debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi 07.08.2015

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. deney yaparken anneannenin gazabına uğrayan çocuk

    "sanırsın dünyada su kaynakları tükendi de başka su kalmadı ağzına sıçtığımın karısı seni ya..." albert einstein

  • 2. sevgilisi türbanlı diye boğazda mekana alınmamak

    evli olup olmadığı belirtilmeyen çiftin başına gelen olay. zevce dememişsin sevgili demişsin buradan bekar olduğunuz ortaya çıkıyor. türbanlı dediğin namuslu olur. belli ki sen onu öpüp uyandırdığına göre zanisiniz. adam da tavırlarınızdan anlamış olacak ve gerçek bir müslüman beyefendiymiş ki sizi almamış. allah razı olsun faniden.

  • 3. ido tatlıses'in göğsüne türk yazdırması

    (bkz: im not heval)

  • 4. öldürülen kişi akp karşıtı ve gezici

    öldüren kişi ve abisinin şerefsiz, haysiyetsiz, aşağılık birer orospu cocuğu olduğunu gösteren sıçmık.

    dayanamadım, isterseniz şutlayın sözlükten.

  • 5. şaka maka türkiye'nin s.ki tutması

    şaka maka ülkenin babalara gelmesidir. tepede bir şizofren, stepnesinde bir alzheimer'lı, imralı'sında amerikan uşağı terörist bozması, ötesinde işid, berisinde pkk, çakılan turizm, yakılan ormanlar, gümleyen ekonomi, yok edilen doğa, sıfırlanan itibar, o. donuna dönmüş sınırlar, vatandaşın vergisini yiyip vatandaşın malına, canına kasteden suriye'liler, astronomik vergi ödeyen vatandaş, vergi ödemeyen yandaş, ağır tahribe uğratılmış eğitim, güvenlik ve sağlık, islamı paravan olarak kullanan ne idüğü belirsiz hacı hoca takımı, iran'lı pezevenklere protokol uygulanması, istikbali çalınmış bir nesil, hayatları çalınmış emekçiler, paraları çalınmış bir halk, bilimin değersizleştirilip hurafenin dini yaşam tarzı olarak dayatılması, artan şirk, ahlaksızlık, cinayetler, çocuk tecavüzleri, uğur ışılak gibi tiplerin yasama yetkisi olması, ahmet davutoğlu'nun o aksırıncaya tıksırıncaya kadar yediği kahvaltı sofrasındaki tek bir zeytin tanesini çocuğuna veremediği için intihar eden anneler, cinsel tercihi veya yönelimi, mezhebi, inancı, inançsızlığı sebebiyle aşağılanan, yok sayılan, hasta muamelesi gören vatandaşlar, sıfırlanan paralar, deprem fay hattına kurulan nükleer santraller, köylünün suyunu, oksijenini, hayatını yok eden hes'ler, ihaleden birileri cukkalansın diye anasının a.ına kadar döşenen otoyollar, üçüncü köprüler, ırzına geçilen ormanlar, sular, hayvanlar, doldurulan sahiller, kara para aklamak için yapılan camiler, leblebi gibi harcanan gariban şehitler, kafatası ırkçıları, islamo-faşistler, beyinsiz dhkpc'si, maşası, kuklası, satılmışı, soysuzu, uğursuzu, katili, hırsızı, rüşvetçisi, soktuğumun cemaati, her boka ağlayan yavşağı, her boka gülen yavşağı, bir seferde 300 küsür kişiyi toprağa gömen, koca ülkede elektrik arızası yaşatmayı başarmış sakallısı, barajı s.kine göre açıp insanları çoluk çocuk boğan yandaşları ve daha birçoğunu gördükçe ülkece metro turizm'den gidiş bileti aldığımızdan iyice emin oluyorum.

  • 6. periscope'u açık unutup osurarak uyumak

  • 7. bebeği olmuş birine söylenmemesi gereken sözler

    (bkz: gözleri de aynı tüpçü)

  • 8. 25 kuruşa su alıp 1 tl'ye satarak 3300 tl kazanmak

  • 9. iri göğüslü zayıf kadınlar

    caps vermek zorunda hissettirirler.

    caps

    edit: link alıntıdır. orjinal entry için:
    orjinal entry

  • 10. tecavüzcünün canlı canlı yakılma görüntüleri

    tecavüzcü olduğu ne malum dediğim görüntüler. yükleyen kişi başlığa tecavüzcü yazmış ama bunun adı yargısız infazdır, başka bir şey değil. böyle yargısız infazlara, neyin ne olduğunu bilmeden sazan gibi atlayıp: ''oh iyi de yapmışlar'' demenin alemi yok. hele ki ortada farkhunda cinayeti örneği varken.

  • 11. heidi'yi dağa çıkmaya iten sebepler

    yaratıcısı johanna spyri, 53 yaşında yazdığı heidi aracılığıyla, çıplak ayaklı çocuklar gerçeğinin üzerindeki toplumsal sır örtüsünün bir ucunu kaldırmıştır. küçük kahramanı aracılığıyla, doğaya, insanlara, hayata alpler’in öksüz kızının gözüyle bakarken, bütün verdingkinder’lerin çocuk dünyalarına ve duygularına dikkat çekmeye çalışmıştır. heidi, isviçre’nin toplumsal tarihinde hatırlanmak istenmeyen bir gerçeğin simgesidir ve onun çıplak ayakları bugün çocuklara karşı işlenmiş bir suçun yarattığı utancın üzerinde koşuyor. heidi çıplak ayaklıydı; çünkü çıplak ayaklar, erkek ya da kız bütün “köle çocukları” diğer çocuklardan ayıran keskin uçurumun simgesiydi.
    isviçre’nin karanlık yüzü
    isviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalışmaları yasaklandı. ama çocuk sömürüsü için yeni bir kapı açıldı ve isviçre, 18. yüzyılın sonundan 1960’lı yılların başına kadar çocuk emeği sömürüsünün örneğine az rastlanan bir biçiminin uygulama alanı oldu. devlete borcu bulunan ya da boşanan çiftlerin, fakir ailelerin çocukları, yetimler, ailesi cezaevinde olan ya da kendisi suç işleyen çocuklar, devlet ve kilise vasıtasıyla, çalıştırılmak üzere başka ailelerin yanına yerleştirilirdi. ancak 1974 yılında yasayla kaldırılan bu uygulamada, papazların önderliğinde ailelerden toplanan çocuklar çiftliklere kiralık olarak verilir veya şehirlerde kurulan çocuk pazarlarında, dört yaşındaki çocuklar bile, ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak için satışa çıkarılırdı. bu andan itibaren, çocukları arayan, sorunlarını dinleyen tecavüze uğradıklarında ya da işkence gördüklerinde sahip çıkan olmazdı. çünkü toplumun gözünde onlar, suç işleyen, boşanan, fakir düşmüş ailelerinden “kurtarılmış” çocuklardı!
    böylece, ahırlarda hayvanlarla birlikte yaşayan, çoğu kez bir çuvaldan ibaret elbiseleri içinde hemen her zaman aç olan bu çocuklar, toplumsal hayatın olağan, sıradan bir parçası olarak kabul gördü. bunun bir tür kölelik sistemi olduğu idrak edildikten sonra bile, uzun zamanlar boyunca isviçre’nin konuşmaktan dahi kaçındığı bir tabu halinde üstü örtüldü.

  • 12. 5 ağustos 2015 kadıköy fil'de hakaret ve saldırı

    dün gece saat 01:40 civarında kadıköy'de fil adlı mekanda gerçekleşen saldırıdır. arkadaşımın başına gelmiştir. ben de duyunca çok sinirlendim ve olabildiğince çok insanın duymasını, aynı muameleyi görmemek için bu tarz mekanlara karşı bilinçli olmasını istedim. olay arkadaşımın ağzından şöyle gerçekleşiyor:

    "mekana 2 arkadaşımla gittik, bize otururken 45 dk sonra kapatacaklarını söylediler ve biz de birer bira içip kalkacağımızı söyledik. siparişlerimizi aldılar fakat siparişleri aldıktan 5 dakika sonra hesabı getirdiler, biz de 'herhalde son servisi alıyorlar' diye ödedik.

    ödedikten 5-10 dakika sonra 'hadi artık kalkın, bir birayla ne kafası yaşıyorsunuz abi' şeklinde bize laf attı daha sonra mekanın 'sahibi' olduğunu belirten şahıs. ben de kendisine üslubunun hoş olmadığını, zaten halihazırda ödediğimiz bir servisin bu şekilde olmaması gerektiğini söyledim. ardından bu şahıs bize doğru dönüp 'hadi abi sizin gibileri çok görüyoruz buralarda' gibisinden bir laf söyledi. ben de o sırada orada çalışan başka birine dönüp 'zaten kalkacaktık fakat böyle bir terbiyesizliğe gerek yoktu' dedim.

    mekan sahibi bunu duymasıyla birlikte bizim oturduğumuz masayı üzerinde şahsi eşyalarımız da varken (telefon, cüzdan vs) önümüzden kaldırarak almaya çalıştı, eşyalarımızı kurtarmaya çalışırken bardaklar da düşünce daha çok sinirlenip bana 'fahişe, kaşar, kaltak' şeklinde hakaret ederek dükkana girip kepenkleri kapadı. ben de aklıma ilk geleni yapıp polisi aradım -tabii ki de gelmedi- aradan 10 dakika geçmeden kepenkleri açıp üzerime doğru yürümeye başladı. bu sırada yine aynı hakaretler ve 'polisi ara lan', 'sizden mi korkucam', 'senin gibileri her gün görüyorum burada' şeklinde sözler sarfetti. diğer mekancılar 'mekan sahibinin' bana saldırmasını engelledi, ardından adam diğer çalışanlarıyla oradan uzaklaştı."

    bu tarz bir muameleyi görmemek için siz de bu tarz "mekan sahipleri"nin mekanlarını gidip para kazandırmayın. böyle tipler müşteriden de öte bir insanla nasıl konuşulmayacağını bilmeden toplumda barınmayı haketmiyorlar.

  • 13. antalya'da bulunan medusa başının buzlanması

    tam bir gerizekalı olduğum için soğuktan buz tuttuğunu, medusa başının yanından sarkıt ve dikitler oluştuğunu hayal ettim bi an; linke tıklamadan önce. "antalya ve buz tutmak" ne alaka diye düşünsem de hayal gücüm dizginlenemez bi şekilde "toroslarda filan bulundu herhalde" diye devam ediyordu. medusa başının buzlanması değil, medusa başının sansürlenmesi olayıdr. çünkü eşşeğin zikinden dolayı. böyle bi durumun mantıklı açıklaması olamaz kanımca.

  • 14. 500t'de taciz skandalı

    savunmasını okuduğumda hunharca güldüğüm bir adet halk şoförünün yaptığı tacizdir.

    --- savunma ---

    ''o gün otobüs kalabalıktı''
    --- savunma ---

    hangi gün boş ki amk?

  • 15. hamburgerin yanında ayran içmek

    hamburgerin bir nevi köfte ekmek olduğunu düşünürsek çok da absürt bir olay değildir.

  • 16. bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey

    (bkz: incelik)
    (bkz: nezaket)
    (bkz: zarafet)
    hödük her zaman hödüktür.

  • 17. ana babasını huzurevine atan hayırsız evlat

    huzurevinin kendisinin bakabildiğinden daha iyi bakacağına inanmıştır.
    sık sık ziyaret de ediyorsa (mesela haftada bir kez), sıkıntı yoktur.

    şahsen ben ilerde dışkımı tutamaz hale vs geldiğimde donumu oğlumun kızımın değiştirmesini istemem, bu iş için para alan yabancı birinden daha az utanırım ve yük oluyormuş gibi de hissetmem.

  • 18. ekşi sözlük yazarları için faşistlik testi

    tek soruluk muhteşem test.

    faşist misiniz?
    a-) hayır
    b-) evet

    b'ler çoğunluktaysa faşistsiniz.

  • 19. mini şort modası

  • 20. kadınlar parklarda emzirsin mi

  • 21. galatasaray

    şu ana kadar oynadığı şampiyonlar ligi ön elemelerinden sadece 1'ini kaybetmiş takım. (2009)

    1993-94

    galatasaray - cork city 2 - 1
    cork city - galatasaray 0 - 1

    manchester united - galatasaray 3 - 3
    galatasaray - manchester united 0 - 0

    uefa bu eşleşmeden sonra dev takımlar telef olmasın diye seri başı uygulamasını getirdi. (1994)

    1994-95

    avenir beggen - galatasaray 1 - 5
    galatasaray - avenir beggen 4 - 0

    1997-98

    sion - galatasaray 1 - 4
    galatasaray - sion 4 - 1

    1998-99

    galatasaray - grasshoppers 2 - 1
    grasshopers - galatasaray 2 - 3

    1999-00

    rapid wien - galatasaray 0 - 3
    galatasaray - rapid wien 1 - 0

    2000-01

    saint gallen - galatasaray 1 - 2
    galatasaray - saint gallen 2 - 2

    2001-02

    galatasaray - vllaznia 2 - 0
    vllaznia - galatasaray 1 - 4

    galatasaray - levski sofya 2 - 1
    levski sofya - galatasaray 1 - 1

    2003-04

    galatasaray - cska sofya 3 - 0
    cska sofya - galatasaray 0 - 3

    2006-07
    galatasaray - mlada boleslav 5 - 2
    mlada boleslav - galatasaray 1 - 1

    2008-09

    galatasaray - steaua bükreş 2 - 2
    steaua bükreş - galatasaray 1- 0

    galatasaray bu sezon 14. kez şampiyonlar ligi'nde. yalnızca 5 tanesi direkt katılım.

    (bkz: respect)

  • 22. 6 ağustos 2015 trabzonspor rabotnicki maçı

    ahhaha olm bu ne ya, her seferinde edirneyi gecince tokatlanip geliyo anadolu takimlari. ama hala kendimizi kandirmakta bir numara bi ulkeyiz.

    neymis ligin kalitesi cok artmis son zamanlarda, hee bugun hem basaksehir hem trabzon maclarinda gorduk ligin kalitesi hakkaten cok artmis.

    turkiyenin guya 4. buyuk takimi di mi su an oynayan? ben makedonya'da futbol oynandigini yeni ogrendim adamlar trabzonsporu eliyor amk ajsjajsq.

    ayrica turk futbolcular gercekten cok yeteneksiz, hadi yeteneksiz olursun da yine de atletik, guclu olursun o da yok. hadi biraz zeka var mi diye bakiyorsun o da yok. e o yok bu yok ne var amina koyim bu adamlarda da senelik minimum 2 milyon aliyorlar?

  • 23. onur kıvrak

    rabotnicki maçının 90.dakikasında yaptığı hatadan sonra götünden akan tere baraj kurulsa karadenizin elektrik ihtiyacını karşılardı heralde.

    sen güney amerikalı mısın gardaş kesik degaj atıyon.

  • 24. 5 ağustos 2015 suriyeli hırsız yakalamam

    uyrukla hırsızlık eğilimi arasında bağ olmadığını, bunların yokluk, cehalet ve eğitimsizlikten olduğunu yakalayamadıktan sonra hırsızı yakalamanın da bir esprisi kalmıyor. çünkü bunları idrak etmedikçe hırsızlık bitmiyor.

    (bkz: correlation does not imply causation)

  • 25. burak yılmaz

    roma kendisi için doumbia + 7m euro + kolezyumun anahtarını teklif etmiştir.

  • 26. bir kol saatinin 1 milyon tl olma sebebi

    adı üstünde kol saati

  • 27. düğün fotoğrafçısı

    varoş türk gençliğinin son sikicisi. aynı mekanlarda aynı pozlar, oscar adayı hollywood filmi çekiyor edasında deklanşöre basan bir mal, yıllarca bir köşede durup hiç bakılmayacak fotoğraflar. gerdek gecesi sikiş esnasında fotoğraf modası olsa bu kezbanlar onu da yaptırır.

    iktisatta say kanunu her arz kendi talebini yaratır der. koyundan bir farkımız yok gerçekten, sıradışı olalım derken her seferinde klişenin kucağına oturuyoruz.

    havai fişek gösterisini cep telefonu ile çeken adamdan bir farkı yok bu adamın, ikisinin de çektiği fotoğrafa birden fazla sefer bakılmayacak.

    son olarak; başlık altında reklamı yapılan fotoğrafçı sayısı bir yılda evlenecek çift sayısından fazla nerdeyse. tamamının birbirinden başarısız olmasına değinmiyorum bile.

  • 28. intihardan vazgeçiren kitap

    sözlükte alenen yalan söylenerek, yazarı tesadüfen keşfedilmiş gibi reklamı yapılan kitaptır.

    kimmiş bu kitabın yazarı? tolga akpınar
    bu "intihardan vazgeçiriyomuş yaa, yazarını araştırdım meğer neşet ertaş'la aynı topraklarda doğmuuuş" tadında reklam entrysini yazan kim? sinestezi

    hemen bakıyoruz daha önce bu adam hakkında neler yazmış?
    (bkz: tolga akpınar/@sinestezi)

    vay efendim önyargıyla yaklaşmış da ama sonradan okuyuvermiş, bir de ne görsün, meğer yazarı neşet ertaş ile aynı topraklarda doğmuş.

    ekleme: başlık sahibi daha önce tolga akpınar hakkında yazdığı entrylerin bir kısmını silmiş. ilk entrydeki "meğer neşet ertaş ile aynı topraklarda doğmuş" cümlesini de silmiş tabi.
    ekran görüntüsü 1
    ekran görüntüsü 2
    ekran görüntüsü 3

  • 29. uefa ülke puanı

    beşiktaşlılar yavaştan başlamış bu sene de ülke puanını biz artıracaz yea demeye.

    gören de sanki her sene şampiyonlar liginde yarı final oynuyor mübarekler. geçen sene 12bin puan toplamış beşiktaş. galatasaray ve fenerbahçe ise 12/13 sezonunda 24biner puan toplamış. sonraki sene ise galatasaray 16bin puan toplamış. geçen sene prandelli faciası ile 6bin puan toplamış. ama sorsan beşiktaş kurtarıyor ülkemizi. son beş senede 26bin puan toplayan takım ülke puanımızı uçuruyor ancak 51bin puan alan takım maalesef bizi rezil ediyor. neyse bu sene ilk 5 haftada namağlup şampiyon olursunuz yine, sonradan şampiyonlar ligi lütfen demeye başlayıp, en son da şerefli üçüncülükler sizi mutlu eder artık.

    istiklal marşı ve kapanış.

  • 30. türkiye'nin en iyi enstrümanistleri

    elektro gitar - erkin koray'a kadar küfretmeden okuyabildiğim liste. sonrasını duymak istemezsiniz.
    gür akad'a takılır, yavuz çetin'e toslayıverirsiniz.

    katkıda bulunmak açısından da;

    klasik kemençe: derya türkan

  • 31. vitor pereira

    ben galatasaraylıyım dolayısıyla trollediğimi düşünen çıkacaktır belki ama ben ciddiyim.

    siz manyak mısınız? bu ülkedeki 3 büyük takımın da hayali olan shaktar' a(her takım shaktar veya porto olmak istiyor ya hani) elendiği için eleştirilir mi yahu bir teknik direktör? bir düşünün bakalım turu fener geçseydi ukrayna basını lucescu ve shaktar' a neler derdi diye.

    bir maçtan adamın ne olup ne olmadığını anlamış hemen izleyiciler de, kendine yorumcu diyen cahiller ordusu da. bu takım 4-4-2 oynamazmış. galatasaray 4-4-2 ile şampiyon olurken fenerbahçe tek forvet mi oynarmış diye eleştiriliyordu fenerbahçe. şimdi adam çift forvet oynuyor bu kez de bunun için eleştiriyor aynı kişiler. neden? çünkü tek ilgilendikleri şey skor. yahu daha bir maç olmuş, vallahi yazıktır, günahtır.

    inanın beni çok ilgilendirmez, hatta fenerbahçe ve beşiktaş' ın kötü olması işime gelir. ama bugün size yarın bize. bıkmadınız mı bu aptallar ordusu tarafından hocanızın, oyuncularınızın, takımlarınızın eleştirilmesinden. yani biz de eleştiriyoruz tamam, ama sadece şunu düşünün. basketbol takımları yorumlanırken kaan kural' dan, murat muratanoğlu' ndan filan bir koç hakkında ''basketbolu bilmiyor'' ''bu takım alan savunması ya-pa-maz'' ''bak hoca, bu takım iki uzunla oy-na-maz'' gibi yorumlar duydunuz mu hiç? tüm yorumları koçun ne yapmak istediği üzerine ve bunun neden olmadığı üzerinedir.

    futbol yorumları nasıl? skora bak, kaybetmiş, o zaman salla gitsin; ''o orada oynamaz'', ''bu böyle oynamaz'' e o zaman nasıl oynaması gerekiyorsa geç takımın başına sen oynat abi, sen ele shaktar' ı eleyebiliyorsan. önder özen' i gördük kasımpaşa' da. oğuz çetin' in hocalık kariyerini, fenerli arkadaşlar benden çok daha iyi bilirler. bülent korkmaz futbolcu olarak hala efsanemdir, yolda görsem önünde eğilirim ama hocayken kanat atkaya' ya şu cümleyi yazdırmış adamdı ''hocam lütfen şu kewell' ı oynat. zaten herkes kötü oynuyor bari bırak kewell kötü oynasın''

    yapılan tüm yorumlar saygısızca. bunu ansıl göremez, bunu nasıl bilemez. niye göremesin yahu? bilgin gökberk zico için demişti; ''zico bloklar arasındaki mesafeyi göremiyormuş. ya o göremese yardımcısı görür, o göremese futbolcular görür uyarır. hiçbiri olmadı brezilya konsolosluğundan arayıp söylerler, ya seni bu akdar eleştiriyorlar şu bloklar arası mesafeyi kapat diye''

    sevgili fenerbahçeliler bu adam iyi hocadır kötü hocadır bilemem. inşallah da kötüdür o ayrı ama bir insan shaktar' dan 2 maçta 3 yedi diye kötü hoca olamaz, bunu biliyorum. bugün bir eşleşmede 3 büyük takımımızın hocaları ve kadroları birleşse yine shaktar' dır o turun favorisi, bu da bu kadar net. öyle 3 transfer yapılınca avrupa takımı olunsaydı psg, manshester city olurdu. adamlar götlerini yırtıyorlar şampiyonlar ligi şampiyonluğu için ama daha yarı finali göremediler sanırım. hani bizim dilendiğimiz, gelse tek başına bizi gruptan çıkartır dediğimiz ibrahimoviç var ya, o önce psg' ye yarı final oynatsın, sonra belki tek başına bizi gruptan çıkartır. kolay mı lan bunlar bu kadar? para lazım, tecrübe lazım, kalite lazım, ekol lazım, sistem lazım... biz biraz para harcadık mı hemen olacak sanıyoruz, e sen harcıyorsun da karşıdakiler harcamıyor mu?

    he kendimle ilgili de şunu ekleyeyim; sevgili hamza hoca. umut bulut yerine sinan' ı kadroya almazsan yukarıda yazdığım her şeyi yutar çok pis saydırırım. saygılar.

  • 32. mhp'lilerin iq seviyesi

    nepal'de doğduğu ve nepalli bir budist olduğu için bundan gurur duyan ve bu nedenle her gün buda'ya şükreden, bütün ülkelerin nepal'e kötülük yapmak için çalıştığına inanan, "nepallinin nepalliden başka dostu yoktur" şiarını benimseyen, ortalama bir nepal vatandaşı ile hemen hemen aynı seviyededir.

  • 33. bim vs şok

    orospu cocuklarini ortaya cikaran karsilastirma!!!!! ... her konuda kavga ediyoruz bunda neden etmeyelim.

  • 34. bursa'da tırın karıştığı kazadan sağ çıkan 7 kişi

    netlog lojistik aracının sahibinin diğer araçlar ile aynı hızda gittiği ve asıl suçlunun kazadan götü kurtaran aracın şoförü olduğu apaçık ortadadır. yaw arkadaş siz nasıl gerizekalı insanlarsınız yaw. hiç mi sende trafik bilgisi yok. neden ceza alsın lan adam düz yolunda giderken önüne kıran adam yüzünden. mal mısın olm sen.

  • 35. 18 ağustos 2015 real madrid galatasaray maçı

    lan oğlum bari bırakın da şu hazırlık maçlarını fener oynasın ya, adamlar hasret lan(:

  • 36. sabire meltem banko'nun sözlükte alacağı nick

    yoktur. çünkü nick denen nane yazmaya yarar. kendisi habire siliyor.

  • 37. prison break

    --- spoiler ---

    michael scofield'ın cehennemden kaçışını anlatacak bu sefer sanırım.
    --- spoiler ---

  • 38. güneşin kızları

    --- spoiler ---

    çatıya çıkmış gibi değil de sanki birinin rüyasına girmiş gibi görünen nazlı ile korkutan dizi.
    --- spoiler ---

  • 39. ömür gedik

    çocuğuna acıdığım kadın.

    bugun yazdığı köşe yazısını çocuğu 20 sene sonra arşivlerden çıkarıp okusa ve annesinin memelerini sadece cinsel obje olarak gördüğü için 2 ay sonra emzirmekten vazgeçtiğini öğrense sanırım feci koyar. yani bir anne düşünün yeni doğmuş çocuğunun her ihtiyacını karşılayan memelerini çocuğuna vermekten vazgeçip sadece cinsellikte kullanma kararı veren bu yetmezmiş gibi bunu bir köşe yazısı olarak kullanıp emziren anneler için yer belirleme gafletine düşen, kadınların emzirdiği yerler hakkında yorum yapabilen. benim için çocuğunu doğurup tuvalette boğan kadından bir farkı yok bu paçavranın.

  • 40. oscar cardozo

    gerçek cardozo öldü arkadaşlar, yerine oynayan flash tv sunucusu yalçın çakır'dır.

  • 41. teknoparklara girmiş asalak şirketler

    a kredisi, b teşviği c hibesi ile ilk iş gidip mercedes alan anadolu çomarının kurumsallaşmış hali olan şirketler.

  • 42. türkiye'deki cinsel açlığın sebebi

    türkiye'deki cinsel açlığın sebebi kadının da sevişmekten zevk alabileceği ve bunu sadece doğurmak ya da kocasını memnun etmek için yapması gerekmediği gerçeğini kabul etmemektir. bak partneri sevgilisi ya da erkek arkadaşı demiyorum kocası diyorum. kadın sevgilisiyle sevişemez zaten türkiye vatandaşı mantığına göre. onu geçeceksin bir kere...

    erkek için ihtiyaçtır seks kavramı. bu öğretilir kadına türkiye'de. kadın evlenene kadar saklamak zorundadır kendini kocasına sunulmak üzere. bastırıla bastırıla cinsellik mi kalır sonrasında. kadın kocası olunca vazifesini yerine getirir, tatminsiz kocalar, hayatında hiç seksten keyif almamış kadınlar her yerde. en ben modernim diyeni bile konu kadına gelince dengesizleşir, ne modernliği kalır, ne özgür dünya görüşü.

    seks kötü gösterilir kadına, uzak durulması gereken bir nesne. aman diyim kızım uzak dur sen diye büyütülür kadın. sonra neden türk kadını rererö. kadın kadınlığından utandırılır, sevişmekten uzaklaştırılır sonra yine kadın suçlanır.

    bu böyle devam ettikçe de açlık devam eder gider bu ülkede.

  • 43. thy'nin fenerbahçe'ye sponsor olması

    iyi ki ulker sponsor olmamis. ulker olsa futbolcularin senelik biskrem masraflarini karsilardi.

  • 44. kemiksiz para kazanan meslekler

    (bkz: torbacı)

  • 45. dört saatten çok uyuyorsanız mühendis olamazsınız

  • 46. türk tipi iş yapma rehberi

    iş türkiye'de yapılıyorsa başlık altına entry döşeyerek oluşturmaya çalışmanın gereksiz olduğu rehberdir.

    türkiye sınırlarında yapılan her iş köylü kafasıyla yapılır. yani problem günü kurtaracak şekilde çözülür. yarın düşünülmez. sonraki zamanlar için bir kılavuz hazırlanmaz. bilgi birikmez ve sonraki nesle aktarılmaz. çocuk yetiştirmede de şehir kurmada da bu böyledir. köyde de böyledir akademide de böyledir.

    sokakta elimizi sallasak mühendise çarpar ama bu kadar mühendisin olduğu memlekette kimsenin mühendis kafasıyla iş yapmaması da ilginçtir. bunun sebeplerini arayıp çözmek yerine "zaten göçebe millettik sonra da araplaştık ondan böyle" diye mıymıy bbg eray muhabbeti çevirmek herkesin kolayına gelir.

    kısacası, burada yaşamaya devam eden insan bu şekilde iş yapar. ortama adapte olur. yoksa hayatta kalamaz. gidenler gider. gitmeyenler de delirmemek için vitesi boşa alır. kalanların bir kısmı da hayatını psuedo-idealizm çerçevesinde başkalarının kafasını ütülemeye adar. bu hikaye böyle durmadan dönee duruu.

    bunları bu durumdan muzdarip olduğum için yazmıyorum. sonuçta miras yiyen bir gözlemciyim.
    bence siz de do not read the fucking manual. çünkü su yolunu bulur. suyun yanına köy kurulur.

    amen.

  • 47. erkeklerin yedekte birçok kız tutması

    gayet mantıklı bir harekettir.

    kadınlarda sürü psikolojisi erkeklere nazaran çok daha kuvvetlidir. diğer kadınların beğendiği erkekleri otomatikman begenirler. bir nevi "barajı geçmiş" muamelesi yaparlar.

    erkekler ise daha rekabetçidir. kolay kolay diğer erkeklerin fikirlerini kabul etmezler, önce sosyal hiyerarşiyi netleştirmeye, kim besin zincirinin neresinde duruyor anlamaya çalışır, sonra genellikle lideri-alfa'yı takip ederler.

    özetle kadınlar diğer kadınlarla hemfikir olmaya daha meyillidir. yanında güzel kadın bulunan erkeklerin ilgi görmesinin sebebi budur. "kız arkadaşlar"ın begenmediği erkeğin şut yemesinin de sebebi budur.

    diğer yandan tek seçeneği kendisi olan kadın erkeğin sadakatine kıymet vereceğine "lan bi ben mi enayiyim bu adamı begeniyorum..." gibi bir şüpheye girecektir.

    erkeğin zaman zaman "merak etme, ben başka kadınların da arzuladığı kıymeti olan bir insanım, sen de benimle vaktini gençliğini enerjini boşa harcamıyorsun" mesajını vermesi ve eşini/sevgilisini rahatlatması gerekmektedir.

    işin komiği bunu da ancak başka kadınların kendisiyle ilgilendiğini göstererek ispatlayabilir. diğer bir deyişle erkek kadınını mutlu etmek istiyorsa başka kadınlarla olan diyaloğunu kesmemeli, flört etmeli, şakalaşmalı, muhabbetini ilerletmelidir.

    hatta daha ekstrem bir senaryo anlatayım, erkek kadını aldattığı zaman bile "demek ki bu adam, evli/sevgilisi olduğu halde başka bir kadını sekse ikna edebiliyor, handikaplarına rağmen kızları tavlayabiliyor, demek ki bu adam bırakılmayacak kadar kıymetli ve yüksek statülü bir erkek" mantığı kurarak - mantık kurarak dediğime bakmayın, kadın mantık kurmaktan çok bunu böyle hissedecek, sonra bu hislerini meşrulaştırmak için rasyonalizasyon yapacaktır - erkeğini affedecektir.

    erkek açısından kadınlardan ilgi görmesi gururunu okşayacak ve self-worth ya da kabaca türkçe tabiriyle "kendi değeri"nin yüksek olduğunu kendine ispat edecek ve erkeği daha özgüvenli ve mutlu yapacaktır. burada bir pozitif feedback mekanizması vardır.
    erkek kendini daha özgüvenli ve yüksek değerli hissetikçe ve etrafına bu şekilde (özgüvenli, koruyucu, problem çözücü, iş bitirici) davrandıkça eşi/sevgilisi kendisine ona göre davranacak - daha toleranslı, saygılı, şefkatli ve arzulu olacak, ve ilişki daha mutlu olacaktır.

    özetle evli ya da uzun dönem ilişkisi olan erkeklerin kıçını kaldırıp spora gidip göbeği eritip kıyafetlerine dikkat edip eşi/sevgilisi harici kadınlarla da muhabbet kurması ve ilgilerini çekmesi, ortada herhangi bir aldatma olmamasına rağmen herkes için faydalı bir durumdur.

    kesin bilgi yayalım.

  • 48. gülben ergen'in göğüs uçları

  • 49. depresyondaki sevgiliyi mutlu etmenin yolları

    psikiyatrist, psikolog, aile hekimi*, genel cerrah*, nörofizyolojist*, vb. arkadaşlara danışarak bulunabilecek yollardır.
    ekşi sözlük olarak bu tür bir hizmet vermemekteyiz. ilginize teşekkür eder, iyi uçuşlar dileriz.

  • 50. türkçe dilbilgisi takıntısı olan ruh hastaları

    yok arkadaş. alt tarafı üç beş dilbilgisi, yazım kuralını öğrenemeyen adama saygım yok. sorun hata yapmak değil kesinlikle, hatasıyla gurur duymak. dili etkin kullanmak bu kadar zor bir şey değil, sadece biraz dikkat istiyor. sonra gelsin "hede hödö"ler, "dedirten başlık"lar, "dediğim durum"lar.

    cahil insan bir yere kadar tehlikeli ama asıl korkulması gereken cehaletinden memnun olanlar.