debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. nick değiştirmek istiyoruz kampanyası

    artık o kadar raat değilim

  • 2. 2 eylül 2017 ukrayna türkiye maçı

    herkesin 'koca ulkede ismail, sener, ozan mi kaldi amk' diye veryansin ettigi mac. lan bunlar bizde oynuyor. siz yine 3 ayda bir katlaniyosunuz belki de izlemiyosunuz milli maclari bile. biz her hafta bunlar gibi bir duzine sipastige katlanmak zorunda kalmamak icin basketbol, klasik muzik, eskrim, bale ve resimde kendimizi gelistiriyoruz.

  • 3. türk futbolunda yabancı sınırlaması

    heee geri gelmesi gereken uygulama aynen kardeşim. ülkenin leş topçuları 1 değil 5 kazanacak diye geri gelsin bu kural. götleri yiyorsa yurt dışına çıksınlar paşalar. işleri ne lan ? semih kaya'ya o kadar sövdük ma adam prag'a gitti. sen de burada oynayamıyorsan ve işine biraz saygın varsa oynayabileceğin yere gideceksin. illa barcelona, juventus falan mı olacak gideceğin takım.

    yalnız şu da var lucescu denen bunak herifi net şekilde bu kural kalksın diye getirmişler. dilinden düşürmüyo pezevenk bu bahaneyi. sanki shaktar'da ilk 11'de tonla brezilyalı oynatan babamdı. çağırmışlar. paranı verelim, 4 maça çık ve bunu sürekli dile getir demişler ve maalesef gene sınırlama gelecek 1-2 seneye.

  • 4. diyanetin 4.3 milyarlık bütçeyi 7 ayda bitirmesi

    ab bakanligina tum butceyi ayirsaniz da almayacaklar abye, diyanete tum varligimizi verseniz de giremeyeceksiniz cennete.

  • 5. ingilizcedeki en seksi kelime

    (bkz: my pleasure)

  • 6. mircea lucescu

    ya amk bunağı, şu an basın toplantısı yapıyor. o kadar mal mal şeyler söylüyor ki. ukrayna milli futbol takımı, 2-3 takımdan alınan futbolcularla kurulmuş, türk milli takımı 15 farklı takımdan adam almış.

    lan düdük! 2 gün önce hollanda'ya 4 atan fransa'nın ilk 11'inde 10 farklı takımdan adam vardı!

    türk takımlarında türkler oynayamıyormuş, maç eksiği varmış, böyle zor oluyormuş.

    lan dingil! selçuk, ozan, şener, serdar, topal, ismail gibi adamların yerine nuri, oğuzhan, caner, çağlar, ömer gibi adamları koydun da kötü mü oynadılar?!

    takımlarında kadroya giremeyen, ilk 11 olmayan adamlardan kadro kurarsan böyle koyar geçerler işte.

    insanın ağzını bozuyorlar durduk yere. yerli oyuncu yokmuş. haberin yoktu sanki lale. şaktar'da ilk 11'inde kaç ukraynalı vardı? al, ukrayna koydu geçti bugün.

    bunak.

  • 7. 2 eylül 2017 penti rezaleti

    sütyen kopçası falan beklerken gözlük nedir amk. gözlükçü mü penti.

  • 8. 3 eylül 2017 kuzey kore'nin 6. nükleer testi

    çok uzun zamandır ilk kez dünyanın bir yerinde işler karışıyor ve bu memleketler bize uzak. ne bokunuz varsa yiyin lan. yeter ki bize dokunmayın.

  • 9. kabuğu soyulmuş domatesi kimse almak istemez

    malum zihniyetin ürünü bir alimemiz, tesettür takmayan kadınları kabuğu soyulmuş domatese benzetiyor.
    metaforlar değişiyor, sözcüler değişiyor, mekanlar değişiyor, zihniyet aynı.

    10. dakikadan sonra dinleyebilirsiniz

    başörtüsü takmayan kadınlar için kullanılan bir başka ifade de şu:
    (bkz: kasabın çengelindeki yüzülmüş koyun) *

    yok öyle uzaktan atıp tutmak. madem "kamuya" açtınız o muhteşem fikirlerinizi, buyrun size kamusallık. buyrun tartışılsın metaforlarınız.

    kabuğu soyulmuş domatesler ne der bu işe bir bakalım?

    başörtüsü takan hanımlar,
    en yakın arkadaşınız, belki kardeşiniz başörtüsü takmıyor.
    sırdaşınız başörtüsü takmıyor. bu insanların hakarete uğramasına sessiz kalmayın. sonunda yine ucu size dayanır.
    kadının özgürlüğü çok önemli.
    bu insanlar bıktırdılar artık. ezilenler ezdi. 16 senedir bıktık bu saçmalıklardan. yeter artık.

    susmayın lütfen.

    edit : en güzeli de şu. hakarete uğrayan benim annem. ama nefreti ben teşvik ediyormuşum.
    çünkü alimenin sözlerini ortaya çıkartıyorum. ne nefret benim, ne sözler benim. sahiplenin sözlerinizin, düşüncelerinizin sorumluluğunu.
    nereden buldum bu görüntüyü? çünkü merak ediyorum. ne düşünüyorlar diye bakıyorum. çünkü şüphe ediyorum.
    çünkü diyaloğa dair bir şeyler aradım. ama ne mümkün.
    ama hep aynı şeyle karşılaşıyorum. o garip nefret duygusu. o herkesi kendisine benzetme arayışı.
    nefret sözcüklerini kullanan ben miyim?
    hayır.
    bana gelmeyeceksiniz o yüzden. gideceksiniz o "alimenin" sözlerinin yanlış olduğunu bir daha tekrarlanmaması gerektiğini söyleyeceksin.

  • 10. ekşi itiraf

    "bir şeylere heves ettiğim günlerim vardı.

    rahmetle anıyorum."

  • 11. kedilerin eğitilememesinin nedeni

  • 12. veganların et yiyenlere saygı göstermemesi

    et tüketiminin aslında ne kadar önemli olduğunun harika bir örneği. vegan olan ağız ishali oluyor gördüğünüz gibi. sağlıklı bir zihin için her besinden kararında almak lazım.

  • 13. eskiden fetö'cüydüm artık menzil cemaatindeyim

    orul orul orospu çocukları

    edit: yaşar alptekin kim amk. ayrıca şu tez de bitmedi daha bi çare bulun olm. tez yazamıyorum. 5 güne 20 sayfa yazmam lazım.

  • 14. entelektüel bir çocuk nasıl yetiştirilir

    çocuk yetiştirmede çoğu zaman zekanın üzerinde durulur. çocuğumun ıq’ su kaç? çocuğum zeki mi acaba? çocuğum zeki değilse ne olur? gibi sorular anne ve babaların gündeminde. doğuştan gelen zeka kapasitesi ki önemlidir fakat zekayı işlemek ve geliştirmek daha önemlidir. kalıtımla gelen zeka, çevresel faktörlerle desteklenirse ancak anlamlı olur. peki aileler bunu nasıl yapabilir?

    araştırmalara göre, çocukların zihinsel gelişimi, ilk 5 yıl içerisinde yüzde 80 oranında tamamlanıyor. ebeveynlerin, okul öncesi dönemde çocukların zihinsel gelişimini desteklemesi, çocukların hayatında büyük bir rol oynuyor. zihinsel gelişim desteklenirse kapasitesini artırabilir.. çevredeki uyarıcılarla doğuştan getirilen zekanın kapasitesini artırabildiğini bilmek bize aynı zamanda çocuk yetiştirme konusunda ciddi bir sorumluluk yüklüyor.

    çocukları doğru yönlendirmek, 0-10 yaş aralığındaki zeka gelişimlerini önemli ölçüde artırır. çocukların zeka gelişimini artırmak, öğrenme alanlarını geliştirmek, sürekli okuyan ve kendini geliştiren bireyler haline getirmekte de ebeveynlerin rolü büyük. zihinsel gelişimin desteklenmesi ve öğrenme kapasitesinin artırılması entelektüel bir çocuk yetiştirmek için ön koşuldur. peki anne ve babalar nasıl entelektüel bir çocuk yetiştirebilir?

    1) çocuğunuzu tanıyın

    her çocuk farklı zeka kapasitesine sahiptir ve çocuğunuzu yetenekleri doğrultusunda desteklemek için onu çok iyi tanımanız gerekmektedir. çocuğunuzun ilgi alanlarını ve becerilerini bilmek doğru bir yönlendirme yapmak için çok önemlidir. çocuk ilgisi ve ihtiyacı olduğunda zaten öğrenecektir. önemli olan ilgi ve ihtiyaçlarını belirleyip ona uygun öğrenme ortamları sağlamak ve öğrenmesini desteklemektir.

    2) çocuğunuzun sosyalleşmesini sağlayacak alanlar oluşturun

    günümüzde teknolojik aletlerin bağımlılık yapacak derecede yoğun kullanımı, stresli şehir hayatı, oyun alanlarının yetersiz oluşu çocuklarda ciddi anlamda yalnızlaşmaya ve içe kapanmaya neden olmaktadır. tiyatroya ve sinemaya gitmek bu anlamda oldukça önemlidir. çocuğun boş zaman etkinliklerini planlarken müzik, doğayı tanıma, resim yapma gibi etkinlikler çocuğun bilişsel, duyuşsal ve fiziksel gelişimini destekleyecek ve aynı zamanda sosyalleşmesini sağlayacaktır. çocuk sosyalleşirken öğrenecektir. anne ve babalar çocuğunun sosyalleşmesi için imkanlar yaratmalı ve çocuklarına bu anlamda destek olmalıdır.

    3) çevredeki uyarıcıları artırın

    zeka çevredeki uyarıcılarla gelişir. çevreden çocuğa ne kadar uyarıcı verirseniz çocuğunuzun zekası o kadar gelişir ve çocuğunuz o kadar fazla öğrenir. çeşitlenen uyarıcılar çocuğunuzun ilgi ve yeteneklerini keşfetmenize de yardımcı olur. evde çocuklara yönelik dergiler, çizgi romanlar, boyama kitapları, yap bozlar, akıl oyunları ve hikayeler olmalıdır. çocuğunuzun yetenekleri doğrultusunda gelişmesini istiyorsanız ona uygun uyarıcılar evde bulundurulabilir. örneğin müziğe ilgisi varsa evde müzikal enstrümanlar olabilir.

    4) iyi alışkanlık kazandırmada model olun

    çocuğunuza alışkanlık kazandırmak istiyorsanız, öncelikle siz model olmalısınız. kitap okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorsunuz örneğin. bunu sürekli söyleyerek başarma olasılığınız oldukça düşük. çocuk karşısında model olarak kitap okuma alışkanlığı olan bir anne-baba görürse, bu alışkanlığı kazanma şansı daha yüksek olur. çocuklar söylenenden çok gördüğünü uygular.

    5)çocuklarınızı aktif öğrenme süreçlerine katın

    çocuklar bir etkinlikte aktif olmayı çok severler. evde çocuğunuzla birlikte bir etkinlik yapacaksınız diyelim. etkinliği sadece siz yapmayın. çocuğunuzla birlikte yapın. yaparak yaşayarak öğrenmeler daha kalıcı oluyor. öğrenme sürecinin içinde yer almak öğrenme isteğini de artıracaktır.

    6) çocuğunuzla birlikte kaliteli vakit geçirin

    ebeveynlerin ihmal ettiği önemli konulardan biri de çocuğuyla birlikte kaliteli vakit geçirmektir. sohbet ederken, tatil yaparken, müzeleri gezerken, belgesel izlerken, başka bir şehre veya başka bir ülkeye giderken, her an çocuğunuz için öğrenme fırsatları yaratabilirsiniz. vakit geçirirken siz televizyon izliyor ve çocuğunuz duvara konuşuyor gibi olmasın. karşılıklı iletişime dayalı, güven temelli ve öğrenmeye dönük vakitler geçirin.

    7) bilgisayar okuryazarı olan çocuklar yetiştirin

    dünyadaki çoğu ülkenin eğitim sistemi artık dijital eğitim üzerine kuruluyor. bilgiye erişme, değişik kaynaklara kolayca ulaşabilme, edinilen bilgilerin sürekliliğini ve uygulanabilirliğini artırmak açısından aktif bir şekilde teknolojiyi kullanabilen çocukların yetiştirilmesi oldukça önemli. anne babalar bu anlamda çocuklarını destekleyebilmeli ve bu bilgi patlamasında çocuklarının ihtiyacı olan veya olmayan bilgilerin erişilmesi konusunda denetleme yapmalıdır.

    8) müzelere gidin

    müzeler çocukların çoklu öğrenme ortamları sunmaktadır. günümüzde müzeler çocuklara yönelik, ilgi çekici, eğlenirken öğrenmeye yardımcı olan zenginleştirilmiş programlar sunmaktadırlar. çocuklar müzelerde eserlere bakma, tarihleri ve bilgileri okuma alışkanlığı kazanmalı ve böylece öğrenmelerine katkı sağlanmalıdır. müzelerin okuma salonları da okuma ve araştırma yapmak için kullanılabilir.

    9) kütüphaneye gidin

    kütüphaneler çok iyi öğrenme ortamlarıdır. araştırma yapmak, kitap okumak, farklı kaynakları taramak açısından önemlidir. unutmayalım ki kütüphanede herhangi bir konuyu araştırmak için giden bir öğrenci, amaçladığından daha çok şey öğrenecektir. çünkü araştırma yapmak çoğu zaman ilgi çekici başka konuya sevk edebilir insanı.

  • 15. fransa'nın insanlığa katkısı

    (bkz: fransız ihtilali)

    eşitlik, ulusçuluk, laiklik, milliyetçilik gibi tüm modern kavramlar bu devrim sayesinde ortaya çıkmış, monarşiler bu devrimin sonucu olarak yıkılmaya başlamıştır.

  • 16. banyoda sevişmenin zorlukları

    duş musluğunun götünüze girmesi.

  • 17. şener özbayraklı

    amk twitter'da gördüm. buraya yazmak istedim. bu adam, twitter adresi açarken enerzbayrakl diye açmış ilk önce. sebebi de muhtemelen "şenerözbayraklı" diye almaya çalışırken karşılaştığı "türkçe karakterler kullanmayın" uyarısı yüzünden.

    https://mobile.twitter.com/…atus/613292402175045632

    dshajksjfdhjkdlşcjuğfışfşjcşjfhlxhdl. böyle bir beyin, böyle bir zeka, yabancı sınırı olmasa fenerbahçe'de ilk 11 oynayacaktı. milli takımda ilk 11 başlıyor.

    ozan tufan'ın beyni < şener özbayraklı'nın beyni < lucescu'nun beyni < ozan tufan'ın beni

  • 18. oğuzhan özyakup

    şimdiye kadar hiçbir yerli futbolcu lobisinin içinde yer almamış, bu uğurda takımını sabote etmemiş ve futbol dışında bir konuyla gündeme gelmemiş yıldız futbolcu. zaten tam tersi olsaydı son 2 sezonun şampiyonu olan takımda kaptanlık yapmasına rağmen milli takıma çağrılmama komedisini asla yaşamazdı.

    oğuzhan'ın futbolunu beğenirsin, beğenmezsin ayrı konu ama hiçbir zaman mevcut teknik direktörünü kovdurmak adına sahada kasti olarak kötü oynamayacağını bilirsin, siyasete bulaşmaz, medyada adamları yoktur, prim peşinde koşmaz, galerici abilerle işi olmaz, bugüne kadar herhangi bir gazeteciyle kavga etmemiştir. özetle oğuzhan özyakup; yerli lobisinin kol gezdiği türk futbolunda gerçek anlamda futbolcu olarak kalmayı başaran ender isimlerden biridir. kuyruk acısı olan kendisine sallamaya devam etsin gereken cevabı sahada alıyorsunuz nasılsa.

  • 19. m.takım yedek kulübesini internet kafeye çevirmek

    https://pbs.twimg.com/media/diviqc3xoaakaia.jpg

    https://pbs.twimg.com/…dia/div4lupxyaiqgpw.jpg:orig

    yedek kulübesine çay, kahve, usb kablo(ve muhtemelen powerbank), cep telefonu sokarak adeta milletle alay ediyorlar. maça konsantrasyon sıfır. hiçbir şey umurlarında değil. tek bildikleri prim pazarlığı.

    bonus: https://pbs.twimg.com/media/divujvtwaaanez8.jpg

  • 20. dünyanın yuvarlak olduğunun kanıtları

    konya'da falan yaşayıp başka bir yer görmediniz de mi bu tür başlıkları açıyorsunuz anlamadım.

    tamam ben de konya'dan geçerken arada şeytan dürter "lan dünya düz herhalde" diye 2-3 saniye aklımdan geçer ancak güler geçerim tabii.

    kesin olarak şöyle anlayabilirsiniz.

    akdeniz kıyılarına inin (antalya olsun) iyice bi bakın ufka öğlen vakti kıbrıs var mı yok mu. eğer düz ise kıbrıs vardır, yok ise yuvarlaktır.

  • 21. arda turan

    bu gece oynanan maçta sahaya yüreğini koymuş 'aslan' parçası. come to galatasaray.

    not: fenerbahçe

    beyler şaka bir yana bizde şener-ozan-topal falan var bu gece hepiniz gördünüz, şartları eşitlememiz lazım. ya arda'yı alın ya da bizim üçlüden birini.

  • 22. survivor'da başörtülü yarışmacı olmaması

    sümeyye'nin haşeması takıldı ve düştü.

  • 23. tıp vs diş hekimliği

    doctor vs. dentist
    ingilizcesinde de görüldüğü üzere dişçilere doktor denmiyor.

  • 24. the red pill

    evrimsel psikoloji ağırlıklı yazıma, alemin kralı skeptico'dan madde madde cevap gelmiş. sadece ikimizi ilgilendiren bir "atışma" olmayacak şekilde basit cevaplar vermeye çalıştım, 6. maddede biraz kendimi kaybettim yalnız.

    1) hayır. eleştirim şuydu: evrimsel psikoloji (ep) en iyi haliyle soft science'tır. red pill yazılarındaki hali ise pseudoscience'a kayıyor.

    **

    2) heuristics'i biliyorum, bu konuda seminer veriyorum hatta. ama ben "red pill felsefesi her kadına genelleme yapıyor" demedim ki. daha cömert bir argümanım var: iyi kullanılan heuristics bile, popüler ep senaryolarını sandığınız kadar desteklemiyor.

    **

    3) hayır, yanlış anlamışsın. olay beynimin net rakamlar istemesi, bulamayınca da ep'ye bok atması değil. ep'nin sorunlarından biri su: karmaşık cevapları (erkeklerin eş tercihleri gibi), insanlar basit hikayelere çeviriyorlar otomatikman. bu hikayeler de mevcut önyargıları besleyecek şekilde oluyor. insan -iq seviyesinden bağımsız olarak- genellemelere fazla yatkın ve heuristics kullanımı felaket.

    **

    4) hayır, yanlış anlamışsın. 10 üzeri 5 gibi değerlendirmelerle "taşak geçmiyordum". bunların tüm kompleksliği ile insanın aklında kalmadığını söylüyorum. linklediğin makale bu fikirle alakasız.

    **

    5) hayır, yanlış anlamışsın. bir kere "eş seçiminin evrimsel temeli yoktur" demiyorum. 5 maddedir yaptığım şey, örneklerle, ep'yi kullanırken düşülebilecek tuzakları anlatmak. bu örnekte de, eldeki verinin tek yorumu ep imiş gibi gözüküyor (tuzak bu), ama social learning theory de bu veriyi açıklayabiliyor.

    gönderdiğin makalenin bu tuzağa düşmeyi nasıl engellediğini anlayamadım abstracti okuyarak. tamamını da okuyamadım, anlatmışlarsa beni aydınlatırsınız. bu arada makale 27 senelik, artık daha iyi setleri vardır herhalde.

    **

    6) evet katılıyorum. verdiğin makale de ilginç çünkü doğrudan genlere bakarak yapılan bir araştırma.

    yalnız buradan sonra felaket.

    benim derdim şuydu: kadının evlenerek sınıf atlaması, sınıf atlamasının tek mümkün yolu idi. hipergamiye zorlanıyor yani. bu bir teori.

    şimdi inanmazsınız ama, ben bu konunun da doğrusunu bilmiyorum. asıl derdim yöntem. yani hipergaminin kaçta kaçı evrimsel, kaçı son 10 bin senedeki medeniyete adaptasyon, bilmiyorum. ama sosyo ekonomik bakış açısı, en az ep kadar mantıklı geliyor.

    şimdi sen buna karşı diyorsun ki "kadınlar tarih boyunca evlilikte korunan cinsiyetti".

    hoppala. bir kere bunun hipergami sorumuzla alakası yok.

    ama bu alakasız iddianı kanıtlamak için kullandığın argüman asıl feci olan şey: "evet kadının kendi parası yoktur ama, kadının taktığı borçlardan da kocası sorumludur, bu kadının korunmasıdır"

    vay anam vay. bu mantıkla, köle-sahip ilişkisinde de esas korunan taraf köle, zira kölenin de malı mülkü yok ve taktığı borçları sahibi ödemek zorunda. kadına "köle" dememiştim ama benim yerime sen demiş oldun.

    **

    7) hayır, kadın erkek eşitliği arttıkça eş seçimi yakınsıyor (yani ep'nin etkisini azaltan bir sonuç bu).

    en azından bunu iddia eden makale şu. işin komik tarafı, daha önce verdiğin o 27 senelik makaledeki mate-preference data setini kullanmışlar. ve diyorlar ki "ekonomik eşitlik arttıkça, eş seçiminde gözetilen özellikler birbirine benziyor".

    senin karşı kanıt olarak verdiğin makale ise başka bir şey söylüyor: "çekici kadınlar, olabilecek en ideal erkekleri istiyorlar"

    ne alakası var şimdi bunun?

    **

    8) anlamadım, nasıl bu madde konu hakkındaki sığ anlayışımın bayrak sallayan ispatı oluyor? bu maddede yine metodolojik bir tuzaktan bahsediyorum. basit bir örnek verdim diye bozuldun herhalde. o örneğin içeriği, konu açısından önemli değil. anlatılan fikre etkisi yok.

    **

    9) hayır.

    bahsettiğim konu ne? kültürün ve korteksin, biyolojik evrimsel baskılardan bağımsız kendi dünyaları olduğu. akabinde, "en baz güdülerimizin, mutluluğumuzu belirleyecek ana parametre olmadıkları" hakkında bir düşünce var. çünkü bu daha üst-sistemlerden de güdüler geliyor.

    buna karşı "kanıt" olarak verilen makale ne diyor? "9 aylık bebeklerin seçtiği oyuncaklar cinsiyete göre değişiyor. bu değişimin biyolojik ve çevresel etkenleri var."

    yine ne alakası var?

    **

    10) eh, biraz kabul. verdiğim örnek fazla basit, çünkü millete aşırı basit ep hesaplarından uzak durmasını tembihliyorum. zaten vardığım sonuç, senin dediğinle aynı: ep stratejileri sanıldığından karmaşık.

    **

    11) hayır. benim argümanım, sosyal uyuma yönelik genlerin, alfaya yönelik genlerden daha değerli olabileceği.

    senin dediklerin bunu yanlışlamıyor. verdiğin link de dahil: "25 babadan sadece 1'i, başkasının çocuğuna babalık yapıyormuş bilmeden"

    eee? cuckolding yok mu dedim ben? neyi değiştiriyor bu?

    **

    12) hayır hayır hayır.

    sen verdiğin linkleri okumuyor musun? burada tarım toplumundan bahsedilmis. tarım toplumunda zenginliği biriktirmek mümkün, hiyerarşi mümkün, din mümkün, harem kurmak gayet mümkün. bunlar benim bahsettiğimle alakasız.

    ikincisi, pair bonding sadece 3-4 sene sürse bile dediklerim geçerli olabilir. yani o kadar sürecek bir bağı yürütebilecek karakterde erkekler seçilmiş oluyorlar otomatikman. bu da alfa olmak kadar -ya da daha fazla- önemli diyorum.

    **

    13) hayır, benim iddialarımla alakasız bir eleştiri yine.

    "gerçek redpill bu değil" demişsin, ama benim oradaki derdim, hipergamiden nankörlüğe atlama yapan insanlar. bunlardan da çok var. sense, aynı şey senin başına gelse neden nankörlük olarak görmeyeceğini uzun uzun yazmışsın. iyi.

    ***

    kalan kısım ise yazdıklarım hakkında ve kısmen katılıyorum. aslında bence yazdığın en ilginç şey bu kısımda.

    ama toplumun değerleri, bir eylemin fayda sağladığı kişi sayısına oranlı şekillenmiyor. yani "anaçlık 1 kişiye fayda sağlar, temiz su mühendisliği ise 1000 kişiye, o yüzden mühendisliği yüceltiriz" mantığı yok.

    toplumun değerleri kafana "fayda sağladığı kişi sayısı" bilgisiyle beraber girmiyor. "annelik kutsaldır" diye giriyor mesela. "cennet anaların ayakları altındadır" diye giriyor.

    **

    "kadınlar kaç savaş çıkartmışlar" sorumun amacı belli: kadın düşmanlığı bariz bir elemanın, nazilerle yatan kadınlar örneğini verip, sonunda "zaten kadınlar kaç ülke kurdular ki, hepsi karaktersiz" çıkarımının saçmalığını göstermek.

    yani bir bağlama bak, bir de refleksine. dünyanın en gerizekalı argümanıyla aynı safta yer alıp, bana trump'a oy veren kadın oranını filan vererek, kadınların melek olmadıklarını kanıtlamaya çalışman garip.

    **

    14) "güya romada erkek karısını öldürse ceza almazmış"

    aslında verdiğin link sadece "aldatma" hakkında ve dahası beni tam yanlışlamıyor:

    "according to cato (2nd century bc), a husband had an ancient right (ius) to kill his wife if he caught her in the act of adultery. the existence of this "right" has been questioned"

    sonrası daha da ironik: augustus'un kadınları hedef alan bir ahlak kanunundan, ve sonunda kendi kızını öldürmesinden bahsediyor.

    bak dürüst olmasam burada bırakırdım ama aslında hatalı benim. aklımdaki kavram patria potestas idi. ama bunun erkeklere de uzandığını bilmiyordum. ailenin reisi, hem erkek, hem de kız çocukları üstünde sonsuz hak sahibiymiş meğer. ve evet, bu öldürmeyi de kapsıyor. kız evlenince, gelin gittiği evin reisinin kontrolüne geçiyor.

    neyse, sonuçta bu işin detayı. bu kısmı tamamen çıkarsak, argümanım değişiyor mu? kadınlar herhangi bir güç sahibi olamıyorlarsa, "kadınlar niye iktidarda yok" sorusu manasız.

    sen engizisyon zamanı, katolik bir ülkeye gidip "buradan niye yahudi bir kral çıkmıyor" diye soruyor musun?

    **

    15) hayır, ben yanlış anlamadım, başlıktaki en beğenilen entrylerden birinden alıntı yaptım. kadın ve erkek beyni aynıdır demedim, bu linklerin benle alakası yok.

    "kadının hafızası daha iyi deyince kimse bişey demiyor, ama erkek matematikte iyi deyince oouuvvvv"

    basit:

    eğer toplumda "erkeklerin hafızası kötüdür" yargısı yerleşirse, ödeyeceğin maliyeti düşün. eğer toplumda "kadınlar matematikte daha kötüdür" yargısı yerleşince, kadının ödeyeceği maliyeti düşün.

    ***

    kapanış:

    benim derdim, geçerken buraya da uğrayıp, "ben bu konuyu da sizden iyi bilirim" imajı bırakmak değil. bilmiyorum bir şey. bilgiden ziyade, derdim var. o derdim de, sözde postmodernizmin bozduğu kadın erkek ilişkilerini düzelteceğim diye (edit: burası skeptico'nun en beğenilen entrysine atıf), zar zor edinilmiş kazanımları geriye çevirmenin yanlışlığı. hele türkiye gibi bir yerde tehlikesi.

  • 25. a milli futbol takımını kurtaracak formül

    çok çeşitli formüller yazılabilir ama ilk olarak akp'nin elini futboldan çekmesi gerekir. adamların girip de batırmadıkları yer kaldı mı?

  • 26. bir insanla ilişiği kesmek için yeter sebepler

    umursadığı tek şeyin kendi duyguları olması

  • 27. insan maymundan geldiyse nereye gidiyor

    beylikdüzü'ne.

  • 28. sözlükçülerin dünya kupasında destekleyeceği takım

    inno di mameli'yi söylerken bir yandan pizzamdan ısıracak bir yandan 66'lık morettim'den bir yudum alacağım.

    forza italia

  • 29. dünya zenginlerinin gliese 581'e yerleşmesi

    dünyadan 7 kat büyükse (bunu yüzey alanı olarak kabul ediyoruz) yarıçapı 2.7 kat, hacmi de 17 kat fazladır. buradan yerçekiminin dünyadan en iyi ihtimalle 8 kat fazla olacağını söyleyebiliriz. (70 kiloluk bir insan 560 kilo olacaktır) anlayacağınız dünya zenginleri posta pulu olmaya gidiyorlar.

    edit : gezegenin özgül ağırlığı verilmemiş o yüzden net bir tahmin yapamıyoruz sözelci arkadaşlar

    edit - 2 : g x m1 x m2 / r2 formülünden yola çıkarsak. dünya ile kıyaslıyoruz, m1 bizim zengin adamın kütlesi olsun, m2 de gliese'nin kütlesi. gliese bir küre ise dünyaya göre hacmi 2.7'nın küpü kadar fazladır. zengin adam bu kütlenin ağırlık merkezine de 2.7 kat uzaktır, oranlarsak eşit özgül ağırlıklı iki gezegen olsalardı zengin adamımız dünyadan 2.7 kat daha ağır tartılacaktı.

    ama gliese hayvan kadar büyük iken bir gaz devi olmamış, yani dünya gibi kaya ve metal karışımı bir gezegen, olağanüstü büyük hacmi sebebi ile yoğun metal çekirdeğinin dünyanınkinden daha büyük olduğunu varsayabiliriz, bu da özgül ağırlığının dünyadan 3 kat fazla olabilme ihtimalini barındırır. 2.7 x 3 = ~8 kat daha büyük çekim gücü, eskiden bu çekim gücü sadece turkcell'de vardı, artık yok

    edit - 3 : meraklısına dünya örneği ile gezegenlerin yapısında (yüzeyden çekirdeğe doğru) özgül ağırlık dağılımı grafiği

    https://en.0wikipedia.org/…pywxezw5zaxr5ufjfts5qcgc

  • 30. ilk kimin aklına geldi diye merak edilen şeyler

    ütü yapmak. sebebi neydi ki yani? kim "ulan bunları kırışıksız giyelim" dedi yani? ne gerek vardı?

  • 31. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    pink floyd tadında merhaba;

    hey you ! out there in the cold
    getting lonely, getting old, can you feel me
    hey you ! standing in the aisles
    with itchy feet and fading smiles, can you feel me
    hey you ! don't help them to bury the light
    don't give in without a fight.

    http://connected2.me/saintuygar

  • 32. ozan tufan

    sene: 2000
    yer: ankara atatürk lisesi

    bilenler bilir lisenin büyüklüğünü, yaklaşık 2500 öğrenci. her sınıfın şubesi u-ü'ye kadar gider.

    okul içi bir futbol turnuvası düzenleniyor. biz 9. sınıf iken 11. sınıflar çıktı kurada daha ilk turda. bizim elemanlar heyecanlı, ama koyar geçeriz modunda. maç günü geldi, kedi babasi 'nı almadılar sınıf takımına çünkü göbekli. çok da şeyapmadım ben tabi. neyse maç başladı, bizim defans her geçen oyuncudan bilet kesse daha ilk yarıda köşe olurduk. kalecimiz dönmüş kovaya, ilk yari 7-0 bitti.
    ikinci yarı başlarken kedi babası 'na "geç sen de oyna bari lan, elendik zaten" dediler, ok dedim girdim oyuna. neyse yaptık bir şeyler, maç 11-1 bitti. maçın hakemliğini yapan okul takımı antrenörü çağırdı kedi babasi 'nı yanına ve dedi ki: "şu göbeği erit, okul takımına alayım seni." kedi babasi ne dese beğenirsiniz? "hocam eritemem, alacaksanız böyle alın." e hoca durur mu? yapıştırmış cevabı: "hasiktir len."

    özet geç piç diyenler için özet: bizim gençliğimizde göbekle lise takımına bile girilemiyordu, şimdi a milli takım 'da oynanabiliyor ne hikmetse.

    not: sergen yalçın hariç.

  • 33. eşini ve çocuğunu toplu taşımada süründüren erkek

    toplu taşıma ağının yaygın ve fonksiyonel olması bir toplum için medeniyet göstergesidir. üstelik bazı güzergahları arabayla katetmek de milyonluk çile yasatabilir.

    bunu bi tarafa korsak, ben toplu tasimada ailesiyle seyahat eden, mütevazı görünümlü bir aile babası gördüğümde çok hoslaniyorum bu tablodan üstelik.
    herkes araba alamaz, ama her erkek aile babası olabilir. bakiniz bu adam olmuş mesela. gittikleri yer her neresi ise, ailesiyle gidiyor.

    benim de çocukluğum annemle toplu taşım araçlarında geçti ama babam bi kere bile bizimle değildi mesela. bizimle dışarı çıkmaktan hoşlanmazdı. çoğunlukla motosikleti vardı zaten... ve dışarıda "biz" den ayrı bi dünyası...

    sorumluluklarina sahip çıkan bir erkek, ailesi için şanstır.
    araba olur ya da olmaz. ama o bağ kalır.

    gercek değer meta değil, o bağdır zaten

  • 34. 3 eylül 2017 laboratuvarda canlı üretilmesi

    önce bir kaynağı girelim.

    başlık aslında "3 eylül 2017 laboratuvarda yeni bir yaşam formu üretilmesi" olacaktı. çünkü olay sadece bir canlı değil yepyeni bir "yaşam formu" üretilmesi.

    "a, c, t ve g" dna'larına yeni bir çift nükleotid eklenmiş.

    "0 kilometre" yeni bir dna sarmalına sahip yaşam formu üretilmiş. yani bugüne kadar olmayan bir canlı türü.

    evrim ağacının yeni bir dalı, kopyalamadan çok daha farklı bir şey.

  • 35. fatih terim

    göksel gümüşdağ: 'önümüzdeki sezon için yabancı sınırında farklı bir gelişme olabilir ama illa yapılacak anlamına gelmiyor. altyapıya eğilmeliyiz. altyapıdan yeni arda turan yeni emre belözoğlu çıkartmalıyız'

    recep tayyip erdoğan: bu tablo yeni futbolcuların yetişmesinde sorun ve tıkanıklık olduğunu gösteriyor.

    fikret orman: yabancı kuralı değişemez

    terim: dünyanın yasaklardan kurtulduğu bir ortamda, yabancı kuralı size mani değil

    yıldırım demirören: cumhurbaşkanı'nın söylemine katılıyorum. daha fazla yerli oyuncu olması lazım.

    gönderilme sebebi siyasidir. bunun tartışılacak bir tarafı yok. futboldan anlamazdı, tek bildiği kameraya güzel görünmekti diyenler zaten beyinsizdir. onlara laf anlatmaya gerek yok.

    yabancı sınırlaması konusunda fikret orman ile birlikte tayyip erdoğan'a ulu orta karşı çıktığı için federasyon yönetim kurulunda olan bir kebapçı ve 100 yılda bir gelen ahlaksız barcelona'lı eliyle kamuoyunda "problemin kaynağı" olarak gösterilmiş ve görevine son verilmiştir.

  • 36. şaka maka herkesin japonya'yı az çok sevmesi

    (bkz: koreliler hariç de)

  • 37. türkiye a milli futbol takımı

    tff yönetim kurulu:

    yıldırım demirören: tüpçü
    servet yardımcı: armatör
    nihat özdemir: inşaat
    hüsnü güreli: avukat
    ali dürüst: işletme
    ibrahim usta: inşaat
    cengiz zülfikaroğlu: ticaret
    ali düşmez: işletme
    erhan kamışlı: inşaat, sağlık
    kaan terzioğlu: telekomünikasyon
    mustafa çağlar: tekstil
    alaattin aykaç: gemici
    ahmet gökçek: belediye başkanı'nın oğlu
    mete düren: doktor

    siz ne başarısı bekliyorsunuz acaba aq? neyin taktiğini, pozisyonunu konuşuyorsunuz siz? aç döndür döndür bak bu listeye. başarı beklediğin takımı, futbolu yönetenlere bak.

  • 38. israil'de kanser hastası olmaması

  • 39. menzil şeyhinin torununun oturduğu koltuk

    içinde azıcık allah korkusu olan birisi bu görüntüleri izledikten sonra en azından nazikçe "sizin yapacağınız işi sikeyim" demelidir. yoksa ahirette bunun hesabını veremez.
    evet, bu durumda nezaketin ölçüsü budur bence.

    edit: işi ahirete bıraktığım düşünülerek eleştirilmiş. birkaç başlık altında cevap vereyim;
    1) cümlede geçen " en azından" sanırım yeterince aktivist bir ifade. netice alamayacağımı bilsem de (madde 3) bundan fazlasını yapmaya gayret ettiğime emin olabilirsiniz.
    2) bu entrynin asıl hedef kitlesi bu tip oluşumlara gönül veren/verme ihtimali olan bireylerdir. yani dindar insanlar. bu gidişe bir dur demezlerse ödeyecekleri bedelin hassas oldukları noktadaki karşılığına atıf yapmak istedim etkili olsun diye. yoksa ödenecek tek bedel bu değil elbette.
    3) kişisel kanaatim şudur ki; yaşadığımız yozlaşma artık geri döndürülebilir noktayı çoktan geçti. artık yapılabilecek herhangi birşeyin bizi kurtarabileceği inancını kaybettim. bu taraftan artık pek bir ümidim yok. bu yüzden kişisel olarak davranışlarımı öteki tarafın bonuslarına göre ayarlamaya gayret ediyorum. ahiret vurgusunun altında yatan asıl tema bu olabilir. bilemedim ben onu.

  • 40. alessandra ambrosio'ya güzel diyen insan

    güzellikle mankenlik arasındaki farkı bilmeyen yazar hezeyanı.

    lc waikiki, ipekyol vitrininde duran kıyafeti taşıyan cansız mankenler gibi düşün o kadını.

    sen vitrindeki aynı kıyafeti alıp giyince; at s.kinde kelebek gibi oluyor ya hani. işte onda öyle olmuyor..o yüzden manken..

  • 41. sigara paketini gömlek cebine koyan insan

    rte'ye yakalandığında paketi kaptıracak ve kendisine bir daha içmeme sözü verecek insandır.*

  • 42. türk youtuber

    düzgünü yok mudur? elbette vardır ancak her 10 youtuber'dan 9.9'u boş beleş.
    kısa yoldan meşhur olma,para kazanma arzusu tavan yapmış bir millet olarak youtube çok güzel yol açtı bu kitleye!
    youtube ve snapchat sayesinde şunu farkettim; genç nesilde(25 ve aşağısı) müthiş bir popüler olma azmi var! sanki tanınmış biri olmazsa hayata geliş amacını gerçekleştiremeyecekmiş gibi bir azim bu!
    ülke olarak zaten dünyada kaliteli yapılan işlerin bile boktan versiyonunu yapmakta üstümüze yok!
    ted talks bunun en güzel örneği.
    tedx türkiye'nin videolarına bakın bir de!
    bir garezim yok ama yunus günçe nedir amk? hangi uzmanlıkla,hangi bilgi/birikimle bu adamı konuşmacı olarak çıkarıyorsun oraya?

    bir de aksiyon kamera alıp kaskın yanına takınca motovlog çekip youtube kanalı açanlar var.
    bakıyorsun,beşyüz tane motor nasıl yıkanır? zincir nasıl temizlenir videosu var!
    adam kendisi motosikleti yeni almış,yağmurda motor(!) kullanırken dikkat edilmesi gerekenler diye video çekmiş! lan dalyarak,sen ölmeden git de,videon da eksik kalsın.

    motorcu abi,motorcu bacı,motorcu kız,motor kız,macerayı seven kız,süren bayan,sürdüren dayı...
    motor da motor...o motor bloğunu komple götüne sokayım senin!
    motosiklet onun adı.

    dingil arkadaşının motosikletini bi tur versene kankaa diye almış onunla test videosu çekiyor! lan yarak,iki tur atmakla test videosu mu çekilir?

    ya da gitmiş bayiiden test motosikletini almış,kendi motosikleti 250cc iken 1000cc'lik motosiklet kullanıp ilk gazı açınca "ohaaaaa" "aaabiii bu neee" diye video çekiyor.
    ne sikimi çekerse çeksin,ama bunu test videosu diye koymasın.

    makyaj kanalı,oyun kanalları,teknoloji kanalları da çok farklı değil!
    adam teknolojik ürün tanıtacak,kağıt üzerindeki verileri seslendiriyor sadece! şu kadar ram,şu kadar çekirdek! ulan yarak,zaten açsam sitesinde yazıyor bunlar.

    bu boş dünyanın,en boş beleş insanlarının bir bok olma sevdasıyla açtıkları youtube kanalları;internet dünyasının yıllardır biriken çöplüğüne şimdi de video ile katkıda bulunmaktan başka bir şey değildir.

    çözümü ya teenagerların elinden tabletleri,telefonları alacağız ki bu gereksiz güruh prim yapmasın, veya youtube her önüne gelenin kanal açmaması için bir filtre uygulasın.

    çoluk çocuğa fazla mı umut besliyoruz diye bazen düşünmüyor değilim!

  • 43. 1.75 boyuyla topuklu ayakkabı giyen kadın

    185 boyunda bir erkek olduğum için bana koymayan durumdur. hoş benim boyumu geçseler de çok takan biri değilim. hatta uzun kızlara daha çok yakışıyor bu topuklu. çok daha havalı ve zarif gösteriyor bence.

  • 44. 2 eylül 2017 türkiye'nin çift taç atışı kullanması

    bence milli takımda da başkanlık sistemine geçilmeli. böyle çift başlılık olmaz!!!! milli takımın önünü işte bu statükocular kapadı.

    kenarıya çekilin ey cehape zihniyeti, taç kenarıdan kullanılır.

  • 45. melih mahmutoğlu

    getirin oradan büyük britanya'yı melih kardeşim şov yapacak.

  • 46. 1.85 boyundaki erkeğin kendisini uzun zannetmesi

    182 cm boyum var türlü türlü huyum var. yalnız sözlük yazarlarının alayı 190 cm üzerinde ve zannedersem hiç evden çıkmıyorlar. sokağa çıktığım zaman bildiğiniz uzun boylu hissediyorum kendimi. ayrıca iriyim yarıyım.

  • 47. halk plajlarının olmazsa olmaz tipleri

    diz altına kadar uzanan şort mayo giyen 5 kişilik barzo grubu.

  • 48. trabzonluların damada enişte enişteye dayı demesi

    izmirlilerin amcaya çiğdem, dayıya da gevrek demelerinden tuhaf değildir.

  • 49. düşün ki o bunu okuyor

    "bırak istediği kadar çıkmaz olsun sokaklar.
    duvardan atlamayı da bilir çıkmak isteyen insanlar."

  • 50. lionel carole'ün tek gözle futbol oynaması

    yasin de bir transfer geçirse. onda da beyin olmadığı anlaşılır sanırım.

    geçen sene kör topal iyi beşinci bitirmişiz.