debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. beşiktaşlıların fenerbahçe bayrağını yakması

    bak neyle tutuşturduğunuzu sormuyoruz bile.

  • 2. hamamböceği

    az önce standart aletleri( terlik, kırlent, faks makinesi..) üstüne fırlatıp, bir de elekrik süpürgesiyle çektim, 2000 wattlık süpürgenin içinden geri çıktı. bu nasıl bir yaşam arzusu amına kodumun çocuğu seni ya, ben faks makinasında karşımdakinin ciddiyetini anlar pes ederdim. haysiyetsiz piç.

  • 3. eşcinselliği normalleştirmeye çalışan tipler

    çok yanlış yapan tiplerdir. zira çalışmalarına gerek yoktur. zaten normaldir.

    ps: albinoluk bir genetik bozukluktur. doğal da normal de değildir.

  • 4. maçka parkı'nda eşcinsel çiftin dayak yemesi

    çiftlerin eşcinsel olmasını bir kenara bırakın bu rezaleti yaşatanların "güven"lik görevlisi olması üzerine yoğunlaşılması gereken olay. güvenlik görevlisinin soygun yapması gibi bir şey parkta eşcinsel diye çift dövmeleri. senin görevin oradaki vatandaşı korumak, linç edip köpekle kovalamak değil.

    arkadaşlar bu olay iran'da değil türkiye'de yaşanıyor, bu rezaleti yaşatanlar iran devrim muhafızları değil park güvenliği. eşcinsellermiş ehu ehe he banane diye geçiştirebilirsiniz ama yarın öbür gün sanki olmuyormuş gibi kızlı-erkekli çiftlere de sokakta birlikte dolaşamazsınız diye müdahale edilmeyeceği ne malum? tüm duygusal ve fiziksel çekiminiz damacana üzerineyse haliyle bu durumda kusuru çiftte arayabilirsiniz, normaldir. onun dışında özgür olmak istiyorsanız sizin etki alanınızı kısıtlamayan hiç bir şeye engel olmamalı, başkalarının da özgürlüğünü savunmalısınız.

  • 5. 3. havalimanında 1453 kamyonla geçiş yapmak

    alman marka kamyonların, mimarisini norveçlilerin yaptığı havalimanında tur atması olayı.

  • 6. yeni akit'in genel yayın yönetmeninin öldürülmesi

    yeni akit : müdürümüz geberdi!

  • 7. türkiye'de emeklilik yaşı 72 olacak

    2 yılda emekli olan bakan beyanıdır.

  • 8. son günlerde elhamdülillah 1'e 10 gidiyor

    şu açıklamaları görüp de çoluğunu çocuğunu gönül rahatlığıyla askere gönderen ana babanın da amk. kimse kusura bakmasın, bu kadar olmaz.

  • 9. #pınarürünleriboykot

    (bkz: bir troll ağlıyor gözleri yaşlı)

    akitlerin tutmadı diye başlığı altında ağladığı boykot. pınar ürünleri her yerde indirimde. hemen tekrar baktım, migros'ta pınar marka sosis, sucuk, beyaz peynir ve yoğurt indirime girmiş mesela. istediğiniz kadar ağlayın zırlayın pınar markası bu ülkenin bilinçli insanları için bitti.

  • 10. 28 mayıs 2017 ankara'da yavru köpeğe tecavüz

    bu dünyadan nefret etmek için bir neden daha.

    2-3 aylık olduğunu tahmin ettiğim, ankara batıkent'te kapımın önünde sürekli yemek verdiğim, bir gün ortadan kaybolduktan sonra arayıp tarayıp geri getirdiğim, geceleri yetişkin köpekler saldırır korkusuyla bazen bodruma aldığım 3 küçük sevimli yavrum vardı.bugün sabah yine yemek vermek için çıktığımda, büro olarak kullanılan evin bahçesinde bir tanesini ölü buldum. bir diğeri çok halsiz ve bitkindi. zehirlendiler mi diye düşünüyorken, üçüncülerinin tüm enerjisi yerindeydi. ölmüş olana yakından bakmak için bahçeye girdim. kuyruğunda ve bacaklarında kan izleri olduğunu fark ettim. kuyruğunu yukarı kaldırıp baktığımda tecavüze uğradığını anladım. benim bu olaya artık sarf edebileceğim herhangi bir kelimem yok. aklım almıyor. ne yapmam ya da ne yapmamız gerek bunu düşünüyorum. ilk iş halsiz olan yavruyu kontrol ettim, onda herhangi bir iz yok. bahçede kamera var. çalışıyor mu bilmiyorum. pazar günü olduğu için kimseye ulaşamadım. diğer 2 yavruyu sokağa bırakacak ne vicdanım ne güvenim ne başka bir şeyim kaldı. onları bodruma aldım ve acil yuva bulabilmek için tüm tanıdıklarıma haber verdim. hayvan hakları derneğiyle bağlantılı birkaç insanla iletişime geçtim. yarın geleceklerini söylediler. gelirler mi bilmiyorum. ancak elimden daha fazla ne geliyorsa yapmak istiyorum. ölü yavru hala yan bahçede duruyor. büronun sahipleri geldiğinde kamera görüntüleri için çabalayacağım. başka tavsiyelere ve desteğe de ihtiyacım var. birgün böyle bir şeyle karşılaşabileceğim aklıma gelmezdi. neler yapılmalı bilemiyorum.

    yavrunun iki fotoğrafını uydurma sanılmasın diye koyuyorum:
    1
    2

    iki yavruya bir yuva ve bu iğrenç olaya karşı bir tepki gerekiyor. desteğinizi bekliyorum.

    edit: linkleri tekrar gondereyim:
    https://i.hizliresim.com/x0nw36.jpg
    https://i.hizliresim.com/npyvn5.jpg

    edit: kanlı ishal üzerinde çok mesaj gelmiş. ben de öyle olduğuna inanmak istiyorum ancak bölgede ciddi bir deforme var ve kuyruğu kaldırınca hala yoğun kan geliyor. üstelik kan dışında mukus vb yok.

    edit: ankarada bir veteriner arıyorum. şu an görüştüğüm hiçbir yer otopsiyle ya da muayeneyle uğraşmıyor. belediyeyi arayın diyip yüzüme kapatıyorlar. gönüllü biri yok mudur

    edit: ankarada'ki bütün veterinerlerin paragöz ve vasıfsız insanımsılar olduğunu bir kez daha bana göstermiş olaydır bu olay. hiçbiri yavruyu muayeneye gelmedi. başta batıkent veterinerlik olmak üzere hepsine lanet olsun. bu rezillere para kazandırmayın!
    neyse ki bir de güzel bir haberim var: iki yavruya bir yuva bulduk!

  • 11. ekşi itiraf

    annem son 1 yıldır tanıdığı sevgilime bayıldı! alzaymır hastası babamın son zamanlarında kimseyi hatırlayamaması ama onu ismiyle hatırlayıp "oğlum bak bu çocuk çok iyi kalpli, tertemiz. onu asla üzme" demesi üzerine tüm aile bireyleri onu çok seviyor.
    anneme, "2 yıldır hayatımda olan o sevimli, iyi kalpli, asla üzmemem için tembihler ettiğin çocuk benim sevgilim" desem kalp krizi geçirir mi?
    geçirir.

    mnskym :/

  • 12. beşiktaş

    halihazırda; 1957, 1958, 1960, 1966, 1967, 1982, 1986, 1990, 1991, 1992, 1995, 2003, 2009, 2016 ve 2017 senelerinin ulusal lig şampiyonudur. resmi olarak, 15 şampiyonluğu, üç yıldızı bulunmaktadır.

    34 haftalık bir istatistik çıkarmak için, kazanma ihtimalimizin yüksek olduğu osmanlıspor maçını, ortalamamız olan "2-0" skordan hesap ettim. maç sonunda farklı olursa editleyeceğim.

    beşiktaş, 2016-2017 sezonunda; ligin en çok puan toplayan (77), en çok gol atan (71), en iyi averaja sahip olan (41), en çok galip gelen (23), en az mağlubiyet alan (3), iç sahada namağlup şekilde en çok puanı toplayan (43), dış sahada en çok puanı toplayan (34), maç başına şut ortalaması en yüksek olan (13,0), maç başına kaleyi bulan şut sayısı en yüksek olan (6,1), topa sahip olma oranı en yüksek olan (61,2), maç başına hava topu kazanma oranı en yüksek olan (55,1) ve en çok korner kullanan (6,6) takımı oldu. bu şekilde bu şampiyonluğun ezici bir dominasyon olduğunu söylememiz gerekiyor.

    bu şampiyonluğun beşiktaş şampiyonlukları arasındaki yerine bakalım şimdi de. lig her zaman 34 hafta şeklinde oynanmadığı için puan ortalamalarıyla sıralama yapacağım. 2 puanlık sistemdeki galibiyetleri de 3 puana çevireceğim bunu hesaplarken. ayrıca bir turnuva şeklinde düzenlenen 1957 ve 1958 şampiyonluklarımız bu listede yer alamayacak.

    1960 ---> 2,74
    1992 ---> 2,54
    2003 ---> 2,50
    1991 ---> 2,34
    2016 ---> 2,32
    1995 ---> 2,32
    2017 ---> 2,26
    1966 ---> 2,23
    1990 ---> 2,20
    1986 ---> 2,13
    2009 ---> 2,00
    1967 ---> 1,92
    1982 ---> 1,80

    yakın geçmişte karşılaştırabileceğimiz en iyi takım örneği yine 2016 yılında şampiyon olan beşiktaş takımı olarak görünüyor. bu konuda bir karşılaştırma yapmamız gerekiyor çünkü geçen seneden düşük bir grafik çizdiğimiz aşikar.

    ilk olarak beşiktaş'ın kadro seviyesinin bu sene için avrupa ve ligi birlikte yürütecek kadar iyi olmadığını söylememiz gerekiyor. mario gomez öven entry'ler girmeyin hemen çünkü geçen yılki kadro da yeterli değildi ki, avrupa ligi grubumuzu üçüncü sırada bitirip erkenden lige döndük. bu sene avrupa'da 12 maç ve çeyrek final yapmış bir beşiktaş'tan bahsediyoruz. olmaması gereken evdeki kayserispor beraberliği, deplasmandaki antalyaspor beraberliği gibi maçlar tam da bu maçların zamanına denk geldi. beşiktaş'ın şuanki puanına 4 puan eklediğiniz zaman kazanılmış en iyi şampiyonluklardan biri çıkıyor karşımıza.

    beşiktaş geçen sene gol kralı çıkardı (26). bu sene son maçlarda hat-trickler gelmezse çıkaramayacak (18). bu aynı zamanda şenol güneş'in gol kralı çıkaramadığı ilk lig sezonu olacak. bunun nedeni vincent aboubakar'ın geç form tutması olarak görülebilir. ancak gol sayısında da geri olduğumuzu söylemeliyiz.

    beşiktaş geçen sene asist kralı çıkardı (12), bu sene asist krallığında gün itibariyle ikinci sırada (13). beşiktaş'ın geçen sene ortadan oyundan kaynaklı oyunu ofansif orta sahadan asist kralı çıkarırken, bu sene en çok asist yapan oyuncumuz bir kanat oyuncusu oldu.

    beşiktaş geçen yıldan 2 maç az galibiyet aldı (25-23), geçen yıldan 4 maç fazla beraberlik aldı (4-8) ancak aynı zamanda geçen yıldan az mağlubiyet aldı (5-3). mağlubiyet sayısının azalmasındaki başlıca etken vodafone arena oldu (0 mağlubiyet).

    beşiktaş geçen yıldan az gol attı (75-71), az gol yedi (35-30). beşiktaş'ın maç başına gol, isabetli şut, ikili mücadele kazanma yüzdesi, maç başına korner yüzdesi düşerken; maç başına şut, maç başına topla oynama, maç başına başarılı pas, maç başına toplam korner yüzdeleri arttı. özetle beşiktaş; daha çok gol arayıp daha çok pozisyona girmesine rağmen geçen seneden daha azını skora çevirebildi. bu da beşiktaş'ın sene boyu golcü sorunu çektiği gösterir.

    beşiktaş geçen yıl gollerin çoğunu bitime yakın (60-90) dakikalarda atarken, bu sezon ikinci yarının hemen başında (46-60) attı. bu da bu sezonun büyük bir şenol güneş becerisi olduğunu kanıtlıyor. oyunu okuyup etki ettikçe galibiyetler gelmiş.

    beşiktaş, geçen yıl şampiyon takımlara karşı oynadığı 8 maçın, 6'sını kazanırken; bu sezon 5'ini kazandı. ancak özellikle ezeli rakiplerine karşı geçen yıl aldığı 3 galibiyetin yerine bu sezon sadece 1 galibiyetin gelmesi beşiktaş'ın en domine şampiyonluğuna mani olan şeyler oldu.

    ligin ilk 4 sırasının kendi arasındaki maçlara bakarsak;

    başakşehir 12 puan
    fenerbahçe 11 puan
    beşiktaş 6 puan
    galatasaray 1 puan

    şeklinde bir puan tablosuyla karşılaşıyoruz ki bu da beşiktaş'ın geçen yıldan düşüşünü açıklıyor. özellikle de diğer takımlara karşı mükemmele yakın futbol oynayan beşiktaş için bu kabul edilebilir bir durum değildi. beşiktaş, bu 3 takıma karşı sadece evinde oynadığı maçları kazanabilseydi, puan ortalaması 2003 senesine neredeyse eşit oluyor. kısacası şampiyonluğun kolayca gelmesi için bir sergen aradı beşiktaş.

    bir özet geçecek olursak; beşiktaş, defansif yönden geçen seneden iyi bir görüntü çizerken, ofansif yönden geçen yılın gerisinde kaldı. bir sol stoper, bir etkili kanat ve bir formda aboubakar (veya gol atma geçmişi olan iyi bir pivot santrafor) yeni sezonda bizi 2016'nın da üstüne çıkaracaktır diye düşünüyorum.

    biz stadın açılış gününde sene sanki metin ali feyyaz pankartını açarken bunun bir seri olacağını da ima etmiştik. metin ve ali'nin sezonları bitti. şimdi sıra en golcü olan feyyaz'da. herkes üzerine düşeni yaparsa bunu başarabilir, tarihimizde olmayan uzunlukta serilere doğru yelken açabiliriz.

    bu takımı türkiye'nin en büyüğü olma yoluna bizler soktuk, en büyük olduğunu görmeden de ölmek yasak. zafer bizim oldu, oluyor, olacak. kutlu olsun.

  • 13. mudanya'da restorana yapılan ramazan saldırısı

    ne bekliyorsunuz ki? bunlar iyi günlerimiz.

    atalarınız nasıl müslüman oldu sanıyorsunuz? toplu halde kabeye mi koştular yoksa yağmacı araplar toplu halde onlara koşup akrabalarının kesik başını göstererek ölüm ile kitap arasında tercih yapmaya mı zorladılar?

    edit : sevgi pıtırcıkları islamın gül dağıtırılak yayıldığını hakaretler eşliğinde attıkları mesajlarda kanıtlamaya çalışıyorlar. kendinize ne güzel bir dünya yaratmışsınız. herşeyin en doğrusunu bilen sizsiniz tanrınız da en güçlü ama cevaplayamadığınız sorular sizi rencide ediyor.

  • 14. avrupa'da ırkçıların gurbetçilere saldırması

    akepeye oy verip türkiye'deki diktatörlüğü körükleyenlerdense üzülmediğim olay.

    (bkz: dinsizin hakkindan imansiz gelir): şunun anlamını öğrenin de mesaj atın!

    edit: (bkz: #68474533) burada da yazıldığı gibi, bildiğin mağdur edebiyatı yapılıyor olabilir.

  • 15. tanımadığı insanlara gülümseyen insan

    yurtdisi donusu bir kac gun yapip biraktigim sey. hatta gunaydin falan diyorum sokakta insanlara. deliymisim gibi bakmalarini cok seviyorum.

  • 16. 2016-2017 sezonu şampiyonu beşiktaş

    bu sene o sene, bundan sonra her sene.

    fikret orman : "emekle gelen şanssızlıkla gitmez."

    tüm beşiktaşlıları kutluyorum.

  • 17. kamyoncu dayıyı çıldırtan motorcu

    neyse ki kamyoncunun efendisine denk gelmiş motorcudur. yoksa başkası olsa a o çekiçle anasını avradını siker motorunu da götüne sokardı.

  • 18. mükemmel erkekte olması gereken en önemli özellik

    ay dayanamıcam söylüyorum; şu para, dolu cüzdan vs yazanlara ben çok üzülüyorum asadhjasf.
    üzücü tabi ama bi şekilde yemiş darbeyi, sevilmemiş, beğenilmemiş paramız olmadığı için bizi sevmüyürlür!!1 şeklinde bi teselli bulmuş napsın.

    valla bunca yıllık insanım, uzun ilişkisi olan, evlenen kadın arkadaşlarımın hepsi kendileri çalışan bireyler ve hepsinin eşi de kendi eşleniğinde iyi/orta halli adamlar. zengin bi adam düşüren lükse çok düşkün bir arkadaş vardı liseden, o hala aramızda 'garip' mevzu olarak konuştuğumuz konudur. o kadar nadirdir yani.

    he amk herkes şeyma subaşı, sen de acun olamadığın için yalnızsın:d

  • 19. gökhan gönül

    "her şeyden önce huzurluyum" dedi ya la adam.

  • 20. bursaspor

    küme düşmesinin sebebi, ibrahim yazıcı'nın vefatından sonra belediye tarafından inşa edilen yeni stadyum sebebi ile ak parti ve ona bağlı büyükşehir belediyesinin kucağına oturtulmasından doğan yönetim kaosudur. ibrahim yazıcı'dan sonra gelen her başkan bursa büyükşehir belediyesi başkanı, ve tayyip'in asker arkadaşı recep altepe'nin altında ezildi. ak parti bursaspor yönetimine sızdı ve kulüp iç işlerinde bağımsızlığını kaybetti. istenilen yapılamıyor, yapılanlar istenenler değil.

    erkan körüstan diye bir adam başkanlığa geldi. cristoph daum'u ve onun geçmişte çalıştırdığı ne kadar ipsiz sapsız adam varsa kadroda topladı. berbat bir yönetim, berbat bir teknik kadro, berbat bir futbolcu kadrosu ile bugünlerin tohumlarını ekti.

    sonra recep bölükbaşı başkan oldu. kulübe önce fernandao, sonra da şenol güneş kazandırıldı ve kaliteli bir teknik adamın nasıl "sıradan" bir kadroya bile dehşet verici bir hücum futbolu oynatabildiğini tüm türkiye gördü. ancak recep bey hunharca kasadan yiyordu ve kulübün her gün gitgide açılan mali açığından çok rahatsız olan şenol güneş kaçtı. mali açık da kulübün o sezonki başarısının 4 temel futbolcusunu satarak(fernandao, ozan tufan, volkan şen, şener özbayraklı) kapatıldı... mı? hayır! aksine recep bey gitti, akla mantığa sığmayacak pahalılıkta futbolcular(balasz dsudszak) transfer ederek kasanın amına koydu.

    plansız düzensiz harcanan paradan hayır gelmez. sırf "kariyeri var" diye rasgele alınan bir avuç dolusu futbolcudan ertuğrul sağlam bir cacık yaratamadı, akabinde ilk yakılan ertuğrul oldu.

    sonra başkan değişti ve ali ay ile hamza hamzaoğlu geldi. hamza altyapıyla sinerji içinde çalışıyordu. anlık başarıya değil, inşa edilen ve zamanla olgunlaşan başarıya inanıyordu ve ona yatırım yapıyordu. ancak eldeki kadronun bokluğuna kendi yanlış transfer tercihleri(bilal kısa, merter yüce) de eklenip üstüne kimi futbolcular disiplinden kopunca(deniz yılmaz, yonathan del valle), eldeki tek altın değer pablo martin batalla da bir noktadan sonra tüm yükü tek başına kaldıramaz oldu ve ardından çöküş geldi. ilk yakılan tabi ki hamza oldu.

    hamza'nın yerine adam bulamadılar. buldukları, kariyerindeki en büyük başarı ertuğrul sağlam'ın bursaspor şampiyonluğunda yardımcılığını yapmış olan mutlu topçu oldu. adamla anlaşmadan önce bir kariyerine bakmak gerek, gaziantepspor'u ne hale getirmiş bir farkına varmak gerek. ama yok. burunlarının dikine gittiler, facia büyüdükçe büyüdü.

    ardından adnan örnek'i bu ağır yükün altına soktular, o da tüm gayreti ile batan gemiyi yüzdürmeye çalıştı. ama geminin batmasının esas sebebi içindeki mürettebatın kendisi ise, dünyanın en iyi kaptanı bile onu yüzdüremezdi.

    futbolcular oynamak istemiyor. birçok yabancı futbolcu türkiye'deki sosyopolitik olayları bahane ederek gitmeye yer arayıp futbol ile ilgilenmez olmuştu. bu da sahaya yansıyınca, zaten sabıkalı olan taraftar bu özverisiz futbolculara tepkisini daha da barbarca yaparak otobüslerini bastı, bıçak çekti. işte o zaman kayış koptu.

    ne iş yaparsam yapayım, benim işyerimde bana herhangi bir saldırı olursa anında defolur giderim.

    bursaspor'un teksas grubu, afedersiniz hayvandır. modifiyeli tofaş'a binip lamborghini gibi ses çıkarsın diye şehrin amına koyan gürültü kirliliğini yapan maganda tiplerdir. hepsi oto yan sanayi işçisidir bunların. koyu ak particidirler. düzenli bir hayatları yoktur dolayısıyla bir futbol kulübünü hayatlarının merkezine koyarlar.

    sırf bir kimlik olsun diye beşiktaş'tan nefret ederler. ben bursasporluyum. ve açık olmak gerek, bursasporun fanatik taraftarının beşiktaş nefreti o 2004 senesindeki küme düşme olayını çoktan aştı. o hadise, sadece bir "varoluş sebebi" yaratmak için kendi kendine ortaya çıkmış bir katalizör haline evrimleşti. bursasporluluğunu beşiktaş nefreti üzerinden yaşayan tipler var bu şehirde artık.

    dolayısıyla çürük ve içine zehir kaçmış bir yönetim, kötü futbolcu transferleri ve en kötüsü de iğrenç bir taraftar grubu, bu kulübün hep beraber bu duruma düşmesinin başlıca sebepleri oldular. kendi kendilerini yaktılar.

    daha önce birinin dediği gibi, 16 maçın 12'sini kaybedince bursaspor düşmesin de ben mi küme düşeyim? her koyun kendi bacağından asılır. adnan örnek'in dediği gibi bu kulübün bir şoka ihtiyacı var, tek panzehir bu. o panzehir de, küme düşmek. ayağa kalkabilmek için önce düştüğünü kabul edeceksin.

  • 21. uzaylı görülünce sorulacak ilk soru

  • 22. efendi erkeğin önünde sonunda kazanacak olması

    açıkçası artık inanmadığım durum. çünkü arz talep meselesi gibi bakarsak aslında kadınlar da efendi erkek istemiyor. bakmayın siz iyi bir erkek istiyorum dediklerine. uygulamaya koyduklarında nasıl erkekler seçtiklerini hepimiz görüyoruz.

    doğrusu hayatım boyunca efendi birisi olarak yaşadım. tabiki bunu güzel meyvelerini yedim. ama iş sevgili vs gibi olaylara gelince bir türlü o aşk denen ya da derin bir sevgiye ulaşamadım. efendi erkek olduğunu bildiğim arkadaşlarım da aynı şekilde. hani ben yakışıklı da değilimdir. ama yakışıklı olduğunu düşündüğüm arkadaşlarım da aynı durumda. demek ki olay tiple alakalı da değil.

  • 23. 29 mayıs 2017 alanyaspor galatasaray maçı

    (bkz: semih var kg var)

  • 24. türkçe ve isveççe'nin benzerliği

    yazmayacaktım ama tutamadım kendimi…

    yukarıda bir arkadaş, saturn boy ve diğerleri çeşitli örnekler verip herhangi bir bağlantı olmadığını ispatlamaya çalışmış ve hatta ne gaflettir ki akıllarınca alay etmişler.. binlerce örnek bulabileceğim halde sadece ilgili arkadaşların örneklerinden giderek konuya başka bir yorum getirmek isterim. sadece örnek verilen dil ve verilen örnekler üzerinden gideceğim. fin ve germen dillerindeki diğer benzerliklere girmiyorum bile. arzu edenler ile bu benzerlikleri özelden tartışabilirim.

    bu başlığa lehte veya aleyhte görüş yazanları tanımıyorum. ancak hiçbirinin kelimelerin etimolojik kökenleri konusunda ilgi ve bilgi sahibi olup en azından böylesi konularla ilgili eski türk kaynaklarına bakmak zahmetine bulunduklarını düşünmüyorum. misal bu yazılanları gördükten sonra ilk işim islamiyet etkisinde olsa da ilk türk sözlüklerinden biri olan divan-ı lügati’t – türk’e bakmak oldu. yazılanları bir de bu yönden değerlendireyim istedim. zira bir bağ kurulmak isteniyorsa ki ben tüm kalbimle bir bağ olduğunu düşünüyorum; elbette bugünün türkçesiyle bunları anlamlandırmak güç olurdu.

    öyleyse eski türk sözlüklerine bir göz atalım. (ne gariptir ki eski türk sözlüklerine ulaşabildiğimiz halde eski, m.s 1200 yılı öncesi yazılmış avrupa dillerine ait, germen, norman, fin, slav vs. sözlüklerine ulaşamıyoruz. ilginç değil mi?)

    daha binlerce örnek bulabileceğimiz halde arkadaşımızın yukarıda örnek verdiği bahsi geçen kelimelere bakalım.

    merhaba = hallå: merhaba türkçe bir sözcük değil. bu bizim ayıbımız. ancak al, allamak sözcüğü öz türkçe. anlamı, at sancaklarını selamlamak. dolayısıyla “ sen şu gelenleri alla!” dediğimiz zaman onları selamla, onlara merhaba de anlamı çıkıyor öz türkçe (kaşgarlı, mahmut, 1074: sf 137) ingilizce, germence, isveççe hello ya da halla kelimesinin kökeni bir nebze aydınlanıyor. türklerde “al” kavramına ilişkin yığınla literatür var. arzu eden araştırıp bulabilir. al kavramının dinsel temeline girmiyorum ki bu konu şu an itibariyle hepimizi aşar!

    nasılsın = hur mår du = turgardu (kaşgarlı, mahmut 1074: sf 592) turgarmak, bir adamı yerinden kaldırıp hal hatır sormak. e ben daha ne diyeyim? adam 1000 yıl önceki sözlüğünde yazmış!

    iyiyim = jag mår bra = yaq mar mak – yaq ur mak (kaşgarlı, mahmut 1074: sf 664) soluk alıp vermek, yaşamak, iyi olmak!

    teşekkür ederim = tack. teşekkür arapça bir kelimedir. şükran köküyle ilintilidir. tack ile teşk arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. burada bir kelime daha ilgi çekicidir. taşak! öztürkçesi teşük (kaşgarlı, mahmut 1074: sf. 557) ilgili sayfa “teşüklemek” kelimesinin: “o onun erkek gibi davranmasından dolayı memnun oldu” anlamını vermektedir. yukarıdakiler kadar kesin olmasa da örneği sunmaya değer buldum. kelimenin batı dillerine ve arapçaya geçişindeki temelin kuvvetle muhtemel erkeklik ile ilgili bir çıkış kaynaklı olduğunu düşünüyorum.

    barış = fred = bered, bred (kaşgarlı, mahmud, 1074: 183) beredmek, bredilmek: para yoluyla anlaşma sağlanması. berdel kelimesinin buradan geliyor olması olasıdır.

    aşk = älskar = alsqımak = yağma etmek, kurtarmak, sevmek; sahiplenmek… başka benzeyen bir sözcüğümüz daha var. halaskar= seven, kurtaran, kurtarıcı!

    korku = rädsla = röd, öd, ödü kopmak….

    nefret = hat =hate= eyt, eytmen = nefret eden (kaşgarlı, mahmut. 1074: sf:274) utanmak, cesaret edememek, kin gütmek, karşısına çıkamamak.

    tanrı = gudom = eski türklerde baş tanrı kutay, kuday… batı bilimcilerinin çok sevdiği indo aryan, hint avrupa dillerine "kuday" isimli tanrının “hüda” olarak geçmesi ve batı dillerinin “god” kelimesini buradan alması… ilk entry sahibi arkadaşın odin tespiti de bu noktada haklı çıkıyor. odin, wodin, wodanaz, od ana… ya da od iyesi…od= ateş...yani ateşin tanrısı veya perisi gibi. bu örnekler yel ana yani rüzgar tanrıçası örneği ile çoğaltılabilir ki hala slav ve helen coğrafyasında jelena, yelana, selena, helena gibi isimlere sıklıkla rastlanmaktadır. bu noktada tanrı kavramı ve eski türklerin inanışları ile dudak uçuklatan tespitler de yapılabilir lakin o da bu yazının konusu değil. daha ayrıntılı bilgi için (bkz: #48527108)

    (aryan kelimesi de ne garip ki öz türkçedir. germen ya da batı dillerine ait aryan kelimesini içeren kelimenin kendisi dışında tek bir sözcük yokken (ingilizce "air" hariç ki onun da doğrudan bir anlam bağlantısı yoktur.), türkçede aryan kelimesi ile ilgili onlarca sözcük vardır. arık kendi başına türkçede ırmak, nehir, su yolu demektir. arınmak, arıtmak:ayıklamak, arı, ari, ark, araklamak: en iyisini kendine almak gibi)

    ne garip ki batılılar hint avrupa dil ve etnisite teorileri ile medeniyete ait ne varsa kendilerine almayı, hindistan ile avrupa arasındaki koskoca türk dünyasını barbar sayarak itibarızlaştırmayı, yok saymayı gerek bilimsel gerekse politik olarak yüzyıllardır kendilerine şiar edinmişlerdir. bu, hem sosyal hem de bilimsel düzeyde açıkça görülmektedir. onlara göre hint avrupa coğrafyası arasındaki koca bir türk dünyası sanki yoktur. her şey hint çıkışlıdır, dolayısıyla antik avrupalıdır. türklüğe ilişkin her şey aslında moğoldur. - ki moğol eski türklerde aristokrat sınıfa verilen bir isimdir dolayısıyla ayrı bir etnik grubu tasvir etmez - ancak batılılıar down sendromu hastalığını betimleyen mongolism tabirini moğollara uygun görerek onlara da gerekli payeyi vermiştir. dolayısıyla türk yoktur. türk kültürü ise barbarlık ve nomadik(göçebe) bir takım etkiler dışında imkansızdır. lakin tarihleri boyunca göçebe olduklarını iddia ettikleri türklerin nasıl kuzey avrupalılardan önce rünik alfabe sistemi oluşturduğunu, göçebe bir toplumun neden anıtlar dikme gereği duyduğunu açıklayamazlar. daha doğrusu açıklamazlar. zira kimse bu soruyu onlara soramaz. hatta sorma gereği duymaz. biz de "hohoho isveçliler türk olur mu canım ahan da karılarına bak ihihihhi" diyerek kendilerine az yardımcı olmuyor değiliz. dolayısıyla batı bilimsel tarih anlayışına göre ne asya hunları, ne avrupayı kasıp kavuran avrupa hunları türk kökenli değildir. iskitler(sakalar), etrüskler, tarım basın havzasında inanılmaz bir kültürel değer ortaya koyan ve aşmış dil sistemleri bulunan tocharlar türk değildir. hint avrupalıdır. lakin dilleri türkçe esintiler taşır. bunu yadsıyamazlar. ama dediğim gibi kimse bu soruları onlara bilimsel olarak yöneltemediği için türklere ait her kültürel zenginliğin üstü örtülür. ne de olsa türkler barbardır!

    neyse. dediğim gibi yazmayacaktım ama tutamadım kendimi. ne demiş yukarıdaki arkadaş?: “lakin ben dil bağlamında bir benzerlik göremedim. diğer bağlamları siz düşünün.”

    ben biraz düşündüm. biraz araştırdım ve bu köhne bilgim ve köhne becerimle bu kadar benzerliğe ulaşabildim. hadi diyelim ben birkaç benzerliği bir tarafımdan uydurdum. kalanları bile bu konuda bilimsel çalışmaları aslanlar gibi hak eder. ki dediğim gibi daha milyonlarcasını buldum bu bağlantıların ve daha bulabilirim.

    güneş dil teorisinin itibarsızlaştırılması da işte tam bu noktaya denk düşer. ha her şeyi türk yapmak adına anlamsız ve zorlama bir çaba var mıdır? elbette mantık dışı örneklerle trajikomik çıkarımlar yapılmıştır. lakin bu tarihteki türk kültür ve dil izlerini itibarsızlaştırmaya yetmez. emin olun ki bu izler sandıklarınızdan kat ve kat daha fazladır. ve sizi temin ederim ki günümüz avrupa medeniyetinin gerek toplumsal, gerekse de dinsel kökeninin büyük çoğunluğu türk kökenlidir. hele ki kuzey avrupa özellikle iskandinav ve germen coğrafyasının. bunu ne onlar bilir ne de maalesef biz biliyoruz!

    abarttım mı sizce? daha da abartayım o halde...

    bizlerin ağzımız açık bir şekilde okuduğumuz kuzey avrupa mitleri, odin, thor (demirciler hanı - thar han yani bildiğimiz tarkan: kendisi bir şimşek tanrısıdır ancak ne hikmetse bir demirci gibi çekice sahiptir. (bkz: manas destanı)) ya da tolkien eserleri, bu eserlerde veya başka mitlerde geçen cüceler, kurtadamlar (itbarak), vampirler (ubir: ki kelimenin etimolojik kökeninin türkçe olduğunu batılılar da kabul eder), orklar ( ogrı: hırsız, kambur kötü kimse - kaşgarlı, mahmut, 1074: sf 352) elfler, (alpler - kutsal, kahraman savaşçılar - ), eski türk hikaye ve mitolojilerinin derlenip kuzey mitleri diye sunulmasından başka bir şey değildir.

    hint avrupa dil ve etnisite teorisi türklere ait kültür ve medeniyet unsurlarının büyük bir kısmını yağmalamış ve kendisine mal etmiştir. kalanları da tahrif edip üstünü örtmüştür. bu yine hiçbirimizin haberdar olmadığı bir gerçektir ki ne acı, aslında kendi öz kültürünü ondan habersiz, başkalarınınmış gibi ağzı açık, imrenerek izleyen, okuyan ve maalesef kendi elinde kalan kültürü de yerin dibine sokup onunla dalga geçen bir toplum ortaya çıkmıştır.

    bundan daha acı ne olabilir?

  • 25. beşiktaş'ın şampiyonluğunun siklenmemesi

    bir beşiktaşlı olarak fenerli dostlarıma kırıldım açıkcası.

    bursa şampiyonluğunu sanki kendi şampiyonluğunuz gibi coşkuyla kutladınız ama bizimkini öyle kutlamadınız.

    timsah yaptığınız gibi ne bileyim bir kartal pençesi yapabilirdiniz.

    neyse belki son hafta yaparsınız.

  • 26. herkesin saygı duyduğu futbolcular

    (bkz: alex de souza)

  • 27. survivor 2017

    seherseniz adem'i destekleyen entry girdikçe adem'den soğuyorum.

    bu manyak ile şu sabriye, adem'in talihsizliği ışte.

  • 28. 9 nisan 2017 koru hastanesi rezaleti

    biraz evvel, bir vatandaş olarak "ankara 6. sulh ceza hakimliği’nin 2017/3841 d. iş sayılı ve 25.05.2017 tarihli mahkeme kararı" na itirazımı istanbul çağlayan adliyesi'nden yaptım. sağolsun eski bir arkadaşım olan savcı da beni çok iyi karşıladı ve durumu ona da anlattım.

    mahkeme kararı'nı da aldım, zaten içeriği engelleme ve sansür değil. bu da ayrı bir konu, sonra konuşacağız.

  • 29. 29 nisan 2017 wikipedia'ya erişim yasağı

    herhangi bir web proxy üzerinden rahatlıkla aşılabilen bir yasak olması, yasağın gerizekalıca bir temele dayandığının gerçeğini değiştirmeyecektir.

    ansiklopedik bilgi için de vpn mi kullanalım amk.

  • 30. şenol güneş

    hocanin basarisinin temel sırrı çok iyi taktisyen olmasi degil cok iyi bi motivasyoncu olmasi diyordum.

    bitik durumdaki topçulara bile özguven verip ayaga kaldiriyordu. futbolcu açisindan iyi bi egitici degil iyi bi motivasyoncuydu.

    dun ise bunun bir baska yonunu gördüm. basin toplantisi sirasinda oguzhan, caner, marcelo, cenk falan toplantiyi basti. ordaki dialoglari cok ilgincti.

    60-65 yasinda bi adamla 25-30 yasindki cocuklar resmen arkadaş gibilerdi. oguzhan hocaya "seni islatcaktik ama vallahi kıyamadim bak sana" dedi.

    hoca da caner erkine "tam size sallıyordum, siz geldiniz" dedi.

    muhtesem dialoglardi. adam futbolcularla beraber cocuklar gibi ayni.

    ego falan yok. bu yuzden gittigi her takimda basarili oluyor bence ve futbolcular hoca icin her seyi yapiyorlar.

  • 31. trafikte uzak durulması gereken plaka kodları

    ankara'ya gelen her yabancı plaka diye görüp arttırıyorum.
    bizim trafiğin kendi içinde bir sistemi var. ayak uyduramıyorlar buna.

  • 32. metroda gördüğüm mor valizli dünyalar güzeli

    cool storylere konu olan güzeldir. bak bak diyaloğa bak:

    --- spoiler ---

    -"tüm bu gözlerin üzerinde olması nasıl bir duygu" diye bir soru yönelttim.
    +"tüm bu gözlerin üzerinde olduğu kişinin gözlerinin senin üzerinde olması nasıl bir duygu" diye karşılık aldım.
    -"tarifi imkansız" diye yanıtlayınca
    +"aynı şekilde" diye karşılık aldım.
    --- spoiler ---

    bu diyalog türkiye'de ancak şu şekilde olur:
    -tüm bu gözlerin üzerinde olması nasıl bir duygu?
    +snane be slk .s.s.s

    hayır, bir de nasıl hemen "tirifi imkinsiz" diye cevap veriyorsunuz lan? ben bu kadar kim ve göz içeren cümleleri üst üste duysam aklıma gelecek ilk şey kim bu gözlerindeki yabancı şarkısı olur. hepiniz mi çok kuğlsunuz olum? hepiniz mi fular takıyorsunuz?!

    hayır, bir de bu tip ütopik kadınlar içeren hikayelerdeki kadınların boyları hep 170cm ve üzeri. biriniz de 160 cm'lik bir kadınla kurun şu diyalogları. hep mi kuzey ülkelerinden fırlayıp gelen kadınlar denk geliyor size toplu taşımada?

    işin diğer kısmı valiz. hiç öyle 5 sene önce 20 liraya alınan fermuarlı valizlerle gezmez mesela bu kuzey ülkelerinden göçüp gelen kadınlar. hep bir kutu şeklinde tekerlekli ve illa ki dikkat çeken renkte valiz sahibi oluyorlar. teamül falan mı acaba bu yoksa hayal gücünüz valiz kısmında bu kadınlara hep bu tip valizleri mi uygun görüyor? hani şey mi var kafanızda,

    1- kadın uzun olacak
    2- kadın çok güzel olacak
    3- kadın çok güzel bir valize sahip olacak
    4- kadın çok felsefik cevaplar verecek

    bir de olay çay içmeye bağlanmış ahauahua. hayır artık abi evleri de kalmadı ama şu yerleşik çay kalıbı da bir türlü bitmedi anasını satayım.

    mesela bak kadının o kadar dibindesin, diyalog vs kuracak kadar ama mesela kadının kokusu ile ilgili tek bir betimleme yok. ırz düşmanı gibi gözükmemek için mi bu detay yok bilmiyorum ama bence koku yok çünkü böyle bir olay yok. çünkü her şeyi yazarsın alt alta ama bir insanın kokusunu uyduramazsın.

    beğenmedim kötü kurgu tekrar dene kardeşim.

  • 33. kazla ördek arasındaki fark

    kaz seni ditmeye çalışır . ördeğin öyle bir huyu yoktur. kazların sesi yankı yapar ördeğin yapmaz. kazlar tıslar ördekler vakvaklar. portakallı ördek olur, kazlı olmaz. kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez, ördek gelcek yerden esirgenir.

  • 34. sözlükçülerin 2017 yaz tatil planları

    balayından dolayı maldivlerde olacağım.

    sonra sikindirik masa başı işe devam. 1 yıl çalış 1 hafta tatil yap. sokayım böyle sisteme.

  • 35. 28 mayıs 2017 adana'da evinde rehin kalan yazar

    conolar bira içtiniz diye size sataşmazlar, yobaz, çomar değillerdir. ayrıca katiyen hırsızlık da yapmazlar, her sene tüm büyük şehirleri dolaşıp soygun turu yapmazlar, kapkaçla, gaspla hiç işleri olmaz, hele uyuşturucu, katiyyen mümkün değil bir cono uyuşturucu işine bulaşmaz. çünkü conolar müthiş derecede sevecen, entelektüel ve modern topluma uyum sağlamış bir topluluktur, her bir bireyi adeta 1950'li yılların istanbul beyefendileri misalidir, hele cono kadınlarındaki o zariflik, o incelik ne harikuladedir.

    burada cono'lara laf atan bazı şahısların yazdıklarını okuyorum ve kahroluyorum. cono aşktır, sevgidir, aksini iddia eden ise en büyük çomardır bu da böyle biline.

    sözlerime conoların kendi zengin kültürlerini yansıttıkları bir sokak gösterisi ile son vermek istiyorum, sağlıcakla.

    https://www.youtube.com/watch?v=gtdair8q73k

  • 36. içerde

    mezar yapımı için toprağın çökmesi beklenir, genelde bu süre 1 senedir.

  • 37. 2017 2018 yaz transfer sezonu

    zenit'in kovduğunu açıkladığı lucescu artık boşta.
    tehlikenin farkında mısınız?

  • 38. öldürüleceğini söyleyen donanımhaber üyesi

    üst edit: moderasyondan başlığı düzeltmelerini istedim ancak kendileri entryleri eski konuya taşıdılar. konu tekrar gündeme gelsin de önemli değil ancak ben bilerek "ölüm tehlikesi altında yaşayan murat duran" başlığını açtım ki arkadaşımızın ismi ile gündeme gelirse bir insanın tehlike altında olduğu gerçeğiyle yüzleşelim.
    edit2: arkadaşlar olabildiğince entry girmeye özen gösterelim konuya tekrar gündeme gelsin olay ciddi.

    daha önce sözlüğün de gündemine gelen (bkz: oldurulecegini soyleyen donanimhaber uyesi) ölüm tehlikesi altında bulunan donanım haber üyesi murat duran arkadaşımızın dayak yemesi, tehdit alması, arabasının kurşunlanması ve ailesiyle sürgün hayatı yaşamak zorunda kalması olayıdır.
    donanımhaber konusu. olayın tekrar gündeme gelmesi ve derin bir çaresizlik hali içerisinde gördüğüm murat duran arkadaşımıza ses olabilmesi açısında bu başlığı açıyorum.

    olayın ne aşamada olduğunu merak edip murat duran arkadaşımızın youtube'daki mutlu son! videosuna baktım. video'nun başlığına aldanıp sorunlarının çözüldüğünü düşünüp sevinmiştim ancak tam anlamıyla kahroldum. 30'lu yaşlarında olduğunu düşündüğüm umudunu yitirmiş bir adam gördüm ve bu beni daha önce muhtemelen hepimizin yaşamış olduğu çaresizlik duygusunu derininden hissettirdi.

    bu duyguyu bir çoğumuz yaşamışızdır elbet. birine derdini anlatırsın bir çözüm beklersin ancak bir bakarsın ki derdini anlattığın kişi arkasını dönüp gider. bu çaresizlikten daha da öte bir durumdur. hayal kırıklığı. peki biz mi yaşattık bu hayal kırıklığını? hayır. hepimiz toplu bir hayal kırıklığının parçalarını oluşturuyoruz. ama bütün kalmak zorundayız, destek olmak zorundayız birbirimize.

    ben diyorum ki bu olayı bir saman alevi gibi yakıp bırakmayalım. ben tek başıma bir şey yapamam. siz de tek başınıza bir şey yapamazsınız. hepimiz yüksek sesle en azından konuyu güncel tutarak, destek olarak. bir şeyler yapabiliriz.

    yapmalıyız da. neden? çünkü; bizler sokakta yürürken tek başına düşüp kalan bir adama nasıl ki duyarsız kalmayıp elimizi uzatarak kaldırmaya çalışıyorsak bu mevzuda da rahatsız olup harekete geçmeliyiz. zira internet de bizim hayatlarımızın bir sokağı ve o sokakta düşen birisi var henüz kalkmış da değil. ayrıca karşısındaki insanların da olayı araba kurşunlamaya kadar götürdüğünü biliyoruz.

    evinde kalamadığını belirten, parasız pulsuz kaldığını söyleyen arabası kurşunlanmış evli barklı aile sahibi bir adamın sindirilmesinden bahsediyoruz.

    yarın bir gün bu arkadaşımız ile ilgili kötü bir haber duymak istemiyorum ben şahsen ve henüz bir şeyler yapabilirken bu konu hakkında konuşmaya devam edelim.

    hepimiz çok iyi biliyoruz ki ekşi sözlük özelinde internet bir çok şeyi al aşağı edebilir. etti de. daha bir hafta öncesine kadar sözlükte neler olup bittiği hepimizin malumu.

    peki ne yapabiliriz? olayı diri tutarak emniyetin işini daha çabuk yapmasını sağlayabilir, ailesiyle sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan işine gidemeyen bir adama yardım edilmesini sağlayabiliriz. ki arkadaşımız youtube'da da dile getiriyor olay henüz internetin gündemine yeni girmişken amirlerle dahi görüşüp aşama kaydettiğini ancak unutulmaya başlayınca bu alakanın geçtiğinden.

    bu kadar insanın dert edindiği bir mevzunun sadece medyascope'da haber olabilmiş olması utançtır.

    bakın konunun sadece ekşisözlük'te gündemde kalması bile bir çok şey demektir.

    benim aklıma gelen bir kaç öneri var:

    1) video'da arkadaşımız da bahsetmiş milletvekilleri ile görüştüğünden ancak olayın koca bir hüsran olduğu aşikar. hangi milletvekilleri ile görüştüğünü bilmemekle birlikte olayın takipçisi olunması, ölüm tehlikesi altında bulunan bir yurttaşa ses olma noktasında aykut erdoğdu,eren erdem tuncay özkan vb gibi vekillerin harekete geçirilmesi etkili bir adım olabilir. 5 dakikalık bir basın toplantısı ile birlikte ölüm tehlikesi altında olan bir adamın çığlığını duyurmaya fazlasıyla yeter

    2) bir çoğumuzun malumu olan twitter'daki tr boykoy harekete geçirilebilir. biliyoruz ki derin tarih müsveddesinin raflardan kaldırılmasına, toplatılmasına öncülük eden bir oluşum olarak ciddi bir etki oluşturabilir.

    3) daha önce burada belirttiğim gibi haber kanallarını whatsapp aracılığıyla harekete geçirebiliriz. sözcü, halk tv, bir gün, cumhuriyet vb. hemen her gün takip ettiğimiz iletişim araçları olarak dert edindiğimiz bir mevzuya el atmamaları yanlış değil midir?

    4) başlığı güncel tutarak, şahsi twitter hesaplarımızıdan konuyu paylaşıp daha fazla kişiyi haberdar edebiliriz.

    diğer başlık altına eklediğim numaraları buraya da ekliyorum:

    sözcü:0 549 807 27 99
    halk tv: 0 538 406 30 63
    kanal d: 0 530 930 04 91
    ntv: 0 532 306 30 30
    ulusal kanal: 0 530 291 23 61
    show tv:0 536 266 90 00
    tgrt haber: 0 543 269 71 92 / 0 544 269 71 92
    habertürk:0 532 165 01 15
    trt: 0 530 662 05 62
    kanal 7: 0 552 644 07 07
    fox tv: 0 542 370 45 45
    beyaz tv: 0 549 366 06 06
    star tv: 0 542 800 80 80
    atv: 0 505 165 88 88
    kontv: 0544 442 01 55
    a haber: 0 553 870 20 07

  • 39. türkiye'ye sızmaya çalışan pkk'lı terörist

    (bkz: kürdish horror story)

  • 40. francesco totti

    786 maçlık as roma serüveninin sonuna gelmiş olan 40 yaşındaki efsane.

    totti'nin son defa oyuna dahil oluşu:

    * https://streamable.com/ni7jp

    totti'nin roma forması ile sahaya ilk çıktığından beri dünyada meydana gelen değişimler:

    * https://streamable.com/nyokv

    totti'nin son golü:

    * https://streamable.com/jkdpw

    totti'nin son serie a golü:

    * https://streamable.com/k6iu

    totti'nin ilk serie a golü:

    * https://www.youtube.com/watch?v=zxdu0ys7t9k

    roma taraftarlarına yazdığı mektup*:

    teşekkürler roma. anneme ve babama, kardeşime, akrabalarıma ve arkadaşlarıma teşekkür ederim. karıma ve üç çocuğuma teşekkür ederim. teşekkür etmeye sondan başlamak istedim çünkü bu satırları okuyabilecek miyim bilmiyorum.

    28 yılı birkaç cümlede özetlemek imkansız. bunu bir şiirle yapmak isterdim fakat şiir yazmayı beceremiyorum.

    yıllar boyunca kendimi, benim için her şeyi kolaylaştıran ayaklarımla ifade etmeye çalıştım, çocukluğumdan beri. çocukluğun bahsi açılmışken, en sevdiğim oyuncağın hangisi olduğunu tahmin edebilir misiniz? tabii ki de bir futbol topu. hâlâ daha öyle.

    hayatınızın bir döneminde büyüyorsunuz, bana böyle söylendi ve zaman da böyle karar kıldı. kahrolası zaman.

    17 haziran 2001'de hepimiz zamanın daha çabuk geçmesini istedik. hakemin son düdüğü çalmasını bekleyemiyorduk. o günü düşündüğümde hâlâ tüylerim diken diken oluyor.

    bugün, zaman bana omzuma dokundu ve dedi ki:

    "artık büyümeliyiz. yarın, sen yetişkin biri olacaksın. şortunu ve kramponunu çıkar çünkü bugünden itibaren sen bir erkeksin. artık çimlerin kokusunun, rakip sahada gole giderken yüzüne vuran güneşin, içinde yanan adrenalini, kutlamanın zevkine varamayacaksın."

    son birkaç aydır kendime neden bu rüyadan uyanmakta olduğumu soruyorum. kendinizi güzel bir rüya görmekte olan bir çocuk olarak hayal edin... ve anneniz sizi okula gitmeniz için uyandırıyor. uyumaya devam etmek istiyorsunuz. rüyanıza geri dönmek istiyorsunuz fakat başaramıyorsunuz. artık rüyada değilsiniz, gerçektesiniz. ve ben artık rüyama geri dönemiyorum.

    bu mektubu hepinize adamak istiyorum - beni destekleyen çocuklara. dünün çocuklarına. büyüyüp anne baba olanlara ve bugünün çocuklarına, "tottigol" diye bağıranlara.

    benim kariyerim, sizin tanık olduğunuz bir peri masalına dönüştüğünü düşünüyorum.

    şimdi gerçekten bitti. bu formayı son kez çıkarıyorum. "bu kadarı yeterli" demeye kendimi hazır hissetmesem de, muhtemelen hiçbir hiçbir zaman hazır hissetmeyecek olsam da formayı katlayıp kaldıracağım.

    röportaj vermediğim ve düşüncelerimi açıkça ifade etmediğim için beni affedin. fakat ışıkları kapatmak hiç kolay değil.

    korkuyorum. bu korku, kalenin önünde durup da penaltı kullanmak üzere olduğun zamanki korkuya benzemiyor. bu sefer geleceğin ne getireceğini bilemiyorum. korkmamı mazur görün.

    bu sefer size ve bana her zaman göstermiş olduğunuz sevginize ihtiyacı olan benim. sizin desteğinizle yeni bir sayfa açacağım ve yeni bir maceraya başlayacağım.

    şimdi, bütün takım arkadaşlarıma, antrenörlerime, yöneticilerime, başkanlarıma ve benimle birlikte çalışan kişilere teşekkür etme sırası bende.

    taraftarlara ve curva sud'a*, bütün romalılara ve roma takımını destekleyenlere ışık tutanlara.

    romalı olarak doğmak ve roma taraftarı olmak bir ayrıcalık. bu takımın kaptanı olmak bir onurdu.

    siz benim hayatımsınız ve her zaman öyle olacaksınız. bundan sonra sizi ayaklarımla eğlendiremeyeceğim fakat kalbim daima sizinle birlikte atacak.

    şimdi merdivenlerden ineceğim ve bir çocuk olarak adımımı attığım, bir erkek olarak ayrılacağım soyunma odasına gireceğim.

    28 yıl boyunca size sevgimi verdiğim için mutlu ve gururluyum.

    sizi seviyorum.

  • 41. şaka maka öğretmenlerin 3120 tl maaş alması

    (bkz: 3120 tl para mı lan it)

    bekar halimle 4500tl maaşla geçinemiyorum lan ben. gözünüzde bu kadar büyütmeyin şu öğretmenlerin parasını ya. ulan, ne bilim, hepiniz mi asgari ücretle yaşıyorsunuz lan.

    helali hoş olsun öğretmenlerim. daha çok kazanın inş.

  • 42. 29 mayıs 2017 izmir yağmuru

    bornova'daki evimi deniz manzaralı yapan yağmur.
    ev sahibi aradı kiraya zam yapacakmış.

  • 43. 15 temmuz'da sokağa çıkanlar gezi gençliği değildi

    haklısın, değildi tabii ki...

    istanbul büyükşehir belediyesinin taksim'e ulaşım sağlayan tüm seçeneklerin yasaklamasını unuttun mu? otobüsler, metro, füniküler yasaktı..
    diğer vilayetlerden gelen tomalar ve çevik kuvvet polisleri taksim'e çıkan tüm yollara konuşlanmış, insanlık dışı uygulamayla saldırıyorlardı.... polislerin arkasından palayla saldıran fahişe evlatları da vardı biliyorsun...
    bunca zorluğa rağmen yapamadın o avm'yi...

    seninkilere bakacak olursak:
    periscope ile sokağa davet ettin,
    15 gün boyunca tüm toplu taşımaları ücretsiz ettin,
    15 gün boyunca döner ekmek + ayran verdin, interneti beleş ettin vs...
    senin gençlik birazcık şey gibi...

  • 44. erkeklerin munis kadın sevmemesi

    (bkz: entry nick uyumu)

  • 45. beşiktaş'a beleşe iki şampiyonluk hediye edilmesi

    burada eleştirilmesi gereken bi yer varsa dönemin gs li başkanı haluk ulusoy'un tff'sidir. uefa ile tahkim ligi 57'den başlatılmış kabul ediyor tff bu 2 kurumun kabul ettiğini reddediyor. tam türkiye'lik iş.

  • 46. grand yapım'dan dolandırıcılık tuzağı rezaleti

    üst edit: herkese desteği için teşekkür ederim. beni aradıklarında elbette internetten baktım ama o zaman fazla bir şey yazmıyordu. yani dolandırıcılık işine yeni başladıkları dönemmiş. sonra şikayetvar.com'a herkes yazmaya başladı. savcılığa da suç duyurusunda bulunacağım ama memleketin hali ortada, adalet gelir mi, gelirse ne zaman gelir belli değil. dahası, istanbul'un orta yerinde ayaküstü insan söğüşleyen böyle bir yer illa ki sırtını bir şeylere dayamıştır. senden para istediklerinde niye uyanmadın diyenler olmuş. hiç cast ajansıyla çalışan birini tanımadım, bu işleri bilmiyordum. dahası, adamlar profesyonel dolandırıcı. bir şekilde ağzınızdan girip burnunuzdan çıkıp ikna ediyorlar. aynı mağduriyeti yaşamış insanlarla birlikte örgütlenip firmaya gitmeyi düşünüyorum ama hala yerinde mi değil mi ona da emin değilim. internetteki numarasını arayınca başka bir firma çıkıyor. onlar buradan taşındı diyor. ben, bana ulaşan cep telefonundan aradım hep ama artık o da cevap vermiyor. herkese tekrar teşekkürler. amacım başkalarının zor durumda kalmasına engel olmak.

    merhaba sevgili dostlar!

    bu çağrıma destek olmanızı istiyorum. bir öğrenci olarak dolandırıldım ve biliyorum ki benim gibi birçok insan var. sadece bana değil onlara da yardım etmiş olacaksınız.

    grand yapım isminde, cast ajansı olduğunu iddia eden bir firma var. kariyer.net , secretcv.com gibi siteler üzerinden ilan veriyor. bir öğrenci olarak ek gelir olur diye, biraz da öylesine başvurmuştum. hemen görüşmeye çağırdılar. "bir gsm operatörünün reklam filmi için seçildiniz" dediler. sanmayın ki kolay para peşinde olan aptal bir insanım ama bir bakmaktan ne çıkar diye gittim. mayıs ayının sonunda çekilecek bir reklam filminde görev alacağım anlatıldı (mayıs başında oluyor bu olay). dedim ki yüzümü bile görmeden nasıl seçtiniz? çok kalabalık bir kadro olacak, ana oyuncu olmadıktan sonra insanların yüzü, tipi vs. önemli değil dediler. biz diğer ajanslar gibi kayıt ücreti de almıyoruz dediler. bir form doldurdum. basit birkaç bilgi isteniyordu formda.

    sonra bana birkaç fotoğrafınızı çekeceğiz, ücreti 100 tl dediler. dedim bu benim için büyük bir para. illa ki gerekli olduğunu, fotoğrafları onların çekmesi gerektiğini anlattılar. öyle ikna edici konuştular ki, bir şekilde tamam dedim. kredi kartımla 100 tl'yi ödedim. bir duvarın önünde dikildim, iki fotoğrafımı aldılar ve sizi bir iki hafta içinde çekim günü ve yeri hakkında bilgilendirmek için arayacağız dediler. fotoğraflarınızı da mail adresinize göndereceğiz diye de bilgi verdiler.

    tabii akabinde ne arayan ne soran. sonrasında defalarca aradım, paramı geri istedim. önce tamam biz size döneceğiz, şöyle böyle dediler. şu tarihte iade edeceğiz diye bilgi verdiler ama ne arayan ne soran oldu.

    ısrarla ulaşmaya çalıştım, nihayetinde paranı filan iade etmiyoruz, ne halin varsa gör deyip telefonlarıma yanıt vermediler. internette küçük bir search yaptığınızda benim gibi mağdur edilen birçok insan olduğunu görürsünüz. işte burada

    düşünün ki bu adamlar birkaç yüz lira verip internetteki muteber sitelerde ilan yayınlıyor ve yüzlerce, binlerce kişiden böyle 100'er lira söğüşlüyor.

    lütfen sesimi duyurmama yardım edin. bu dolandırıcılığın önüne ancak böyle geçebiliriz. eminim ki bir çok insanın hem parasını ve vaktini, hem de umutlarını böyle çalıyorlar.

  • 47. 2017 ramazan ilk dayak piyangosu

    adana'daki olay muallakta olduğu için kazananı ysk'nın belirleyeceği piyango. şöyle birşey diyebilir: (bkz: oruçla ilgili olmayan dayaklar da ramazan dayağı sayılacak)

  • 48. galatasaray

    real madrid'e karşı oynadığı 7 maçın 3'ünü kazanmış, 4'ünü kaybetmiş kulüp. bu 3 galibiyetin içinde 2-0'dan 3-2 ve tribünleri 5 5 5 diye bağırttığı galibiyetler vardır.

    juventus'a karşı oynadığı 6 maçtan 2'sini kazanıp 3'ünde berabere kalıp 1'inde yenilmiştir. bu kritik maçlarla juventus'u 2 kez uefa kupasına yollamış, kendi de şampiyonlar ligi'nden devam etmiştir.

    bütün bunları şerefiyle ve hakkıyla kazanmıştır. ülkesinde kollanarak şampiyon olup avrupa'da eline verilen takımlardan olmamıştır. galatasaray başarılıysa bu başarı içi dolu bi başarıdır.

    yerel rakipleri olduğu kadar uluslararası rakipleri de vardır ve onları da örneklerini verdiğimiz gibi bolca tokatlamıştır. ajdar anık gibi gidip "barcelonayız amk" demez. daha şampiyonlar liginde gruptan çıkamamış asırlık takım, gelmiş barcelonayız amk diyo. hahahahahha.

  • 49. 10-15 yerinden bıçakladım bıçak kolay girip çıktı

    sadece katilin değil, onun firar etmesine göz yuman bütün kolluk kuvvetlerinin ve görevini kötüye kullanan hakim/savcı tüm kamu çalışanlarının cinayet ile yargılanması gerekiyor.

  • 50. türk üniversitelerinin tek cümlelik özetleri

    istanbul üniversitesi: kapı.