debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. merhaba ben enes ünal sorularınızı yanıtlıyorum

    enes ünal , sana bir abi tavsiyesi lütfen ama lütfen arda turan'dan uzak dur. gerekirse selam bile verme !

  • 2. 27 ağustos 2017 gençlerbirliği fenerbahçe maçı

    şener özbayraklı - sakat
    alper potuk - sakat
    fernandao - sakat
    mehmet ekici - sakat
    robin van persie - sakat
    eljif elmas - sakat
    u. zeybek - sakat
    y. güvenli - sakat

    bonus;
    ozan tufan - kafadan sakat

    oldu olacak takimin adini degistirelim.

    `fenerbahçe engelli bakımı ve rehabilitasyon merkezi` yapalım amina koyim.

    ayrica (bkz: van persie'ye engelli aylığı bağlasın kampanyası)

    sizin kuracaginiz kadroyu sikeyim. mayis ayinda transferi bitirecez dediniz, eylul oldu daha takimda stoper yok. topu kaleye sokacak santrfor yok. kaleye toplamda 12 sut gelmis 7'si gol olmus, topu tutacak kaleci yok lan.

    uefa'dan elenmisin ligte 2 macta 2 puan toplamissin. beyler allah bizim belamizi vermis olabilir mi?

  • 3. 26 ağustos 2017 floyd mayweather vs conor mcgregor

    güzel maçtı.

    o değil de eleman gelmiş sözlük yazarlarına saldırıyor. vay cahiller, siz ne bilirsiniz falan diyor. sonra dirty talk diyor. alfkakdkakdkka. vatandaş daha trash talkile dirty talk arasındaki farkı bilmiyor. ışte bunlar hep xhamster.

  • 4. 27 ağustos 2017 vatan şaşmaz'ın öldürülmesi

    şuna bile espri kasanlar var. allah belanızı versin.

  • 5. vatan şaşmaz

    rahmetliyi pek takip ettiğimi söyleyemem ama beğendim bir lafı katıldığı bir beyaz show'da babasız büyümesine ithafen, babası kendilerini terk ettikten sonra annesi için "biz güçlü kadınların çocuklarıyız, annem bana hem annelik hem babalık yaptı olmasa bu günlere asla gelemezdim" demesidir.

    allah rahmet eylesin.

  • 6. plajda sigara içenleri uyarmak

    izmaritini kuma saplamayacaksa isterse 10 kilo icsin.

    ama herkes biliyor ki en az 5 tane izmarit atip siktirip gideceksin. gunde 100lerce kisi oraya geldigi icin kumdan cok izmarirt oluyor. o yuzden bok icin.

    cope atanlar alinmasin.

  • 7. asla evlenilmeyecek 10 erkek

    ösym'nin yapmış olduğu kpss, ygs, lys, dgs, yds, kpds, ötv, ytv, kdv sınavlarından en az birine girmiş olan, ankara'da ikamet eden, beni atandığım yerden getirecek akli dengesi yerinde olmayan her erkekle evlenirim ben.

  • 8. deniz naki

    aciklama yapmistir:

    “öncelikle dünkü maçta yaşanan talihsiz olay nedeniyle gerek sosyal medyadan, gerekse de arayarak ve mesaj atarak geçmiş olsun dileklerini ileten tüm dostlarıma teşekkür ederim.

    bu olaylar beni yıpratmaktan ziyade daha da hırslandırıp motive etmektedir. hiçbir güç bu sene şampiyon olup kupayı rahmetli kaptanımıza götürmekten bizi alıkoyamaz.

    rahmetli kaptanımız şehmuz özer’in de dediği gibi, ”onlar bize kötü davransın, biz onlara çiçek vermeye devam edeceğiz.” ama bundan sonra yalnızca çiçek değil, bolca gol de hediye edeceğiz.

    bizler rahmetli kaptanın yoldaşlarıyız. bize kötü davranana biz kötü davranmayacağız.

    pir seyit rıza’nın da dediği gibi, ”ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim. bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim. bu da size dert olsun.”

    o sene bu sene. selam ve sevgiyle…

    deniz naki

  • 9. muzaffer izgü

    bende pek çok çocukluk anısı ve gidişiyle büyük bir acı bıraktı. dün akşam gözlerim şişene dek ağladım, 84 yaşında bu dünyadan çok sevildiğini bilerek göçen nur yüzlü bir yazardan ziyade yazarlık macerası ısınmak için sığındığı bir halk kütüphanesinde başlayan, yazları annesinin yaptığı patlıcan dolmalarını ekmek arası yapıp abisiyle birlikte satarak eve para getirmeye çalışan, bir gecede yaptıkları gecekondu yağmurda yıkılınca yine bir gecede yenisini yapan, tarifsiz bir fakirlik içinde okuyup büyük adam olan, umudunu ve iyi kalbini hiç kaybetmeyen o çocuk için ağladım.

    teşekkürler beni adana'nın sıcağıyla, banadura ile tanıştırdığın için. 5 yaşındayken bir yılbaşı sabahı trt'de çizgi filmi yayınlanan sefiller'in kitabını okuyacağım diye giriştiğim kişisel okuma macerama kattıkların için. her kitap başka bir evrene açılan kapıdır, kimi kapının ardında sadece bir duvar, kimisinin ardında bir evin salonu, kimisinden ıssız bir ada, kimisinden evliliğinden bunalan mutsuz aristokrat bir kadın, kimisinde bir savaş meydanı, kimisinden iç savaştaki bir halk, kimisinden 40'lı yılların adana'sında evinde ısınacak odun olmadığı için kütüphaneye giden bir çocuğun dünyası çıkar. küçük çocuk dünyamdan kendi dünyana açtığın o muhteşem kapı için sonsuz teşekkürler.

  • 10. 27 ağustos 2017 liverpool arsenal maçı

    bu maçı izleyenlerin bir kısmı, akşama aykut kocaman'ın takımını izleyecek :(

    (bkz: dikine oyun diye bir şey çıkardılar)

  • 11. cunda adası

    rüyanıza girecek bir numarası yoktur. deniz olmayan memleketten gelseniz bile gayet sıradan bir bölgedir. abartılmasının nedenini anlamak güç.

  • 12. ateizmin azılı bir katil olduğu gerçeği

    işin en ilginç kısmı yukarıda öldürülen kişilerin öldürülmelerinin temel sebebinin ateizmi yaymak olmaması. bu katliamların ateizmle bir bağlantısı yok. aynı şekilde vegan da olabilirlerdi. o zaman veganizmin azılı bir katil olduğu gerçeği gibi saçma bir başlık açılır mıydı?

    edit: din savunucularının en çok kullandığı argümanlardan biridir hitler, stalin ve mao. adamların tek amacı kitlesel kıyımlar yaparak siyasi ideolojilerini yaymaktı. ateizm, yaymanız için insanları öldürmeniz gereken bir inanç değildir. bu ateizmin temel felsefesiyle bütünüyle çelişir.

    ha bir de lütfen "atayizler daha kötü o yüzden daha çok öldürdüler" gibi saçma bir mantıkla gelmeyin. kim daha güçlüyse o daha çok öldürür.

  • 13. scarlett johansson

    johansson'un stüdyo ortamında çekilmiş her pixel'i hayvanlar gibi photoshoplu fotoğrafıyla, eva green'in sıfır makyajlı şekilde deniz kenarında çekilmiş fotoğrafını kıyaslayanlar olduğuna göre hangi tarafın hayran kitlesinin geri zekalı olduğu bence artık tartışmaya açık bir konu değildir.

  • 14. kader belliyse neden dua ediliyor

    kader allah'ın olacakları bilmesi demektir. bunun da sebebi allah'ın zamana ve mekana bağlı olmamasıdır. aynı anda her yeri gördüğüne nasıl inanıyoruz, bunun gibi aynı anda bizim için geçmiş ve gelecek olan her şeyi de gördüğüne inanıyoruz. evrene/dünyaya dışarıdan bir küreye bakar gibi bakıp nasıl gördüğüne inanıyoruz, zaman da onun dışarıdan baktığı, ancak bizim için akıp giden, bizim için geçmiş-bugün gelecek şeklinde geçerli olan bir şey. biz geçmişi biliyoruz, bugünde yaşıyoruz, geleceği ise bilmiyoruz, ama omnipotent ve zamanın mekanın ötesinde bir tanrının geleceği bilemeyeceğini düşünmemeliyiz. biliyor olması da onu yapmak zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor. kaderdi, alınyazısıydı, şuydu buydu, hepsi allah'ın bu "bilmesine" yapılan atıflar, metaforlar.

    çok da karışık değil, ama insanlar da bunları yanlış anlayıp kendi kendilerine köpürtüyorlar. başına ne gelirse gelsin, "yaa, işte olacağı varsa oluyor, bişey yazılmışsa o öyle olur" diyen, bir şeyler ters gittiğinde de "e, demek ki kısmetimde yokmuş, kısmette yoksa ne kadar zorlasan olmuyor" tadında deyimler üreten, hatta "olmuyorsa olmuyor, demek ki böylesi hayırlı, çok da zorlamamak lazım o zaman" gibi yaklaşan insanlar var, halbuki bu mantıkla belki de kaderinde 9 kerede "kader böyleymiş" deyip yılmamak, 10 kez denemek vardır, 10. denemende olacağı yazılıdır, diye de düşünülebilir. bunlar tamamen totolojik şeyler. sen geleceği bilmediğin için pratikte kader yokmuş gibi, ne yapıyorsan ona göre sonuç alacakmışsın gibi davranmanda hiç bir sakınca yok. allah'ın zamandan münezzeh olması senin özgür iradeni kısıtlamıyor. ama tam da böyle düşünülüyor. "allah zamandan bağımsızsa, buna aşkın bir varlıksa benim özgür iradem kısıtlıdır" gibi çocukluğumdan beri anlayamadığım bir mantık kuruluyor.

    o yüzden dua etmende bir sakınca yok, bu, sizin onları özgür iradenizle yapmadığınız anlamına gelmez. uydudan bir trenin ilerleyişini canlı izliyorsunuz diyelim. biraz önce nerede olduğunu gördünüz, biraz sonra nerede olacağını, hangi durakta duracağını da görüyorsunuz. makiniste "seni uydudan izliyorlarmış abi, hangi durağa gittiğiniz ne hızda olduğunu takip ediyorlarmış" diye bir haber gitse adam "ee, o zaman frene gaza basmayayım, nasılsa kaderimiz belli, tarifemiz böyleyse duraktan kaçış yok, elbet bir gün varacağız, o durağa varacağın belliyse sen ne yaparsan yap, artık o değişmez" filan böyle şeyler yumurtlamaya başlasa?

    sonra biri gelse, "abi, hem uydudan izleniyoruz diyorlar, hem niye gaza basıyoruz, madem belli gideceğimiz yer, biz robot muyuz abi, westworld'de mi yaşıyoruz, gerçekten gaza kendi isteğimizle mi basıyoruz, yoksa uydudan mı bastırtıyorlar, cevap bulamıyorum" dese...

    bir başkası gelse ve tamamen aynı mantıkla "kimse uydudan izlemiyor, bak çok bastım, hızlandık, bak az bastım yavaşladık, uydudan izleselerdi basabilir miydim, kafama göre basıyorum, demek ki uydudan izlenmiyorum, bunlar hep eski efsaneler" dese

    yani uydudan geçmişiniz ve geleceğinizle izleniyor olmanız, evreni, zamanı mekanı her şeyi yaratan bir yaratıcının varlığına inancın doğal bir sonucu. bu, sizin iradenizin kısıtlı olduğu anlamına gelmiyor. arada bağlantı yok.

    o yüzden dua da edebilirsiniz. zaten ettiniz, kabul de oldu veya olmadı, sadece bunu siz bilmiyorsunuz. o yüzden ne isterseniz yapmanızın sakıncası yok.

  • 15. arapça yazılı manav tezgahı

    bunun adı arap faşizmidir. başka bir açıklaması yoktur. dünyanın hiçbir milleti, araplaşmak için bu kadar büyük çaba sarfetmedi. yemin ederim tarihte bunun bir örneği yok. ülke 15 yılda anadolu arap cumhuriyeti haline geldi.

  • 16. chp'lilerin şehitlikte şarap içip göbek atması

    haber değeri taşımayan tipik a haber kafası.

    haber sayfasını açıyorsun, karanlık bi yerde ellerinde bira olan kırpılmış bir fotoğraf var sadece.

    allahın pangallığı olduğu kesinde bi ayar vereyim diyerek.

    1 o adamların chpli olduğunu nereden biliyorsun?

    2 orasının şehitlik olduğunu nereden biliyorsun?

    3 o adamların chpli olduğunu kanıtlayamıyorsan ve mekanın şehitlik olduğunu kanıtlayamıyorsan nasıl bunu haber olarak sunabiliyorsun?

    çanakkale'de şehit kanı akmayan bir karış vatan toprağı yok? ne yapsın adamlar, şehir dışına mı çıksın alkol almak için?

    sizin gibi şehide kelle demiyolar ya?

    ulan üstünde "atatürk" yazsa ananızı bile satarsınız takunyacı arap sevici yavşaklar.

  • 17. ekşi itiraf

    canim cok sıkılınca yaptigim uc sey var.
    1) yemek yapmak. saat gec oldugu icin bunu yapamiyorum.
    2)arabayi yikamak. saatin gec olmasi bir anlam ifade etmiyor ancak ayagimi burktugum icin arabayi benzinlige surecek halim yok. kapinin onunde yikayacak durum yok.
    3) bulasik yikamak. bir kasigi 15 dk citiledigimi bilirim. amk sular kesik.

    gozum segiriyor resmen sıkıntıdan.

  • 18. dikkat çekmeyen haksız kazançlar

    süpermarketlerin bir mala x,99 lira fiyat verip, kasada para üstü olarak 1 kuruşa çökmesi. bunu günde 1000 kişiye yapsa bir yılda 3,600 tl haksız kazanç elde ediyor.

  • 19. yemek sepetinde 5000 puanı olan erkek

    gelin aq al

  • 20. en haz veren üç eylem

    seksin dışında;

    tabiki, bir kış sabahı her şeyi siktir edip uyumaya devam etmek..

    uzun bir aradan sonra, evine dönüp o kokuyu içine çekip koltuğuna uzanmak..

    yazın güneş acımasızca kavururken içilen buz gibi bira..

  • 21. nusret gökçe'nin düğün için giydiği kıyafet

    adım gibi eminim ki tatile gittiği abd'de falan çok çok aşırı jet sosyeteden bi abiden gördü bu tarzı. ama nusret olunca tinerciye benziyorsun işte.

    not: rahat bırakın lan adamı. tertemiz işini yapıyor siyasi yalamalar yapmadan. yürüyedur nusret.

  • 22. emilia clarke'ın çok da güzel bir kadın olmaması

    (bkz: varys sen misin)

  • 23. erkeklerin kadında en çok sevdiği saç modelleri

    at kuyruğu. boşuna polemik çıkarmayın.

  • 24. 26 ağustos 2017 göztepe trabzonspor maçı

    adis jahovic'i ilk defa bu maçta izleyen insanların bu adamı 1.5 senedir izleyen göztepe taraftarına laf sokması nefis bir 'hadsizlik' örneği değil mi ya?

    ilk defa bu maçta izlemiş paşam ama ghilas ondan çok daha iyi topçuymuş. bi sen biliyosun futbolu çünkü göztepelilerin hepsi mal.

    ghilas bazı özellikleri olan bir topçu zaten o yüzden porto gördü ancak adis süper ligde bir çok takımda oynayabilecek kadar iyi bir bitirici.

    izlemediyseniz konuşmayın, ahkam kesmeyin anasını satayım.

    not: göztepeli değil.

  • 25. hollanda vizesi rezaleti

    arkadasin 3 kere reddedilmesi uzucu tabii masraf acisindan vs. ve bundan sonra da vize basvurusu yaparken bunlari belirtmesi gerekecek cunku soruluyor daha once ret aldiniz mi nedeni nedir vs. diye, o yuzden herhangi bir ab ulkesinden vize almasi sikinti olabilir.

    ancaaak. hollanda denilen yer boyle konularda onyargi gutmeksizin duz mantikla ilerleyen bir yer. biz konsoloslugu kapattigimiz, onlarin bizim bakani persona non grata ilan ettigi donem ben oturma iznine basvurmustum.

    sictik dedim muumun degil, konsolosluga bile giremiyorum, arka kapisindan kapiyi aralayarak konusuyorlar benle. 2 haftaya butun izinleri cikardilar.

    oyle butun belgeleri tamamlamak size vize hakki vermiyor. kaldi ki vizen ciksa bile kapidaki pasaport kontrol gorevlisi gercekten hic bir gerekce gostermeden sizi ulkeye almayabilir. size ret nedeni bildirmek zorunda degiller. kara kasindan kara gozunden dolayi begenmedim diyebilir. adil mi ? degil, ama durum bu.

    ayrica burada cogunlukla yasayan turklere baktikca adamlara cok daha fazla hak veriyorum. hic bir sekilde kendini gelistirmemis, adamlarin kulturunden bir gram dahi almamis bir okuz surusu mevcut burada.

    bir hollandali ile konusuyordum, hafif sag goruslu birisi bu gocmenler vs. soz konusu oldugunda ama iyi anlasiyoruz. adam bana net bir sekilde bizim aslinda turklerle onunla bununla sorunumuz yok, biz sizin de aslinda kendi ulkenizde istemediklerinizi istemiyoruz dedi. hahasd al sana gol. o yuzden oyle turkiyeli'yim falan. geciniz.

  • 26. türkiye'nin ekonomide ispanya'yı sollaması

    çok fazla ekonomik veriye boğulmaya gerek yok.

    birkaç basit soru soralım.

    sizce şu anda bir ispanyol mu türkiye'ye göç etmek ister, yoksa bir türk mü ispanya'ya göç etmek ister?

    sizce ispanyol pasaportu ile mi yurt dışında gezmek daha kolaydır yoksa türk pasaportuyla mı?

    sizce bir suriyeliye sorsak hayatına türkiye'de mi devam etmek ister, yoksa ispanya'da mı?

    bu soruların cevabı belli. cevaplara göre hangi ülkenin daha iyi olduğuna karar verebilirsiniz.

  • 27. esnafların çok para kazandığının düşünülmesi

    mesele çok kazanmaları değil.

    mesele bordrolu çalışanlar çatır çatır vergilerini öderken, esnafın utanmadan asgari ücretliden bile az vergi ödemesi. üstüne üstlük, bir de bu başlıkta terbiyesizce atarlanmaları tuz biber olmuş.

    çocukluğumdan beri bal aldığımız bir esnaf 15-20 senedir istisnasız her sene bal olmadığından, çok para kazanamadığından bahseder. ulan türkiye dünyada en çok bal üreten 2. ülke. hadi bunu geçtik, senelerce ağladı ama o dükkan kapanmadı. aksi gibi, dükkan 2 sefer yenilendi, yazlık alındı.

    10 sene gittiğim berberin vergi levhasında bir sefer kar ettiğini görmedim. fakat dükkanı genişletti, sıfır ev aldı.

    anadolu şehirlerinde kimin altında lüks bir araç varsa, büyük ihtimal esnaftır veya büyük bir işletme sahibi ya da ortağıdır. arabayı şirkete kaydedip masraflarını vergiden düşerler. araç şirket aracı olduğu için de bir kaç senede onun da masrafı vergiden düşülür.

    bir esnaf evine aldığı tuvalet kağıdını bile şirketinin masrafı yazıp vergiden düşer. bunları yaparken hiç bir ahlaki sorun yaşamaz. sonra da gelip bu başlıkta havlar.

    insan olun insan.

  • 28. türkiye'nin güzel olduğunu zannetmek

    yanlış değildir.

    türkiye coğrafi açıdan ve de dünya tarihinde pek çok medeniyete ev sahipliği yapması bakımından eşsiz bir yere sahiptir.

    bir kıyaslama yapacak olursak ingiltere'de gittiğiniz bir sürü yerde doğa manzarası güzel olmakla birlikte aşağı yukarı aynı olacaktır. yeşillik, bir göl veya nehir, kapalı hava, yüksek olmayan dağlar. türkiye'deyse birkaç yüz kilometrelik bir hatta iskoçya kadar yeşil karadeniz'in dağlarını, resmi olarak bir çöl sayılan karapınar'ı, turkuaz deniziyle akdeniz'in incilerinden ölüdeniz'i görebilirsiniz. yine ingiltere'de romalılar ve eski anglosakson yapıları dışında kayda değer bir şey bulamazsınız ancak türkiye'de likya'dan trabzon rum imparatorluğu'na, 12 bin yıl önceden kalmış göbeklitepe'den osmanlı'nın modern saraylarına kadar çok geniş bir skalada medeniyet izleri bulabilirsiniz.

    sorun ülkenin güzel olup olmaması değil değerlendirilip değerlendirilmemesi sorunudur. roma'da tarihi izler bir namus meselesiymişçesine korunur ve şehrin siluetine özen verilirken aslında tarihi roma'dan çok daha görkemli olan istanbul'a metrobüs, toki, martı projesi gibi göz kanatan yapılar layık görülmektedir. yunan adaları dünyaca ünlüyken benzer bir coğrafyada ve çok daha yeşil olan bizim bazı adalarımız ve sahillerimiz rant karşısında el ovuşturan iş adamlarına teslim edilir. özellikle batı avrupa'da yürüyüş yolları, kamp alanları ve tabiat parkları özenle korunurken biz karadeniz'in yeşilliklerini araplar cipleriyle rahat geçebilsin diye asfalta teslim etmiş, adını da çaktırmamak için "yeşil yol" koymuşuzdur.

    bugün ingiltere henüz 20 yaşında bile olmayan bir dönme dolabı dünyaya pazarlar. bizse üzerinde durduğumuz bu medeniyeti nasıl daha fazla yıkarız diye düşünür dururuz.

  • 29. jeremain lens

    oynatmayacaksaniz geri verin amk.

  • 30. filiz aker

    instagram'da takipçisi her geçen dakika artan kadın.bizim millet de bir acayip sanki öbür dünyadan paylaşım yapacak !

  • 31. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    sozlukcu elitlerin dertlerini beklerim. sozlukcu olmayan cingenler lutfen gider misiniz tiksiniyorum sizde.

  • 32. bim ve a101 sucuklarında tükürük bezi çıkması

    sucuk ve diger sarkuteri urunlerinin hic yenilmemesi gerektigini dusunuyorum .
    ya da satin alirken en azindan sunu goz onunde bulundurun, bugun en ucuz kiymanin kilosu-29 tl dir ( et ve balik kurumu) fakat marketlerde 500 gr'i 5 tl ye sucuk satiyorlar.demek ki icinde et haric baska seyler de var.bu sadece bim ya da a101 sucugu icin degil tum sarkuteri urunleri icin gecerli.

    bu arada icinde bas eti ya da tukuruk bezi olmasi insani oldurmez ama emin olun ki daha kotu seyler de katiliyor bu urunlerin icine ve hepsi de kanserojen.

    sucuk alirken bildiginiz kasaptan ,kasap sucugu alin. ya da fiyat kiyaslamasi yaparken hic degilse kiyma fiyati ile kiyaslayin.

  • 33. oğuzhan özyakup

    prim muhabbetlerinde yeterince ön plana çıkmadığı için milli takıma alınmamış olabilir.

  • 34. mmf'ye hayır diyip ffm'ye evet diyen sevgili

    finsansal fair play mi o.

    neden bahsediyorsunuz lan değişikler.

    çok tatlıdır.

  • 35. beşiktaş

    esas sıkıntısının hala daha talisca olduğu gerçeğini anlayamayan kişilerin yorumladığı takımım. biz geçen sene de öyle iyi top oynamıyorduk ama başakşehir hariç ciddi rakibimiz yoktu, sonuca gidebilen oyuncularımız ve dolu tribünlerimiz vardı. zaten o sayede şampiyon olduk. sosa-gomez li takımla şu 2 senelik takımın arasında uçurum var. o bekleri ismail-beck, sol açığı olcay, kalecisi tolga, stoperi marcelo+alexis (ersan) olan takımla şu an ki lafta yıldızlar topluluğu olan takım maç yapsa sonuç nolurdu bilmiyorum ama maçtan sonra iyi oynayan, herkesin takdirini kazanan takım şu eski defolu takım olurdu hiç şüphem yok. ( bence maçı da alırdı ya neyse)

    tüm taraftar kendine sorsun bakalım hangi takım daha zevkli, daha iyi oynuyordu hem de o kadar vasat oyuncuya rağmen. işte bunun sebebi atiba-ozzy-sosa lı üçgen + sahada ne yaptığını bilen gerçek bir yıldız olan gomez + yandan sürekli bu gruba katılan itin götüne sokup yolladığımız olcay'dı ( evet iyi oyuncu değildi ama onun daha iyisini almak yerine biraz da alakasız tercihlere gittik neyse o başka bir konu) .

    bu seneki ve hatta geçen seneki esas sıkıntı ozzy nin formsuzluğundan öte bu bağlantının talisca denilen atsan atılmaz satsan satılmaz oyuncu yüzünden efektifliğini kaybetmesi. bu adam oyunda nerdeyse sıfır sadece arada 1-2 uzun top oynar başka da bir şey yapmaz ama bir frikik atar feleğin şaşar, bir orta gelir inzaghi'den iyi kafa golü atar ama o oyunda sosa'nın yaptığı esas işi yapamaz işte. zaten yapabilse psg neymar yerine o kadar parayı buna sayardı gerçekçi olmaz lazım.

    bir başka sebep de gomez'in ortaya koyduğu topsuz futbolun cenk ve abu tarafından çeyreğinin bile oynanamaması. hoca bunu herkesten iyi görüyor ve önlem olarak sonuca odaklı kanat atakları + duran top organizasyonları kovalıyor. yani bir şekilde çözüm üretiyor kendince. eğer biraz sağduyu varsa yönetimde vida falan kovalayacağına gider sosa ya da o tarz bir oyuncuyu getirir ve 8 ya da 10 numaraya monte eder. zira bu sene hem saha içi hem de saha dışı rakibimiz çok. ayrıca bu kadar şişkin kadro dışardan güzel görünür de hoca hep dar rotasyon tercih eder. bu açgözlülüğün sonu bok olmaz inşallah. mesela gs'ın yedeği yok vs. diyenler bizim 2 sene önce sadece cenk+kerim filan yani neredeyse 13-14 oyuncuyla ligi kazandığımızı unutuyorlar. ayrıca haftada 1 maç yapacak takımda ekstra bir durum olmadıktan sonra bir sıkıntı çıkmaz.

    biraz olsun ayaklarımızı yere sağlam basmamız şart takım illa toparlanır ama taraftar bu kadar şişinirken olası 1-2 kötü sonuçta fena çakılırız yere. bugünkü bursa maçında daha ilk yarıda bile hem taraftar hem de futbolcularda inanılmaz bir gerginlik vardı hem de daha ilk yarıda bak ilk yarı ilk 45 yani. ayrıca daha ligin 3. haftası. başkan olur hoca olur birinin çıkıp herkesi bir sakinleştirmesi, camiadaki herkesin sürekli kavga halini bıraktırması lazım. ister sahada hakeme karşı isterse dışardaki algıcılara karşı. sen sahada topunu oyna o şerefsizler zaten götüm götüm kabuklarına çekilirler. az biraz aklı selim lazım yani hem taraftara hem yönetime hem de sahadakilere.

    özet geç: sosa'yı getirin bana.
    not: o sene de bu sene bundan sonra her sene spor.

  • 36. the red pill

    red pill nedir fikrim var ancak tam olarak bilmediğimi belirterek başlamam doğru olur. ve itiraf edeyim, durumum vardı, ama okumadım.
    neden okumadım? çünkü bugüne kadar okuduğum kadın ve erkeği sınıflandıran, kutuplaştıran her türlü düşünce sistemi bana benzer şeyler düşündürdü. 10 yıl önce olsa muhakkak vakit ayırıp okurdum ama şimdi vakit az, iş çok.

    zaten red pill konusundan ziyade kadın-erkek dinamiklerinden bahsetmek istiyorum. gerek meslek hayatımda gerekse sosyal medyada 'bu erkekler kadir kıymet bilmez / bu kadınlar ancak kötü davranırsan seni sever' gibi tutumlarla sık karşılaşıyorum. karşı cinse dair deneyimlerimiz, onlarla ilgili bir şablon oluşturuyor zihnimizde. zaten öğrenmenin böyle bir yanı var, trafikte tuğralı doblo görünce uzaklaşmak da pattern okuma ve analiz etme süreçlerinin bir sonucu. ancak önemli bir fark var bu iki örnek arasında. tuğralı doblonun trafikte karşımıza çıkması ile ilgili hiçbir şey yapamayız, oysa hayatımıza giren insanları biz seçiyoruz.

    evet, biz. kimse kimseyle zorla sevgili olmuyor, eşinizle silah zoruyla nikah masasına oturmuyorsunuz. yani şikayet ettiğiniz topluluk, sizin kendi ellerinizle hayatınıza dahil ettiğiniz insanlardan oluşuyor. şimdi birileri diyecek ki 'evet, ben de bu gidişe bir dur demek istiyorum'.

    harika fikir. o zaman öncelikle yapmanız gereken şey, kadınları/erkekleri - yani tanıdığınız kadarıyla, hayatınıza girmiş olanlardan öğrendiğiniz kadarıyla kadınları/erkekleri - eleştirmek olmamalı. öncelikle bakmanız gereken şey ayna. ben neden bu tip insanları hayatıma sokuyorum, neden ilişkilerim bu hale geliyor, ben süreçte ne yapıyorum da bu iş sarpa sarıyor demeniz gerekir. tabii buna yüzeysel bakarsanız şöyle taktikler izlersiniz; 'bu adamı/kadını çok sevdim, çok ilgi gösterdim, beni terk etti, demek ki karşı cinse kötü davranırsam ilişkilerim düzelir' veya 'kadınlar/erkekler benim onlara verdiğim değeri hak etmiyor, onları değersizleştireceğim, meta haline getireceğim'

    bu düşünce yürütme biçimi, insan gibi kompleks bir canlıyı anlayamadığınızı gösterir. burada seçimlerinizin daha derin ve çoğunluğu bilinçdışı olan kökleriyle ilgilenmeniz gerekir. yukarıda belirttiğim taktikler, 42 beden olduğunuz halde 36 beden kıyafet almak gibi, o giysinin içinde asla rahat edemezsiniz. cinsiyetçi taktikler sizi şikayet ettiğiniz bir örüntüden çıkarıp başka bir örüntünün esiri yapar. asıl mesele kendi patternini kendin yazabilmek.

    ilişkilerinizde yineleyen dertler varsa, 'bütün kadınlar / erkekler böyledir, şöyledir' diyorsanız başvurmanız gereken yer red pill değil psikoterapidir. kendinizi anlar ve hikayenizi yeniden anlamlandırabilirseniz, 42 beden olmaktan rahatsız olmayabilir veya kilo verip 36 beden kıyafetin içinde rahat edebilirsiniz. en nihayetinde herkesin yolculuğu biricik. yola düşüp görmek gerek.

    sözün özü:
    yoğun şekilde ilişkisel sorunlar yaşayan insanların red pill okuyarak bulacağı tek şey, üzülerek söylüyorum ki bir başka blue pill'dir.

  • 37. susadığında musluk suyu içmiş efsanevi nesil

    çok kötü değilse hala musluk suyu içerim. insanın temel ihtiyacı olan suyun bu şekilde ticarete dökülmesi beni rahatsız ediyor çünkü. normal olan musluk suyu içmektir zaten. ama bizim insanımız "biz hazır su içiyoruz, sizde yok muuğ?" dediklerinde sınıf atladıklarını düşünüyor. damacanalar gerektiği gibi dezenfekte ediliyor mu zannediyorsunuz? ayrıca bekleyen suda zamanla mikroorganizmaları üremeye başlar. zaten sizin evinize gelene kadar güneşin altında, sıcakta bekliyor o da ayrı sıkıntı. eğer musluk suyunda insan sağlığını tehlikeye sokacak bir madde varsa duş alırken, dişini fırçalarken de başına bir iş gelebilir. tüm bunları geçtim vücudumuzun klora da ihtiyacı var. hazır su kullansanız da günde en az 2 bardak musluk suyu içmeniz gerekiyor. bu damacana su kültürü gereksiz ve sağlıksız.

  • 38. osmanlı imparatorluğu'nun çöküş nedeni

    kılıştar.

  • 39. enes ünal

    racon kesen bayrampasali koca kafa gobekliden. eksi sozluk okuyan futbolcuya... futbolumuzda boyle futbolcularin cogalmasi en buyuk temennimiz. barcelonadaki koca kafadan ve deportivodaki yancisindan ne kadar uzak olursan o kadar iyi senin icin.

  • 40. 500 bin tl ile yapılacak en iyi yatırım

    birkaç pokemonun finans uzmanlığı, yatırım danışmanlığı kasmaya çalıştığı başlık olması bir yana; kazandığı -ki sanmıyorum- 3-5 milyonla kendini bill gates zanneden çomarların sözüne güvenip de iş yapmamanız gerektiği konusunda şiddetle uyarmalıyım sizleri. biri gelmiş şuraya yatırım yapın demiş, diğeri tavsiye vermiyorum mesaj atmayın hıh tarzında bir entry kasmış. ne değişik ezik insanlarsınız yahu.

  • 41. yalnızken daha mutlu olan insan

    yalnızken mutsuz olan insanın asla anlayamayacağı türden insan. yalnız olmayı seviyorum dediğimde anlayamıyor, ben de artık anlatmıyorum. işim var, hastayım, depresyondayım, kimseyle görüşecek halim yok, evde değilim gibi yalanlar söylüyorum.
    bunu anlayabiliyor.

  • 42. game of thrones

    ölü whitewalker'ın maskesinin takılabileceğini düşünenlerin de izlediği dizi.
    whitewalker maskesi takan arya'nın jon snow tarafından öldürülüp öldürülmeyeceğini şiddetle merak etmeyim. haricinde hiç bir beklentim yok sezon finalinden.

  • 43. 23 ağustos 2017 metro turizm rezaleti

    provokasyon amaçlı gerçekleştirilmiş bir rezalet. metro turizm'e binip öpüşüyorsan herkes bilir ki sonucu normal olmaz. en arkada olman da farketmez. size cumshotgun ile saldırmadıklarına dua etmen lazım. yazılı olmayan ama herkesin bildiği bir metro turizm manifestosu vardır. o kaptan o otobüsün şehr-i emiri. saygılı olacaksın. hadiseyi gören ve uyaran kaptana buyur sen de bir parça öp diyerek paylaşman lazımdı. göz hakkı.

  • 44. 26 ağustos 2017 beşiktaş bursaspor maçı

    -beşiktaş'ın maç boyu topla oynama yüzdesi 65. yaptığı pas sayısı bursaspor'un 2.5 katı.

    -bursaspor'un kaleyi tutan 2 şutu var. biri gol, diğeri etkisiz ve fabri'nin kolaylıkla aldığı bir top.

    -bursaspor'un golünde en ufak bir organizasyon yok. kontra atakta atiba'dan seken top yüzünden çizgi savunmanın bozulduğu tamamen futbol şansı ile atılan bir gol. bu şans golü haricinde adamların tek bir gol pozisyonu yok.

    -bursaspor'un ilk 15 dk ve yenik duruma düştükten sonrası harici tek bir organize atağı yok. adamlar 60 dakika sadece kendi yarı sahalarında defans yaptılar. fakat denyospor taraftarı utanmadan "bursa tek kale oynuyor" gibi yorumlar yapıyor.

    -oğuzhan etkisiz oynamış olsa bile maçın sonlarındaki pozisyon net penaltı. futbol oyunu kurallarında ikili mücadelenin şartları belli. dirseğini vücuttan ayırmadığın sürece omuzla dirsek arasındaki bölümle istediğin güçle rakibe yüklenebilirsin ama dirseğini vücuttan ayırıp elinle diğer oyuncuyu ittirirsen bunun adı faul olur. ceza sahasındaysa penaltı olur.

    -talisca'ya 1 kere değil 2 kere tabanla girildi. ilk yarıda bir kere yapıldı mete kalkavan sarı kartı veremedi. maçın sonlarında olan pozisyon direk kırmızıydı.

    -mete kalkavan geçen sene beşiktaş lehine bir hata yaptı. bir spor gazetesi bu hatayı abartarak ortaya koydu. adam o günden beri beşiktaş'a iltimas geçmediğini ispatlamak için düzenli olarak beşiktaş aleyhine kararlar veriyor. ilk yarının son 15 dk'sında beşiktaş aleyhine verdiği faullerin yarısı eyyamdı. talisca'ya iki kere tabanla girdiler, kart göstermedi. oğuzhan'a yapılan penaltıyı vermedi. bence akla mantığa sığmayan argümanlarla maçlar öncesi hakemlere saldıran fanatikler bir şekilde hakemleri ektilemeyi beceriyorlar. mete kalkavan hala beşiktaş lehine yaptığı hatanın etkisinden kurtulamadı.

    -beşiktaş kötü falan oynamadı. sadece alışılmış futboluna göre etkisizdi. maçın her anında kontrolü elinde tuttu. futbolu bilmeyen ama bir şekilde seven bazı insanların anlamadığı bir şey var. ligin 3. haftasında değil 34 hafta boyunca başarılı olan takım şampiyon oluyor. ligin son 8 haftasındaki takımların form durumlarını daha 3. haftada beklemek sadece futbolu bilmemekle alakalı.

    -atiba form tutuyor. pepe hatasız oynadı. quaresma'da bildiğimiz futbolunu oynadı. oğuzhan ve talisca etkisizdi. bence caner'in devamlı hücuma çıkıp orta yapma sevdası babel'in oyununu negatif etkiliyor. maç boyunca son kanattaki son hamle şansını caner'e bıraktı ve devamlı içeri kaçtı babel. adriano sağ kanatta savunma açısından beck'ten iyi ama hücumda quaresma'yı rahatlatacak koşuları yapamadı. tosic hem gol attı hem de maç boyu iştahlı oyununu sahaya yansıttı. fabri'ye düzgün şut bile gelmedi. cenk'in bir şutu direkten döndü, bir pozisyonda da kalecinin üzerine vurdu. hiç bir oyuncu kötü niyetli değildi, etkisiz oynamalarına kızmam ben, umursamaz olmalarına kızarım sadece. herkesin götü günü olur.

    -lens'in negredo ile beraber oyuna girmemesi şenol güneş'in hatası/yanlışı. attığı şans golünden sonra 45 dk sadece savunma yapan ve 2. yarıya maçı beraberliğe bağlamak için çıktığı çok belli olan bursaspor'un ikinci golü yedikten sonra son bir eforla tekrar futbol oynamaya ve atak yapmaya çalışacağı çok belliydi. bu tarz durumlarda topu alıp tek başına driplingle ileri mesafe kat edebilen lens karşı takımlar için çok büyük bir tehdit. medel için gayet iyi bir performans gösteren atiba'yı çıkartmak manasız olurdu. negredo oyuna girdikten sonra beşiktaş zaten maçı idare edip 2-1 bitirme moduna geçmişti. fakat negredo hala takım oyununa adapte olamamış bence.

    -ben her maçta über futbol ve 5 gol beklemeyen, önemli olanın kötü günde bile 3 puanı almak ve süreklilik olduğunu düşünen bir taraftar olarak sonuçtan memnunum. beşiktaş bu maçta puan kaybetseydi medya ve diğer takım taraftarları çok pis çullanacaklardı üzerine. bu maçta 3 puanı alıp verilecek milli takım arasına kafaların daha rahat girmesi güzel futboldan daha önemliydi benim için. sonuç ve alınan 3 puan açısından kafam rahatladı. bursaspor geçen sene küme düşme eşiğine gelen haline göre çok daha dirençli bir durumda ve lig maratonu içerisinde her takımdan puan alabilecek bir ekip. eze eze yenmesek bile 3 puanı aldık, yeterli.

    -beşiktaş'ın takım olarak formu ve sonuca gitme başarısı 2-3 haftaya yükselecektir. eylül ayının ortasından itibaren bizim için çok zorlu bir fikstür var. günümüz futbolunda önemli olan kritik dönemlerde formda olmak. 3 haftalık performansla takımı yerin dibine sokacak değilim. sezonu değil de her maçı ayrı ayrı yaşayıp hep %100 bekleyen tatminsiz taraftarlardan da değilim.

    -yeni gelen oyuncuları hemen oynatmayan şenol güneş'e laf edenler her halde roma taraftarı olsalar da isyan ederlerdi. beşiktaş'ın tüm transfer sezonun harcadığı paranın iki katını ödeyen roma'da cengiz ünder 83. dk'da girdi bu hafta takıma. galatasaray gibi başarısız 2 sezon geçiren, ilk turda avrupa'dan elenen ve yeni kurulan kadrolarda yeni gelenleri acilen oynatırsın ama son iki sezonun şampiyon takımının oyuncularını yeni gelenler için şampiyonluk yaşayan oyuncuları bir anda bir kenara atmadığı için şenol güneş'e sadece saygı duyarım.

    -son söz : sabırsız beşiktaş taraftarı. bırakın artık şu çoluk çocuğun algı oyunlarına ve gereksiz eleştirilere kafayı takmayı. özeleştiri yapacağım, objektif olacağım diye abuk subuk konularda kendi takımınızı eleştirmenin de gereği yok. önümüzde 9 ay sürecek bir sezon ve minimum 50 maç var. takım inecek, çıkacak, iyi günü ve kötü günü olacak. haftalık, günlük, hatta saatlik düşünceleri bir kenara bırakın genele bakın. lütfen, rica ediyorum.

  • 45. kürtler olmasaydı türkler anadolu'ya giremezdi

    türkler olmasaydı kürtler anadoluya girip yayılanazdı diye düzeltilmesi gereken zırvalık. kürtlerin ana vatanı zağros dağları bölgesidir. (bugünkü iran ve ırak kürt bölgesi) suriye ve anadoluya yayılmaları önce arap sonra türk imparatorluklarının sağladığı serbest dolaşım imkanı sayesinde olmuştur. yüzyıllarca savaşan roma ve iranın toprakları bir anda tek bir devlete ait olunca halkı da serbestçe seyahat edebilmiştir.
    kürtler bir iran halkıdır. bildiğimiz kadarıyla persler, partlar, sasaniler döneminde hep iran toprağında yaşamıştır. islam fethine kadar da zerdüşttür.
    bugün 15000 yıllık kürt yurdu olduğu iddia edilen şehirlerde hristiyanlık öncesi dönemdeki inançlarını yansıtan eserlerin kalıntıları var, bolca kilise, manastır var, ama 1 tane zerdüşt tapınağı kalıntısı yok. bu da her halde roma anadolusunda kimin yaşamadığının göstergesidir.
    roma anadolusunda yaşayan halklar bellidir. güney doğuda sami kökenli hristiyan topluluklar (başta süryaniler), büyük sürgün öncesinde kuzey doğu anadoluda yaşayıp sürgünle güneye yayılan ermeniler ve geri kalan her yerde rumlar.
    amed adının bile asurca yazmalardan geldiği, bit zamani adlı bir sami kabilesinden asurlular tarafından alınıp surlarşa çevrilerek kurulduğu tarihi bir gerçektir.
    bu topraklara kürtler zaman içinde yayılmıştır.

  • 46. aleyna tilki üstadın ibretlik sorusu

    o nem olsa bari cevabını almak için kasıtlı olarak sorulduğunu düşündüğüm sorudur.

  • 47. the sopranos'tan akılda kalanlar

    paulie ve christopher karın kışın ortasında ormanda kaybolurlar ve bir süre haber alınamaz bunlardan. ikilinin bu süreçteki sahneleri de efsanedir ama konumuz bu değil.

    sonra tony junior'ın evine gider, bobby'i de alıp bu salakları aramaya çıkacaklar. tony ve junior mutfakta bobby'i beklemektedirler. bobby kapıda bir görünür ki tony basar kahkahayı. ulan o surattaki "senin beynini sikiyim, bu ne kıyafet" kahkahası var ya ölsem de aklımdan çıkmaz.

    ulan yeğeninle en önemli adamlarından birini kaybetmişsin; geberip gitme tehlikeleri var soğukta. sen gecenin bi köründe bunları aramaya çıkacaksın. yani durum öyle böyle ciddi değil. ama bir komik kıyafete basıyorsun kahkahayı. diziyi izleyenler anlayacaklar bu sahnede doruklara yükselen kara mizahın keyfini.

    sahne

    ellinci kez izleyip ben de basıyorum kahkahayı tabi

  • 48. 26 ağustos 2017 akp devlet bahçeli gerilimi

    meral akşener ve arkadaşlarının parti kuracak olması ve seçim adaylık açıklamasını yapması nedeniyle partisini bir arada tutma çabasıdır.

  • 49. ege'deki türk adalarına bizans bayrağı çekilmesi

    osmanlı çocuklarının izah etmeleri gereken olay, eski türkiye yok artık deyip havlamakla olmuyor. tarih reisçi hainlerin bu rezilliklerini yazacak elbet.

  • 50. kurbanda satılmayan hayvanları devletin alması

    --- spoiler ---

    gıda, tarım ve hayvancılık bakanı ahmet eşref fakıbaba, kurban bayramı'nda satılmayan hayvanların et ve süt kurumu tarafından değeri üzerinden satın alınacağını açıkladı.
    --- spoiler ---

    yani diyorlarki olurda yeterli talep olmazsa sakin halka ucuza vermeyin, gerekirse biz sizden degerine aliriz. bu halka dunyanin en pahali etini yedirmek gibi gorevlerimiz var.

    (bkz: deveye diken insani siken yaranir)