debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi 03.03.2016

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. aşırı solcu üniversite 1. sınıf öğrencisi

    lise yıllarını büyük mücadelelerle geçirmiş ve sonunda fen edebiyat fakültesinden sikindirik bi bölümü kazanarak üniversiteye kapağı atmıştır. 14 yaşında başladığı büyük devrimci mücadelesi şimdi üniversitede uzun yıllar sürecek, ardından kpss'ye hazırlanarak yoldaşlarının gururu olacaktır.

  • 2. lays'in insan organlarına verdiği zarar

    "yahudi" kelimesini duyar duymaz kapattığım video. hay yahudi siksin sizi emi. bi bitmediniz amına koduğumun cahil çomarları.

  • 3. onu akp'ye oy vermeden düşünecektiniz

    2016 turizm krizi
    kıdem tazminatının kaldırılması
    vergilere yapılan zamlar
    sigortalara yapılan zamlar
    taşeron işçilik
    ülkemizi saran beş milyon suriyeli
    dünya'nın en pahalı benzin ve doğal gazını kullanmaya devam etmek
    güneydoğunun cehenneme dönmesi
    dünya'nın en pahalı internetini üstelik sansürlü kullanmak
    asgari ücretin yalan olması
    temel gıdalara yapılan zam furyası
    ilk aklıma gelenler. onu derken binlerce şey sayılabilir. tek gerçek artık oy veren halkın şikayet etmeye hakkı olmadığıdır.
    tanım; akpye oy verenlere herhangi bir şikayetleri anında söylenecek cümle.

  • 4. erdoğan emir verirse akşam namazına moskova'dayız

    "bizim millette korkacak bir kişi bile yoktur. on yaşındaki çocuğumuz da akıncıdır, yüz yaşındaki dedemiz de akıncıdır" demişler bir de.

    kendilerini malkoçoğlu, mihaloğlu, turhanoğlu sanan tezek akıncılarını putin sikmese bari.

    neyse, gitmek isteyene cephe açık, önden buyursunlar. cana geleceğine mala gelsin.

  • 5. erdoğan hükümetin de başıdır

    meraklandıran açıklama cümlesidir.

    davutoğli neyin başı bu durumda??

    tövbe est...

  • 6. 2 mart 2016 galatasaray'ın 1 yıl men cezası alması

    galatasaray adasında ve kulübün diğer sağladığı olanaklarda uygun fiyatla yararlanan liseli ve genel kurul üyelerini pek rahatsız etmeyecek olay.

    yeterki kulübe herkes üye olmasın, haftasonu aileleleriyle huzur içinde kulübün tesislerinden faydalansınlar bu abilerimiz.

    galatasaray'ın durumu bundan ibarettir.

  • 7. annenin kendi evladının kilosuyla dalga geçmesi

    her gün karşılaştığım durum.
    pediatride diyetisyenim. polikliniğe gelen çocukların çoğu obez. her gün en az biri çocuğunun kilosuyla dalga geçiyor. çocuk mahcup oluyor, kiminin gözü doluyor, kimi hırçınlaşıp annesine vuruyor. işte o an ben de o anneye karşı cephe alıyorum.

    -sizin de fazla kilonuz var. ailesel herhalde. (o an kendini yoklamasını izlemek çok hoşuma gidiyor.)
    (bkz: zevk alınan ufak sapıklıklar)
    hemen bahaneleri sıralarlar:doğum, hormon, ilaç vb.
    -evde abur cubur bulunduruyor musunuz?
    -kızartma yapıyor musunuz?
    *yanıt evetse anneye kendim ettim, kendim buldum nedir itinayla öğretilir.
    -kahvaltı hazırlıyor musunuz?
    -dışarıdan ne sıklıkla yemek yiyorsunuz?

    sonra o çocuğun anneye attığı oh olsunbakışı ve bana attığı gülücüğün tadını çıkararak beslenmesinin nasıl olması gerektiğini anlatırım. bazı anneler direnç gösteriyor ve "sen yemezsin, biz yeriz" diyor. o çocuğu her şekilde ötekileştiriyor.

    çocuk istismarı nasıl yapılır gösteriyor. ben de bunu ona anlatıyorum.
    o çocuk sizin hatalarınız nedeniyle burada. o bugüne kadar size uyum sağlamış, artık siz ona ve yeni düzenine uyum sağlayıp destek olacaksınız.

    çocuğa sana yeme dediğim hiç bir şeyi evdekiler de yemiyecek dediğimde zafer çığlığı atan oluyor.

    bu anne benim nazarımda kendi hatasını çocuğa suç atarak örtbas etmeye çalışan insandır. yemezler..

  • 8. sözlükteki fenerbahçe taraftar profili

    al seni haklı çıkarayım: ooo ooleeey!

  • 9. ucuz uçak bileti

    (bkz: 2016 turizm krizi/#58885027)
    bunun için çok mesaj geldi, biraz açayım. tabii ki havayolları için çalışanların tavsiyeleri daha doyurucudur, ben ancak kendi tecrübemi aktarabilirim:

    -avrupa uçuşları için 2-3 hafta önceden, hafta içi günlere bakmak yeterli. hatta aylar öncesinden alırsanız fazla bile verirsiniz, çünkü havayolu "demek bu adamın kesin bu tarihte gitmesi gerekli, o yüzden yüksek fiyattan alabilir" şeklinde düşünebilir, eğer yoğun bir hatsa. her hattın bir fiyat eğrisi var.

    -en önemli şey tarihlerde esnek olmak, cuma çıkıp pazartesi döneceğinize, cumartesi çıkıp salı dönmek bile çok farkediyor.

    -pegasusun avrupa'ya hafta içi fiyatları gayet uygun ama wizzair hep daha ucuz. ucuz avrupa havayollarından bize uçuşu olan tek wizzair var, o da sabiha-budapeşte arası sadece. bunu avrupa'ya kapı olarak kullanmak lazım. son uçuşum tek yön 10 euro idi. bir sonraki günün fiyatıysa 20 idi. üyeliğiniz yoksa bu rakamlar 10 euro daha fazla. bu arada grup üyeliği ya da tek üyelik fiyatı, neredeyse bir gidiş dönüşteki indirimiyle masrafını çıkarır.

    -büyük avrupa şehirlerine giderken, bu ucuz havayolları ana havaalanlarına inmezler. mesela havaalanı zengini londrada, ryanair ile wizzairin vardığı yerler farklı, thy'nin vardığı onlardan da farklı. hepsine ulaşım aynı değil, araştırmadan bilet almayın.

    - uzun uçuşlar içinse (bangkok gibi) kayak, skyscanner veya öğrenciyseniz studentuniverse gibi sitelerden belli rotalarda alarm oluşturun. esneklik burada daha da önemli (haftanın günlerinden ziyade yılın aylarından bahsediyorum, özellikle o ülkenin turist sezonu başı ve sonu en optimum zamanlar). bu uçuşlarda bazen ilk birkaç bilet çok ucuza veriliyor ama aynı gün içinde tükenebilir, çat diye alacaksınız, o yüzden alarmlar çok işlevsel.

    -uzakdoğunun da ucuz havayolları var, airasia gibi. mesela endonezyaya iyi bilet bulamadıysanız, kuala lumpur'a bakın, oradan air asia'yla gidersiniz.

    -aynı taktiği abdde uygulamak zor, orada ucuz havayolları pahalıdır. ispanya polonya arasını 30 euro'ya gidebilirsin, ama la-nyc arasını 30 dolara değil, 300 dolara gidersin. o yüzden abd'yi "gitmişken her yeri görülecek" tek bir ülke gibi düşünmeyin, kampanya yakalayıp iki ayrı yerine iki ayrı zamanda gitmek daha mantıklı olabilir (tabii en iyisi 1-2 aylığına gelip, bir çadır alıp, kiralık arabayla kaptırıp gezmek)

    -ucuz havayollarıyla bavul götürmeyin. 30-50 euro arası ek ücreti oluyor. iş seyahati dışında bavul kullanmayın zaten. arada görüyorum küçücük japon kızları, kendileri kadar bavul sürüklüyorlar. erkek seks kölesi mi var içinde nedir, anlamıyorum. uçağa alınabilecek sırt çantaları, özellikle avrupa seyahatleri için yeter de artar bile. çift gidiyorsanız iki küçük çanta, bir de ortak büyük çanta alın gerekiyorsa. o büyük çantayı da kız taşısın (erkek de içine girsin, bir bilet tasarrufu olur).

    -uçuşun başlangıç noktası çok mühim. gideceğiniz yere daha yakın olmak daha ucuz bilet demek değil. thy'nin istanbul kaynaklı uzun uçuşları, bazen avrupadan gelen istanbul aktarmalı uçuşlardan pahalı oluyor. örneğin avusturya bangkok uçacaksınız, gidiş dönüş 450 euro buldunuz, istanbul üstünden gidiyor. o uçağa istanbuldaki aktarma sırasında binmek için bilet bakarsanız, fiyat 900 euro olabilir. rakamlar abartı değil, o kadar oynadığını gördüm. dolayısıyla, önce wizzair'le filan avrupaya uçup, bir iki gün takılıp, sonra oradan uzak mesafe uçuşlar yapmak daha ucuza gelebilir.

    -bazı havayollarında belli rotalarda tek gidiş, gidiş dönüşten pahalı. thy ayarındakiler bunu çok yapıyor. ikisini de aratın, gerekirse dönüşü yakarsınız. ucuz havayollarındaysa bu yok, gidiş-dönüş almak genelde ayrı ayrı gidiş + dönüşle aynıdır.

    -lancearmstrong ekledi:
    almanyadan güneydogu asyaya veya güney amerikaya ucuz biletler kovalama üzerine yoğunlaşan ve almanca bilgisi gerektiren bir yer varmış:
    bangkok
    jamaika
    güney asya

    -hevipeyra ekledi:
    istanbuldan bangkok'a tahran aktarmalı giden mahan air var, saatleri iyi, gidiş dönüş 500 dolardı aceteden.
    bu arada daha yakında, istanbul'a 300 km mesafede nessebar gibi, sunny beach gibi bulgar güzellikleri var karadenizde sudan ucuza, 350 km mesafedede alexandropouli var, 10 km ötesindekı makri beach plajıyla. sahilinde 2 kişi masayı deniz ürünleri + ouzoyla tıka basa doldurmak 50-60 euro imiş.

  • 10. survivor 2016

    aylin: beraber yürüdüğün insanlara dikkat et gizem seni yanlış yönlendirmesinler.

    semih: bence sen dikkat et biz elemedik seni.

    alsksjsdfghs

  • 11. düşen asansörde yapılması gerekenler

    asansör tam yere çarptığında zıplamak gibi saçma birşey söyleyeceğim, hiç bilimsel olmayacak.

  • 12. irlanda'da mağarada saklı tutulan devler

    itiraf ediyorum:

    o devlerden biriyim ve mağaraya interneti yeni bağlattım.

    tarihi geçmiş bir konuya sözlükte her el atışımda "kardeş hayırlı olsun mağaraya internet bağlatmışsın" yazan tüm o cüceleri 2023'te çıktığımda ziyaret edicem.

  • 13. cumhurbaşkanının aniden ölmesi

    diğerlerini bilmem de bir tanesi için olmamasını dilerim. aniden nedir ya, yavaş yavaş böyle sürüne sürüne çeke çeke inşallah...

  • 14. atatürk'e benzeyen adama dert yanıp ağlamak

    ikiyuzluluk yapmanin anlami yok; bu akil disi goruntunun saplantili tayyip hayranligindan bir farki yok.

    mustafa kemal ataturk de bu goruntuyu elestirirdi.

    ustelik benim daha cok merak ettigim, hangi normal insan ataturk'u andiriyor diye ona daha da fazla benzeyerek sokaklarda gezer?

  • 15. 2 mart 2016 cumhuriyet gazetesi provokasyonu

    gazeteciliği çanak yalayıcılığı sanan malları kızdıran habercilik.

    fotoğraflar oradan mı?

    evet.

    bunlar yaşanıyor mu?

    evet.

    gazetecinin görevi ne?

    toplumu haberdar etmek.. eeee?

    cumhuriyet yazmasa bunları olmamış mı sayacağız?

    mal mısınız amk leşleri?

  • 16. 2 mart 2016 fikret orman basın açıklaması

    başkan adama sormazlar mı ilk yarı halis özkahya'nın daha beter kararlar verdiği maçta fenerbahçe hakemi eleştirdiğinde bjk tv'de neden ağlayan çocuk videosu vardı diye. bu ne iki yüzlülük?

  • 17. turizmde 2016'da şimdilik 200 bin işsiz

    klasik bir akp ad hominem yaklaşımı yapmak gerekirse.

    (bkz: yol yaptık diyorum amuğa koyduğum duble yol)

  • 18. selin sayek böke

    bir grup kerameti kendinden menkul geri zekalı "komunist" tarafından hedefe konmuştur.

    "yanyana duracakları bir kadın görmüyorlarmış" siz zaten düzen dışı bir partide siyaset yapıyorsunuz, kendinizi sistem karşıtı-komünist olarak tanımlıyorsunuz. sistem partisinin ana aktörü ile niye aynı safda duracaksınız? o niye aynı safta dursun? aptallık burası...

    cehalet ise her gördüğün 'komünist olmayanı' liberal-neoliberal sanan klasik sığlıkta...

  • 19. 2 mart 2016 erdoğan'ın kalp krizi geçirmesi

    ben senin..

    edit: başlık başa... başlık sahibi albastoros mu ne öle bişi.

  • 20. donanımhaber ölücüsü kızla yemeğe çıkmak

    buluşma iyi gitmezse kendinizi şikayetvar'da bulursunuz.

  • 21. 2016 turizm krizi

    antalyada paket fiyattandan daha ucuza 7 gün italya turuna katıldık. üstüne birinin yazdıgı gibi 40 lira kebap yerine 10 euroya ortalama fiyat ile çok güzel yemekler ile karnımızı doyurduk.

    eşimle mevcut krize elimizden geldigince destek vermenin verdigi hafiflik ile birazdan romaya geçecez.

    karınca hikayesindeki gibi, maksat tarafımız belli olsun.

    algilama floransadan bildirdi.

  • 22. anayasa açık hükümetin başı benim

  • 23. eve atılan kızın nutella var mı demesi

    peşine gelecek soru "kaşık nerede" ya da "ekmek de alabilir miyim" olacaktır. öyle çılgın geceler falan çok hayale kapılmayın derim.

  • 24. fenerbahçe

    tarihe not düşülsün.

    robin van persie'nin mario gomez'le kıyaslandığı başlıkta bu beşiketaşlılar "van persie kim, ehehe" goygoyu yapmış, hem gomez'in, hem de cenk tosun'un van persie'den iyi olduğunu iddia etmişlerdir.

    işte van persie'den fersah fersah iyi olan bu arkadaşlar, 29 şubat 2016 fenerbahçe sekiztaş maçında ricardo quaresma'nın iki tane adrese teslim ortasını altı pastan kaleye gönderememişler, sekiztaşın puanına mal olmuşlardır.

    şimdi de tarihe daha önceden düşülmüş bir notu hatırlayalım.

    sene 2011, sekiz eşiktaş kasayı boşaltıp portekiz milli takımını transfer etmiş; beşiktaşsaraylılar da aşırı karakterli ve dik duruşlu oldukları için "yeter demirören" sloganlarını "yetmez demirören" ile değiştirmiş. ikinci yarıya 17'de 17 parolasıyla başlayan 8taş 7 haftada 7 puan toplamış ve tabi ki tam da fenerbahçe maçı öncesinde trabzonsarayın işini kolaylaştırmak için kenetlenmiş. işte tam da o maçtan önce bunların o küpeli yıldızı guti "alex de souza'yı tanımıyorum" diyerek aklınca büyüklük taslamıştır. sanki büyük bir takımda oynuyormuş gibi.

    maçın sonucu: alex 10 dakikada eziktaşa üç gol atıyor, beşiktaş kendi evinde rezil rüsva oluyor ve daha fazla gol yeyip rezilliklerine rezillik katmamalarının tek sebebi, o tanımadıkları yüce gönüllü adamın takım arkadaşlarına tek bir eliyle "durun, daha fazla gitmeyin" işareti yapması. kepazelerin üç kuruşluk namus ve şerefini kepazelere bağışlaması.

    tarih tekerrürden ibarettir. işte beşiktaşlıların sanki rakibini küçümsemek için sebepleri varmış gibi, sanki büyük bir takımlarmış gibi böbürlenmesinin, büyükmüş taklidi yapmasının peşi sıra güya fenerbahçelilerden daha kaliteli olan o futbolcularının sıçması, bir gelenek haline gelmiştir.

    bunları niye söyledim? beşiktaşın etrafında kenetlenen ve bu başlığın altını kirleten 4'te 3'ün sıçmıklarına cevap olsun diye mi? tabi ki hayır. keyfim öyle istediği için. çünkü sizi kötü bir ruh haline sokmak hoşuma gidiyor. durduk yere, hiçbir iyi ve geçerli sebebiniz olmaksızın iyi hissetmenizi istemiyorum. çünkü siz iyi hissetmeyi hak etmiyorsunuz.

    boyun eğeceksiniz. itaat edeceksiniz.

  • 25. bernie sanders

    (bkz: amerika'ya gidip ırkçı olmak)

    ya bak kufur etmeyeyim diyorum da bu siktigimin zencilerinin 5'e 1 oranda hillary'e oy vermesi (ki super sali'daki secimler ekseriyetle zencilerin en bol oldugu eyaletlerde yapildi) belini fena kirmistir.

    misal benim yasadigim yer amerika'nin en zencisi bol yerlerinden biri..sehir nufusunun %40'indan biraz fazlasi afedersin zenci. siyahlarin ekseriyetinin demokratlara oy verdigini dusunursek varin orani siz hesaplayin. %69'la mi ne hillary aldi amk.

    gecen komsumla konusuyordum..abi kime oy verecen..hillary'ye.
    neden dedim...ya iste kocasi cok cok cooldu, bizden biriydi (saksafon caldi ya pezevenk zamaninda). hayir bu elemanin oglu zamaninda bill clinton'in cikardigi yasalar sebebiyle sikimsonik bir uyusturucu meselesinden hapse girdi amk.

    ki yakin amerikan tarihinde zencileri bill clinton kadar siken bir baskan daha yoktur amk.
    why hillary clinton doesn’t deserve the black vote

    dedim bernie sanders hakkinda ne dusunuyorsun...o yahudiye hayatta oy vermem dedi.

    icimden sovuyorum amk, bu mudur yani...bakarsan isa da yahudiydi amk

  • 26. umut bulut

    kariyerini sonlandırmadan bir veya bir kaç gol atmasını beklediğim golcü. önünde halen daha yıllar var, 3 gol bile atabilir futbola veda etmeden. inanırsa yapar bence.

  • 27. 28 şubat 2016 ekşisözlük direnişi

    günde hatrı sayılır süremi ekşi sözlük okumaya ayırırdım. şimdi ise bir iki entry okuyorum sonra gmail'e giriyorum ekrana biraz boş boş bakıyorum; vörld kart hesap özetimi incelemekten imanım gevredi neden kuruyemiş'e 11 tl vermişim ki diye üzülüyorum her bakışta. sonra tekrar sözlüğe dönüyorum yine bir kaç entry okuyorum hop sahibinden.com'a geçiş yapıyorum üstü açık arabalara bakıyorum. arabaları alamayacağımı anlıyorum canım sıkılıyor tekrar ekşi'ye dönüyorum yine bir kaç entry okuyorum sonra milliyet.com'a geçip haber galerilerine bakıyorum. internet hayatım yeni tema yüzünden dengesiz bir hal aldı. bazen odatv'deyim bazen hepsiburada'da bazen de poltio'da anket açıyorum resmen bir internet dervişiyim. sözlük ve internet zevkim yerlerde. sözlük'te enrty okumak istiyorum ama gözlerim kamaştığı için okuyamıyorum. canım çok sıkkın. neden böyle yaptın ki dürümadam?

  • 28. 2 mart 2016 galatasaray akhisar belediyespor maçı

    umut vuramadi ve gol.
    gs forvetinin özeti.vursaydi gol olmayacakti cunku.

  • 29. galatasaray'dan gönderilmesi gereken futbolcular

    muslera
    sneijder
    podolski
    sinan gümüş
    chedjou
    linnes
    denayer

    dışındaki herkesin gitmesi gerekiyor.

  • 30. mehmet topal'ın görüntülü analizi

    29 şubat 2016 fenerbahçe beşiktaş maçının ardından kendisi hakkında hiçbir şey yazılmayınca mehmet topal'ın analizini yapasım geldi.

    -dışarıdan göründüğü kadarıyla- düzgün kişiliği ile takım ayırt etmeksizin taraftarların saygısını kazanmayı başarmış bir futbolcunun iyi oyununun bu derece az ilgi görmesi birazcık canımı sıktı, hakkını teslim etmek istedim.

    açıkçası bu kadar ilgisiz kalınması kendisinin oyun yapısıyla alakalı. derbide de pek ortalıkta gözüken bir isim değildi. ne atağa çıkarken top dağıttı, ne kafa toplarına çıktı, ne de topu alıp 894574 metre sürdü. aslında bir ön liberonun yapması gerekenleri pek becerememiş gibi görünse de, bu görevler başkalarına verilmişti. mehmet topal ise ilgilenmesi gereken kısımlarda oldukça başarılıydı, en sevdiğim özelliklerini bu maçta da göstermesini bildi.

    şimdi, kendimce vitor pereira'nın derbide mehmet topal'a biçtiğini düşündüğüm görevleri aktarmaya çalışacağım.

    mehmet topal, bu maçta biraz üçüncü stoper gibi oynadı. pas dağıtımı yapmadı çünkü o iş diego ribas'a ve de souza'ya verilmişti. topu alıp 7845 metre gitmeye çalışmadı -çok da beceremez zaten- çünkü kanatlardan atak yapılmak istendi. kafa toplarında da ortalıkta yoktu çünkü yakın olan stoper mücadeleye girerken mehmet topal onun yerini kapattı. (iyi işlemeseydi felaket olurdu ama iyi işledi, bence oldukça zekice)

    eee, ne yaptı mehmet topal?

    https://gfycat.com/naiveposhcougar
    açıkçası kendisi uzun toplarda ve ara pası atmada dünyanın en iyisi değil. dolayısı ile birkaç denemesinde maçın başındaki bu pozisyon gibi başarısız oldu.

    https://gfycat.com/reasonablehatefulkawala
    üçüncü stoper demiştim ya. iki stoperden herhangi biri yerini kaybettiğinde -burada kjaer- boşalan alana gelmek mehmet topal'ın işiydi. bunu da gayet iyi yaptığını düşünüyorum. hiçbir zaman geç kalmadı. en sevdiğim özelliği olan 'örümcekliğini' her pozisyonda ortaya koydu.

    https://gfycat.com/…parateaffectionateasianelephant
    topa dokunabilecek mesafeye geldiğinde, o topa mutlaka dokundu.

    https://gfycat.com/zealoussecretangora
    beşiktaş'ta sosa'nın ve oğuzhan'ın bu kadar etkisiz kalmasının sebeplerinden biri oldu.

    https://gfycat.com/wellmadeseparateharvestmen
    bence sürekli geriye yaslanarak oynayan bir takım şampiyonluğu zor görür. baskı ile rakibi yıldırmak lazım. baskı dediğimiz nane takımca kurulduğu için her oyuncunun katkı yapması beklenir. mehmet topal da gerektiğinde presin dozunu artırdı. hatta rakip ceza sahasının etrafına kadar gelerek top kapmaya çalıştığı da oldu.

    https://gfycat.com/sleepysoreasiansmallclawedotter
    pozisyonun başında quaresma'ya yakın olan caner, sonlara doğru hızını kaybediyor. tamamen bırakmıyor ama 'atarsa ofsayt olur yeaaaaa' kafasıyla koşabildiği kadar koşmuyor. mehmet topal ise quaresma'yı fark ettiği andan itibaren ona yetişmeye çalışıyor. şimdi, burada topal'ın quaresma'nın atacağı golü önlediğini söylemek oldukça saçma olur. benim hoşuma giden nokta; sonuna kadar müdahale etmeye çalışması.

    https://gfycat.com/devotedsizzlingguppy
    işte savunma yeteneği. diego uyurken beck'in kaçtığını gören mehmet topal hemen oraya hareketleniyor. nerede olması gerekiyorsa hep orada. bu oldukça önemli bir özellik bana kalırsa.

    https://gfycat.com/youngleanconure
    bana kalırsa bu penaltı ama buna benzer bir penaltıyı çalacak -hele derbide- hakem zor bulunur. hakem çalmadığı için mehmet topal'ın eksi hanesine yazamıyorum.

    https://gfycat.com/faircheerycollardlizard
    duracağı yeri bilmeyen çok futbolcu var süper lig'de. mehmet topal bunlardan biri değil. topun nereye hareketleneceğini iyi kestiriyor.

    https://gfycat.com/bitteraridharpyeagle
    aslında pek ahım şahım bir pozisyon değil ama burada da boşlukları kapatma uğraşını beğendim. kjaer, gomez ile gitmiş nasılsa(gerçi alves'in bozduğu ofsayta düşürmeye çalışıyor o da). top geriye doğru çıkarılabilir, oradan da bir beşiktaşlı çıkıp vurabilir. rakibi için ihtimalleri azaltıyor sonuçta. o oranda da gol yeme şansı azalıyor.

    https://gfycat.com/plainspecificboutu
    o kadar kusur kadı kızında da olur heheh.

    https://gfycat.com/scalyadvancedbarnacle
    ama bu kadar olmaz. o ortaya yapılabilecek çok bir şey olmasa da kafayı vurdurtuyorsan 'neden izin verdin' diye sorarlar adama.

    https://gfycat.com/bravegrotesqueearthworm
    dediğim gibi, topa değme ihtimali varsa, o ayak mutlaka değiyor.

    https://gfycat.com/…nghonoredarizonaalligatorlizard
    değiyor ya.

    https://gfycat.com/baggybriefdowitcher
    van persie kaçmaya başladıktan aylar yıllar sonra pas atmak aklına geliyor. aslında üçüncü gol için büyük bir fırsat. galipken göze batmaz ama skor aleyhte olduğu takdirde küfürü basarlar. mehmet topal için bu maç özelinde -aslında genelde- ekstra bir iş olduğu da gerçek.

    derbinin ikinci yarısında pek fazla ortalarda görünmemiş. görünmesine de gerek yoktu zaten. cenk'in vurduğu kafa hariç çoğu zaman olduğu gibi mükmemmele yakın bir peformans gösterdi.

    milli takımın euro 2016 kadrosunda listenin en başına yazılacak isimlerden biridir mehmet topal. hücum gücü hali hazırda güçlü bir takımın defansını oldukça rahatlatacak bir yapıya sahip. üstelik futbolda çok önemli bulduğum istikrarı da yanına ekleyince türk futbolunun şu anda en başarılı isimlerinden biri haline geliyor kendisi. galatasaray'dan valencia'ya gitmesi kendi adına sevindirse de, döndüğünde tekrar sarı kırmızılı formayı giymesini isterdim. mutlaka düz adam diye eleştirilirdi. nasip fenerbahçe'ye oldu.

    nasıl bitireceğimi bilemedim, son olarak selam söyleyeyim bari. selam.

    söyledim.

  • 31. yurtdışı merkezli sansürsüz sözlük projesi

    türkiye'den girişi yasaklanacağı için porno siteye girermiş gibi girilecek, çatır çatır yazılacak, adam akıllı webmaster'ın elinden geçecek sourtimes projesi. "güç bende istediğim gibi at koştururumcu" anlayıştan uzak anonim insanların önderlik etmesi gerekiyor.

    niye bu çileyi çekiyorsak.

  • 32. ekşi itiraf

    şuraya hep aşklarımla, dertlerimle ilgili yazardım. sağlığımla ilgili yazacağım inanın aklıma gelmezdi. zaten böyle şeyler başa gelince anlaşılıyor. trafik kazası geçirdik. tek hasar gören benim. iç kanama ve bel kırığıyla acil ameliyata alındım. uyanmam beklenmiyormuş, uyandım. fakat şimdi omurilik zedelenmesinden dolayı göğüslerimden aşağısını hissetmiyorum. iyi bir fizik tedavi ile düzeleceğime inanıyorum. uyandığımdan beri yüzüm hep gülüyor. çevremin inancı da çok büyük. inşallah gelişme gösterdikçe buraya yazacağım. sizlerin de desteğini bekliyorum sözlük. fizik tedavi konusunda önerileriniz varsa da alırım.

  • 33. ekşi sözlük

    sayın purut,(bkz: kanzuk)

    öncelikli olarak siz hangi konuda eleştirildiğinizin bilincinde bile değilsiniz. bu yüzden bilincinde olmadığınız konuda yazdığınız yazıyla başlamak istiyorum.

    alıntı :" bir önceki tasarım değişikliğimiz hayata geçmeden önce aylarca beta olarak yayında kaldı, çok büyük çoğunluk beğenmedi, "eskisi daha güzel" dendi, "bu tasarım hayata geçerse sözlük'ü bırakırım" diyenler oldu, "fon rengi çok açık, gözlerimiz yandı" diyenler oldu, "ne gereği var" diyenler oldu. diyenler oldu derken, bir iki kişi değil, şu an yaşadığımız gibi, herkes anlaşmış gibi, tüm yazarlar aynı derecede nefret ediyordu. şimdi ardından ağıtlar yakılan, "mükemmeldi" diye bahsedilen siteden bahsediyorum. gitti diye herkesin üzüldüğü o tasarım da zamanında, bugün yeni tasarıma gösterilen tepkilerin tıpkısının aynısına maruz kalmıştı."

    ne yazık ki bundan sonrasını okumak için devamını okuyayım butonuna basacaksınız ve elbette ki bununla ilgili de eleştirilerim var.

    öncelikli olarak bahsi geçen yazınızda sayın purut anlamada güçlendiğiniz nokta yine font eleştirisi ve işlevselliği yitirilen kullanımlar. eksistats gibi. insanların fotoğraflarına baktığı değil yazılarını okuduğu bir sitede font çok değerli. bir önceki sitede de maalesef font renginin açıklığı söz konusuydu ama bugün ölümü görünce sıtmanın değerini anladık. ve siz buna eeee eleştiriyodunuz mükemmel mi oldu şeklinde anlamlandıramadığım bir bakış açısıyla yaklaşmışsınız. hayır sayın purut. bu ölümü görüp aman allahım sıtma ne şahaneymiş demektir. yoksa diğer fontun da kullanışlılığı maalesef yoktu.

    maalesef bunu değerlendirmekten bile uzak ve uzlaşmacı olmayan tutumunuz akıl alır gibi değil. ben 2 ay önce göz ameliyatı oldum, bundan önceki tasarımda bile okurken güçlük çekiyor ve ekrana az az bakarak yazıyordum. samimiyetle söylüyorum şu anda ekrana doğru dürüst bakamıyorum. ve yine samimiyetle söylüyorum okumaktan fersah fersah uzağım çünkü gözlerime kramp giriyor.

    ve sizin bunu bana yapmaya asla hakkınız yok.

    gelelim ikinci ve maalesef en hatalı bilgiler barındıran kısma

    alıntı: değişime direnç göstermek insanın doğasında var. kendine özgü topluluğu olan sitelerde kullanıcıların direnci çok daha fazla oluyor. o yüzden, emin olun şu an yazılanların çok daha fazlasını göze aldım bu sürece girerken.

    sayın purutsiz bu bilgiye nereden ulaştınız? hangi kaynaktan hangi bilim kitabından?

    çünkü insan doğasında değişime direnç diye bir şey yok. tutucu ve aklı atıl durumda olan bazı kitleler için evet. elbette ama insan doğasında yok. saçmalamayın. bir defa insan doğası demek türün davranışsal ve evrimsel tepkileri demektir. şunu belirtmek isterim ki şu anda bu gezegende bulunan her tür değişime hızlı ayak uydurabildiği için burada.

    üstünde durduğunuz insan türünü baz alalım. hem de her açıdan. öncelikli olarak insandan kastın homo sapiens olduğunu farzediyorum. mezolitik dönemden alırsam sizin doğasında değişim yok dediğiniz tür 12.000 yıl önce taş cilalarken bugün akıllı telefonda parmak egzersizi yapıyor. çok değil 200 yıl önce at arabası kullanırken şimdi uzay mekiği kullanabiliyoruz, belediye başkanımız passatını beğenmeyebiliyor, benim neyim eksik audi'ye binmeyeyim diyor. demek ki neymiş türümüz değişime en hızlı ayak uyduran hayvan türlerinden biriymiş.

    yani saçma bir savunma yazmak için bilimsellikten uzak bir bilgi ile kirlilik yaratmayın. özetle götünüzden bilim uydurmayın. ha siz bunu sosyolojik anlam da mı dediniz?

    10.000 yıllık süreçte insan türü defalarca ideolojik devrimler yaşamıştır. anarşi, teokrasi, demokrasi, komünizm, feodalizm, monarşi vs. bakın bu kadar ideolojik devrimi 10.000 yılda yaşamıştır. hatta ve hatta 10.000 yılda teoloji anlamında da büyük zenginlik vardır. 2.500 yıl önce zeus'a tapanlar, 2.500 yıl sonra kutsal ruh, tanrı, allah kavramlarına tapıyorlar.

    yani en rijit kavram olan din konusunda bile türümüz yeniliğe bolca açık. ha son döneme bakınca elbette işıd falan, bunun olmasının sebebi bu dinlerin beyni atıl duruma getirip insanların hayvan gibi davranış göstermesini istemeleridir. başta da dediğim gibi beyni atıl duruma gelmeyen her insan sorgular, sorgu insan doğasında vardır asıl.

    tekrar rica ediyorum sayın purut. götümüzden insan doğasında var deyip element uydurmayalım. insan türü kullanabildiği, verimli olan her yeniliğe açıktır.

    satır atlayarak gidiyorum zira çok gereksiz yan yazılarla dolu savunmanız, gelelim üçüncü kısma:

    alıntı: beyaz fon rengi tercihi neden tepki alıyor, anlamadım. reddit, twitter, facebook gibi sözlük kullanıcılarının en fazla zaman geçirdiği platformların tamamı beyaz fonlu. gece görüşü modu da gece kullanımı için gayet verimli. (yine de bazı düzeltmeler gerekiyor, hepsini not alıyoruz)

    sayın purut. ben ameliyatlı gözlerle bile facebook ve twitterın beyazının bu font renginden farklılığını anlayabiliyorken sizin bunu sağlıklı gözlerle anlayamamanız zeka veya göz sorunu değil tamamen yandaşlık sorunudur.

    defalarca söylendiği gibi renk kodları, yazının fontu her iki sitede de farklıdır.

    bunları not almanızın gereği yok, beyninizi açın yeter. sizin her şeyden önce etik olarak insanların göz sağlığını düşünerek en azından sitenin ana fontunu koyulaştırmanız ve bunu acil yapmanız gerekmekteyken hala ve hala ayak diremekte ısrar ediyorsunuz.

    kusura bakmayın da cidden recep tayyip erdoğan'dan kafa olarak pek bir farkınız yok.

    eğer bu satırları okuyorsanız insani etik olarak bu siteye giren her bireyi düşünerek bir adım atmanız gerekmekte.

    sitenin güzel yanları da var elbette. yazar tavsiyesi falan. bunlar güzel. ama devamını okuyayım nedir?

    sayın purut burası insanların fotoğraflarını paylaşıp like kondurduğu bir alan değil. burası salt okuma ve yazma alanı. insanlar buraya okumak için geliyor. sayfanın sonuna daha rahat inmek için koyduğunuzu düşündüğüm bu devamını okuyayım saçmalığı yerine, twitter ikonlarının yer aldığı kısma kısalt butonu koymanız daha mantıklı olacak.

    ha insanlar zaten uzun yazıları okumuyor. ahmet davutoğlu'nun halk zaten kitap okumuyor demesi gibi bir şey. hangi halk okumuyor? kimin halkı? hangi düşüncenin sahibi yazarlar okumuyor?

    kusura bakmayın ben okuyorum, şu arkadaş da okuyor, bak bu da okuyor. ha sen burada ki arkadaşı kastediyorsan o zaten kitap da okumuyor. o yüzden burasının facebook olmadığı bilincine varın.

    saygılarımla.

  • 34. hamile bırakmak sözü yanlıştır

    hamile kalmak deyiminden haberi olmayan dernek başkanı beyanıdır.

    bu abuk sabuk çıkışları anlamıyorum, gebelik şayet erkeğin kadına sperm aktarması yoluyla oluyorsa yani o sperm olmadan kadın hamile kalamıyorsa ve bu spermi kadının vücuduna bir erkek yerleştiriyorsa elbette ki erkeğin hamile bıraktığından bahsedeceğiz.

    diğer taraftan kadının yumurtası olmadan o sperm bir halta yaramıyorsa ve kadının vücudunda bu döllenme gerçekleşiyorsa kadının hamile kalmasından bahsedeceğiz.

    bunlar birbirini tamamlayan şeyler, anlatsın birisi ablaya, aşağılama yok, tamamen biyolojik kaynaklı bir durum.

    nereden aşağılık kompleksi çıkartacağınızı şaşırdınız, böyle skim sokum işlerle uğraşacağınıza önce kadınların can güvenliğini sağlayın, bak akşam akşam sinirlendim yine.

  • 35. biraz konuşabilir miyiz

    vallahi yeni bir alternatif muzik grubu sandim

  • 36. türk insanının acile başvurma merakı

    bu meraka sahip erkeklere istisnasız kolonoskopi yapıldığı takdirde ilerleme sağlanabileceği kanaatindeyim.

    hasta 1: "selamınaleyküm dohtur bey, benim bele bi ateşim çıhtı, başım ağrir hele bi ilaç yazıve"

    doktor: "tabi dayı... nurofen, aprol, bi de kolonoskopi hemen burada. hemşire hanım hastayı hazırlayın. 2 adet lavman verin."

    hasta 1: "kolorposki ne ola evladım?"

    doktor: "götüne boru sokup içine bakıcaz dayı. kesin teşhis için şart."

    hasta 1: "ilaçla inneyle falan çözemez miyiz?"

    doktor: "en etkili yöntem bu dayı. sen indir donu."

    .... dayı kaçar

    ********************

    hasta 2: "birader ben çok öksürüyorum. beni rahatlatacak bir şeyler yaz bana"

    doktor: "hay hay. sigara içiyor muyuz?"

    hasta 2: "günde 1-1,5 paket taş çatlasa"

    doktor: "size perebron, vocalzone ve kolonoskopi yazıyorum"

    hasta 2: "nasıl? kolonoskopi? şu şeyden olan mı???"

    doktor: "evet, götten giriyoruz beyefendi. bu aralar sigara içenlerde kolon kanserine dayalı öksürük geliştiği ile ilgili yoğun şikayetler alıyoruz. o yüzden işi şansa bırakmamalı ve götünüze 40 santimlik boruyu kuru kuru sokup içinize bakmalıyız."

    hasta 2: "ya ben o kadar da kötü değilim aslında... değişiklik olmazsa yarın akşam yine geleyim."

    doktor: "gündüz göğüs hastalıklarına gitseniz?"

    hasta 2: "yok ya acil rahat."

    doktor: "anladım, o zaman yarın gelirken lavman yapıp gelin. rahat gireriz götünüze."

    hasta 2: kaçar...

    ********************

    doktor arkadaşlar, bir düşünün bu çözüm önerimi.

  • 37. düzce belediye başkanının büyük dramı

    gerçi bu yazı dincilerin pahalı araba ve lüks düşkünlüğü ile ilgili başlıklara da yazılabilir ama sanırım en uygunu burası, zira gerçekten de büyük bir dram mevcut. şaka yapmıyorum.

    işim gereği, ne yazık ki, çok fazla akp'li az-çok üst düzey yöneticilerle muhatap oluyorum zaman zaman ve bu pahalı arabalara ya da telefonlara takık olma durumu istisna değil, hemen hepsinde var. işin temelinde ise sanırım şöyle bir durum var: bu adamlar, genellikle muhafazakar kenar mahalle-kasaba ya da şehirlerin alt-orta sınıflarından geliyorlar. gençlikleri yoksunluk içinde geçiyor, para anlamında değil, yaşam anlamında. din baskısının yoğun olduğu, muhafazakar değerlerle dolu, sıkıntılı bir ortam, işte dinci vakıflar, sohbet toplantıları, şunlar bunlar, bilirsiniz. ancak genç bir insanın hayatını güzelleştirecek hemen her şey -ki karşı cinsle münasebet, içki, parti ortamları filandan bahsediyorum- din ya da bulundukları ortam tarafından yasaklanmış. o yüzden gençlik enerjilerini ya bastırmışlar, ya da daha zararsız şeylere kanalize etmiş oluyorlar. bir kısmı misal, dövüş sporlarına aşırı düşkün, daha büyük çoğunluğu ise araba, telefon, bilgisayar vesaire, teknolojik oyuncaklara veriyorlar kendilerini. sonra işte az çok bir makam sahibi olunca da, ellerindeki yetki ve parayı da bunlara gömüyorlar. ne zaman bir toplantı olsa, şaşmaz, toplantının ilk ya da son bölümü hep en son çıkan arabalar ya da telefonlar üzerine olur. hatta bir seferinde amcalar toplantıya geç kaldılar, meğer birisi yeni bir cip almış, diğerlerini gezdiriyormuş vesaire. evet, gizlice karı-kız olayına dalanlar da var, ama büyük çoğunluğu ellerinde ve emirlerinde tomar tomar para olduğu halde yasak dünya nimetlerinden uzak durmak zorunluluğu gibi bir dramın içindeler. haliyle bu yasak meyvelerden en zararsız gibi görüneni lüks ve gösterişe düşüyorlar. en yüksekten en aşağıya durum bu. bu saray olayı da aslında bu durumun başka bir sonucu. büyük bir dram gerçekten de. beter olsunlar.

  • 38. evrimci ateistlerin cevaplayamadığı sorular

    halen evrimi aynı canlının doğumu ve ölümü arasında gerçekleşen bir süreç sanan sığırların ataları nasıl hayatta kalabilmiş?

  • 39. leonardo dicaprio'nun oscar ödülünü unutması

    o karambolde biri hacılamayıp tekrar kendisine geri geldiğine göre helal oscar'mış.

  • 40. kanzuk

    burada ortaya koyduğu iş kadar, sözlük görünümünün değişmesi hakkında söyledikleri de ne kadar vizyonsuz olduğunu ortaya koyuyor. şükür ki sözlüğü eskisi gibi düzenli kullanmıyorum ve bu şahsın yönettiği sitede mesai harcar gibi zaman geçiren insanlara samimiyetle üzülüyorum.

    misal sözlük ile ilgili gelen eleştiriye twitter, facebook gibi yüz milyonlarca kişinin kullandığı siteleri örnek göstermesi açıkça komik. birinin bu sitelerin ekşi'nin dengi olmadığını kendisine anlatabilmesi gerekiyor. etin ne, budun ne diye sorarlar adama? kendini, reelde dengin olmayani alanında dünya devleri ile eşitlemek tam da bizim topluma ait kolpa. bu siteleri senegalli de kullanıyor, kansaslı da, johanesburg'lu da, paris'li de... haliyle ortalama kullanıcı profili dediğin şey ortalama dünya insanına dönüşüyor. halbuki senin kullanıcı sayın yönetilemez değil, beklentileri öğrenilebilir ve yazarlar için, yazarların tercihleri ile, onların kullanımını kolaylaştıracak bir dizayn yapılabilir. ama nerdeeee.. tabi bir türkiye toplumu yöneticisi gibi o, dizayn'ın nasıl olması gerektiğine karar merci olarak, kafasına göre değiştirme yetkisini kendisinde ve kendi gibi burayı yöneten dar klik'te görecek. sözde gelen tepkileri geri bildirim kabul edip, kafasına estiğinde yapacağı bir sonraki değişimde de canı isterse kullanacak. istemezse, kusura bakmayın. size üzerini biraz kazıyınca altından "deal with it" manası çıkacak bi entry döşenecek. bunları yaparken de, değişime direnç normal ya, feedback, sürekli değişim, not alıyoruz gibi iyi yönetici taklidi yapan insanların sıkça kullandığı kelimeleri kullanacak tabii ki.

    halbuki konu çok basit. okuyucuya sunduğun tasarım'a istersen kedi resmini koy, ister reklam al, istersen dürüm koy ama yazarına kendini iyi hissettirecek şekilde istediği görünümde yazabilme imkanını tabii ki her zaman sun. bir de "gece görüşü var" deyişi var ki, maho ağanın "bu mahsülün üçte ikisi benimse, üçte biri sizin kıçınızdan çıkiii.." deyişi gibi, alternatif de sunmuş vizyoner yöneticimiz. biz beğenmemişiz ama.

    değişime tepki gösteren insanlara "değişime direnç göstermek insanın doğasında var." captan obvious'luğuna hiç girmeyeyim o kadar uzatmayayım. eğer sözlük yazarlarının muhafazakarlık sebepleri siz iseniz efendi gibi şuraya yazarlara özgü, eskiden sık kullanılan görünümlerden 20-30 tane koyarsınız. biz de niyetinizin sarihliğini anlarız. eskiden var olan bir özelliği (istediğim skin ile kullanma işte) ortadan kaldırıp, sonra da abuk bi dizayn dayatıp, "değişime direniyorlar" demek de komik işte, değişim değil ki kardeşim bu, bir şeyi dayatıyorsun. marka'n ile o marka'yı var eden, yaşatan kitlenin alanını daraltmanın manası nedir? senin kullanıcının o marka ile gönül bağı kurmasını kolaylaştırman gerekirken, neredeyse kavga ediyorsun. e şimdi bu komik değil mi?

    tamamından kendisi sorumludur diyemem ama bundan yıllar önce sözlükler söz konusu olduğunda ekşi ve diğerleri vardı. burası marka değerine o kadar güvendi, ve bahsettiği gibi yeniliğe, değişime o kadar kapalıydı. asıl sorun çokça başka yerdeydi aslında. kendi hedefleri ile kendini var eden kullanıcılarının taleplerini özdeşleştirmekte o kadar beceriksizdi ki, bugün ekşi sözlük'ün herhangi bir sözlük'ten geçmişten gelen gönüllerdeki karizması hariç hiçbir farkı yok. ve felaket kötü yönetiliyor. kendisine tüm emekleri için teşekkür ederim.

  • 41. babanın kanser olduğunu öğrenmek

    bir süredir bildiğim ama söylemeye dilimin varmadığı durum.

    babam, kendimi bildim bileli sağlığına, yemesine, içmesine, giymesine özen gösteren bir insan oldu.
    6 ayda bir kan tahlili yaptıran, ilaçlarını mutlaka saatinde alır, sabah egzersizlerini devamlı suretle yapar, annemin aksine en ufak bir ağrısında bile doktora giden bir insandır. 65 yaşında olmasına rağmen kendisinden küçük* amcamdan bile genç gösteriyordu hatta onun yanında "kendine bakıcan oğlum bak sen çöktün, ben ceylan gibiyim" derdi. devamlı traşını olurdu, otuz yaşıma geldim bir gün bile sakallı görmedim.

    bundan 4 ay evvel düğünüm oldu, evde beraber zaman geçirmemize alışkın olduğundan her baba gibi babam da evlenmeme biraz içerledi . ayrıca düğüne kardeşlerinin gelmemesine daha çok içerledi. annemin tüm kardeşleri yanındayken babamın en mutlu gününde kardeşleri yoktu. bu sırada halam istanbul'a geldi karaciğeriyle ilgili devam eden tedavisinde karaciğer nakli olacağını öğrendik üzüldük babam daha çok üzüldü.

    düğün oldu bitti 2 hafta sonra babamın bel ağrıları başladı daha önce bel fıtığı ameliyatı olduğu için onun nüksettiğini düşündük ancak belinde bir sıkıntı çıkmadı. bu sırada gittiği özel hastane babama ciğerlerini üşüttüğünü, kemiklerinde kireçlenme olduğunu söyleyip fizik tedavi ve akupunktur tedavisi başlattı. ancak bunlar da ağrılarını geçirmiyor, ağrı belinden karnına doğru vurmaya başlıyor. dahiliyeye gidiyoruz dahileye endoskopi, kolonoskopi, mr istiyor ve sonunda öğreniyoruz ki ağrıların nedeni karaciğerde bulunan büyük bir kitleymiş.

    sonuçları alıp gastroenteroloji profesörüne gittik o da pet çekimi, kan tahlili vs istedi onlarıda alıp götürdük bize babamın 4. evre karaciğer kanseri olduğunu metastaz yaptığını kemiğe ve safra kesesine dağıldığını kemoterapinin bu evrede işe yaramadığını ve yapılabilecek bir şey olmadığını söyleyip 3 ay ömür verdi. söylemesi ne kadar kolaydı ben babama iyi haberlerle geleceğimi söylemiştim ona kanser olduğunu ve 3 ay ömrünün kaldığını nasıl söyleyebilirdim?! doktora 1,5 ayda bu kadar büyüyebilir mi diye sorduğumuzda bunun en az 3 yılda oluşabileceğini sinsi bir hastalık olduğu için kan tahlillerinde çıkmadığını söyledi.

    boğazım düğüm düğüm annemle yolda ne söyleyeceğimizi konuştuk, kanser olduğunu söylersek moralman çökecekti o yüzden yalan söylemeye kadar verdik. eve geldiğimizde babam heyecanla bizi bekliyordu, gülümseyerek yanına oturdum "babacım korkulacak bir şey yokmuş sadece karaciğerinde leke varmış ilaçlarını düzenli alırsan, moralini yüksek tutarsan tez zamanda iyileşeceksin" dedim sevindi.

    bu süre zarfında babama hiç hastaymış gibi davranmadım. eskisi gibi yine maç muhabbeti yaptık, çarşamba günleri eve gelip beraber diriliş ertuğrul'u izledik. yine annemi çekiştirdik vs.
    zaman geçtikçe babam yemeden, içmeden kesilmeye yavaş yavaş erimeye başladı. 95 kilo dağ gibi adam gözümüzün önünde eriyip gidiyordu. önceden ezip, püre olarak verdiğimiz yemekleri artık yutamıyordu pipetle besler olduk. önceleri tek başına tuvalete gidebiliyordu sonra annemle gider oldu şimdi yataktan kalkamaz duruma geldi.tuvalete gidemediği için altını bezler olduk hayal dahi edemediğim şeyleri yaşıyorduk. erkek kardeşim ve ablam babamı böyle görmeye dayanamadıklarını söyleyip sürekli ağladığı için anneme destek olacak bir tek ben kaldım çünkü annem de yüksek tansiyon hastası allah korusun ona da bir şey olsa ne yaparım!

    babamın hastalığını kabullenmiştim ama annem benim için daha önemliydi. ona bir şey olmasına dayanamazdım. babamı ne kadar sevsem de çok hataları olmuştu ve bu hataları düzelten hep annem oldu. babam "önce can sonra canan" derken annem "önce çocuklar sonra ben" diyordu ki hala da diyor. o yüzden annem benim için her zaman daha önceliklidir.

    bunlar olup biterken amcamlar, halamlar, teyzemler ve bir sürü akraba ziyarete gelmeye başladı. her şeyde olduğu gibi hasta ziyaretinin de nasıl olması gerektiğini bilmiyordu bizim milletimiz. ellerinizi yıkayıp hastanın yanına girin, en fazla 5-10 dk kalın diye uyarmaktan gına geliyor. sanki hasta yanına gelmemişler misafirliğe gelmişler gibi çoluk çocuk yüksek sesle konuşma vs dayanamayıp hepsini odadan kovduğumu biliyorum.

    bunlar yaşanırken bir yandan da hayat devam ediyor işe gitmem gerekiyor, iş arkadaşlarım, normal arkadaşlarım herkes babamın nasıl olduğunu soruyor iyi değil diyorum, cipralex'in de etkisiyle ağlamıyorum günlük yapmam gerek şeyleri yapıyorum. eşim içinde tutma ağla diyor ama ağlarsam duramamaktan korkuyorum.

    elimizden geldiğince babamı rahat ettirmeye çalışıyoruz. sakallı durmayı sevmediği için eve berber getirip traş ettiriyoruz. istediğin bir şey varsa yapalım diyoruz ama konuşmaya bile mecali yok, hiç bir şey istemiyor sürekli uyumak isitiyor, uyusada uyumasa da gözleri sürekli kapalı. bu kanser denen illet insanın elini ayağını öyle bir bağlıyor ki hiç bir şey yapamıyorsun.

    avedis'in (#11979621) entrysinde dediği gibi "babanın kanser olduğunu öğrenmek insanın tıpkı kanser gibi direcini kırıyor. hayata karşı, her şeye karşı.."

  • 42. johnny depp'in o kadar da yakışıklı olmaması

    kimileri tarafından yakışıklı bulunmayabilir. lakin söylendiği gibi de vasat bir tip değildir. erkek halimle bile rahatlıkla "yakışıklı oyuncu" diyebiliyorum. hele hele vasat bir tip olduğunu kabul etmek çok zor. göz var izan var. bir kere ortak zevk diye bir şey var.

    bu arada, "ulaşılmış sonuç" değil "ulaştığım sonuç" demeliydin kardeşim. insana "bu kıskançlık neden" dedirtiyor.

    edit: şimdiye kadar göz var nizam var olarak bildiğim kalıbın aslında göz var izan var olduğunu öğrenmeme vesile olan uyarısı için sevgili bobok'a büyük bir teşekkürü borç bilirim.

    çok sevdiğiniz(!) debe editi: aranızda gaziantepli veya gaziantepte yaşayan varsa ve ulaşırsa sevinirim.

  • 43. passat mı çekeyim yanlarına

    du
    du hast
    du hast mich
    passat mı çekeyim yanlarına?

  • 44. kedilerin gariplikleri

    son on gündür kendi boklarıyla kafayı bozmuşlardır.

    eve girmemle birlikte, banyodan haşır haşır sesler, kapıdan buram buram sidik kokusu geldi. boklarını, kabından çıkarıp holde futbol oynuyor allahsızlar. sikicem belanızı şıllıklar gene mi bokunuzla oynuyosunuz lann!! dememe kalmadan yapılan hareketin yanlış olduğunu idrak edip bacaklarıma dolandılar. iki mıncırdım biraz oynaştım bu şıllıklarla. klozete gittim sonra. bunların oyun topu olarak kullandıkları boklarını peçetelerle temizleyip klozete attım. sifona basmadan elimi yıkayayım dedim ki aynadan ne göreyim? büyük şıllık kafasını klozetin içine sokmuş ağzıyla boklu peçeteleri klozetten çıkarmak için cebelleşiyor. bir kedi boku pisliği bu kadar mı sever lan? kendi gibi alıştırdı küçük şıllığı da. o da, bunun arkasını kolluyor. iştahla boklu peçetelerin klozetten çıkmasını bekliyor.

    ulan güleyim mi ağlayayım bilemedim.

  • 45. iş çıkışı spora giden insan

    fakirdir. spor dediğin sabah güne başlamadan önce yapılır, duş ve kahvaltı sonrasında da güne başlanır. ednan ziyagil'ler öyle yapıyordu, ordan biliyorum.

  • 46. esra ve ceyda kardeşler fidan dikerken çeken adam

    neyseki 2 elleri ile bir çapanın sapını doğrultabilmişler.
    tecrübe işte

  • 47. devamını okuyayım

    bu tuşla ilgili yapılması gereken ve herkesi mutlu edecek değişikliği açıklıyorum.

    yazarlar için ayarlar/tercihler/gösterim bölümüne "entry başı satır" diye bir seçenek eklensin. seçenek olarak da "10/25/40/sınırsız" sunulsun. sözlüğe giriş yapılmadığında 10 satır gözüksün.

  • 48. donald trump

    "first they ignore you, then they laugh at you, then they fight you, then you win."

    yürüyedür aslan parçası.

  • 49. 8 milyon ateist haklı 4 milyar insan yanılıyor mu

    (bkz: şu müslüman mı lan)

    sen inanıyorsan dostum, "allah tanrı din kitap peygamber var var var var işte " diyorsan, ben de diyorum ki " yok "
    ve sana sadece oturup bok yemek düşer.

    4 milyar kişi hep beraber gidip şu ileride kumun orada oynayın, orada inanın.

    beni rahatsız etmeyin.

  • 50. 14 senedir boşanmayı beceremeyen siyasetçi

    14 senedir eşinden boşanmayı bir türlü becerememiş, çözüm yolu bulamamıştır ama başbakan yardımcısı olarak ülkenin sorunlarını çözmeye adaydır, yersen tabii.