debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. 3 ağustos 2017 fenerbahçe sturm graz maçı

    beşiktaşlıların başka başlıklara entry girmesi yasaklansın amk restoranda yemek yiyenleri rahatsız eden mahalle tinercisi gibi heryerdeler amına koduklarım.

  • 2. eski huzurlu türkiye'ye dair akla gelen ilk şey

    istiklal marşına olan saygı. büyüdüğüm ilçede merkezi bir yerde bulunan ilköğretim okulunda cuma günleri istiklal marşı okunurken yakındaki kahvede bulunan ihtiyarlar ne yapıyorsa ara verip istiklal marşına eşlik ederlerdi. hey gidi günler.

  • 3. 3 ağustos 2017 gezi parkı'nda 28 ağacın kesilmesi

    artık sikimde bile olmayan olay.

    zamanında gezi olaylarında elim yandı, ayağım yaralandı, yediğim gazın, plastik merminin haddi hesabı yok zaten. karşılığında ne gördük? siz teröristsiniz diyen bir halk gördük. sizin yüzünüzden dolar yükseldi diyen bir halk gördük.

    inşallah ağaçların hepsini kökünden kazırlar da götten solunum yapmayı öğrenirsiniz.
    inşallah ağaçların hepsini yakıp üstüne beton dökerler de her yağmurda suyun altında can verirsiniz.

  • 4. beşiktaş'ın negredo transferini açıklama videosu

    ricardo quaresma'nın elazığ şivesine sağlam güldüğüm video. sağ ayağının dışı, doğu anadolu'nun içi !

  • 5. türkiye'deki asgari ücret ne yazık ki çok fazla

  • 6. bir erkeğe doğumgününde alınabilecekler

    böyle şeyleri söylemek çok ayıp ama hikaye komik, anlatabilmek için ne aldığımı yazmam lazım.
    normalde hobilerine, sevdiği şeylere uygun ve mümkünse kişiye özel şeyler alırım. "bak bu dünyada tek" derler dünyanın neresindeyse getirtirim, öyle bir hediye alma merakım vardır. mutlaka bir oyunlar çeviririm hediyeyi verirken, bayılırım yüzdeki ifadeyi görmeye.

    bir kere şöyle bir şey yaptım. kadıköy'de bir dükkan var, işte eski plaklar vs satılıyor. bir de bazı posterler var. ama özel, belli ki toplanmış, temizlenmiş, çerçeveletilmiş. o zamanki sevgilim de ne zaman dükkanın önünden geçsek kapının girişindeki hayranı olduğu adamın posterine bakıyor "süper bu ya" diyor ama almıyor. bir iki üç... yok, adam almıyor. içeri girip fiyatını bile sormuyor. insanlar ne tuhaf.

    günü geldi gittim dükkana, aldım posteri çerçevesi biraz eskimiş, onu yaptırdım, camını değiştirdim. dükkanın sahibi de mete avunduk, dedim ki "bir ricam olacak, bu çerçevenin olduğu yeri bir haftalığına boş bırakır mısınız?" niye bile demedi adam, olur dedi sadece. seviyoruz kendisini.
    neyse aldım hediyeyi eve götürdüm sakladım, daha bir hafta var doğum gününe. dışarı çıktığımızda yolumuzu bir şekilde dükkanın önünden geçirip o boşluğu görmesini istiyorum. 2-3 gün sonra geçiyoruz ordan, çaktırmadan bakıyorum, gözleri posterin olduğu boşluğa takıldı kaldı.
    buruk bir sesle "satılmış" dedi. üzülmüş gibi yaptım, "keşke alsaydın, bu kadar üzülmezdin" dedim. "ben onun orda olmasını da seviyordum" dedi. hakikaten tuhaf adamdı.
    hediyeyi aldığı andaki mutluluğu 10 yıllık geçmişimizde hatıramda kalan ilk elli güzel an içine girer. o poster yıllarca çalışma masasının üstünde durdu.

    episode 2.
    evin kredisini yeni bitirmişiz, arabada sorunlar başlamış. ben hiç sevmem sıkıntı çıkaran eşyayı. arabayı ben hiç kullanmıyorum ama adam zorlanıyor belli. gittik öylesine araba baktık, test sürüşü yaptık, birini sevdi. şu rengi de çok güzel olurmuş dedi.
    çok tatlı bir satış görevlisi kadın var. ertesi gün aradım kadını, arabayı alsam şu güne yetiştirir misiniz dedim. "hallederiz" dedi.
    çektim krediyi, aldım arabayı, istediği renk geç gelecek diye aklım çıktı. kadın acayip kafa, galeriyi kapattıktan sonra ışıkları söndürüp bizi bekleyecek, arabaya da deve gibi kurdele bağlayacak böyle sözleştik. ben de adamı bir şekilde kandırıp oraya getireceğim.
    içeri girdik, burası niye karanlık, niye çağırdılar falan derken kurdele bağlanmış arabayı görüp "bu ne be, çekilişten çıkmış gibi " dedi. o sırada kadın paketlenmiş araba anahtarını uzattı bizimkine. anlamadı önce, ama sonra aklı gitti.
    bu erkeklerin araba sevdası nedir allasen?
    o anki sevincini de hiç unutmam, iyi ki almışım. "bir daha bana hediye alma, bu baya bir idare eder, çıtayı arşa çıkardın" dedi. almadım zaten, çünkü bize ayrılan sürenin sonuna gelmiştik.

  • 7. uçağa alım başlayınca hemen sıraya giren kamil

    belki kimseyle itişip kakışmadan, koridorda sıkıştırılmadan rahatça yerine oturup, başüstü dolabına rahatça valizini yerleştirmek isteyen bir yolcudur, ayrıca duty freede veya diğer havaalanı facilitilerinde kaybolup uçağı gecikmeye sokan yolcudan kat be kat iyidir..

  • 8. jeremain lens'in beşiktaş'a transferi

    quaresma'yı alır yedek oturturum diyen takımın geçen seneki en iyi 2 oyuncusundan birini alıp quaresma'nın yedeği yaptık.

    transferin özeti budur.

  • 9. jeremain lens

    gökhan ve caner'i kaptırınca ismail ile sözde misilleme yapmıştık, bu sefer de lens transferine mustafa pektemek ile cevap veririz diye çok korkuyorum.

  • 10. gdo'yu zararlı zanneden cahil

    düzelti: casusbubelli'nin uyarısıyla belirtmekte fayda var; çölyak'ın, buğday genetiğiyle oynandıktan sonra arttığıyla ilgili bazı saptamalar olduğu gibi, genetik bir rahatsızlık olduğuyla ilgili bilimsel veriler de bulunmakta. ayrıca:

    ''1) çölyak'a yatkınlık genetik ama genetik yatkınlık her zaman hastalığın tetiklenmesi anlamına gelmiyor. çölyak hastaları ömürleri boyunca çölyak olduklarını bilmeden yaşayabilirler. o yüzden, hala daha genetiği değişen buğdayın hastalığın fazla gözlenmesinde bir tetikleyici rolü olabilir.

    2) öte yandan bazılarının sandığının aksine, korelasyon nedensel bağlantı demek değildir. 1900'lerin başından beri atmosferdeki karbondioksit oranı da artıyor. bu, çölyak'a karbondioksit neden oluyor anlamına gelmez. o yüzden kontrollü deneyler olmadan böyle kolaycı gözlemlerle hastalığın tetiklenmesinde bile gdo buğdayın rolü olduğunu kesin bir dille söylemekten kaçınmak lazım. mesela gdo olmayan buğday yetiştirilen bölgelerle komşu bölgeler arasında çölyak oranı bakımından fark var mı? kimse bunu araştırmış mı?

    ha bir de... mennonitler sadece kansas ve nebraska'da değil; amerika'nın orta bölgelerinin her kısmında görülürler.''

    faydalı not: nick ararken kaybolan yazar'ın bilgilendirmesiyle, siyez buğdayı araştırılabilir.

    ben sadece, bu konuya taraf olmadan, hatırladığım bir köşe yazısını sizlerle paylaştım. esenlikle...

    http://www.sozcu.com.tr/…cin/gdolu-turkler-1752608/

    ''önce…

    anlatacaklarımı bir dinleyin!

    mennonit, protestan bir mezhep.

    alman etnik-dini bir grup olarak da bilinir; bozuk almanca'yla konuşurlar.

    hollanda'da doğdu, dünyaya yayıldı. yayılmasının tek nedeni mukaddes kitap'taki bilgiyi insanlara öğretmek değildi; din baskısından da kaçtılar. örneğin…

    ortodoks rusların baskılarından bıktılar; 1880'den itibaren kuzey amerika'ya göç ettiler.

    kırım, kars gibi bölgelerden abd'ye giden 9 bin mennonit, rusya'daki arazi ve iklime benzer yerler aradılar; ve bunları kansas ve nebraska'da buldular.

    yanlarında altın değerinde hazineleri vardı; buğday!

    her aile yanında, birkaç kilo arasında değişen tohumluk buğday getirmişti.

    bu; kışa-kuraklığa dayanıklı, mevsim ortasında olgunlaşan, başakları tüylü, rengi kırmızı olup, tanesi kabuğundan zor ayrılan sert dokuya sahip tahıla abd'de, “türk buğdayı” adı verildi.

    bu; dünyanın en eski kavılca/kabulca buğdayı idi.

    abd'de 1896-1897 kışı çok sert geçti; ve sadece türk, big frame ve currell buğdayları hayatta kalabildi.

    bu; türk buğdayı kavılca'nın abd'de tanınmasına yol açtı. amerikalı tarım uzmanları 1902'de test edilen türler arasında türk buğdayı/kavılca'nın rekolte, soğuğa, genel hastalıklara karşı dayanıklı, kalite açısından en iyi tür olduğunu belirlediler.

    fakat. bir sorun vardı; altın değerindeki kavılca'nın yeterli tohumluk buğdayı yoktu.

    bunun üzerine abd'de, türk buğdayı ıslah çalışmaları başladı.

    ilk güvenilir 1919 mahsulü ölçümlerine göre; nebraska'da buğday ekilen alanların yüzde 83'ünde, kansas'ta yüzde 82'sinde, colorado'da yüzde 67'sinde, oklahoma'da yüzde 69'unda ve teksas'ta yüzde 34'ünde türk buğdayı ekildiği belirlendi.

    33 eyalette ekiliydi. bu, önemli bir rekordu.

    1939'da yapılan bir araştırma; soy seleksiyonu ile türk buğdayından elde edilen 16 yeni tür oluşturuldu. ancak…

    nebraska'da dağıtımına başlanan 60 no'lu nebraska, türk buğdayı ile benzerlik göstermesine karşın daha geç olgunlaşıyordu. keza…

    cheyenne, türk buğdayına göre daha kısaydı ve samanı sertti. vs.

    uzatmayayım…

    amerika'daki nebred, blackhull, scout, centurk gibi melez buğdayların soy kütüğü türk buğdayına dayanıyordu.

    bitmedi…

    japon bilim insanları, daruma adlı yerel buğday çeşitlerini türk buğdayı/kavulca'yla melezleyerek yüksek verimli norin 10 çeşidini geliştirdi.

    devreye rockefeller ailesi girdi. “verimli tohum” aldatmasıyla “ari tohum ırkı” yarattırdı. norin 10 ve brevorile buğdayların kromozomlarıyla oynayarak laboratuvarda melezleme yaptı.

    bu hibrit buğdaylar meksika/sonora bölgesinde ekildi. kimyasal gübre ve zirai ilaçlar sayesinde üretim artışı üç kat oldu!

    -sapının kısalığından dolayı- bu buğdayımsı “cüce buğdaylar” pakistan ve hindistan'a da ihraç edildi; üretim rekoru kırıldı.

    dünyanın verimli tarlalarının, buğdayların kimyasal gübrelerle, zehirli ilaçlarla tanışma dönemi başladı.tehlikenin farkında değillerdi.

    buğdayın genetiğiyle sürekli oynandı; ortaya çıkan “buğdayımsı” bir şeydi! kavulca artık tanınmaz haldeydi…

    asıl mesele bu

    türk buğdayı/kavulca…

    yıllar sonra geneteği değiştirilmiş halde anayurdu/anadolu'ya döndü!

    abd, “ihtiyaç fazlası” diye “yardım” adı altında bu buğdayımsı ürünü türkiye'ye soktu.

    kısa zaman sonra abd'den hibrit tohumlar geldi. ardından…

    binlerce yıllık anadolu'nun -neredeyse tüm- tarımsal topraklarını zamanla öldürecek; sentetik kimyasal gübreler ve bitki hastalıklarına karşı kullanılan zehirler türkiye'ye dolduruldu.

    türk köylüsü -meselenin farkında değildi- mutluydu; amerikan patentli tohumlar, gübreler, ilaçlar ürün rekoltesini artırmıştı.

    ıı. dünya savaşı bitmişti; ama savaş sanayiinin ortaya çıkardığı nitrojen bombası, nitrat gübresi; sinir gazı böcek ilacı anadolu topraklarını zehirliyordu.

    abd bunları kullanmaya türkiye'yi mecbur bıraktı. başbakan menderes'in imzaladığı 1956-57 tarım anlaşmalarına göre hangi tarımsal ürünün yetiştirileceğine abd karar veriyordu!

    abd dayatmasına karşı çıkan “tarhana osmanlar” (osman nuri koçtürk) gibi bilim insanları veya tös, disk gibi öğretmen-işçi örgütleri dinlenmedi.

    maalesef… abd'ye boğazından bağlandı türkiye!

    bugün…

    türk buğdayı/ kavulca -çağımızda hızla artan çölyak hastalığının sebebi- gluteni çok az bulundurması nedeniyle altın değerini koruyor. (“cüce buğday”ın tek sorunu gluten değil; kan şekerini de hızla yükseltiyor. vs.)

    kavulca -bir avuç insanımızın büyük emekleri sonucu- bugün sadece kars'ta yetiştiriliyor.

    dönelim en başa:

    adana'da gdo'lu ekmek nedeniyle fırıncılara soruşturma açıldı!

    sanki gdo'yu fırıncılar üretti?

    sanki bu abd'ye bağımlı tarım politikasının sorumlusu fırıncılar?

    küresel şirketlere dokunan yanıyor!

    hiç şaşırtıcı değil.

    bir yanda…

    milli tarım politikası kurma amacıyla tohum ıslah merkezleri kuran atatürk…

    diğer yanda…

    tarımı abd'nin inisiyatifine bırakan dp'den akp'ye uzanan zihniyet…''

    soner yalçın, 24.03.2017

  • 11. kadın sürücüyü sıkıştırp kaza yaptıran okul taşıtı

    servis şöförü emniyet şeridinden gidenlere müsade etmek istemiyor çünkü o götler ileride sol sinyal verip bulunduğu şeridi tıkayacaklar. alemin tek akıllısı emniyetten giden götler sanki.

    servis aracı bulunduğu şeridin sağından ilerliyor. en fazla emniyet şeridi çizgisine lastiği dokunuyordur. şerit ortalama gibi bir durum yok.

    kadının arkasındaki bir başka emniyet şeridi götvereni araya araba almamak için kadının dibinden gidiyor. kadın ilerleyemeyip duruncada arkadan patlatıyor.

    sonrasında aynı fikirsiz kadın servis aracının ilerlemesini bekleyecek kadar sabredemeyip inmeye uğraşıyor. allahtan başına bir iş gelmiyor.

    yani teknik olarak başlık yanlış.
    doğrusu "emniyet şeridinde giden iki salağın çarpışması" olabilir.

    "emniyet şeridinden giden sabırsız sürücülerin kazası" olabilir.

    not: ticari araç kullanan şöförlerin geneline antipatik önyargılarım var. ama servis şöförü doğru olanı yapmış. emniyet şeridini kullananların hiç bir ceza almayacağını, üstüne ödül olarak daha hızlı gideceğini ve ileride sağ şeritte geride bıraktıklarının haklarını gasp edip daha uzun trafikte kalmalarına sebep olacağını biliyor adam. kusura bakmayın burası türkiye adalet kendini bile koruyamazken, vatandaş umrunda bile değil. servis şöförü kanunu sağlamıyor, hakkını korumaya çalışıyor sadece. çünkü kanunların kimsenin hakkını korumadığının herkes bilincinde.

    diğer taraftan servis şöförünün kazayla hem fiziki, hem kanunen hiçbir ilgisi yok. kazaya sebep olan takip mesafesini korumayan ve dikkatsizce arkadan gelen sürücü ve geçmek için son ana kadar zorlayan kadın.

  • 12. başörtülü sigara

    dayıya göre sigara içen kadın
    “siz benim başımı örttüğüme bakmayın, benden ümidinizi kesmeyin, sizinle paylaşacağım daha çok şeyim var”.
    diyormuş.

    altına da yalandan sağlığa zararlı falan diye 40 satır yazı yazmış. niyeti bozuk tıynetsiz.

  • 13. dini nedenleri olmadığı halde alkol içmeyen insan

    bizler burada dinci yobazlığa karşı alkolü bir bayrak gibi sallıyoruz ama michel ragon'un kaybedenlerin belleği'nde anlattığına göre zamanında fransız anarşistleri ağızlarına içecek olarak sudan, yiyecek olarak da sebzeden başka bir şey koymazlarmış.

  • 14. akp'nin bilim politikası

  • 15. senden hoşlanıyorum ama ilişkiye hazır değilim

    "ben pic adamlarla iyice takilip kendimi hasat edeyim ancak o zaman seni dusunurum" diyen kizdir

  • 16. game of thrones'un ensest ilişkiyi meşrulaştırması

    ramazanda evliya filmi izleyerek evliya olanların ülkesinde açılan başlıktır.

  • 17. yaşından küçük göstermek

    29 yaşındayım migrosta sigarayı nüfus cüzdanımla alıyorum hala..

  • 18. türkiye'nin en yakışıklı 25 erkeği

    çağatay ulusoy'u 13. sıraya koyup uğur ışılak'ı (!!!) önlere taşımış olması, rahmetli tarık akan'ı listeye eklemeyerek, adını bile bilmediğim tipleri listeye eklemiş olması hasebiyle zerrece itibar edilmemesi gereken boktan listedir.

    ayrıca yusuf çim kim la?

  • 19. beşiktaş

    7 taksitle oyuncu alan kulübün taraftarı da manyak amk. ahahahhaha. twitter'da 25 bin civarı takipçisi olan yabancı bi arkadaş twit atıyor ve altındaki yoruma dikkat. fikret orman bu hale getirdi milleti valla. öyle beleşe taraftarlık bitti ulan!

    buyrun

  • 20. iş arkadaşıyla seks arkadaşlığı yapmak

    "sikin birbirinizi göte para vermeyin" lafı mecazi anlamda kalcaktı lan niye reele döktünüz.

  • 21. alvaro negredo sanchez

    sneijderli drogbalı kadromuzla zamanında yüce galatasarayımız için tam bir playstation kadrosu olduk derdik. şimdi de beşiktaş tam bir playstation kadrosu oldu. quaresma, pepe, negredo.

    negredoyu cityde valenciada başarısız bulabilirsiniz ama türkiye liginde bu adam her türlü canavar gibi iş yapar. hayatında 11 gol barajını aşamamış milan baros bu ligde gol kralı oldu. bitik gomez geldi golcülük dersi verdi. negredo her türlü 17-18 gol atar ve defansları ciddi yıpratır. bahsedilen maliyetler de hiçbir şey. o paranın 2-3 katına türkiye'den futbolcu alamıyoruz olum nedir ki yani?

    not: dursuna rağmen galatasaray!

  • 22. gökhan gönül

  • 23. selman öğüt

    son dönem televizyonlara çıkıp bakkaldan aldıkları akademik ünvanlarıyla bir haltmış gibi görünüp aslında sike sürülecek aklı olmayan ölümüne iktidar yalakalığı görevini büyük bir iştahla ifa eden "entel" çomar tayfasının en parlak üyesi. yanlış anlaşılmasın parlaklığı sadece kelinden geliyor.

    o değilde türkiye'nin en büyük haber kanalında çıkıp millete ahkam kesen, racon kesen, parmak sallayan şu adamları gördükçe memleketin nasıl bir bok çukurunda olduğunu daha iyi anlıyor insan ama geçecek, bugünler de geçecek ve bu vasıfsızlar da ait oldukları örümcekli köşelerine geri dönecek, merak etmeyin.

  • 24. ekşi itiraf

    ne bekliyorduk ki ? iyi biri olunca herşeyin gönlümüzce olacağını mı ..? he söyleyin !?

  • 25. zorunlu bireysel emeklilik sistemi

    zorunlu olmayınca biriktiremiyorsunuz diye savunulandır. peki biriktirmek zorunda mıyım? istersem çatıya çıkar aşağıya savururum paramı. sana ne?

  • 26. gamze ismindeki e harfinin gereksiz olması

    (bkz: allah başka gam vermesin)

  • 27. 11 ağustos 2017 bim'e gelecek iphone usb kablosu

    vaktinde bim'in star wars oyuncak figürleri verdiği zamanları anımsatan olay.

    yaz aylarına denk gelen o dönemde memleketimin uzak ama kalabalık bi ilçesinde bulunuyordum. istanbul, ankara ve izmir gibi şehirlerdeki bim marketlerdeki tüm star wars oyuncakları bitmiş, bazılarında tek tük stormtroopermodeller kalmıştı. oysa benim gittiğim bim'deki aktüel reyonu ağzına kadar star wars dolmuş, darth vader lar raflardan düşüyordu. anadolu halkı bu siyahlı beyazlıgarip tiplere para vermek yerine 4 kiloluk baton salamlara, hasanoğlu payedar peynirlere saldırmıştı. reyondaki boynu bükük darth vader'lardan birisini alıp çıktım bim'den. hayatında hiçbir star wars filmini izlememiş birisi olarak tişörtlerinden oyuncaklarına star wars serisine sahip olmam da ayrı bi konudur.

    işte bugün aynı memleketin aynı ilçesindeki o bim'de satışacak olan iphone kablosudur bu kablo. bu defa darth vader gibi boynu bükük kalmayacağı gibi kapış kapış gidecektir. çünkü darth vader orta sınıfın kendisini üst sınıfa ait hissetmesini sağlamıyor ve hiçbir zaman da sağlamayacak. oysa iphone bunu en kolay yoldan sağlıyor. fakat bu yanılsama -ya da öyleymiş gibi hissetme durumu- gerçekliği değiştirmiyor. haliyle iphone'u olan insanlar zengin değil ve şarj kablosuna 150 tl verecek güçleri yok. bim'in bu durumu fırsata çevirmesi de harika bir pazarlama örneğidir. aynen şe coşa'nın karşısında dart vader figürlerini satarak alakasız bir kitleyi o dükkandan içeri soktukları gibi.

    neyse, ben o kuyruğa girmeyeceğim.

  • 28. kadınların bir erkekte aradığı en önemli şey

    hayal ettiği yaşam tarzına yani çıkarına uygun özelliklerdir. para ve statü muhteşem ikilidir bu konuda.

  • 29. türk ifşa siteleri

    kızlarımızın (ne kadar güvenirlerse güvensinler) hiç kimseye çıplak/yarı çıplak vs. fotoğraf göndermemesi gerektiğini ortaya çıkaran iğrenç siteler.

    ya ben insanların evli de olsalar, sevgili de olsalar, nişanlı da olsalar, yalnız da olsalar çıplak ya da erotik fotoğraflarını/videolarını çekmelerine bir anlam veremiyorum. hadi diyelim ki vücudunu merak ediyorsun tanımaya çalışıyorsun o yüzden çekiyorsun, neden başkalarına gönderirsin ki? şöyle iki gerçek var;

    1. internet unutmaz. bir şey internetten silinmez.
    2. erotik fotoğrafınızı gönderdiğiniz kişi o fotoğrafı silmez. kadın ya da erkek olsun. şantaj yapılacak taraf her zaman kadın olmayabiliyor.

    o yüzden cinselliğin de din gibi iğrençliğin uçlarında yaşandığı bu ülkede bu tip durumlara dikkat etmek gerekiyor.

  • 30. eski sevgili unutulur mu

    biraz yer açarsanız bilimsel çalışmalarımı aldım da geldim. soru başlığına zank diye yanıt verince uçuruyorlardı eskiden, o kalktı madem helen fisher'la uçurayım sizi.

    önce şöyle bir ön bilgiyle başlayayım. amerika'da üniversite öğrencileri üzerinde bir araştırma yapıyorlar. aşkla ilgili bir dolu soru soruyorlar ama ikisi çok dikkat çekici.
    "gerçekten sevdiğiniz biri tarafından reddedildiniz mi?" diğeri ise: "sizi gerçekten seven birini terk ettiniz mi?" ve yaklaşık hem erkeklerden hem kadınlardan yüzde 95'i iki soruya da evet demiş. yani kimse aşktan canlı kurtulamıyor. (o yüzde 5'i alınlarından öperim)

    mutlu ve aşık insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda beynin merkezine yakın ventral tegmentum adı verilen küçük bir bölgede ve apen hücreleri adı verilen bazı hücrelerde etkinlik tespit etmişler. bu hücreler dopamin üretip beynin birçok bölgesine iletiyormuş.
    ventral tegmentum bölgesi beynin mükafat sistemiymiş. kavramsal düşünme sürecinin çok altındaymış. beynin sürüngensi bölümünün bir parçası ve bu bölgenin istekle, motivasyonla, konsantrasyonla ve arzuyla ilgisi varmış. beynin bu bölgesi kokain alımında da etkinleşiyormuş bu arada.

    bu noktada şöyle diyor helen fisher,
    "ancak romantik aşk kokain sarhoşluğundan çok daha fazlasıdır. en azından kokainden sonra ayılırsınız. romantik aşk bir saplantıdır, sizi ele geçirir. kişilik bilincini kaybedersiniz, başka bir insanı düşünmeden duramazsınız. biri kafanıza yerleşmiştir. aşk vahşidir ve reddedildiğinde bu saplantı daha da kötüye gidebilir." (ne tuhaf, elimizde böyle bir bilgi varken hala aşık oluyor insanlar. neden, çünkü beyin bedava)

    şimdi de terk edilen insanlarla yapılan çalışmalara bakalım. aşk acısından tarumar olmuş denekleri alıp mr cihazlarına sokuyorlar.
    üç beyin bölgesinde etkinlik tespit etmişler.

    birincisi: şiddetli romantik aşk ile ilgili olan beyin bölgelesi. yani bu şu demek; terk edilince yapmayı en çok isteyeceğimiz şey o insanı unutmak ve hayatınıza devam etmektir, ama hayır, onları daha çok severmişiz. beyindeki istek, motivasyon, arzu, konsantrasyon için olan mükafat sistemi istediğimizi elde edemeyince daha da aktifleşiyormuş.
    bu durumda, yaşamın en büyük ödülü: uygun bir çiftleşme partneri deniyor.

    ikincisi: kazanç ve kayıpları hesaplayan bölge. insanlar mr cihazının içinde yatarken baya bunu düşünüyormuş. neyin ters gittiğini ve neyi kazanıp neyi kaybettiğini. (bana bu çok acıklı geldi.)
    bu beyin bölgesi, kazanç ve kayıplarımızı hesaplarken etkinleşen nucleus accumbens'in merkeziymiş. aynı zamanda büyük kazanç ve kayıplar için inanılmaz riskler almak istediğimiz zaman etkinleşiyormuş. (yani ne diyor, her aşk bir risk, sonuçlarına katlan)

    üçüncüsü: bir bireye bağlanmayla ilgili başka bir beyin bölgesinde etkinlik tespit etmişler.
    helen hanım ekliyor "bütün dünyada insanların acı çekmesine ve bu kadar çok tutku cinayetine şaşmamak gerek. aşıkken reddedildiğinizde, sadece romantik aşk duygularına garkolmazsınız, o bireye derin bir bağlılık hissedersiniz. dahası, mükafat sistemi çalışır, ve son derece enerjik, konsantre, motive ve her şeyi riske etmeye hazır hissedersiniz, yaşamın en büyük ödülünü kazanmak için.

    peki bu deneylerin sonucunda ne öğrendik?
    "öncelikle, aşk bir güdüdür, temel çiftleşme güdüsü. seks güdüsü değil. seks güdüsü sizi dışarı partner aramaya çıkartır. romantik aşk çiftleşme enerjinizi yoğunlaştırmanızı sağlar, çiftleşme enerjinizi korur, ve tek bir birey ile çiftleşme sürecinizi başlatır. romantik aşk bağımlılık yapar. işler yolundayken harika bir bağımlılık, işler kötüyken ise korkunç bir bağımlılık.

    ve elbette bir bağımlılığın bütün özelliklerine sahiptir. o kişiye odaklanırsınız, saplantılı bir şekilde onu düşünürsünüz, onu arzularsınız, gerçekliği çarpıtırsınız, o kişiyi kazanmak için muazzam riskler alırsınız.
    ve bir bağımlılığın üç ana özelliğine sahiptir. tahammül, geri çekilme, ve son olarak, nüksetme.
    tıp camiasından istediğim, hukuk camiasından, ve hatta akademik camiadan istediğim, romantik aşkın dünyanın en bağımlılık yapan maddelerinden biri olduğunu anlamaya çalışmalarıdır."

    eski sevgilinize aşık olduğunuz varsayımıyla bu çalışmaları okumanızı istedim. aşk dediğimiz şeyin bir güdü ve tamamen kendi beynimizin oluşturduğu bir bela/ödül olduğunu görüyoruz. beyin gücüyle kaşık büken varsa bence aşkla ilgili beyin bölgelerine de hükmedebiliriz.
    ben geçen sene vertigo olmuştum. ondan sonra iç kulaktaki kristallerime çok iyi baktım, hep tozunu aldım. siz de eski sevgilinize ait hisleri depoladığınız beyin bölgelerini ve hücreleri temizler onlara iyi bakarsanız bence kurtuluşunuz yakın.

  • 31. fatih terim vs şenol güneş

    fatih terim'le şampiyon olmaktansa şenol güneş'le küme düşmeyi tercih ederim.

  • 32. çocuklar duymasın'a soruşturma açılması

    (bkz: bu sefer güldürdü)

  • 33. daenerys targaryen

    kibirli iyi kalpli ama zeki olmayan bir karakterdir.

    çalışmadan sahip olduğu vasıflarıyla güçlü olmaktadır. bunlar da ateşte yanmamak, güzelliği ile satıldığı adamdan aldığı ejderha yumurtası vs gibi şeyler. bu yüzden de mütevazi değildir zaten muhtemelen de kibiri sonu olacak.

    gözümde cersei kadar güçlü değildir. cersei tam bir şerefsiz olsa da zehir gibi aklı vardır. evlenerek kraliçe olmuş olsa da kartları doğru oynamayı bilir. pis savaşır. o yüzden de kazanır zaten. çünkü bu dünyada bel altı vuran kötüler kazanır hep.

    bir de arya vardır. hiçlikten çıkmıştır. bana kalırsa hepsini alaşağı edecektir. feministseniz destekleyeceğiniz tek karakter arya'dır. sümsük sansa desteklicek halimiz yok. arya'ya 3 ejderha, ordular ve yanmama özelliği verseniz şimdiye dizi bitmişti.

    (bkz: arya reyizin askerleriyiz)

  • 34. oyunculuğun tavan yaptığı filmler

    benim için (bkz: bir zamanlar anadolu'da) filminin başı çektiği listedir.

    özellikle herkesin malumu olan muhtar sahnesi beni de derinden etkiledi, sanki o sofrada ben de oturuyormuşumda sessiz sakin yemeğimi yiyip sohbeti dinliyormuşum gibi. beni bu denli içine çeken bir başka film gerçekten görmedim, harika iş.

  • 35. kadıköy'de iki polisin darp ettiği çellist gülşah

    olay anında çekilen video

    kadıköy metro çıkışında müziğini icra eden gülşah erol'un darp edilmesidir. kendisi instagram hesabında olayı şöyle anlatmış;

    2 ağustos, dün 2 polis memuru tarafından darp edildim. kadıköy metro girişinde. enstrumanımı bomba beni de terorist ilan ederek bir odaya kapattılar. ellerime kelepçe takılıp defalarca yumruklandım ve tekmelendim. türk bayrağı ile suratıma vurdular, biz bu ülkenin vatandaşıyız diyerek, ya ben? müzisyenim kollarıma, ellerime lütfen dikkat edin dememle daha çok darp edildim. benim gibi insanlar bu ülkeden gitmeliymiş, ben ve benim gibiler vatan hainiymiş. beni hapise atmakla tehdit ettiler, tüm aileme ağıza alınmayacak sözlerle hakaret ettiler. sonuç tertemiz olan hayatımla, kalbimle özgürüm lakin canım çok yanıyor... vücudumda oluşan zararların fotoğraflarını koymadım, çünkü çok kötü, bu kadarı bile bu ülkede neye maruz kaldığımı gösteriyor olmalı. ben müzisyenim! bu ülkeye emek harcayan bir sanatçıyım. hakettiğim bu mu?! lütfen dikkat edin müzisyen, sanatçı arkadaşlar, size hakaretle ve saldırıyla yaklaşsalar dahi susun ve yanlarından uzaklaşın. her yerim ağrıyor, çenem, gözüm, yüzüm, bacaklarım ve kollarım darp içinde ama en çok kalbim acıyor. dün ölebilirdim...

  • 36. ısıyla sıcaklık arasındaki farkı bilmeyen mühendis

    sosyal bilimcilerin suçu ne, buraya da gelmesin.

  • 37. hasta yavru kediler için klinik desteği kampanyası

    merhaba arkadaşlar,

    daha önce şöyle bir kampanya yapmıştım belki hatırlarsınız (bkz: yavru kedi kör olmasın kampanyası) oradaki kedi annemiz şenay abla geçenlerde bir gece beni aradı, 16 tane yavru toplamış camii bahçesinden. hepsine viral bir hastalık bulaşmış. akciğer solunum yolu enfeksiyonu olmuş. 13 yavru 24 haziran'dan beri vet istanbul'daymış, 2 yavru vetart'ta, ağır hasta olan prenses ise acıbadem vethouse'daymış. bu ağır hasta olanın günlük ilaç masrafı 270 tl imiş. varın bu kadar yavru için hesabı siz yapın... şu an vethouse'a 1.500 tl, vetart'a 2.500 tl, vet istanbul'a 3.500 tl borçlanılmış durumda. veterinerleri arayarak durumu doğrulayabilirsiniz.

    vethouse acıbadem tel: (0216) 428 56 57
    vetart fıstıkağacı tel: (0216) 553 01 12
    vet istanbul - dr. fatih koyuncu tel: (0216) 340 41 40 - 0535 833 74 40

    "utanıyorum, çekiniyorum tekrar yardım istemeye ama kredi kartlarımın limiti doldu", dedi. şenay abla'yı zaten hatırlarsanız, yardım istemeden önce sıfırı tüketen biri...

    burada ikinci kez aynı kişi için kampanya açmadan önce çok düşündüm. daha önce kampanya açtığımda, yanlış anlayan arkadaşlar olmuştu, bunun yasal olmadığından bahsetmişlerdi o yüzden emin olamadım, önce ekşiduyuru'da açtım fakat başlık dikkat çekmedi, bir kişi bile yazmadı...

    geçen sefer de faturalarıyla, raporlarıyla, fotoğraflarıyla belgelemiştim durumu. yine aynısını yapacağım merak etmeyin. hatta geçen sefer hesap no.yu biraz geç kaldırmıştık, o benim hatamdı internetim yoktu ama işyerimden girebiliyordum. bu sefer gerekli meblağ toplanır toplanmaz sileceğim.
    imkanı olan, üsküdar'da oturan, yavruları evlat edinmek isteyen de gelebilir, durumu kendi gözleriyle görebilir. geçen sefer hiçbir hasta ya da yavru kedi evlat edinilmedi mesela. kendi adıma benim de iki yaşlı kedim olduğu için açıkçası onların ilaçları, mamaları başka kedilere yardım etmemi engelliyor. hepimizin çeşitli sebepleri var bu hayvanlara yardım edemiyoruz ama en azından bizim yerimize hayatını buna adamış - gerçek manada - insanlara biraz destek olabiliriz.

    belki siz de çevrenizdeki hayvanseverlere bahsederseniz, bu yavruları yaşatmak için şenay abla'ya manevi olamasa da maddi bir katkımız olur.

    şenay dinçer iban: yapı kredi bankası - tr 27 0006 7010 0000 0049 7774 90

    not: o gözleri kurtarılan yavru kedi bugün kısırlaştırıldı yine şenay abla tarafından, onun da durumu iyi merak edenler varsa :)

  • 38. alkol içmenin medeniyet sayılması

    isteyenin içmesi medeniyettir.
    içene laf eden bağnazdır.

  • 39. bir ülkenin geri kalmış olduğunu anlama yolları

    çöpçü bir erkekle doktor bir kadın aşk yaşamıyorsa o ülke geri kalmıştır.
    türkiyenin geri kalmışlığının en önemli göstergesi sınıflar arasında kast sistemine benzer keskin ayırımların olmasıdır.
    sınıflar arasında keskin ayrımlar ne kadar azalırsa o kadar medeniyetten söz edebiliriz.

  • 40. ilk kez sigara içeceklere tavsiyeler

    sözlük kusura bakmasın. tanımsız bir başlangıç yapacağım.

    ilk kez içtiğim zamanlar henüz ergenliğin başlarıydı. üstelik yatılı bir okulda ve yasaklara inat olarak büyüdüğümüzün bir sembolü gibi içiyorduk. tuvalette yakalanıp, ceza da aldık, dayak da yedik.

    sonra gençlik dönemlerimizde, o kadar yaygındı ki, (saygın bir devlet okulunda okuyordum) devlet bize (isteyene) aylık sigara istihkakı veriyordu.

    her yerde serbestti. tatillerde memlekete giderken, otobüste bir paket bitirirdim. hatta bir yolculukta, önümdeki güzel bir kız sigara istemişti de yanına geçip ikram etmiş ve arkadaşlık kurmuştum :)

    o günlerde neredeyse içmeyenleri dövüyorlardı.

    eve gelen misafirlere özel, orta sehpada çeşit çeşit misafir sigarası olurdu. misafirliğe gelenlere; "ölümü öp, al bi tane." denirdi.

    düğün salonlarının girişinde bir genç kızın eline sigara tepsisi verilir, her markadan dal dal sigaralar tepsiye dizilir, gelen misafirlere ikram edilirdi.

    neyse, bu ortamdan 28 yıl sonra bir gün sabah iş yerime gelip, odama girip masama oturdum. bir sigara yaktım. sigaranın ucuna baktım. sonra ilk kez düşündüm:

    "kaç yıl oldu?"
    "28 yıl"
    "bu sigara, bu sabah kaçıncı sigaran?"
    "beş"
    "saat kaç?"
    "8.30 falan"

    ilk sigaramı kalkarken yatakta yakmışım.

    oysa ilk başladığımda, içime bile çekmiyordum.
    sonraları, içime çekerken bile arada bir, ondan bundan bir dal otlanıyordum.

    bunun aşamaları ilk önce bir paket sigara almakla başlıyor. o paket bir hafta gidiyor...

    sonra haftada iki paket, sonra her gün bir pakete gidiyor.

    günde iki pakete gittiği an ben uyandım.

    bırakalı 9 yılı geçti. ağzıma sürmedim. bir nefes bile çekmedim.

    hiç bir zaman, hiç içmemiş bir insan gibi olmadım. bırakmak çözüm değilmiş. "ben bunu istediğim zaman bırakırım." demeyin, bıraksanız bile, hiç bir zaman içmemiş insan gibi olmuyorsunuz. bana olanları size yazmayacağım. genç yaşta öleceksiniz. yaşasanız da en az bir bacaktan yoksun, tekerlekli sandalyede olacaksınız.

    sözüm henüz bir kaç dal içmişlere, hemen onu bir kenara bırakın.
    alışmışlar ise bırakın arkadaşım. (elektronik sigara kullanın. en iyisi o!)

    ben uyarayım da...

  • 41. sevgiliye kızıp telefonu duvara fırlatmak

    akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle tarihe karışmıştır. yeni nesil hiç bilemeyecek bu artistliğin tadını.

  • 42. pursaklar'daki feci kavga görüntüleri

    biz her zaman böyle bir toplumduk, telefon kameraları sayesinde vandallığımız görünür oldu.

    haa bu arada;

    (bkz: tebessüm şehri pursaklar)

  • 43. kızların sevgili olmak istediği erkekte aradıkları

    dürüstlük, samimiyet, zeki, donanımlı....

    yalancıyı sikmedikleri için böyle oluyor. para, para, para....

  • 44. 9 nisan 2017 koru hastanesi rezaleti

    daha evvel yazdığım entry'de bebeğin halası ile twitter üzerinden iletişime geçtiğimi ama henüz dönüş alamadığımı söylemiştim. az evvel kendisinden dönüş geldi. yazdıklarını aynen aktarıyorum;
    ----
    "merhaba bebegin durumu büyüdükçe kötüye gidiyor. tum vucudunda kasilmalar var gözleri görmüyor kulaklarinin yapilan test sonucnda cok cok az duydugunu öğrendik. surekli epileptik nöbet geciriyor maalesef hic hic iyi degil. dava sureci uzun oldugu icin sabirla bekliyoruz.

    hürriyet gazetesi ile aile röportaj yapti fakat hastane haber yapilmamasi konusunda baski yapti.

    sesimizi duyuramiyoruz, hicbirsekilde"

    sc: https://hizliresim.com/nwaq2v
    ----
    bu rezalete sebep olanları da, otosansür uygulayanları da allah'a havale edip, vicdanları ile başbaşa bırakıyorum.

  • 45. gözlerini kaybetmek üzere olan simay bebek

    anil bey'le gorustum, nurcan hanim'in oglu. doktor sol gozden umudu kesmelerini ve sag gozu kurtarmaya bakmalarini soylemis... : /

    40.000 tl civari para gerekiyordu tahmini, su an 20.000 tl toplamaya calisiyorlar. maalesef simdiye dek toplanan miktar 2800 tl civari.

    valilik onayli hesap numarasi istiyorlarmis insanlar, guvenemedikleri icin. aile bu tarz islemler uzun surdugu icin bekleyemediklerini simdiden toplamaya ihtiyac duyduklarini belirtti.

    arkadaslar, bir bebegin bir daha gorememesi sozkonusu. sadece bu ihtimal icin bile dolandirilmayi goze alirim.

    paranin toplandigi hesap anil bey'in kardesine ait. bilgileri kendilerinin iznini alarak burada paylasiyorum. bu kadar insaniz, herkes 1 tl bile gonderse o para birkac gunde toplanir bu kadar trafigi olan bir sitede. o bebek sag gozunu de kaybederse, iste o zaman hepinizin ellerine saglik dileyecegim.

    destek olun! o kiz sizin kiziniz da olabilirdi, siz de.

    edit: (bkz: syd barrett in kedisi) bildirdi, iban numarasi paylasmak yasak oldugu icin kaldirdim.

    edit 2: ailenin numarasini kendilerinden iban istenebilsin diye yazmistim fakat bana mesaj gondererek iban numarasi isteyen yazarlar oldu. valilik onayli bir iban numarasi icin bekleme luksumuz yok maalesef. simay bebek'in sag gozunu de kaybetmesine izin veremeyiz. bu yuzden iban'i tekrar ekledim.

    tel: 0 505 021 85 21
    iban: tr 670006200002200006945575
    tufan basar

  • 46. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    yine çok boktan bir gün. tüm yaşam enerjim bitmiş gibi hissediyorum. dertleşmek ya da bira içmek isteyenler yazın. korkmayın ben ısmarlarım.

    http://ribony.com/cmkcmk

    http://connected2.me/cmkcmk

  • 47. dursun özbek

    galatasaray başkanı sıfatıyla 70+ yaşında bir adam için ülkesine kadar gidiyorsun. yaptığın galatasaray'a üst akıl ol(?) teklifinin yanıtını bile almayıp hatta dalga geçilip(lucescu, oğlunun teknik direktör olması kaydıyla kabul edeceğine dair haber çıkmıştı) dönüyorsun. elin telefonda cevap beklerken televizyondan bir gün önce takımına getirmek istediğin hocanın milli takım ile anlaştığını görüyorsun.

    galatasaray, galatasaray olalı başkanı yüzünden bu kadar rezil olmamıştır. yanarım yanarım galatasaray tarihinin en önemli olaylarından birinin(gayrimenkul satışı) galatasaray tarihinin en kötü başkanı döneminde oldu. anlaşma terimlerine pek hakim değilim ama %100 eminim ki bunun yüzünden değerlerinin çok daha altına gitti galatasaray'ın atacak son kurşunları...

    istifa et, rezaletsin. buraları okuyorsan ya da varsa senin kulağına bir şeyler fısıldayan dikkate alsın, yapacak son bir şeyin kaldı; fatih terim... tudor ile olmayacak. bu çok açık, ya 3 ya 5 ya 10. hafta ya istifa edecek ya kovacaksınız. her berabere biten maçtan sonra bile istifasını isteyecek taraftar. iyi kötü transferler yapıldı. geçen seneki berbat takım yok, tek bir şey eksik kaldı. bu takımı tudor idare edemez. kendisi zaten hoca falan değil, 39 yaşında bir antrenör sadece.

    yol yakınken verin tazminatını gitsin, sezona tertemiz bir açılış yapalım. getir fatih terim'i hem galatasaray'ı hem de maalesef seni kurtarsın. 3 galibiyet 4 beraberlik 3 mağlubiyetli bir ilk 10 haftanın ardından tudor'u kovduktan sonra değil terim'i mourinho'yu getirsen şampiyonluk kaçmıştır.

    bjk şampiyon kadroya yeni oyucular aldı, fener'in transferler fena değil, başakşehir zaten apayrı bir şey oldu, trabzon bile şampiyonluk için iddialı bir takım kurdu. bu şartlar altında kendi sahamızda 2-3 maç puan kaybının bile telafisi yok.

    tudor olmayacak, biz bu filmi çok kere izledik. bir sürü puan kaybından sonra değil, önceden kov. getir terim'i şampiyon olalım. sonra yapmazsın ama istifa et. güzelim kulübü ne hale getirdin lan.

  • 48. kimse cumhurbaşkanı ohal taraftarı diyemez

    (bkz: cumhurbaşkanı ohal taraftarı)

    dedim.

  • 49. neymar

    bence bu adam ayrılmaya psgyi eledikleri maçta her şeyi yapan adam olmasına rağmen maç sonunda messinin omuzlara alınmasından sonra karar verdi. para da etkendir ama bir numara olmak istediği açık. bunun için de messinin futbolu bırakmasını bekleyemezdi.