debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. ufuk tekel

    (bkz: facebook)

    bazı şeylerin kafasına sokulması gereken kişi.

    1 kimse müslüman olmak zorunda değil.
    2 kimse oruçlusun diye sana fazladan ayrıcalık göstermek zorunda değil.
    3 oruç tutmayı beceremiyorsan tutmayacaksın. nefsin zayıfsa tasavvufa yönel. insanlara saldırmak ne demek göt?
    4 başkası oruç tutmuyor diye orospu çocukluğu yapıp savunmasız insanlara saldırmayacaksın.
    5 inandığın değerlerle taşak geçilmesini istemiyorsan kimsenin inancına karışmayacaksın. götünü sikerler.

  • 2. suriyeliler kalifikasyonu artıracak

    tabii "git şurayı patlat" diyorsun, herif canını veriyor. daha kalifiye çalışan mı olur?

  • 3. recep tayyip erdoğan'ın rusça tweet atması

    alttaki yorumlardan biri süper ashajsh:

    "reis yenge görmesin xd"

  • 4. ışid militanlarının tecavüz videosu

    bu bir bireyin yaptığını islam’a mal etme değildir. elbetteki islam ışid’e indirgenemez ancak ışid de islam dışı değildir.

    bakın konu tecavüz mü, peygamber efendiniz de ben-i kurayza kabilesini –hadi sizin dediğiniz gibi olsun- ihanetleri yüzünden hedef aldı. erkekler idam edilmeden önce kadınları ve çocuklarının ganimet olarak paylaşıldığını gördüler. peygamberinizin bu savaştan bir kadın ve oğlunu ganimet aldı. kendi savaşçılarına da tecavüz izni verdi.

    ışid daha önce ürdünlü pilotu yaktığında da “insan yakmak islam’da olmaz” diyorlardı. üstelik madımak’ın olduğu bir ülkede bunu diyorlardı. hayır kardeşim var, halid bin velid, halife ebu bekir’in emriyle “yalancı peygamberleri” ambarlara doldurup yakmıyor muydu?

    ışid kendince bir müslümanlık tanımı yapıyor. onun dışına düşen müslümanlara “mürted” diyor ve mürtedin cezası peygamber tarafından konuldu: ölüm.

    özetlemek gerekirse, bir islamcı çıkıp en fazla "yahu sen buna mürted dedin ama bu adam mürted değil" diyebilir. ya da "sensin mürted" diyebilir. ama 'gerçek islam bu değil ekolü' çıkıp "mürtedse de öldürmeyin, öldürmek kitapta yok" diyor. ben de "nah yok" diyorum.

    selefilik, hele hele tekfiri selefilik size çılgınca gelebilir, bir avuç manyak diyebilirsiniz ama bu adamların islamı yorumlama biçimlerini taşşaha sarmayın. çünkü siz “bu islam değil” derseniz adamlar size “ahan da kanıtı” diyecektir. rezil ederler, benden söylemesi.

  • 5. bayram namazına diye gidip dolanıp geri gelmek

    senede iki defa gerçekleştirdiğim aktivite. ebeveynleri sevindirmek tek amacım. bitti herhalde, eve geçeyim artık.

    edit: millet de bir garip he, ahlaksızlıkmış yaptığım. hırsızlık mı yapmışım, rüşvet mi almışım, faizcilik mi yapmışım, başkasının rızkını mı çalmışım.

  • 6. bir sokağın varoş olduğunu anlama yöntemi

    yer: bağcılar. mekan: bizim sokak. sene: 2005. ilgili kişiler: ben, ingiliz müdürüm ve müdürümün eşi.

    şirketten müdürüm ve eşiyle birlikte yola çıktık, önce kıyafetlerimi almak için bizim eve uğrayacağız, ardından atatürk havaalanına gideceğiz. istikamet ise londra. müdürün arabasını ben kullanıyorum, havam bin beş yüz. sanki pilotum emenike. altı üstü beleşten şoförlük yapıyorum adama. neyse.

    bizim sokağa girdik, sokağın hemen girişinde asfaltın üstünde halı yıkıyor birkaç abla. eyvah dedim seyreyle gürültüyü. durun daha bitmedi. yakınlarda kurban bayramıydı galiba, amcanın biri koyun kellesi ütüyor 20 kiloluk yağ tenekesi içinde. koku bütün sokağı sarmış. hala bitmedi. birkaç dakika içinde birkaç mahalle kadını çocuk yüzünden birbirine girdi. müdürüm ve eşi neler oluyor nereye geldik lan biz diye birbirlerine bakıyor, yerin dibine giriyorum ben diğer taraftan. hızlıca eve girdim, onlar da geldiler bizim eve. evimize ilk kez ecnebi milletten biri gelmiş. annemle babam ingilizcenin i'sini bilmiyorlar, müdürüm ve eşi ise çatpat türkçe konuşuyorlar filan. karşılıklı bir şeyler konuşuyorlar, konuşmaya çalışıyorlar ama ne anlatmaya çalıştıklarını zerre umursamıyorum. benim aklım az önce denk geldiğim manzarada...

    allahtan müdürüm de eşi de son derece kibar insanlardı da, yol boyunca tek bir kelime bile etmediler daha sonra. kabus gibiydi lan.

  • 7. biz almayalım da ingiltere'ye kanada'ya mı gitsin

    esas bu gidişle ülkenin en yetişmiş insanları ingiltere'ye, kanada'ya falan gidecek. ülkede kalan çomarların başkanı olur artık.

  • 8. suriyelilere tahsis edilebilecek en uygun şehir

    halep olur şam olur... lazkiye olur, rakka olur... efendime söyliyim dera olur, lazkiye yine olur... şehir çok yani. seçsinler birini, gitsinler temizlesinler, aslanlar gibi yaşasınlar. kendi kaderini kendi tayin edemeyen halk ne demekmiş anlıyoruz sanırım!!!

    edit: çayın altını açık unutmuşum.

  • 9. bedelli askerlik

    bu şartlar altında asla düşünülmemesi gereken uygulama. asker kaçakları için daha sert yaptırımlar gelmeli. her sokağın başına birer sniper yerleştirilebilir mesela, gördükleri yerde indirsinler. sibirya'ya sürgün de düşünülebilir. olmadı sabun yaparız. sıvı sabun.

  • 10. öğretmenlerin çifte tatil telaşı

    "tatilde olmalarına ek olarak bir de bayram tatili yapıyorlar"

    lan adama zaten tatil. nerde bunun eki? öğretmene nerden laf çarpsam diye yırtınan, uzay-zaman algısını kaybetmiş ergen tespiti başlık.

  • 11. akp'nin dağıttığı garip nesne

    oha lan adamlar açıkça dildo dağıtımına başlamışlar.

  • 12. metropoll'un suriyelilere tc vatandaşlığı anketi

    karakter sınırına takılan başlık. aslı şu; metropoll şirketinin, suriyeli sığımacılara türk vatandaşlığı verilmesine dair yaptığı anket.

    araştırma mart 2016 tarihinde yapılmış ve suriyelilere türk vatandaşlığı verilsin mi diye sormuşlar. sonuçlar şu;

    akp seçmeninin yüzde 78'i
    chp seçmeninin yüzde 97'si
    mhp seçmeninin yüzde 94'ü
    hdp seçmeninin yüzde 69'u hayır demiş.

    https://twitter.com/…poll/status/750337375872638976

    toplamda ülkenin yüzde 83'ü vatandaşlık verilmesine karşı iken, sadece yüzde 10'u vatandaşlık verilsin demiş.

    https://twitter.com/…poll/status/750337375872638976

    diğer bir ilginç anket ise zaman geçtikçe suriyelilere karşı olan öfkenin daha da artması. mart 2014 tarihinde yapılan ve aynı sorunun sorulduğu ankette yüzde 14, evet vatandaşlık verilsin derken, 2 sene sonra bu oran yüzde 10'a düşmüş.

    https://twitter.com/…poll/status/750346677387657216

    hal böyle iken ortaya çıkacak olan her türlü vakadan akp hükümeti sorumludur ve bu durum bir ulusal güvenlik sorunudur.

  • 13. marihuana uyuşturuyorsa marihubaba ayıltıyor mu

  • 14. balık yiyenlerde görülen cehape seviciliği

    omeganın etkisidir o. malum zihne faydası var

  • 15. 5 temmuz 2016 askeri helikopterin düşmesi

    bilenler bilir her bayram rütbeli askerler eşleri ile birlikte bulundukları garnizonlarda şehit ailelerine ve gazi ailelerine ziyarete gider. bu askeri bir görevdir aynı zamanda dolayısı ile eşlerin çocukların helikopterde ne işi vardı demek yersiz. muhtemelen son zamanlarda karadeniz bölgesindeki terör olaylarından dolayı kara yolu yerine hava yolu tercih edilmiştir.

    tsk'nın gelenekleri vardır. beğenirsin veya beğenmezsin ama çoğu zaman eşler de askeri görevlere icabet eder. özellikle komutan eşleri aynı zamanda sorumlulukları altında bulunan asker ailelerinin eşleri ve çocukları ile de irtibat kurar ki bu da tsk'nın bir aile olması vurgusunun bir sonucudur.

    asker ailesi bayramlarda öyle kolay kolay plan yapamaz. 9 günlük tatili yaz tatili ile birleştirme vs söz konusu olamaz. böyle bir plan yapmak bile ayıp sayılır hatta. birlik ile bayramlaşma aile ile bayramlaşmadan önce olur çoğu zaman. inşallah şehit olmazlar ama orada bulunan komutan eşleri çocukları kendi ailelerinden arkadaşlarından feragat edip maiyetlerinde bulunanlarla bayramlaşmak için terk etmemişlerdir 9 günlük tatilde giresun'u. inanın hiç biri giresun'lu değildir anneleri babaları dostları çok çok farklı yerlerdedir..

    şimdi kim bilir hangi şehit ailesinin sırtını sıvazladılar bugün, hangi şehit çocuğunun başını okşadılar, hangi ailesinden binlerce km uzakta vatani görevini yapan mehmetçiğe moral verdiler. kendi aileleri onları beklerken..

    bayramlaşmadan ayrı bayram nöbetleri vardır. vardır da vardır..neyse, allah yardımcıları olsun.. şehit olanların ruhları şad olsun..

  • 16. mark zuckerberg'in tayland'da genelev'de basılması

    4k kamera özellikli tost makinesi sayesinde gün yüzüne çıkan doğa olayı...

  • 17. bayramlaşmaya helikopterle gitmek

    millet bayramda tatilde götünü güneşlendirirken bu adamlar karadeniz dağlarında şehit ailesi ziyaretine gidiyor, birileri de çıkmış yetim hakkı diyor. bu ülkede her saniye yetimin hakkı yeniyor nasıl ve kimlerin yediğini de çok iyi biliyorsun.

  • 18. 4 temmuz 2016 juno'nun jüpiter'e varması

    jüpiter'in yalnızca parlak bir yıldız değil, üzerinde değişik koyulukta kuşakların seçilebildiği dairesel görünümde bir cisim olduğunu ilk farkeden 1610 yılında galileo galilei oldu. galilei aynı zamanda jüpiter'in en büyük dört uydusunu (io, europa, ganymede, callisto) keşfetti ve dünya dışındaki bir gezegenin kendi etrafında dönen uyduları olabileceğinin bu ilk kanıtını, kopernik'in* o güne dek yaygın kabul görmeyen güneşmerkezli teorisini (heliyosentirizm) desteklemek için kullandı.

    1610 yılında, galileo önderliğinde göğe bakıp jüpiter'i gören insanlık, tam 4 yüzyıl sonra oraya vardı. bilimin azameti hayranlık uyandırıyor.

  • 19. ingilizce

    ingilizce öğrenmek için gerekli gaz + 5 iyi podcast
    -------

    okuldayken, çevremdeki büyüklerin komik bir alışkanlığı vardı. benim duyacağım şekilde, ingilizce’nin öneminden bahsederlerdi sık sık:
    -sizin oğlan öğrendi mi ingilizce? artık şart biliyorsun.
    -bilmez olur muyum, herkesin çocuğu harıl harıl öğreniyor.

    sonra biri mutlaka gaza gelir, zincirleme reaksiyonu başlatırdı:
    -artık ingilizce de yetmiyor şekerim, şakır şakır ingilizce konuşanlar bile işsiz.
    -evet, en az 3 dil lazım.
    -<çene yukarı gözler kısık> tabi canııııııııııııım, en az 3 </çene yukarı gözler kısık>

    nihayet birbirlerini dinlermiş gibi yapmayı da bırakırlardı:
    -valla biz onur’u her sene başka bir dil kursuna gönderiyoruz, çocuk aptala döndü ama şart.
    -aptallık iyidir, aptallık iyidir. biz buradaki kurslara güvenemedik, kanada’dan au pair getirttik, bizim onur’un odasına kitledik ikisini, konuşmazlarsa yemek vermiyoruz.
    -sizin oğlanın adı da mı orhun?
    -yoo, bizim çocuğumuz bile yok aslında. ama olsaydı, doğmadan ingilizce öğretirdik.
    -en iyisini yapmamışsınız. biz de şirkete 3 dil bilmeden iş başvurusu yapanı mülakata bile çağırmıyoruz.
    -biz çağırıp dövüyoruz. o bizi döverse, ertesi gün işe başlıyor ama az maaş veriyoruz.
    -biz kimseye maaş vermiyoruz. şirketimiz de yok o yüzden. ama stajyerlerimiz var nedense, hepsi de 4 dil biliyorlar.
    -bizde yöneticiler de 4 dil biliyorlar ama çift gidip tek saymışlar.
    -anlamadım? dinlemiyordum ki. zaten türkçe dinlemek yerine ingilizce konuşmak lazım
    -kahveye bize gelsenize, biraz da bizim çocuğun yanında ingilizce’yi övelim.

    ***

    işin komik tarafı, bu insanların çoğunun yabancı dili yoktu. dil bilmenin yararlı olduğunu duymuş ama bunu özümsememişlerdi. bu yüzden de bu muhabbetlerde iş bulmaktan öte bir sebep konuşulmazdı, sanki iş güç o yaştaki çocuğun umrundaymış gibi. bırak ingilizceyi, türkçe bile konuşamayan müteahhitlerin ve politikacıların zirvede olduğu bir ülkede, çocukları sanki bu şekilde motive etmek mümkünmüş gibi.

    ingilizce sizi zengin etmez, sizi mutlu da etmez. hatta yüksek ihtimalle mutsuzluğunuzu arttırır. sabah kalkıp new york timesta, hazırlığı aylar sürmüş derinlemesine bir analiz okuduktan sonra, akşam haberlerinde yiğit bulut dinliyorsan illa ki mutsuz olacaksın. ama bir lisan bir insansa, ingilizce size tek başınıza futbol takımı kurdurtur.

    ingilizcenin önemini anlatmak için paylaştığım grafik dahi ingilizce olmak zorunda (çünkü bu işle uğraşıp bunu grafiğe döken türk sayısı az). açıklaması: sol taraftakiler en yaygın anadiller. sağ taraf ise web sitesi içeriklerinin dilleri. ingilizceyi dünya nüfusunun %5'i anadili olarak konuşuyor ama sitelerin %55'i bu dilde.

    içerik miktarının ötesinde, içerik kalitesi de dile bağlı. mesela, yapay zeka hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsunuz, arattınız: bu vikipedi makalesi, bu da wikipedia.

    bunları okuyan iki kişinin merakının aynı derecede körüklenmesi, aynı miktarda keyif almaları mümkün mü? bu yazıyla yetinmeyip kendini geliştirmek isteyen bir türk’e önerilen kaynak sayısı 1 (bir), ingilizcesinde ise 245 alıntı ve 100'e yakın kitap-makale listelenmiş. bütün yaz harıl harıl okusan bitiremezsin.

    internetin en bilinen kaynak sitesinde, epeydir gündemde olan heyecan verici bir konuda bile bu kadar fark varsa, daha özelleşmiş alanlardaki farkı siz tahmin edin. “afyonlu katolik gay taşfırın ustaları” hakkında bile daha fazla ingilizce video olduğuna eminim.

    khan academy gibi yerlerde türkçe çeviri yapan cengaverlere, bir nesli güzel dizi bağımlısı yapan eşekherif gibilerine selam ediyorum. ama bunlar bir köprü vazifesi görmeli, yoksa tembellik için bir bahane olmamalı. çeviriye muhtaç olmak ayıp değil, ona muhtaç kalmak ayıp (biraz sabredip turşusunu kurarsam 20 seneye güzel bir aforizma olur).

    ***

    pratik tavsiyelere gelelim…

    rosetta stone benzeri metodları sevmiyorum. oyun gibi olduklarından yardımcı olarak kullanılabilirler, mesela metrobüste angry birds oynamak yerine bu tip uygulamalar veya fluentu iyi gider. fakat ana öğrenim metodu olmalarında bence temel bir yanılgı var: dili, ufak bir çocuk gibi “doğal” yollardan öğrenmek kulağa hoş gelse de (rosetta stone kendisini böyle pazarlıyor) ufak bir çocuk beynine sahip değiliz.

    bir bebek doğduğunda nöron başına 2500 bağlantıya sahip, 3 yaşına geldiğinde bu rakam 15000'e çıkıyor. bu sadece 6 katlık bir artış değil, çünkü 100 milyar nöronun her birinin bağlantı sayısı bu. toplam karmaşıklık çok daha fazla artmış oluyor. peki sizde ortalama kaç nöron bağlantısı var? 7000. yani eski bağlantılarınızın bir kısmını filtrelemişsiniz.

    her gün milyonlarca net yeni bağlantı oluşturan bir beyinle, her gün binlerce yeni bağlantı oluşturup daha fazla eski bağlantıyı yokeden bir beyin, aynı yöntemden aynı verimi almayacaktır. üstelik, ufak bir çocuk tüm gün dil öğreniyor. sıkılınca “ben sinemaya gidiyorum” diyemez, eli mahkum dinleyecek milleti. biz ise günümüzün 16 saatini bu işe harcayamayız.

    onun yerine, benim en favori metodum podcast dinlemek. illa ki gramer kitapları lazım ama en azından bende oturup bunları ders gibi çalışacak disiplin yok. en fazla yarım saat dayanabiliyorum. fakat bir yandan başka işler yaparken öğrenme imkanım olursa, farkında olmadan günün birkaç saatini buna ayırmış oluyorum.

    aşağıda epey yararlı 5 podcast sitesi linkledim, tavsiye gelirse eklerim:

    1) british council
    giriş seviyesinde, 50'den fazla bölüm var, ilk serinin ilk bölümünden başlayın. her bölümün transkriptini indirebilmek şahane bir özellik.

    2) voice of america
    çok çeşitli materyal var. “let’s learn english” kısmında, haftalık bir programla amerikan kültüründen kesitlerle dil öğretiyorlar. bu derslere ek, değişik konulardaki haberleri seviyelere göre ayırarak sunuyorlar. mesela dış politika konusunda “level 1” yazı okursanız, karmaşık cümlelerle boğuşmadan, 500 kelime dağarcığıyla işi kotarabilirsiniz. yahut bilim haberleri derliyorlar anlaşılır ve yavaş konuşarak. gayet yararlı.

    3) podcasts in english
    membağı burada. bir çok konuda, giriş seviyesinden business english’e kadar, genelde kısa ve eğlenceli bölümler var. podcastler bedava, transkriptleri ve ödevleri de isterseniz, ucuz bir üyelik lazım.

    4) the english we speak
    ileri seviyedekiler için şahane bir kaynak. gayet rahat bir muhabbet eşliğinde, günlük hayatta sıkça kullanılan deyimlere odaklanıyorlar.

    5) 6 minute english
    her zaman dediğim gibi “allah bbc’den razı olsun”. yukardaki gibi orta-ileri seviye bilenler için, günlük hayatta karşılaşılan durumlar ve deyimler üzerine, altışar dakikalık bölümler. son 1 ayın bölümlerini indirebilirsiniz, kalanı itunes’da.

    ***

    gelen tavsiyeler:

    6) eslpod
    ben denemedim, biraz karışık web sayfası ama epey bir podcast bölümü var görünüyor. top 10 podcasts kısmına bakılabilir.

    podcast dışında:
    -fluentu, duolingo, verbling, memrise, livemocha
    -bir kritik eşiği aşınca, altyazılı diziler de pratik görevi görecekler, öğrenmeyi iyice hızlandıracaklar.
    -yukardaki tavsiyeler okuma ve anlama odaklı. bence bunlar öncelikli çünkü çoğunluğun günlük hayatında ingilizce konuşmanın bir avantajı olmayacakken, okuyabilmek herkese yararlı. fakat konuşmayı da öğrenmek isteyenler, livemocha gibi sitelere baksınlar, zira işin o kısmını podcastle kotarmak zor.

    ***

    orjinali fularsizentellik'te. medium'u tercih edenler buraya.
    bu tip yazıları doğrudan emaille almak içinse direnişe katılın. hepsi reklamsız.

  • 20. maske ile efsane performans sergilemiş oyuncular

    (bkz: jim carrey)
    (bkz: zaaaaa)

  • 21. illere göre saç kestirme fiyatları

    herkesin artizler veya şöhretler berberinde traş olduğunu öğrendiğimiz durum.
    maşallah 100 tl'ye saç traşı olanlar var. olm parisli cemil o fiyatlara saç traşı yapmaz lan.

  • 22. sevgiliyi gözaltına aldırıp evlenme teklif etmek

    ah bi de işkence galan olayına girselermiş yanlışlıkla.

    tam jop götünde elektriği yiyecekken sürprizzz!

    --- muhtemel diyalog ---

    -sürprüzzzzzzz, ana ne oluyor lan?
    +abi gerçkeçi olsun anlaşılmasın dedin?
    -olum jop mu sokun dedim hayvan oğlu hayvanlar!
    +abi mahmut komser biraz hırpalayıp yorulunca sokun orospunun götüne jopu konuşur o zaman dedi!

    -lan ne konuşacak gerizekalı, o suçlu mu?
    +e abi sanki diğerleri suçlu mu da sokuyoruz
    --- muhtemel diyalog ---

  • 23. utanmadan wireless şifresi isteyen komşu

    iki senedir oturduğumuz evin kapısını bile çalmamışken evvel gün elinde laptop'la karşımda bitiveren hatundur. o anda ev halkı "aaa, komşuluk öldü müüü?" deyince çaresiz girdim şifreyi, iki haber sitesi, iki üç moda sayfası, bir şey olmaz dedim.

    fakat ardından benim internette beklenen yavaşlama yaşandı. akşam da hatun infial içinde kapıya dayandı "değiştirdin mi şifreyi, giremiyorum?" diye. indim iki kat aşağı, hatunun evinde internet iki çubuk çekiyor, o da belli bir noktada. "film izlemek istedim, açılmadı" diye nasıl sitem ediyor. benim internetin niye yavaşladığı anlaşıldı dedim içimden, "buradan film izlenmez, çok uzak" dedim, bu defa beyaz'ın kliplerini açmaya çalıştı youtube'dan. arada klip durunca da "aa, sen buradasın ama klip yine duruyor" dedi, anladım ki o da beni suçluyormuş internetin yavaşlığından. mecburum ya hakkımı ona vermeye... üstelik ben çalışıyorum da o internet üzerinden!

    laptop'u salonunda dolaştırıp evde iki çubuk çektiği yeri gösterdim, "buradan gir" dedim, hatun tutturdu "hayır, ben televizyon koltuğumdan girmek istiyorum, bir şeyler yap" diye. üç defa gösterdim oradan çekmediğini, sonunda ikna oldu ama ben de dudaklarımı yırtmışım ısırmaktan, o derece sinir oldum.

    bir süre çaresiz katlanacağım, sonra daha pratik bir çözüm olarak modemin yayın alanı seçeneğini daraltacağım ki iki kat aşağıdan çekmesin. yoksa faturasını ödediğim interneti ben kullanamayacağım.

    kaçınılmaz edit: internet şifresi isteyen hatun bir at hırsızıyla evli olan bir yer cücesi. zaten adriana lima olsa yine ilgi alanıma girmez, ben de dişiyim çünkü.

  • 24. kalbi kırılmış bir kadının söyleyeceği ilk söz

    dua edin de iyi ya da kötü bir şeyler söylesin. susuyorsa bitmiştir. geçmişler ola.

  • 25. 5 temmuz 2016 şeker toplamaya çocuk gelmemesi

    kimsenin güvenip çocuklarını göndermemesidir. ülkenin geldiği duruma bak . 3 akraba ziyaretinde de ayni durumu gözlemledim .

  • 26. macaristan'daki 2300 mülteci gelsin mi referandumu

    (bkz: amlarına koyayım onların çok ayıp ediyorlar)

    yaklaşık 3 milyon suriyeli almışız 2.300 mülteciden bir şey mi olur onları da göndersinler dediğim durumdur.

  • 27. yaran inci sözlük entry'leri

    dün gece babamı fena korkuttum

    dün sabah annem ve kardeşim bir düğün sebebiyle istanbula gittiler. bizde babamla kalacaktık. ben babamda bugün arkadaşta kalmak istediğimi söyledim oda kabul etti. neyse iftardan önce çıktım evden. gece 12'ye kadar dolaştıktan sonra tekrar eve döndüm. aklımda hain bir plan vardı. babam gece beni kapıda görünce şaşırdı ve bana sordu,"oğlum hani sen arkadaşında kalacaktın?" bende hayır baba vazgeçtim deyip uzatmadım ve hiçbirşey demeden odama geçip kapıyı kapattım.

    15 dakika sonra sessizce kalkıp gardolabın içine girdim ve babamı telefondan aradım. babam telefonu açtı ve "oğlum odadan odaya aranır mı ne söyleceksen gel söyle" dedi. bende "baba ne saçmalıyosun ben evde değilim sana arkadaşımda kalacağım demiştim hatırlamıyo musun?" dedim. o an ses kesildi ve benim odanın kapısı açıldı. babam odada kimseyi görmeyince ilk bi çığlık attı sonra yüksek sesle felak suresini okuyarak donuyla evden kaçtı. ulan ondan sonra şaka yaptım diyecem arıyorum açmıyo neyse indim arkasından tüm mahalleyi ayağa kaldırmış evde cin var yetişin diye. aşağı inince babam beni gördü ve tekrar çığlık atmaya başladı. olayın bir şakadan ibaret olduğunu söyleyincede baban ve mahalleli beni iman tahtamı gibene kadar dayak attılar.

  • 28. beşiktaş

    ezeli rakibinin 9 yıllık futbolcusunu, ezeli rakibinin en sevilen futbolcusunu, ezeli rakibinin kaptanlığını bile yapmış futbolcusunu; ezeli rakibinin önerdiği rakamlardan çok daha düşük bir rakama bünyesine katmıştır.

    transfer gerçekleşirken başkanı helikopter ile futbolcuyu almaya gitmemiştir. transfer gerçekleşirken başkanı araç ile futbolcunun şoförlüğünü yapmamıştır. transfer gerçekleşirken başkanı futbolcuya şapka takarak poz vermemiştir. tam burada konuşulması gereken konu vizyondur. konu, ezeli rakibinin en sevilen futbolcusunu çok düşük bir rakama ve zerre gösterişsiz transfer edebilmektir. konu, seçebilmek değil seçilebilmek olmaktır.

    ezeli rakibi için acı olan bu. acıtan bu.

  • 29. eski sevgilisini unutamamış kadın

    hem kendi hayatını hem de başkasının hayatını ceheneme çeviren kadındır.bunların erkek versiyonu da aynıdır.

  • 30. gökay çetin'e ulaşıyoruz kampanyası

    gökay çetin için hukuk bir anlam ifade etmeyecektir. hala hukuka güveniyorsanız tabi o ayrı mesele.
    bu orospu çocuklarını sokağa çıkaramayacak hale getirecek intikamcı bir oluşum şart.
    birine oruç tutmadı diye yumruk atan birisini kendi bokuyla üç gün besleyecek intikamcı bir oluşum şart.
    adalet ne yapsın amk. cmuk diye bir bokluk var, basit yaralamadan yargılanır, hapse bile girmez, tutuksuz olarka yargılanır. sen yediğin yumrukla kalırsın.
    ama bu orospu çocuğunun kafasını kendi bokuna bastırıp orucunu kendi bokuyla sahurunu kendi bokunu yiyerek yaptırırsan ne güzel olur.
    cezalandırıcı bir oluşum şart.
    evet ebe sikmek şart oldu.

  • 31. allah'ın emri ile kız isteten ateist

    adettendir.

    gecen sene dedem vefat etti. ıyi muslumandı. ıslam dinine inanmadığım halde cenaze namazinda safa katıldım. mezarına bile ben indirdim. elimden geldigince inandıgı dinin gereklerini yerine getirdim.

    bir dine inanmadığım icin, cenaze namazında safa katilmasamıydım? dedemin inandığı dinin gereklerini yerine getirmesemiydim?

    bir ateist allahın izni, peygamberin kavli ile kız istiyorsa! bu önce adetten, sonrada islam hoşgörüsüzlügündendir!

  • 32. sigara içtiği için yumruklanan lcw çalışanı

    isidi uzaklarda aramayin. isidi besleyen mentaliteyi sorgulayin. hatta iside kadar gitmeye de gerek yok, siradan bir müslüman bile son derece saldirgan ve tahammülsüz tavirlar gösteriyor.

    bu insanlari bu kadar saldirganlastiran sey nedir? neden en siradani bile heran patlamaya hazir bir bomba olarak toplumu rahatsiz ediyor?

    ben bu insanlari islamla iliskilendirince bazi arkadaslar "halkta kin ve nefret uyandiriyorsun. ınsanlari hedef gösteriyorsun" diyorlar. peki bu insanlarda vücut bulan kin ve nefretin kaynagi nedir? bunun cevabini kimse vermek istemiyor.

  • 33. şili'de hilali beklemek

    elalem juno'yu jupiter'e gonderip bugün itibariyle gezegenden gelecek verileri beklerken, biz şili'ye badem bıyık gönderip hilali bekliyoruz.

    gerçi ne önemi var ki, nasıl olsa merkel'i bile kıskandıran bir mega köprümüz var!

  • 34. sözlükçülerin ramazan davulcusuna verdiği bahşiş

    yer: istanbul

    ikindi vakti kapı çalındı uyukluyordum tv karşısında, uyandım bakmadan açtım davulcu ...

    eskiden gelenek falan deyip veriyordum bir şeyler... bet sesli ve ritm becerisi sıfır davulcu ve davulundan yıldığımdan bu sene para vermezsem artık gereksiz adet belki kendiliğinden biter diye düşündüm. vermeyecektim öyle plan yapmıştım. kapıda görünce dayanamadım yine vereyim bir şeyler bari diye bozukluk aramaya gidiyordum ki istanbul'un yamyam davulcusu ne dese beğenirsiniz.

    "hayırlı ramazanlar. bahşiş topluyorduk da 10tl"

    "10tl yok kolay gelsin"

    kapıyı kapattım. adam 30 gün kafamı siktiği yetmezmiş gibi 10tl istiyor bi de. arsızlığın bu kadarı yine sinirlendim.

  • 35. futbol takımından dolayı bilinen şehirler

    (bkz: tromsö)

    ozellikle galatasaraylilar iyi bilir

  • 36. duvara yumruk atıp acil serviste ağlamak

    haşin erkeklerimizin düştüğü komik durum.

    1,5 ayda 8-10 kez şahit oldum bu olaya. hepsi de kız arkadaşına sinirlenmişti.

    niye duvara, dolaba vs yumruk atıyorsun? git yüzüne su çarp, 10'a kadar say ne biliyim bir sakinleş. orada artistlik yapacaksın diye değer mi?

    hayır yaptın bir artistlik koşarak acile gelmek ne demek? asıyordun, kesiyordun demin.

    hadi kendin geliyorsun bari kız arkadaşını getirme. ona niye gösteriyorsun bu durumunu? yaptın bir eşeklik getirdin ağlama bari.

    aman da benim minnoşumun eli uf mu olmuş?

    not: çaktırmayın birazdan sağı solu yumruklayıp acile düşmeye başlarlar.

    edit: etik mi? hasta adı verdiğimi hatırlamıyorum.

    doktorum veya hemşireyim; erkeğim veya kadınım bunlar neyi değiştirir ki? sen yine aynı sen boş ver çok takılma böyle şeylere.

    gelen mesajlar üzerine edit: yaklaşık bir 10 kişi özelden kendi hikayesini anlatıp bana kezban dedi. anlaştılar mı? arkadaşlar mı anlamadım.

    sanırım insanların beni kezban olarak nitelendirmesindeki anahtar cümlem bu: "aman da benim minnoşumun eli uf mu olmuş?"
    ama bu cümlede cinsiyet belirten bir şey yok bence. "minnoş" kelimesini sadece kadınlar kullanacak diye bir şey yok. ben yolda hafif sekerek yürüyen bir kedi yavrusu görünce de kan alınan bir bebek ağladığında da aynı tepkiyi veriyorum. bunda bir tuhaflık göremiyorum.

  • 37. game of thrones

    --- s06e09 spoiler ---

    kameranın khaleesi'nin memelerine odaklandığı sıralarda, kuzeyde starklar'ın savaş kampı...

    sansa: ben postayı koyup gittikten sonra arkamdan ne dedi o piç?
    jon snow: yok işte köpekleri varmış da, yok 7 gündür aç bırakmış da bizi yedirecekmiş. falan filan. atıp tuttu işte.
    sansa: yedircem ben onun sikini köpeklerine!

    --- s06e09 spoiler ---

    solved.

  • 38. luis nani

    euro 2016 performansı sonrası en az 12'lik ederi varken 8.5'a kaybettiğimiz futbolcu. gidişinde en çok üzüldüğüm nokta bu oldu.

    aslında geçtiğimiz sezon takıma sağladığı katkı az buz değildi ancak yeteri kadar kendini vermediği ve önümüzdeki sezon da vermeyeceği ortadaydı. bu sebeple yeri dolmayacak bir oyuncu olamadı.

    yolu açık olsun.

  • 39. mersin sahilinde ilyas salman'la çarpışmak

  • 40. antalya lara'daki dolandırıcı escortlar

    numarayı escort diye ekleyip kadının whatsapp fotosuna baktığım doğrudur.

    hatunun foto

  • 41. 2016 turizm krizi

    kurban bayramı için vizesiz yurtdışı tatil önerimle geldim. neden bu başlığa yazıyorum, peşinen söyleyeyim; bizim fırsatçı ibneler hemen uçurmuş fiyatları. çeşme'de sikik oteller bile 8 gece için 5000 liradan açıyor kapıyı. yanlış anlama yarım pansiyon, pislik içinde otel amk. sonra neden su veren itfaiyenin hortumunu sikiyonuz di mi ?

    benim eu pasaportum olduğu için vize derdim yok ama, yine de nispeten sakin bir tatil istediğimiz için rotayı karadağ'a çevirdik. uçak biletlerini 9 eylül gidiş 17 eylül dönüş olarak sırp havayollarından aldık. 2 yetişkin 2 çocuk (biri 3 diğeri 5 yaşında) toplam 2500 lira. istanbul atatürk çıkışlı ve belgrad aktarmalı. thy aynı tarihlerde podgorica'ya direkt uçuyor ama maliyeti 5200 lira. çüş yani. uçak bileti maliyetini daha da düşürmek isteyenler, tiran veya pristine'ye bilet alıp otobüsle karadağ'a devam edebilir. tabii 2 çocukla ben o alternatifi düşünmedim bile. neyse efendim, bilet işini düşündüğümden daha ucuza hallettikten sonra, araba işini çözmek gerekti. avis'ten podgorica havaalanından teslim alınacak şekilde, 9-17 eylül arası bir adet astra sedan ya da c4 kiraladım. 890 lira maliyeti. daha ucuz alternatifler de var ama bagaj sayımızı düşününce kompakt bir sedan işimizi görür dedim.
    sıra geldi rotamızı belirlemeye. efendim 8 gecemiz var. 1 gün bar, 3 gün budva, 4 gün kotor şeklinde bir sıralama yaptım. bana kalsa bar yerine ulcinj'e giderim ama eşim tutturdu bar diye.
    kalacak yer işini booking ve arkadaşlar aracılığıyla hallettim. sadece bar'da otel tercih ettim, budva ve kotor'da apart dairesi kiraladım.

    aşağıdaki fiyatlar 2 yetişkin 2 çocuk için geçerli.
    bar'da kalacağımız yerin adı: hotel pharos. şehir manzaralı dubleks oda, kahvaltı dahil. 300 lira. 1 gece kalacağımız için yeterli.
    budva'da kalacağımız yerin adı: jelena apart. deniz manzaralı oda 3 gece 1000 lira. öğün yok yalnız.
    kotor'da kalacağımız yerin adı: andrija apart. terasında özel havuzu olan, dağ ve deniz manzaralı odanın fiyatı, öğünsüz 1600 lira. bu odayı sırpça bilen arnavut bir arkadaşım ayarladı. normalde 2000 lira civarında fiyatı.

    şu ana kadar cebimden çıkan para 6300 lira ve buna tüm ulaşım ve konaklama dahil. geriye yeme-içme kaldı. o da 100 euroya da hallolur 1000 euroya da. yani kahvaltılık vs. alıp odada atıştırır, makarna vs. yaparsan gayet ekonomik şekilde iş biter. biz sadece akşamları dışarıda yemeyi düşünüyoruz. öğlen de döner ekmek vs. ile geçiştir gitsin. yemek işini 300 euroya halletme planım var ama bakalım. alkol işini de litrelik niksic ile çözeceğiz. neyse çok uzattım efendim, 2'si çocuk 4 kişi, 8 gece. uçak bileti, araç kirası, konaklama ve yeme-içmeyi de katarsak 7500 liraya iş bitti. kalabalık yok, barzo türkler yok, kıro çalışanlar yok, bir magneti 10 liraya satmaya çalışan orospu çocuğu esnaflar yok. nezih ortam, temiz hava, inanılmaz manzara var.

    pasaportu olan durmasın. çok daha ucuza da çözersiniz işi.

  • 42. gökhan gönül

    transferi savaş suçu olan futbolcu.

    gördüğümüz üzere beşiktaş yönetimi bu transferde gözyaşı bombası kullanmıştır.açık, net..

  • 43. michael schumacher

    oğlum durduk yere hitlemeyin şu adamın başlığını. öldü diye trollemeye kalkanı anneme sövmüş sayarım. 4 entry görünce elim ayağım boşaldı.

  • 44. osman gazi köprüsü

    bir savaş esnasında köprünün uçaklar tarafından vurulması ve yıkılması senaryosu gerçekleşirse, gölcük'te bulunan donanmanın izmit körfezinden kafasını bile çıkartamayacağı gerçeğini acaba yetkililer düşünmüş müdür? umarım...

  • 45. jiletle sakal tıraşı olan türk kızı

    mit: kılları jiletle alınca daha geniş alanda ve gür çıkar.

    gerçek: kıllar yapısı gereği erkekte ve kadında avuç içi ve ayak tabanı dışında derideki her yerde, kıl folikülünden oluşur, uzar ve dökülür(hatta kaşlarımızı hiç kesmesek de, hep aynı uzunlukta olması bu sebeptendir.). bazısı uzun yaşar (bkz: saç kılı), bazısı kısa yaşar(bkz: alındaki lanugo adlı tüyler). hormonal ve genetik faktörler sonucu kimi yerde daha sık, daha koyu renkli, daha kalın; kimi yerde daha seyrek, daha açık renkli, daha ince. kesilmemiş kılın kökü, baş kısmından daha kalındır, hatta başı aşırı incedir. bu kılı ortasından kesince, artık en uç kısmı başı değil kılın gövdesidir, kestiğimiz yer kadar kalındır. bu yüzden kesilen kılda minimal bir kalınlaşma görülebilir ki, eskisine göre aslında kalınlaşmamıştır. o kılın kalan kısmı aslında eskisiyle aynı kalınlıktadır. bu göreceli kalınlaşma yüzünden bu mit ortaya çıkmıştır. aslında ne kalınlaşmıştır ne de yayılmıştır.

    özet: kıllar nasıl kesilirse kesilsin, kesildiğinden önceki halinden daha kalın olmaz. dolayısıyla kıllarıyla problem yaşayan insanlar, tüy dökücü de, jilet de, rambo bıçağı da, elektrikli testere de kullanabilir. hiç biri kesin çözüm değildir. orta çağda da yaşamadığımıza göre ön yargılarımızı kıralım. hatta lazer tedavisi de olabilirsiniz. o da gayet güvenlidir ve kanser yapmaz.

    serumunuz bitince ölmezsiniz, felç de olmazsınız. iki de bir "doktor/hemşire hanım/bey serum bitti." demenize gerek yok. "geçen gün bir serum taktılar çok iyi geldi." de demeyin serumun içinde tuzlu su var, bir boka iyi gelmez.

    bel ağrınız çok arttı; hayır acil değilsiniz, "illa ölelim mi"; acil sevise geldiyseniz kısmen evet.

    "hafif göğüs ağrım var."; evet acilsiniz, hemen ekg çekilir normalse acilin diğer misafirleri gibi biraz beklersiniz.

    "alnımdaki yaraya estetik dikiş attırmak istiyorum."; hayır, plastik cerrah alna dikiş atmak için acil servise gelmez, gelse de primer sütür atar, yine iz kalır, eğer plastikçi kayınçonuz filan değilse zaten gelmezzz.

    son olarak her kadının hemşire olmadığı gibi, her erkek de doktor değildir. benden bu kadar:)

  • 46. devlet bahçeli

    çok açık ve net olarak tekrar söylüyorum 7 haziran'dan bu yana hayatını kaybeden vatandaşlarımız ve şehitlerimizin ikinci sorumlusu devlet bahçeli'dir. ilk kişiyi zaten sağır sultan biliyor.
    türkiye tarihi seni unutmayacak devlet bahçeli.
    sana olan azıcık saygımı , gaflarından olan sempatimi ve bu ülkenin geleceğini sen bitirdin!
    sana diyecek başka bir sözüm yok sen kırkları hesaplamaya devam et.

  • 47. yazın popo kıllarını kesmeyen insan

    birilerine oy kaybettirmek istemez.

  • 48. öğretmenlerin tatili düşürülsün kampanyası

    yaz tatili üzerinden öğretmene laf edlien başlık. yaz tatili esasen öğrenciye verilir. öğretmen de öğrenci yokken haliyle okula gitmez.

    ayrıca öğretmenin tatiline laf edenlere bir soru yöneltmek lazım. üniversite tercihi yaparken neden eğitim fakültelerini ya da öğretmen olabileceğiniz bir bölümü tercih etmediniz? yoksa biri başınıza silah dayayıp hayır öğretmenlik tercih edemezsin mi dedi? veyahut fakülte önünde nöbet tutup öğretmen olmanızı engellediler mi?

    burun büküp beğenmeyip yazmadıysanız, şimdi çalıştığınız şirkette çok yoruluyorsanız bundan öğretmene ne? baştan böyle olsun istediniz ve istediğinizi elde ettiniz. tercihlerinizin sonucuna katlanacaksınız. yetişkin ve sorumluluk sahibi insan olmak böyle olur.

  • 49. kadınını oral seks ile uyandıran erkek

    maalesef her kadina nasip olmayan sevgilidir.

    bir de kadin tam gelmek uzereyken, icine girerse var ya, sabah sersemi, en savunmasiz ve kontrolsuz halindeki kadina hayatinin orgazmini yasatacak erkektir ayni zamanda.

  • 50. roman neustadter

    http://www.transfermarkt.com/…k/vertragslosespieler

    su an itibariyle kontrati elinde olan oyuncular arasinda pazar degeri (market value) en yuksek olan oyuncu.

    simdi elindeki tineri birak ve sakinles.