debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. 19 mayıs 2017 fenerbahçe real madrid maçı

    fb kendi evinde (istanbul) oynayacak olması da avantaj mı, nasıl değerlendiriyosunuz sorusuna obradoviç; "kıta değiştirecek tek takım biziz diğerlerinin hepsi avrupada, biz kıta değiştireceğiz." :))

  • 2. mankenler fakirlerle mi çıksın

    bir üniversite, bir ilim irfan yuvası, özge ulusoy'u söyleşiye davet etmiş.
    söyleyeceklerim bu kadar...

  • 3. ebubekir öztürk'ün ağlayarak özür dilemesi

    recep tayyip erdoğan'dan özür dilemesidir. adam o küfürde erdoğan'ın adının geçmesi ayıptı diyor.

  • 4. erdoğan'ın korumalarına saldırı emri verdiği an

    demokrasi kültürü olmayan bir ülkede demokratik seçim yapılırsa iktidarın en fazla bu olacağını kanıtlayan nitelikte yorumlar görmemize vesile olan andır. sözlük ahalisi "akp'li değilim ama bla bla" yarışına girmiş. ulan siz en azılı solcu olsanız neye yarar, on kişinin bir başka ülkede toplanıp eylem yapmasına tahammül edemiyorsunuz daha. tepeden inme cumhuriyetçiler, bir gecede demokrat olmuş cehape'liler sizi.

  • 5. 19 mayıs 2017 sözcü gazetesine operasyon

    sözcü gazetesi'nde bile fetö'cü var ama akp'de fetö'cü yok, vallahi helal olsun, çok temiz kalmış adamlar.

  • 6. 19 mayıs 2017 cska moskova olympiakos maçı

    "teodosic ile istanbul'da kaybediyorum" adlı programımızı izlediniz. yayında ve yapımda emeği geçen tüm sakallılara teşekkür eder iyi akşamlar dileriz. esen kalın.

  • 7. survivor 2017

    türkler ve yunanlılar yarışıyor, öldül oyunu;

    yunanlılar ;
    yorgos: denge engelinde düşseniz de sorun yok, hemen kalkın zaman kaybı olmuyor. kazanacağız hadi.
    evridiki: atışlarda gözünüz çemberde kalsın. konsantrasyonu asla kaybetmeyin.
    marios: suya atlarken çıkışa yakin atlayın. bu büyük avantaj.
    konstantin: ağların altından da sürünerek değil, emekleyerek geçelim.

    bizimkiler;
    sabriye: almanya'da kraliçe seçilmiş berna.
    berna: ahaha evet tesciliyim ben.
    sabriye: kim bilir ben kaçıncı seçilirdim.
    berna: tişörtündeki resim güzel senin.
    sabriye: o benim işte.
    serhat: ya sabriye sen king bokscu değil misin? güzellikle ne işin var senin?
    sabriye: güzelim ama.
    serhat: saten ben cirkinsin demedimkine.

    ***
    sonuç: ilk turu bizim deliler kazandı lan.

  • 8. 19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı

    öncelikle kutlu olsun.

    malum taraflar "atatürk'ü anma" kısmını unutturmaya çalışıp ecdad, 15 temmuz, millet falan dese de biz unutmayacağız.

    atatürk'ü anın, atatürk ile yaşayın.

  • 9. biriniz araba üretemiyorsa dükkanı kapatıp gidelim

    neden araba üretmeye bu kadar taktık anlayabilmiş değilim.
    arkadaş, tezgah üretelim, cnc yapalım, makine ve yazılımı birleştirecek mekatronik projeler geliştirelim.

    makine üretiyoruz ama uygun yazılımla entegre edemiyoruz. dandik bir avustralya firması 500.000 dolara makine satıyor sadece yazılım entegrasyonu var diye. bir ikinci yıldan itibaren 25.000 dolar update parası alıyor. aynı makineyi türkiye'de 200.000 liraya mal ediyor ama yazılım olmadığı için gidip paşa paşa avustralya'lıya 500.000'i ödüyorsunuz.

    tam robotik olmayan sistemler için bile ithalat yapıyor bu ülke.

    hala arabaya takılmış durumdayız.

    tezgah üret önce, beceremiyorsan o zaman kapat tekkeyi.

    zorunlu edit : ara mallar üretimimiz dibe vurdu. ara malların neredeyse tamamını çin gibi ülkelerden karşılar haldeyiz. araba dan önce imalat sanayinin canlandırılması gerekli. çok övündüğümüz "sac işleme" sanayimiz, teknolojik olarak ağlanacak halde. otomotiv yedek parça üretiminde ( çok az parça haricinde) dünya otomotiv sanayine akredite değiliz. mal sattığımız otomotiv ana sanayi firmalarına da, akredite firmaların taşaronu rolünden vazgecemiyoruz. sakıp sabancı gibi söyleyeyim bari," önce, üretim, üretim, üretim" ama araba değil, araba üretecek tezgahları üretim.

    edit2 : imla

  • 10. atatürk'ü sevmeme özgürlüğü

    zihniyetini siktiğim dallamaların tartıştığı hede.

    atatürk "en hakiki mürşit ilimdir" diyerek cumhuriyet emanet ettiği o gençliğin ölümünden 80 sene sonra "seviyorum/sevmiyorum" diye sikik tartışmalar yapacağını bilse ne samsun'a çıkmakla uğraşırdı ne cumhuriyet kurmakla. elbet ingiliz mandasında kendine bir yer bulurdu, falanca şehrin valisi olur, kendi köşkünde gününü gün ederdi ooh dertsiz tasasız, muhtemelen daha uzun bile yaşardı. her allahın günü de küfür beddua yemez, ölümünden 80 sene sonra bile anasına bacısına sövülmezdi. keşke öyle yapsaymış çünkü gerçekten bu millet ne cumhuriyeti ne laikliği hak ediyor, adam kendine yazık etti.

  • 11. 23 adamla yatıp geçmişi boşver senleyim diyen kız

    açıkçası 23 adet türk erkeğine vermişse problemli olması muhtemel kadındır. ilk denemeden sonra en az 15 yıl sekse yaklaşmaması lazımdı normal bir kadının.

  • 12. son 300 yılın en güçlü türkiye'sindeyiz

    sırça köşklerden, saraylardan bakınca öyle görünüyor demek ki!
    biz iki kişi, çoluk çocuk yok, hiç bir lüks harcama yok, tatil falan yok, yemeğe dışarı çıkmak yokken karı koca eşek gibi çalıştığımız halde ayın sonunu getiremiyoruz. nasıl bir son 300 yılın en güçlü türkiyesiymiş bu!!?

    tanım: kendi harikalar diyarında yaşayan birinini edebileceği bir laf.

  • 13. en az 10 defa izlenen tek film

    hayır o değil de neden tek film olum? yüz tane yazarım şuraya.

  • 14. ateist psikolojisi

    iyi bir insan olmak için, hayali bir arkadaşının seni ebedi işkence ile tehdit etmesine gerek yoktur.

  • 15. mustafa kemal atatürk

    çocukken sevmezdim, ben çocukken babam da sevmezdi ama allah var bir gün küfür ettiğini, kötü bir şey dediğini duymadım.

    babamın çocukluğu köyde geçmiş, gençliğinde ankara'da, istanbul'da inşaatlarda çalışmış, imam hatipten atılmış yine inşaatta çalışmış. hoca astı, bir gecede cahil kaldık mottosunu benimsemiş yıllarca. istanbul'a geldik mutassıp bir çevre, atatürk'ten nefret eden insanlar gırla. böyle bir ortamda çocuktum.

    ortaokul birde nutuk aldım, iki de atsız kitapları okumaya başladım, üçte marx okudum. babam iyi bir siyasetçi sayılabilir en azından marx'ı, atsız'ı bilir. hiç bir kitabıma bir şey demedi, dahası harçlığımı artırdı kitap alabileyim diye.

    liseye geçtiğimde atatürk hakkındaki kitapları, tarih kitapları almaya başladım. sağlam temellere oturmuş bir fikrim oluşmaya başlamıştı. atatürk araştırmaları yapıp, yakın tarih'e baktım. sonra kendimden utandım bir insana ne kadar haksızlık yapıldıysa o kadar haksızlık yaptığımı düşündüm. babamın bir bakkalı vardı battı, başka yerde 24 saat çalışıp, 24 saat dinleneceği bir iş buldu.

    üniversiteye geçtim, babam evdeki kitaplarımı okumaya başlamış ve okumaya nutuktan başlamış, daha sonra diğer kitapları okudukça onunda fikri değişti. üniversiteyi bitirdim, babamın kıytırıkta olsa bir akıllı telefonu var, e kitap indirtiyor. okuyor, okudukça atatürk hakkındaki eski düşüncelerinden dolayı utanıyor.

    kıymetini bilemiyoruz paşam, fikirlerini, görüşlerini anlayamıyoruz. affet bizi.
    yaşa, yaşa var ol mustafa kemal paşa!

  • 16. fahişeyi seks işçisi diye tanımlamak

    "yapmak istemediğimiz işlerde, para karşılığında çalıştığımız bu dünyada hepimiz fahişeyiz."
    -godard.

  • 17. chris cornell

    uçup giden bir başka x kuşağı.

    grunge'la 15 yaşında tanıştım. şu şu grupları dinledim geyiğine girmeyeceğim. en çok alice in chains etkilemiştir beni. layne staley özellikle. içlerinden en umutsuz olan layne gibi gelmiştir her zaman. acılar ve yaşantılar yarıştırılamaz oysa. alice in chains, mad season derken kafayı kırdığım dönemler geçti. aşıktım, layne o şarkıları yazarken de aşıktı. ben ankaralı bir kıza layne ise demri'ye aşıktı. üstelik layne'in hayat hikayesini öğrendiğim zaman daha da saygı duymaya başlamıştım.

    yine o sıralarda soundgarden dinlemeye başladım. kurt ölmüş, layne ölmüş, andrew wood ölmüş. üzerinden epey zaman geçmiş. bize kalan eddie ve chris cornell oldu. en azından aynı dönemde yaşıyor olmak güzel gelmişti. zamanla pearl jam'in saçma sapan şeyler uğraşmasından dolayı eddie bitti gözümde. chris audioslave'i dağıttı. sonra soundgarden toplandı tekrar. king animal beklentileri karşılamadı. yine o sıralarda alice in chains albüm çıkardı. jerry cantrell hatrına dinledik. daha sonra jerry cantrell layne'in eroine batmasıyla dalga geçen james heitfield ile aynı sahneye çıktı. hepsi değişmişti. işin özü hiç biri kafasındaki müziği yapamıyordu. onları alıkoyan bir şey vardı.

    2000'ler hiç birine yaramamıştı zaten. para kazandılar. mutlu olamadılar. albüm kaydettiler, listelerde derece elde etti ama içlerine sinmedi. evlendiler çoluk çocuğa karıştılar. kurt'ün başına gelen bu adamların başına gelmedi diye iç geçirdik ara sıra. sonra scott weiland gitti. şaşırmadık. creep dinledik. wicked garden dinledik. zaman zaman çoluk çocuğa karışmanın intihar fikrini engelleyeceğini düşündük belki ama olmadı. akşam uyandığımda ölüm haberini aldım. yüzümde bir anlamsızlık. bir arkadaşım öldü bugün. hiç görüşme fırsatı bulamadığım, bir kere canlı dinleyemediğim adam öldü. grunge is not dead diye gezen arkadaşlar da farkındadır umarım. grunge bugün öldü. son kalesini kaybettiği gün öldü. ne beyonce ile düet yapan eddie vedder grunge'ı temsil edebilir ne de layne'in mirasına saygısızlık yapan jerry cantrell.

    eğer bize baktığınız bir yer varsa ve birlikteyseniz bilin ki bu dünya'da sizi anlayan adamlar oldu. sizin şarkılarınızla yatıp kalkan, ilk aşklarının heyecanını, kandırılmanın acısını, terkedilmenin hüznünü sizin şarkılarınızda tekrar bulan adamlar burada. hala açıp wake up'ı , fell on black days'i, pennyroyal tea 'yi dinliyoruz ve dinlemeye devam edeceğiz. ve biz de geleceğiz, yakında.

    jerry cantrell, chris cornell, layne staley, mark arm - right turn

  • 18. istiklal'de konstantinopolis diye bağıran yunanlı

    video başladıktan 3 saniye sonra 20 saniyelik reklamı koyan ve hatta bu olayı akıl eden kişi, ortalığı savaş alanına çeviren yunanlılardan daha orospu çocuğudur..

  • 19. cübbeli'nin atatürk'e en büyük kafir demesi

    ne var bunda diyene ön edit:cübbeli, mustafa kemal'e açık açık; fasık yani; kafirlerin en şerlisi,en haini,en kötüsü,en zalimi diyor...bu ne demek? mustafa kemal müslüman düşmanıdır, en şerli en hain insandır demek...cübbeli bunu diyor...zaten ışid de öldürdüklerine kafir diyerek bu kafirlerin katli farzdır şeklinde bir kılıf veriyor...bu durumda atatürk ve atatürkçüler'e kafir diyerek bir nevi ışid'çilik oynamış oluyor cübbeli...yani güç elime geçince; büyük kafirin anıtkabirini de yıkarım demek...yani güç elime geçince atatürkçü kafirin kelleyi de alırım demek...evet aynen bu demek...bir de sen kimsin ki birine en büyük kafir diyerek cehennemlik ilan ediyorsun? allah mısın sen? milyonlarca insanın sevdiği,vatanın en önemli önderi gördüğü birine kafir hain cehennemin en dibine gireceksin demek müslümanlık mı oluyor?

    sözcü'ye operasyon yapan savcılar,cübbeli'ye de uğrar mı acaba dedirten video.

    atatürk ve atatürkçüler için; normal kafir değil,kafirlerin de fasıdıkır,diyor.

    bir de bu adamı son dönemde saygılı bilmem ne diye pazarlıyorlar.

    bunun gibi bir sürü videosu var.

    https://www.youtube.com/watch?v=l9nk7kkdq9o

    not:cübbelinin; ''gökten indiği zannedilen kitaplar bizi yönetemez'' diye saldırdığı atatürk'ün o sözlerini de açardım cübbeli'ye ama....ardısı gggggggg olacağı için susuyorum.

    not 2;cübbeli'yi önemsemeyin diyenler....bu herif şu anda türkiye'nin en güçlü tarikatini yönetiyor...hükümetle askerle polisle iş dünyasıyla iç içe geçmişler...yakın tarihe şöyle bir bak ve istersen önemseme!

  • 20. hakan şükür

    bir galatasaray efsanesidir! ne türk futbol tarihinden ne de galatasaray'dan silinebilir!

    gaza gelmeye gerek yok. yarın devran döner, iki haber çıkar 'insanlara böyle iftira atıldı, işte itirafçılar' diye, geri vites yaparsınız!

  • 21. ey türk gençliği

    "bakın kartonda ne yazıyor zühtü bey. hocam, hababam sınıfı da olsak, atatürk'ün gençliğe hitabesini ezbere biliriz."

    -mahmut hoca-

  • 22. 2017 nisan tusdata rezaleti

    22 nisan 2017’de tıpta uzmanlık sınavı açılan davalarla ilgili rezalettir. ösym’nin de bu rezalette etkisi yok demiyorum; ama ösym’nin 6 soruyu iptal ederek iyi niyetini gösterdiğine inanıyorum.
    şimdi efendim hemen özet geçeyim. elimden geldiğince bilal’e indirgemeye çalışıcam. tus senede 2 kere yapılır . nisan ve eylül aylarında. (şimdi değişti gerçi ; ama önemi yok.) eskiden tıp fakültesi mezunları sınava girebilirken, ilk defa 2016 nisan tus’uyla tıp fakültesi okuyan herkes sınava girebilmeye başladı. tercih yapabilmek için ise mezun olma şartı var.
    normalde ösym’nin programı bellidir. mesela bu sınav için 22 nisan sınav tarihi, 17 mayıs sonuçların açıklanması ; ama olası dava durumunda davaların sonuçlanmasını bekliyor.
    ösym sınavın olduğu akşam sınava giren adaylara işletim sisteminden cevap anahtarını gösteriyor. adaylar yanlış buldukları sorulara itiraz ediyor, dilekçelerini yolluyor.
    sınavdan sonra 10 gün içinde de dava açılabiliyor.
    ösym bağımsız bir kurum. eskiden sorulara gelen itirazları soruyu hazırlayana gönderirlerdi ve yanlış sorular çoğunlukla iptal olmazdı. evet , saçma. e hekimler de dava açardı haliyle. 10 iş günü içinde profilaktik dava- artık hukuk jargonuna da girmesi lazım- açalır, sorulara da itiraz edilir. iptal edilmeyen yanlış sorular bilirkişilere gider, değerlendirilir, hakim karar verir ve sınav sonuçları açıklanır. davaların birleştirilmesi, bilirkişi onayı, mahkemelerdeki sistemsizlik ve ösym’nin her aşamada itiraz etmesi sebebiyle süre baya bir uzar. zaten 6 ayda bir yapılan sınav. e haliyle sıralamasını göremeyen aday diğer sınav çalışmakla dava sonucunu beklemek arasında stres yaşar. tus çalışmak iğrenç ötesi birşey. bunu da belirtmek lazım.
    buraya kadar olan kısmı da rezalet; ama anlatacağım kısım burası değil. burası sadece intro.
    peki bu sene ne oldu?
    bu sene ilk defa ve muhtemelen son defa olucak şey oldu ve olmakta. 6. sınıf intern hekim adayları, nisan sınavına 300 tl’ yi verip girdiler. normal programda tercih yapamayacakken dava açılması sonucu tercih yapabilir hale geliyorlar ve kadrolar internlerin de tercih yapabileceği şekilde açılmıyor. tabiki iyi yapanın hakkını vermek lazım; ama dava açılmadığı iptaller yeterli olduğu zaman giremiyorlar. sevgili suserlar tus’ta kadro öss gibi değil.
    bazı bölümler 2 senede bir kadro açıyor mesela. çok kısıtlı ve çok değerli. 10.000 kişinin girdiği sınav için 3000 kadro var.
    ama 25 dermatoloji kadrosu var mesela ve 6 tanesi istanbul’da. ilk 20’ye giremeyince istanbul’da dermatoloji imkansız gibi. neyse çok dağıttım. toplaması zor olucak.
    bu kurum ve bu kurumun sponsor olduğu site bundan önceki davalarda olduğu gibi bu davaya da öncülük ediyor.
    ösym’ye toplamda 50 soru iptal ettirdik diye reklam yapıyorlar. tusiyerleri hakkını savunuyorlar falan...
    peki bu sene ne oldu?
    internler dava açma sırasında tercih hakkı olmadığı için dava açamıyor. sponsor olduğu sitedeki- ki bilen bilir, bilmeyip merak edene de söyleyebilirim- yönetici, admin, moderatörleriyle bize aktardıkları bilgilere göre 3 meslektaşımız dava açmış. data’nın anlaşmalı olduğu avukat aracılığıyla. kurum dava açamaz. sınava giren birileri açmak zorunda.
    bu 3 kişinin itiraz ettiği 10 sorudan 5’ini muhtemelen tıpta uzmanlık kurulu bilirkişileri iptal etti. zaten kurumun sahibi big boss video çekerek bilgilendirme yapıyor-ki her sınavda milletin gazını almak için yapar, iletişim tekniklerine de çok iyi hakimdir- 10 sorudan 7-8 tanesinin iptal olursa dava açan arkadaşları ikna edip (!) davayı geri çektirebileceğini söyledi.
    bu 10 soru sitelerinde büyük puntolarla başlık halinde yazılı.
    iptal olmayan davalık olan sorulardan ikisi kendi kaynaklarında ösym’nin cevabı doğru olarak verdiği şekilde.
    https://hizliresim.com/qbl0pd
    bu caps kamp sonu tekrar soru kitabından. sınavdaki soruyla neredeyse birebir aynı. hatta daha önce genel cerrahi yan dal uzmanlık sınavında çıkmış ve yanlış olarak değerlendirilmemiş bir soru.
    https://hizliresim.com/3705a9
    bu caps ise 2015 yılında nisan sınavı için hazırladıkları denemenin çözümünde gösterildiği bilgi. bu bilgiyle iptal etmek için başvurdukları soru birbiriyle çelişiyor.
    yani kendi kaynaklarında yazmasına rağmen dava açmışlar.
    bundan sonra açmışlar diyerek devam edeceğim; zaten sponsor oldukları sitedeki yetkili abiler bu ağızdan konuştukları, bizimle pazarlık yaptıkları, davayı ahlaksız bir şekilde sahiplendikleri, gerekirse bunun için geri zekalı durumuna düşmeyi göze aldıkları, hakaret ettikleri, özel mesajları ifşa ettikleri için çok sorun olarak görmüyorum.
    bu capsleri paylaşan arkadaş herhangi bir şekilde küfür, hakaret etmemesine rağmen banlandı. birkaç arkadaş da arkasından paylaşınca onlar da banladı. mesajlar silindi.
    ha kendi sitesi, istediğini atar. top benim değil mi, oynatmıyorum der; ama sürekli bahsetmekten ödün vermedikleri yüce ahlak, adalet gibi duygularla ters düşer.
    sitedeki bu despotizm devam etti ve etmekte. şu an kendi istedikleri dışında yazan yok zaten. heralde bu kadar kısa sürede bu kadar ban daha önce yaşanmamıştır.
    hakaret olmayan yorumları banlamadıklarını her fırsatta vurguluyorlar; ama ben nedense göremedim.
    17 mayıs’ta gelen tepkilerin şiddeti ve haklılığı korkutmuş olucak ki bence gaz alma çalışması olan bir teklif sundular.
    düşünün devletin bir kurumu sınav yapıyor. birileri dava açıyor ve şöyle bir teklif sunuyor. teklif sundu da doğru bir kavram değil. dayatıp haklı sebep arıyorlar diyelim.
    mahkeme , bilirkişi, sonuçlar, yerleşme zamanlarının oldukça optimistik olarak hesaplıyor. sanki bu ülkede yaşamıyormuş gibi. internlerin yerleşmelerinin adaletsiz olduğunun farkındalar en azından. internlerin mezuniyet tarihini 30 haziran olarak hesaplayıp- ki öncesinde baya bir fakülte var-
    7 haziran’a kadar dava sonuçlanmazsa davayı geri çektireceklerini söylediler.
    sonrasında sitenin yöneticisi üyelere okullarının mezuniyet tarihlerini sordu. (hatta öncesinde çapa, 23 mayıs’ta kapanıyormuş, her şekilde tercih yapabiliyorlarmış falan diye yanlış olan şeyler saçmaladı; ama bu diğer noktalar düşünüldüğünde gayet masumca.)
    düşünün, 10.000 kişinin geleceğiyle hesaplamalar yaparak nasıl bu kadar kolay oynanıyor- ki ortada büyük bir emek varken.
    neyse devam edelim.
    7 haziran için hesapladıkları tarih üzerine ne yaptılar peki?
    son zamanlarda ülkece çok benzerlerini yaşadığımız şeyler.
    sitelerine üye alımını durdurdular ve anket açtılar.
    anket dava istemeyenleri sürekli banlamalarına rağmen, ezici bir şekilde davanın geri çekilmesini istiyordu; sonra toplam oy sayısı 400 civarındayken ‘7 haziran seçeneği’ birden artmaya başladı. hile olduğu net bir şekilde anlaşılıyordu.
    hatta bu işi ayarlayan arkadaş bir hata yaptı ve açık verdi.
    caps’i koyuyorum.
    https://hizliresim.com/qbl0dq
    yarım saat öncesinde dava geri çekilsin %90 civarındayken bu hale geldi.
    sonra düzelttiler haliyle. bugün en son baktığımda başa baş olmuşlardı. bu aralar geçmiştirler heralde.
    bir kurum düşünün ki sponsor olduğu siteye anket yaptırıp, ankette hile yaptırıp insanları kendi yapacaklarına razı etmek istiyor.
    sınav sonucu çok da sikinde olmayan, hatta sürecin uzaması işine gelen bir arkadaşım bile yaptıklarına şahit olduktan sonra sinirlerine hakim olamadı, hala olamıyor.

    neyse işin bir de başka bir boyutu var.
    tabi biz hakkımızı aramak , sesimizi duyurmak, durumumuzu anlatmak için başka mecralara geçtik. doktorlarsitesi.net sağolsun bir anket açtı. anketler de davayı geri çekelim diyenler çok çok fazla; ama ben anketler çok kolay yanılabilir.
    internler de o ankete katılıp haliyle sürecin uzamasını isteyecek.
    sadece tercih yapmak için değil, aynı zamanda 3 ay sonraki tus’a çalışabilecek kişileri de ekarte edebiliyorsunuz.
    doktorlarsitesi.net’in kurucusu sağolsun . bu yapılanları sitesinde manşet yaptı. başlıklara taşıdı.
    (kendisi ile bir alakam yok; hayatımda hiç iletişim kurmadım.)
    ve ne oldu?
    rezaletin önemli bir payını da bu oluşturuyor. bu kurumun çeşitli il temsilcilerinin konuşmalarının sansürlü bir şekilde capslarini atıcam.
    https://hizliresim.com/nrndwb
    https://hizliresim.com/zz469g
    https://hizliresim.com/r3r43p
    https://hizliresim.com/4p4apq
    https://hizliresim.com/yeqwnn

    evet, capsleri gördüyseniz anlayacağınız üzere doktorlarsitesi.net’e incisözlük style saldırı yapmışlar.
    sonra malum site bu saldırıların capslerini aldı ve isim saklama ihtiyacı duymadan- çünkü zaten kendilerinin istediği bir saldırı- ‘’ o habere hekimlerden tepki yağıyor’’ diye manşet attılar.
    bu konuda başka sözüm yok hakim bey.
    malum sitenin forumundaki muhabbetler falan çok rahatsız edici. özellikle gerçekleri bilerek uygulanan tutum çok adice.
    10.000 kişinin hayatıyla bu kadar kolay oynanabilir mi?
    tamam, dava açmak için tıp fakültesini bitirmek gerekiyor. dava açmak en doğal hak. kimseyi hakkını arıyor diyerek suçlayamam.
    açanlarının savunuculuğunu,kurumun sponsor olduğu sitenin yöneticisi, adminleri, moderatörlerinin şiddetli bir şekilde savunması başka niyetler olduğunu gösteriyor.
    ve davayı çekmemek.
    ösym hiç 6 soru iptal etmiş mi bu zamana kadar? etmedi.
    ve kalan sorular bence yanlış olmayan sorular.
    bence bu sefer işini düzgün bir şekilde yaptı.
    big boss da 7-8 soru iptal olursa dava açanları davayı çekmeye ikna edeceğini söylemişti.(!)
    kendi itirazları olan 5 soru, bunun dışında 1 soru daha iptal oldu.
    1 soru için bu kadar insanın hayatından çalmak doğru mu?
    bu neyin inadı?
    bu 3 tıp mezunu olan davacılar kendi önlerine de internlerin geçeceğinin hesabını yapabiliyorlardır. dava açmalarında kendilerine ait herhangi bir yarar yok.
    sizleri tanımak istiyorum yiğitlerim.
    bu benim şahsi fikrimdir. açıkçası dava açanların tus dersanesi hocası ya da ne bileyim bu tusla bir yeri hedeflemeyen insanlar olduğunu düşünüyorum.
    ha kurumun bundan ne kazancı var?
    reklamından, derecesine, parasına, ösym’yi alt etme çabasına dair birçok şey sunulabilir; ama iyi niyetli olmadıkları açık.
    bizler elimizden geldiğince sesimizi duyurmaya çalışıyoruz; ama hukuktaki açıklıklardan faydalanıp hayatımızdaki büyük değişikliklerle alakalı kumar oynuyorlar.
    acındırmak için söylemiyorum ; ama bir bölümümüz istifalı, kimimiz evlenecek, askerlik sorunu olanlar ... olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
    sadece biz değil ailelerimiz de etkileniyor. bu noktadan sonrası ajitasyona girer. burda bitiriyorum. başka sözüm yok hakim bey.

    özet editi: #68253153

  • 23. liseli 2 kızın uçurumdan atlaması

    hemen yafta yapıştırılmış; "inançsızlık mı yoksa ???"

    aynen kardeş. inançsızlıktır kesin. hak yolunu bulmuş olsalar, bu genç yaşlarında kendilerini uçurumdan atmazlardı. onun yerine kendilerini minareden atarlardı...

    tanım: ölümde bile insanın dinini sorgulayanları ortaya çıkaran üzücü haber.

  • 24. özge ulusoy'un konferans vermesi

    özge ulusoy'u konuşmacı olarak çağıran üniversiteyi de ayrıca tebrik etmek lazım

  • 25. türk kadınlarının boş olması

    bir türk erkeği olarak sadece makyaj yapıp götünü başını açana ilgi gösterirsen; birikimi ve kültürü ikinci plana atarsan olacağı budur.

    sen instagram üzerinden kitap okuyan kadınlara mi daha çok "like" atıyorsun yoksa seksi seksi poz verene mi?

    bu sorunun cevabını dürüstçe ver sonra sorunlar emin ol çözülür.

  • 26. nba ve formula'nın eski heyecanının kalmaması

    f1 kahramanları mika hakkinen, rubens barrichello, carlo fisichella olanlar;
    golden state warriors'ı underdog bir takım olan olarak yad edenler, seattle supersonics ve gary payton'u özleyenler için geçerli önermedir.

  • 27. kurulacak yerli vikipedi'ye isim önerileri

  • 28. ablamın kaçırılması

    ---aksaraydan kadın hakları savunucusu, gönüllü avukata ihtiyacımız var.---

    ---psikiyatriye gittiğimizde ablam hapı tarif etti ve doktor neurontin olduğunu söyledi. bu ilaç vücuttan ne kadar sürede atılıyor bilen varsa söyleyebilir mi? doktordan ilaç hakkında fazla bilgi alamadık. neurontin hakkında bilgisi olanlar bana mesaj atabilirse iyi olur.---

    son durumu yazacak olursam;

    şu an mersindeki derneklerden birinde gönüllü olan bir avukatla ilerliyoruz ancak aksaraydaki dosyayla da ilgilenebilecek bir avukata ihtiyacımız var.

    olayın özetini sakin kafayla yazacak olursam;

    18 nisanda ablam iş çıkışı şahısla son kez görüşmek üzere buluşuyor, silahla tehdit edilerek aksaraya götürülüyor mersinden. ablam 26, şahıs da 25 yaşında. babam ilk gün ablamın eve gelmemesi üzerine polise gidiyor, babam ilk başta kayıp diyor ancak sonradan aklımıza a. a. geliyor, polise kaçıranın muhtemelen a. a. olduğunu söylüyor babam, polise şahsın tehlikeli olduğunu, ablamı tehdit ettiğini, silahlı olduğunu söylüyor (bu bilgileri ben veriyorum o gün, ablam bunları babamlara söyleme diye tembihlediği için daha önce söylemiyorum ne yazık ki) polis buna rağmen kendi rızası vardır, ben de kız kaçırdım falan diyor sallamıyor. bu polis mersin mağazalar karakolundaki polis. polis a. a.ya mesaj atıyor ablamı soruyor. a. a. da ablamın ağzından cevap yazıyor, ablam yazmış süsü veriyor ben iyiyim kendi rızamla gittim diyor, şahsın telefonundan geliyor bu mesaj.(sonradan ablam söylüyor bunu o yazmış) sesini duymak istiyoruz ancak duyamıyoruz telefonlar tekrar kapalı. polis o mesajı ablamın attığı kesinmiş gibi gönderiyor bizi bakın o iyi diye. önceki entrylerde bunu yazmamıştım. gerisi de bildiğiniz gibi, cuma günü kendi çabalarımızla kurtarmaya çalışıyoruz, polis sonunda olaya müdahil oluyor ancak ablama suçlu muamelesi yaparak. bu arada yazdım mı bilmiyorum ama şahsa avukat veriliyor ablama verilmiyor. ablam biz geldikten sonra şikayetçi olmak istiyor çünkü yanında biz varız, polisler ona artık bir şey yapamaz, bize güveniyor. polisler bizi dışarı çıkartıyor ve ablama küfrediyor. ablam bunu bize yolda anlatıyor. ve ilk günkü ifadeyi ablamın söylediği şekliyle almadılar, ifadesini okutturmadan imzalatmışlar. örneğin bıçak zorunu yazmamışlar, ilaç içirdiğini yazmamışlar. iki gün sonra mersinde ek ifade alındı ama ablamın gerek psikolojisinin kötü oluşu gerek polislerin düzgünce yazamamış olması olsun ek ifade de bence berbat olmuş. ama sanırım önemli olan savcılıkta verilecek olan ifade.

    ilk gün eğer şikayetimizi dinlemiş olsalardı olay bu raddeye gelmeyecekti.

    henüz soruşturma aşamasındayız, geçenlerde dosyamızı aldık, kan testi yok, ki olsa da içtiği ilacın kanında çıkıp çıkmayacağı belli değil, vücuttan ne kadar sürede atılıyor bu ilaç bilmiyoruz, adli tıpa da göndermemişler ilk gün. dosya olabildiğince ablamı haksız çıkarmak üzere hazırlanmış. ablamla şahsın zaten tanışmışlığı var, onların üzerinde durulmuş. (gerçi avukat dosyanın tamamının henüz gelmemiş olabileceğini söyledi) ses kayıtları vardı telefonda onlar yok dosyada, onlar önemliydi ve umarım delil yerine geçerler çünkü ben kafama göre uygulama yüklemiştim kaç ay önce, kayıtları o tutuyordu.

  • 29. ekşi itiraf

    kendimce hayatımın (çocukluk ve ergenlik dönemim hariç) en kötü ve en zor bikaç döneminden birini geçiyorum.
    olan biten tüm o kötü ve daha kötü şeylerin dışında, kızımda ne idüğü belirsiz bir kusma+ishal oluyor son 1 aydır ara ara. teşhis alamadık normal çocuk doktorlarından. gaita maita temiz ama. neyse.

    şimdi onu götürmek için bi üniversite hastanesinin "çocuk hastalıkları profesörlerimiz" sayfasını ve detay uzmanlık alanlarını inceliyorum kızım için...
    "pediatrik nefroloji, geç... neonatoloji, geç... pediatrik onkoloji, gulp..." (yutkundu, geçemedi)
    "pediatrik onkoloji... gulp"
    "pediatr..."
    "onko.."

    kendi küçük dünyamda, çok önemsiz görünüyor şu an "sorun" olarak; hem de "büyük sorun" olarak beni darlayan şeyler....

    tüm çocuklarımız; istisnasız hepsi sağlıklı olsun. onlara hiçbişey olmasın.
    şu an utanıyorum "büyük sorun!"larımdan

  • 30. yatakların %95'inin sırt ağrısı yapması

    adım gibi eminim aga artık buna..

    yıllardır bilinen yatak firmalarının yok full ortopedik, yok visko yok essegin ziki modellerinde yattım.
    lan yaş 32 , her sabah belimi jhonny sins zikiyormus gibi kalkiyorum.

    bu yatak firmaları ve fıtıkçılar işbirligi halinde degilse topum amk.

    not: full kaz tüyü yastıkları birlestirip yatak yapıp yattım gecen gun , yeminle sıfır ağrı ile kalktım.. sırtüstü yattiginda popon tam cokmuyorsa kullanma o yatagi.

  • 31. amasya üniversitesi'nin öğretim üyesi alım ilanı

    madem bahsi geçti, ben de 2016 ocağında başımdan geçen olayı anlatayım bu üniversiteyle ilgili. ancak olayı anlatırken kimseyi zan altında bırakmamak adına kurumları ve kişileri kodlayarak vereceğim.

    bu üniversite geçtiğimiz sene benim de mezunu olduğum anabilim dalında çalıştırılmak üzere bir araştırma görevlisi ilanına çıktı. benim bölümüm x olsun. yani ilana alınacak öğrencinin mezun olduğu anabilim dalı x olmalıydı. zaten ilk başta da öyle oldu. x bölümüne araştırma görevlisi alınacaksa bu adamın x mezunu olması beklenir. aynı zamanda bu alınacak kişinin x bölümünde doktora yapıyor olması gerekliydi.

    ilan şartları yayınlandıktan sonra bi anda ilan şartlar değişti ve şöyle bir ibare eklendi.
    x veya y bölümünde doktora yapıyor olmak gereklidir.

    bu şart değiştiğinde zaten işlerin kötüye gittiğini anladım. fakat yine de başvuruyu yaptık ve 1000 km yol kat edip amasya'ya vardık.

    sabah sınav salonuna vardığımda benim gibi 4 arkadaş daha vardı. hepsiyle tanıştık. hepsi de x bölümü mezunuydu benim gibi. bir arkadaş daha vardı. fakat o hiç bize yanaşmadı. dışarda tek başına bekledi sınav vaktine kadar. onun bölümü hakkında hiçbir bilgim yoktu o anda. fakat fazla şüpheci biri olduğumdan imza föyünden ismini aldım.

    sınav soruları geldi. ve ben şok. x bölümü için araştırma görevlisi alımının yapıldığı sınavda 8 soru vardı ve 8'i de y bölümüyle ilgiliydi. sınavda toplam 6 kişiydik. 4 kişiyle tanışmıştım ve 4 kişi de bölümü mezunuydu benim gibi. benim sınav sorularına cevap vermem çok zordu. zaten bir dakika kadar durdum sınavda. imza attım. diğer arkadaşın adını aldım ve dışarı çıktım hemen. yüksek lisans tezini kontrol etmek istiyordum çünkü. ve bingo. tam da tahmin ettiğim gibi. 6.arkadaş y bölümü mezunuydu. ve bütün sorular ona gelmişti.

    ben çoktandır ülke adına umudumu kaybettiğimden hiç zorlanmadım durumu kabullenmekte. güldüm geçtim. dışarda bir kahve makinesi vardı. 1 lira attım ona. bardağa umutlarımı doldurdum ve otogara doğru yola koyuldum tekrardan.

    not: tabi ki o 6. arkadaş kazandı.

  • 32. türk köpeklerinin çok saldırgan olması

    sokak köpekleri için; çoğu yavruluğundan itibaren insanlardan kötü muamele gördüğünden insana temkinli oluyor. zaten iyi bir muhite giderseniz sokak köpeklerinin çeteleşme, saldırgan davranma gibi bir hareketlilik içinde olmadığını görürsünüz.

    evcil köpekler için; türkiye'de 3 çeşit köpek sahibi var genel olarak.

    1. küçük köpek besleyen teyzeler.
    2. güçlü ırk besleyen apaçiler.
    3. küçük veya büyük gerçekten bilgi sahibi azınlık kesim.

    1. kesim köpeğini kuralsız ve şımarık biçimde büyüttüğünden köpeği saldırgan bir hale geliyor genelde. nasılsa ufak deyip köpeğe kedi gibi davranıyorlar ve ortaya arsız bir canavar çıkıyor. genelde de küçük diye saldırganlığı da görmezden geliniyor.

    2. kesim köpeği hayvan sahibi olmak için değil dövüştürmek veya güç gösterisinde bulunmak için besliyor. buradan her güçlü köpek sahibi bu amaçla köpek besler anlamı çıkmasın. bu kesimdeki insanları genelde varoş muhitlerde görürsünüz, tipine bakarak zaten o güçlü köpeği neden beslediğini anlarsınız.

    3. kesim türkiye'de azınlık avrupa'da çoğunluk olan insanlar işte. ilk güçlü ırk köpeğimi almadan önce tam 3 tane tuğla gibi köpek eğitimi kitabı okudum. baya baya bilimsel kitaplar, öyle resimli çizimli basit kitaplar değil. bunu yapan, köpek edinmeden önce bilgi sahibi olan insan sayısı gerçekten az. yoksa ülkenin havasından suyundan değil sıkıntı, insanından.

  • 33. sadece ankara'da yaşayanların bilebileceği şeyler

    nuriye ve semih'in gözümüzün önünde erimesidir.

  • 34. akp'li değilim ama aktroll'ü

    sözlükteki son yazar alımlarıyla ayyuka çıkan aktroll versiyonu. bir nevi aktroll vol 2.

    antibiyotiğe direnç gösteren virüs gibiler; twitter, facebook, okuyucu yorumları gibi platformlarda yaptıkları klasik dezenformasyonları sözlükte tutmayınca kendilerini aşıyorlar. kah chp'li, kah mhp'li, kah hdp'li gözükerek muhalif giriş yaptıkları yazıları akp ve reis güzellemeleriyle bitiriyorlar.

    bir sonraki planları mhp, chp veya hdp ilçe başkanlıklarından aldıkları üyeliklerinin capsini yayınlayarak yazılarına başlamak olabilir.

  • 35. erdoğan'ın korumalarının abd'de kavgaya karışması

    "bana ne amerikanın kanunundan, siz terör paçavralarıyla cumhurbaşkanımıza yaklaşacaksınız, dünyanın neresinde olursa olsun dalarlar"

    olum siz bu kuşa koysan uçmayacak beyinlerinizle tespit yapıyorsunuz, tövbe olsun üzüldüysem. sorun sizinle aynı beyin kapasitesine sahip adamların ülke yönetmesi.

  • 36. rusya'nın ankara'ya atadığı yeni büyükelçi

  • 37. kılıçdaroğlu'dan sözcü operasyonuna sert tepki

    kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
    "gerçekten bizi derinden yaraladı. sözcü'ye yapılan operasyon kabul edilemez (kabul edildi)..... bütün yargı mensuplarına çağrı yapıyorum: siz adalet dağıtmakla yükümlüsünüz. sizin bulunduğunuz makamlar kutsal makamlardır. bu makamlar siyasi otoriteye teslim edilemez (teslim edildi)."

    sayın kılıçdaroğlu, bugun sozcü'ye feto operasyonu yapıldıgında hala insanları sokaklara dökemiyorsanız, cumhuriyet gazetesinin geri kalanı da içeri atıldığında aynı sözleri söyleyecekseniz, zaten sizin için geldiklerinde bundan kimsenin haberi olmayacak bile. ellerim ayaklarım beynim uyuştu sizin muhalefetinizi izlerken.

  • 38. kıdem tazminatı reel sektör üzerinde prangadır

    dünyanın bütün işçileri, birleşin! zincirlerinizden başka kaybedeceğiniz birşeyiniz yok!*

    karl marx

  • 39. en büyük hayalim başörtülü sporcuları görmek

    keşke 'en büyük hayalim türk milli kadın basketbol takımımızla dünya şampiyonu olmak' filan deseydi.

    başörtülü, başörtüsüz diye ayırmasa çok güzel olacakmış.

  • 40. birisine vazgeçilmez olduğunu hissetirmek

    eğer bunu hissettirip terk ediliyorsanız hiç üzülmeyin, siktirsin gitsin. acıdan besleniyor demek ki karşı taraf.
    tanım: benim için insan turnusolu bir eylem.

  • 41. 19 mayıs 2017 galatasaray osmanlıspor maçı

    kargaların başlığı altında attention whoreluk yaptığı maç. zorlamayın olum, üçüncü büyüksünüz işte. cımhırbışkınım mımhırbışkınımla anca bi yere kadar.

  • 42. selahattin demirtaş'la aynı eve çıkmak

    seni ev reisi yaptırmayacaktır.

  • 43. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    dertleşmekmiş. çöpçatan desenize, samimiyetsiz herifler.

  • 44. bir erkeğin kaliteli olduğunu anlama yolları

    ayrıldıktan sonra sevgisini kaybeden erkeklerin kalitesiz olduğunu öğrenmemize sebep olan yöntemlerdir. azıcık düz mantıkla hala seviyorsam neden ayrılayım değil mi? asıl sevmiyor olduğu halde seviyor gibi yapan erkek kalitesizdir.

  • 45. ölümünden 79 yıl sonra bile it gibi korkulan insan

    tanım: (bkz: mustafa kemal atatürk)

    bu topraklardaki son emperyalist bükücü, son yobaz sikici.

  • 46. beyin yakan kadın isimleri

    (bkz: ümüş)

    tövbeler olsun...

  • 47. vassilis spanoulis

  • 48. şu anda çalan şarkı

    chris cornell - seasons

  • 49. 1994 ve üzeri nesilin çöp olması

    93 yılında doğan bir yazarın beyanı.

  • 50. beşiktaş

    ligde son oynadığı maçtaki ihlaller(?) sebebiyle 207 bin tl para cezası almış kulüp.
    aynı maçtaki olaylar yüzünden ev sahibine verilen para cezası 225 bin bu arada.

    nasıl bir mantık, açıklaması gerekçesi nedir, bilen yazarsa aydınlanalım. maç boyu ses bombası patlat, sahaya torpil at, sahaya atılan patlayıcı maddeler futbolcunun üç metre önünde patlasın, su şişesi, çakmak, bozuk para başta olmak üzere her türlü yabancı madde 90 dakika boyu yağmur gibi insin, taç atama, korner atama, orta hakem iki kez yardımcılarını çağırsın, maç dursun, ama sen bunları yapan kadar ceza ye. bu ne şimdi?