrik etmek gerek,

    - aleykum selam feghouli.

    ve mac öncesi 4-5 atariz diyen bursali arkadas, kulagindaki cinlama icin kusura bakma.

  • 26. naim süleymanoğlu

    e dürzü, örtülü ödenekten bakanlar kuruluna sakso çeksin diye mi getirildi..

    halkın parası ile geldi ve halkına olimpiyatlarda en mutlu günleri yaşattı

    dürzü,

  • 27. periscope'u açık unutup osurarak uyumak

    basligi yasakliyorsun ama kimin talebiyle yasaklandigini da belirtiyorsun. komediye gel *

    (bkz: sabire meltem banko'nun talebi uzerine) *

  • 28. şenol güneş

    “hakeme değil, pozisyona küfrettim” demiş.

    yani, pozisyona “orospu çocuğu, senin amına koyayım ben.” demiş kendi iddiasına göre.

  • 29. 2017-2018 süper lig şampiyonu göztepe

    football manageri save et kapat git yat.

  • 30. ankara kızlarının izmir kızlarından güzel olması

    ankaralı kızların "la bebe" dediğini zanneden cahilleri göstermiş başlık. sincan'da, yenidoğan'da, şentepe'de oturanlar için falan deseniz tamam da, genellemeye vurursak %20'si bile "la bebe" demiyordur ve aksanları düzgündür.

    semtçilik üzerinden genelleme yapacaksak, biraz bucalı apaçi kızlardan bahset bize mesela. pekii ya, basmane'ye ne dersin? gümüşpala falan da, fena değil hani.

    not: izmirli kızlar daha güzeldir, o ayrı

  • 31. hayallerinin gerçekleşmeyeceğini anlayan insan

    siradan bir insandir.
    bu insanin yine dogum gunu yaklasmaktadir.
    dogum gunlerine sinir olmaktadir bu insan.
    sanki her yil bir oncekinden daha kisadir ve bu dogum gunleri daha cabuk gelmektedir.
    yasimizi eskitmekten baska ne ise yarar dogum gunleri?
    hayal kurmaktan yavas yavas vazgecmeyi saglamaktan baska ne is yarar?

    hayal kurmak cok ciddi bir istir ve ne yazik ki bizim gibi insanlarin ciddi islere ayiracak vakti yoktur.
    omrumuzu bos islerle gecirip, en ciddi ise yeterince sans vermemis olmamiz ne acidir...
    ise gitmek, para kazanmak, uyumak, uyanmak, yine ise gitmek...

    hayal kurmak ciddi bir istir ve siradan insanlarin buna vakti yoktur.

  • 32. neşet ertaş

    anadolu insanı bir ozan'ını çok sevdi,,
    oğlu bildi, bağrına bastı..
    karacaoğlan dedi.
    başka birşey demedi.
    toz kondurmadı.
    yüzyıllar geçti.
    ne teyp var, ne kayıt..
    unutulmadı.
    aksine
    girmediği gönül kalmadı.
    yeri dolmadı..
    çok özlendi..
    o kadar ki,
    öbür tarafta karacaoğlan'a
    görev kağıdı çıktı..
    "hazır ol, dünyaya bir daha gidiyorsun" diye...
    o da dünyaya bir daha gelme hakkını
    neşet ertaş olarak kullandı. #70646046

  • 33. vana bizde kapattığımız anda o iş de bitti

    yeni bir vana münüt olayının ilanıdır.

    vanayı kapattığımız dakikada o işin bitmesine "vana münüt" denir.

    vana kapanırsa (ki kapanacağını sanmıyorum) kısa bir süre sonra açılım süreci yaşanacaktır. bu süreçte varil adamlar (varil kelimesini, akil adamlardaki gibi a harfini uzatarak okuyun, eğlenceli oluyor) görev alacak ve "vanalar ağlamasın" temalı sloganlar eşliğinde vanaların açılımı sağlanacaktır.

  • 34. beşiktaş

    9-10 yaşlarındaydım, okuldaki sıra arkadaşım burak dahil 48 kişilik sınıfta 3-4 tane beşiktaşlı çocuk vardı, bizim baba fenerbahçeli olduğu için doğal olarak ben de fenerbahçeli olmuştum.

    o sıralar beşiktaş başarısız bir sezon geçiriyordu önceki sezonlardan farksız olarak, ben de her zamanki gibi arkadaşı kızdırıyordum, yüzü hafif diğer tarafa çevrikti, ağlayacak gibi oldu sinirden ve yumruğunu sıkarak bana doğru döndü "beşiktaş şampiyon olacak diye tutulmaz." minvalinde bir şey söyledi, dumur olmuştum çünkü bu zamana kadar olan başarı odaklı algım zedelenmişti, bir futbol takımı şampiyon olsun, galip gelsin diye desteklenmezse niye desteklenir anlamamıştım.
    eski kuşak beşiktaşlı babasından duyduğu her şeyi bana anlatmaya başladı; onur, gurur, şeref, alın teri.

    allah var etkilenmiştim kendisinden, takımımı değiştirmemiştim ama eskisi gibi onunla uğraşmıyordum, bir gün hafta sonu oynanacak olan maça babasıyla gideceğini isterse benim de gelebileceğimi söyledi, babam kombineli olduğu için kadıköy'de maça çok gitmiştim fakat başka bir yerde maç izlememiştim, hem yeni başlayan beşiktaş sempatimin hem de başka bir stada gidip maç izlemenin merağıyla
    babamdan izin koparıp hüseyin amcanın elini tutarak gittik maça.
    inönü'de yeni açığa girdiğimiz ilk anı, o atmosferi (şerefsizim şu an bile tüylerim diken diken) unutamıyorum, 90 dakika boyunca belki 20 dakika sahada oynanan maçı izlemiştim, gözlerim hep tribünlerdeydi, maç trabzon'laydı, 0-0 bitmişti.
    o gün yastığa kafayı koyup, gözümü kapattığımda özellikle kapalı aklımdan gitmiyordu, bir kıza aşık olup aklından çıkaramazsın ya aynen o misal.

    ertesi gün beşiktaşlı olmak istediğimi iyiden iyiye kabullendim fakat bunu babama söylemek argo tabirle göt isterdi, kendisi dediğim gibi öyle soft bir izleyiciden ziyade kombinesi olan, yatağımdaki nevresim takımımdan, kalemtıraşıma kadar sarı-lacivert alan bir taraftardı, bütün çocuklar gibi ben de çekindiğim şeyi ilk önce anneme söyledim, kendisi pek önem vermedi bu duruma "aman oğlum ne olacak, bir şey demez baban." dedi akşam işten geldiğinde bak oğlumuz sana bir şey söyleyecek dedi, içime doğru sıçtığım nadir anlardandır, gözlerine bakmadan bir çırpıda söyleyiverdim, babam yüzüme dahi bakmadan " o zaman benim oğlum değilmiş!" dedi ve odasına gitti.
    yaklaşık 2 hafta benimle hiç konuşmadı, yemek masasında benim yanımdaki tuzluğu annemden istiyordu düşünün, bu durumun ne kadar ağır olduğunu anlamanız için tekrar çocuk yaşta olduğumun altını çiziyorum.

    bizim burak'a beşiktaşlı olduğumu söylediğimde sarıldı, 2 gün sonra ilk formamı burak getirmişti bana, hüseyin amca almıştı, o çakma formayı babam eve gelene kadar üstümden çıkarmaz o gelince saklardım, aradan 2 hafta geçtikten sonra babam kahve içerken yanına çağırdı ve beni başımdan öptü, "eğer galatasaraylı olsaydın böyle 1-2 hafta değil ölene kadar konuşmazdım." dedi, ne kadar ciddiydi bilmiyordum ama aşırı gurur duyuyordum, üzülmüştüm hatta çocukluğun da verdiği duygusallıkla ağladığım bile olmuştu ama geri adım atmamıştım ve sonunda kabul görmüştüm.

    işte benim de beşiktaşlı oluşumun hikayesi böyle, büyük bir kıyımla kaybettiğimiz fenerbahçe maçında bu gururu tekrar bize yaşattığın için teşekkür ederim beşiktaş'ım.

    sevinmek için sevmedik biz seni
    sen yenilmişsin umrumda değil ki
    şereftir bu yolda seninle yürümek
    hep kol kola bir gün değil, her gün beşiktaş!

  • 35. kürdistan devletinin esasları

    bagimsiz iller yani, kantonlar olacakmis ve barzani baskanliga adayligini koymayacakmis.
    bu su demektir, ben en balli, en petrollu bolgelerden birinin valisi olacagim, baskani amerika secsin ben petrolumu kendi ilimden onlara satar etliye sutluye karismadan servetimi katlarim.
    en guzeli walla.

  • 36. yüz verilmeyen erkek sözlük yazarlarının tacizi

    başka zaman en ufak taciz haberine duyar kasanlar şimdi başlığı akıllarınca dalgaya almışlar. küfür hakaret gırla gidiyor ağızlarda; marjinal ya dangalak, tabu deviren ya cinselliği yemiş bitirmiş ya onun için sorun değil sikmeli-sokmalı konuşmak. çok namussuzsunuz çoook.

  • 37. habire götten zarto

    engellenemeyen başlık. sanırım mahkemeye dilekçe verirken bu başlığı yazmaya utanıyor malum şahıs.

  • 38. playstation 4

    amazondan siparis verip bozuk geldi diyip paranizi geri isteyin diyen mal var lan baslikta. bu nasil bur avamliktir, nasil bir hirsiz ruhluluktur arkadaş. ayni adam bir de turkiyeye mal gondermeyen satıcılardan dem vurmus. ulan senin gibi sigirin yaşadığı ulkede ben gönderenin aklina sasarim.

  • 39. fikret orman

    açıklama yapmasa tüm medya ve insanlar niye konuşmuyor ona o kadar laf söylendi de niye susuyor deniyor, açıklama yapsa yine bir yerlerde kamera buldu deniyor. napsın adam paşa torunları, siz karar verin onu yapsın.

  • 40. igor tudor

    öncelikle ben beşiktaşlıyım. ve ilk defa rakip takımın teknik direktörü hakkında bir entry gireceğim.

    bu adam saygıyı hakediyor. östersunds'a elendiği zaman bile basın toplantısında soru aldı, kaçmadı. bütün eleştirileri göğüsledi.

    bu akşam bi takım açıklamalar yapmış. fb - beşiktaş maçının hakemi hakkında. onlardan biri de şu : tudor: “dürüstçe söyleyeyim.. derbide kararlar sadece tek bir takımın lehine verildi..”

    bu ne demek biliyor musunuz? adam lige müdahale edildiğinin farkında. bugün beşiktaşın başına gelenlerin yarın kendi takımının da başına geleceğini görüyor. çünkü bu sene beylerimiz öyle 2 takımın yarışta arayı açmasını istemiyor. adam bugun bunların farkında olduğu için bu açıklamaları yaptı. görüyor gözünün önündeki tiyatroyu.

    daha vodafone arenadaki fb bjk maçında yaşananlar hafizalardayken ayni adama ayni derbi verildi. bunun hiçbir izahı yok. ki ben hakem konusmaktan en cok nefret eden insanlardanım. olmuş bitmiş maç sonuçta. değmez diye düşünürdüm hep. ama bu iş farklı cidden.

    neyse umarım bizim başımıza gelenler galatasarayın başına gelmez. güzel futbol oynayan, çirkefleşmeyen, her hafta özetlerini izlediğim bir galatasaray var bu sene. bu yarışta başarılar diliyorum.

  • 41. ios 11

    cok basit hatalar var.
    mesela ucak moduna alip, ucak modundan cikarinca, bluetooth ve wifi’in gereksiz aktive olmasi gibi. ben ne wifi ne bluetooth kullaniyorum, ancak her ucak moduna alip, sonra ucak modundan ciktigimda, tekrar bu ikisini deaktive etmek zorunda kaliyorum.

  • 42. mahmut uslu

    bu akşam fikret orman için, arsen orman derken arsen lüpen'i değil arsene wenger'i kastettiğini söyleyen dansöz pardon kıvrak mı deseydim yada zenne.

  • 43. ali palabıyık'ın 6 hafta dinlendirilmesi

    bir sonraki beşiktaş-fenerbahçe maçına zinde çıkması lâzım. son maçta çok hor kullanıldı.

  • 44. tr'deki başkalarının hayatına karışma hastalığı

    bundan kurtulma in yegane yolu ilk denemede kirici olacak sekilde cevap verip kendini kurtarmaktir. yoksa sonu gelmez.
    yasim 16. tekim. evde arkadaslarim var amcamla teyzem kapiyi caldi. actim laaaak diye girmeye calisiyorlar. koydum elimi. buradan soyle icerde arkadadlar var dedim. sok geciriyorlar. lan az sayginiz olsun belki icerde manitam var?
    1 sene kirgin takildi. sonra geldi bana 'dusundum hak verdim kusura bakma' dedi.
    cogusu yaparken farkinda degil. ictiginizi, yediginizi, giydiginizi, aldiginizi konusmak icin varlar. aldigim biseye pahali dedikleri an sizin paranizla mi aliyorum derim mesela.
    ne zaman evleniosunlar bitmez bak. sen mi dugun yapican derim. cocuk istemiyor musun diyene sen mi bakacaksin deyin. korkmayin lan deyin. iki.gun kuser ucuncu gun saygiyla yaklasir.
    tatli yiyorum. benden %15 daha fazla yagi olan kadin aaa kilo alirsin diyor. lan belki biraktim sporu kilo kasiyorum sana ne? iyi ki soyledin ben protein sanip yiyordum deyin. deyin ki sussun bidakine.
    sirkette diger departmanlar bayilir en cok isi biz yapiyoruz tatavasina. ben hic calismiyorum deyin. sikayet et deyin. boyle dogrudan soylemeyince olmuyor.
    bunu ana babaniza kadar uygulayin. toplumun bu konuda egitime ihtiyaci var. kibarlik ile karsindakine sinir cizmeyi, tavsiye ile terbiyesizligi karistirmayin. cok karismis.

  • 45. gülben ergen

    ne yapmış bu kadar bu kadın ya diye merak edenlere özet geçelim: kendisi 2 kocasını ve 7 sevgilisini aldattı, 6 evli adamla birlikte olup evliliklerin bitmesine sebep oldu. tam sonuncusuna el atmıştı ki tüm eski kocaları ve eski kumaları birleşip terk edilmesini sağladı.
    (bkz: seks bağımlılığı)
    bir yerden sonra sıkılmadı mı acaba. düşünsene birini aldatıp öbürüne geçiyon sonra adam donunu bi indireyo gene aynı sik.

  • 46. ortadoğuyu toparlayabilecek ülke

  • 47. emine erdoğan'ın çantası

    güce tapan seçmenleri tapmaya ara vermeden devam etsinler diye satın alınmış çantadır.

    bundan 15 yıl kadar önce, fason iş verdiğimiz bir atölyede şahit olduğum olayları aktarayım sizlere.

    kesim yaptığımız ürünlerin dikişi için fason dikim yapan bir atölyeyle çalışırdık. atölyenin sahibi çok huzursuz bir tipti. gel zaman git zaman, sahibiyle iyice samimi oldum. adamın atölyesine icra kağıtları geldiğine, birkaç kere de icra için gelmiş avukatlara şahit oldum.

    bazen atölyede çalışanlar maaşlarının ödenmediğinden yakınırdı.

    adam arabasını (honda jipi vardı) atölyeden birkaç sokak ötede park ederdi.

    samimiyetten cesaret alarak "abi şu jipi satsana, borçlarını öder rahatlarsın. birkaç ay sonra toparlar yenisini alırsın" dedim. o da bana "bu jip gittiği an aşağıda çalışanlar aynı dakika işi bırakır. o jip altımda diye burada çalışıyorlar." dedi. içimden "hasittir" dedim.

    gene günlerden bir gün onun olmadığı bir vakit atölyesine mal bırakmaya gittim. aynı elemanlar gene maaşların geç, yarım yamalak ödendiğinden şikayet ediyorlardı. "çıkın öyleyse, size iş mi yok." dedim. ne deseler beğenirsiniz? "ama onun jipi var." dediler. evet böyle başı sonu olmayan bir cümle "ama onun jipi var"

    200binlik çantalar, 50 binlik ayakkabılar, mersolar, villalar, sarayları demek ki "güç bizde" mesajını vermek için halkın gözüne sokuyorlar. görünen o ki, halkın yarısına göre yaptıkları müsriflik, bunlara oy verenler için ise gücün sembolleri.

    danışmanlar mı, artık her kimler ise, bunlara oy veren tabakayı öyle güzel analiz etmişler ki.

  • 48. 25 eylül 2017 türkiye ukrayna voleybol maçı

    hala başlamayan maç. had amk.

  • 49. ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu

    zaten şu anda bir hiç olduğunu kabul ettiğinde geriye çıldırmak için sebep kalmaz.

    korkularını yenmek için masallara gerek kalmaz.

  • 50. hand reçel'in sansürsüz pozu