debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi 12.09.2017

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. dindar nesille çağ atlanabileceği gerçeği

    kemalizm'e bok atacağına dindar nesille nasıl çağ atlanacağını anlatsaydın keşke. başlık açmışsın ya hani.

  • 2. bir kız bir erkekle ilgili olmayan türkçe şarkı

    ismail türüt - adam var

    iki erkek arasında geçer.

  • 3. aldatmayan erkeğin olmaması

    aldatmayan erkek vardır. aldatmayan erkeği çekici bulan kadın yoktur.

  • 4. tolga çevik'ten eşine duygusal mesaj

    adam çıkıp "kadın dediğin çocuğuna kendi bakar" filan dememiş. müteşekkir olduğu konuları sıralayıp güzel bir teşekkür etmiş. eşinin bu mesajdan çok mutlu olduğuna eminim, size ne oluyor yahu ?

    bir tweet vardı, "bunlar ekşi sözlük'te biri espri yapınca seksist mi değil mi diye 10 gün tartışıp sonra gülüyolar" diye. ekşici olmama rağmen katılıyorum. fazla kasıyosunuz sanki.

  • 5. parlak beyinlerimizi batıya kaptırıyoruz

    parlak beyinlerin çıktığı okulları kişisel hırslarınızın kurbanı yaparak değerini düşürdünüz. bütün süper liseleri anadolu lisesi yapıp imam hatip dönemindeki içten ezikliğinizi bastırdınız. o dönemlerden çok net hatırlıyorum anadolu lisesi'ni yeni kazanmıştım yaşça benden büyük mahalleden bir imam-hatipli abimiz "bu anadolu liselerinin topunun temeline dinamit koyacan ha" demişti. onun da büyük abileri yönetime gelince farklı bir şekilde koydular. okulları kapatmadılar lakin normal okulların hepsini anadolu lisesine çevirdiler.

    sonra o parlak çocuklar yerine kendi ortaklık yaptığınız adamlarla beraber soruları çalarak sınavlarda kendiniz için yaptığınız sistemle (!) puan aldırdınız.

    sonra mülakatlarda o parlak çocukların önüne her türlü seti koydunuz. sizden mi değil mi diye araştırdınız. yetiştirdiğiniz üniversite öğrencilerine bu arkadaşlarının cumaya gidip gitmediğine kadar sordunuz.

    özelde kitte kendinize bağladığınız kurumlarda o parlak beyinlerin puanlarını gördüğünüz için sınav sonuçlarını açıklamadan sadece kazanamadınız diye mail gönderdiniz. defalarca maille puanları sormalarına rağmen bu sınavlara giren insanlar cevap alamadılar.

    parlak beyinleri her türlü ayrıcalığa rağmen geçemeyen bu arkadaşlarınıza saçma sapan kadrolar uydurdunuz.

    yetmedi güya burada beceremediklerini söylemek yerine zulüm gördüler diye avrupa'nın belli yerlerinde öbekleşen orda da bir halt edemeyen beyinlerinizi thy başta olmak üzere kadrolara yerleştirdiniz.

    kadrolara yerleştirdiğiniz sizin beyinler bilgisizlikleri yüzünden kalan az sayıda parlak beyni de söndürdü küstürdü.

    sonra artık oturacak koltuk kalmayınca birbirinize düşüp kandırıldık dediniz konuyu kapattınız.

    o parlak beyinler ise yılmadı, savaştı, kadro için maaş için el etek öpmediler, bu süreç geçici zaten deyip dünyanın neresinde olursa olsun emeğiyle ekmek kazanmaya gittiler.

    parlak beyinlerin yer yurt edinemediği yerde liyakatı olman uzmanlık nedir bi haber hemşehriler konsensüsü her şeyin içine etti. marka çaldılar, proje çaldılar, gelişime engel oldular.

    bizzat içinde olduğum bir proje belediye tarafından uzun vadeli bu işe yaramaz denilip teşekkür ettiler sonra bir baktık televizyonlarda evirip çevirdikleri projeyi kendileri yapmış gibi sundular.

    bizzat bir ortaokul mezunu cuma kaçırmayan genel müdür yıllardır çalıştığı yere marka bulamadı lakin arkadaşlarımın ekibiyle anlaşıp 4 günde bulunan markayı kendi bulmuş gibi anlatıyor mutabakat yapmamak için 55 yaşındaki müslüman kardeş köşe bucak kaçıyor.

    parlak beyinler yerine iş verdikleri sosyoloji 3. sınıf terk adam kendini geliştirmiş bir yazılımcı olabiliyor ama yazılım mühendisliği okumuş biri bunların gözünde ukala ego sahibi bir insan oluyor.

    kamusundan özeline batak halinde memleket, bu memleketin çocukları bu tiplerin yüzünden nefes almak iyi yaşamak için gittiler. kaçmadılar hepsi memleketini seven çocuklar bu parlak beyinler sadece artık beyinsizlere dayanamıyorlar.

    haydi artık meydan tamamen sizin üretin, doları düşürün, euro'yu düşürün, icat çıkarın mucit çıkarın. haydi ver mehteri iç hoşafı fethet avrupa'yı...

  • 6. halil sezai'nin babası öldüğü gün konser vermesi

    vicdansız bir muhabir tarafından yazılmış haberle öğrendiğimiz durumdur.

    yazmış ki; konserden önce babasının hayatını kaybettiğini öğrenen halil sezai, programını iptal etmeyerek hayranlarını eğlendirdi.
    konser verdi değil, sevenleriyle beraber oldu değil, şarkılarını söyledi değil, eğlendirdi.

    eğlendirdi.

    eğlendirdi kelimesini özellikle kullanıyor ki okuyanın zihninde eller havaya durumları canlansın, babası ölmüşken soytarılık yapan halil sezai'ye daha bir iç rahatlığı ile sövsün okuyucular, içlerindeki irinleri boşaltacak kanalları daha bir genişlesin, güldür güldür aksın pislikleri.

    edit: sinirimizden başsağlığı dilemeyi atlamışız, allah halil bey'e, sevenlerine sabır versin.

  • 7. ekşi sözlük kara çarşaf başlığındaki rezalet

    başlığı açan mağdur kardeşin türkiye'de laikliğin tutmama sebepleri başlığındaki entry'sini okumakta fayda var:

    islamın kendi şer'i yasalarının dışında yasa kabul etmemesindendir.

    türkiye'deki müslümanların oranı -en kötü ihtimalle- ekseriyete dayanıyor. sen geneli müslüman olan bir ülkede "laiklik" ve "demokrasi" gibi beşeri akımları en fazla bu kadar aktif kılabilirsin.

    bilinçli bir insanın ise hem müslüman, hem de laik olmayacağı da bizatihi açıktır.

    ayrıca bırakın "laiklik dinsizlik değildir" ayaklarını.

    laiklik gayet dinsizliktir.

    bir müslüman dinle siyaset, dinle hukuk, dinle ahlak arasında ayrım olduğunu kabul ederse, islam peygamberiyle başlayıp bu güne gelen islam tarihinden kopar, islam şeriatını ihlal eder. reddetmiş olur.

    hasta oluyorum arada kalıp arafta sürünen müslümanların, islamı yaşadıkları/yaşamak istedikleri dine yamama çabasına.

    kimse kafana silah dayamıyor be arkadaşım.

    delikanlı ol la az, eğilip bükülme.

    (bkz: #70696792)

    "laiklik gayet dinsizliktir" diyen bu zat kara çarşaf üzerinden dini değerlere hakaret edildiğini iddia ediyor. buna mukabil bir tane bile done sunamadan ağlıyor. kara çarşafın dini değer olduğu da nerede tasdik edilmiş. ayrıca türk ceza kanunu'nun 125. maddesinin göre, bir söz, yazının veya resmin hakaret suçu sayılabilmesi için, onun doğrudan doğruya birisini hedef alması, en azından hakaret içeren davranışın birisini hedef aldığının tespiti gerekir. mağdur olunan başlıkta kara çarşaf üzerinden biri hedef alınmış mı!

  • 8. 10 eylül 2017 reza zarrab'ın salıverilmesi

    şimdi bir de türkiye'ye göz dağı veriliyormuş da yok efendim abd'nin elinde kozmuş da türkiye'yi tehdit ediyormuşcular türedi.
    bize mi sordunuz lan rüşvetleri yerken? yemeseydiniz aç köpekler vermeseydiniz o kozu, koskoca ülke iki bakan bir de baş yüzünden tehdit ediliyor kimse de çıkıp bir şeyler söylemiyor vay amk düştüğümüz duruma bak. teknik detayları çok bilmiyorum ama bari bi bok yiyosunuz adamların bankasını, para birimini vs kullanmayın, euro olarak yeseydiniz yavşaklar. kan alırlar işte böyle kamiller.
    çok eminim şimdi o adı karışan suçluların gözlerine uyku girmiyordur. beter olun amk, çekirdeğimi aldım bekliyorum.

  • 9. şahane bir hafta sonu için gerekli üç şey

    otomobil,çadır ve güzel bir rota.

  • 10. quaresma'nın ali palabıyık'a attığı dirsek

    melonun alakasız bir twit yüzünden 4 maç aldığı bir ligde kendisine en az 7 maç ceza gelecektir.

    "şeref" bunu gerektirir çünkü.

  • 11. kuşadasılı mı kuşadalı mı sorunsalı

    (bkz: sevgili zeytinburunlular)

  • 12. ekşi itiraf

    itiraf, bir gün burayı ağlama duvarı olarak kullanacağımı düşünmezdim.

    ama şu an o kadar mutsuzum ki, mutsuzluğumu bir yerlere kazıyasım geldi. günlüğüm yok, o yüzden burayı günlük gibi kullanacağım. kimseyle konuşup meramımı anlatasım da yok, konuşmak için ekstra güç harcamam gerekir. şu an bunu yapmak istemiyorum, dün en yakın arkadaşlarımla yeterince konuştum. bugün yazarak ifade etmek istiyorum kendimi.

    hayatımın en kötü haftasonlarından birini geçirdim. hayatımın son 10 yılı ile vedalaştım. en güzel anlarımı, tatillerimi, düğünümü, seyahatlerimi, anılarımı koliledim, paketledim, raflara kaldırdım dün.

    boşanalı epey zaman oldu, ama vedasını yeni yaptım. dün yaptım.
    biz sandık ki hep birbirimizin hayatında olacağız, evliliği sürdüremesek de sandık ki bazı şeyler hep baki kalacak. dünya döner, bir şeyler değişir ama biz değişmeyiz zannettik.
    bir şeyler değişti, bu gerçek ayrılıkları getirdi. tamam üstesinden geldik, birbirimizi azad ettik artık herkes kendi yoluna gidebilir diye düşündük.

    dün eşyalarımı almaya eski evime gittim. hayatımın 10 yılını toplamaya gittim yani. eşyalarımı aldım ama tüm anılarımı ve ruhumu orda bıraktım. gerçekten ruhumdan bir parça sanki orda kaldı.
    toplanırken her yaptığım kolide bir fotoğraftan siliniyormuşum gibi hissettim. eternal sunshine filmindeki gibi.
    gün sonunda içinde benim olduğum tek bir fotoğraf kalmamıştı sanki.
    düğünde tek dansetti, tatillere yalnız gitti, yalnız yaşadı o evde, yalnızdı 10 yıl boyunca yaptığı her şeyde sanki.
    anılarım benden alındı tek tek dün. bir insanın başına gelecek en kötü şeylerden biri anılarından vazgeçmek.

    kendi ellerimle hiç dokunmamış olduğu çerçeveleri boşalttım, fotoğrafları çıkardım. yastığım bile aynı duruyordu, ona dokunamadım.

    dünün üstünden 24 saat geçti. birkaç saat önce bir mail aldım ondan. uzunca bir mail. ayrılık sonrası atılan devasa mail başlığındaki gibi uzun.
    10 yılımızı yazmış bana, yabancı gibi mail atmış. arayamamış, yazamamış. mail atmış.

    ağlamaktan içim dışıma çıktı sözlük. zaten göz kuruluğu var bende, cayır cayır yanıyor gözlerim. bunu bile tahmin etmiş, yazmış.
    unuttuğum ne kadar detay varsa karşıma çıktı okurken. unuttuk dediğimiz hiçbir şey unutulmamış aslında.
    hayat ne acayip.

    demiş ki, evlilik yolunda gitmemiş olabilir biz sevgili olmayı becerememiş olabiliriz. senin hataların var benim hatalarım var. ama neden bizim birbirimizin hayatında olmamamız gerekiyor? bana senden yakın mı var demiş.
    doğru dememiş mi? bence doğru demiş.
    ama hayat öyle değil. evlilik bitince kalamıyorsun işte orda, veda ettiysen vedanın vedaya benzemesi gerekiyor.
    dost kalmaya izin var mı? yok bence.
    bir kere boşandıysan artık sadece o iki insanın tasarrufunda olmuyor sanki olay.

    bu durumda, yola devam edeceksin, ama yol tuzaklarla dolu. az hatayla ve az yarayla ulaşmaya çalışmak gerek denize.

  • 13. selçuk inan'ın gomis'e pas atmaması

    burak yılmaz'a bu şekil 40 kere gol attıran adam, gelip şu pası atamadı. bulup başlık açanın eline sağlık.

  • 14. selçuk inan

    antalyaspor maçında yine karaktersizliği gözler önüne sermiş, yüzüne tükürme isteği uyandıran "futbolcu".
    bütün takım kötü oynadı diyenler haksızlık yapıyor. bu akşam antalyaspor yapması gereken herşeyi yaptı. fakat galatasaray alternatif üretmedi. bu durumun en büyük sorumlusu igor tudor'dur. yanlış anlaşılmasın hoca değildir ve gitsin takımın başından diyen arkadaşlardan değilim. kendisinin taktisyen yönleriyle ön plana çıkan bir teknik adam olmadığını aksine takım planlaması yapan bir teknik adam olduğunu düşünüyorum. o yüzden de kendisine desteğim devam etmekte. ama, bu karaktersiz selçuk'un yıllardır yaratılan öyle bir ağırlığı var ki tudor kendisini selçuk'u kazanmak zorunda hissediyor gibi geliyor bana. bahsi geçen karaktersizin ise sadece sabit ücretini ve fırsat olursa gol primini kazanma derdinde olduğu da ortada. frikik veya penaltı olduğu an hemen topun başında bitmesinin sebebi de bu. o yüzden de igor tudor'a bu adamdan kurtulması için cesaret vermeliyiz. gerekirse oyuna girdiğinde ve topu her ayağına aldığında ıslıklanmalıdır. kimse koca bir camiayı salak yerine koyamaz. hatasını telafi etmek yerine sakat numarası yaparak hatasını başından savmaya çalışan bir karaktersiz bu formayı giyemez.
    edit:imla.

  • 15. aşti'deki taksiciler

    herşey tartışılır, şu tartışılmaz:

    (bkz: orospu çocuğu taksici)

  • 16. müzik dersinde salavat ve ilahi öğretilmesi

    normal ve olması gerekenmiş. türk müziği usulleri ve dini müzik öğretilecekmiş. ben sana ne olacağını söyleyeyim. o millete yutturmak için söyledikleri türk müziği usulleri falan ilk planda terk edilecek ve sınıflarda ilahi ve salavat koro halinde söylenmeye zorlanacaktır. bunun almanya ile ya da fransayla ilgisi yoktur. "türkiye laikliği" ayrımcılığı engellemek için tek çaredir ve bu düzenleme laikliğe yüzde yüz aykırıdır. alevi vatandaşlarımızın dini müziği olan deyişleri de ilave et görelim bakalım ne kadar samimisin. öğret bakalım pir sultan abdalı ve yaşam felsefesini.

    bu işin boku çıkmaya başladı. bunların anlamı halkı açık bir şekilde tahrik etmektir. başka bir dertleri yok.

  • 17. diş ipi

    diş problemlerinden çok çekmiş biri olarak yazıyorum, diş ipiyle temizlik neredeyse her gün yaptığım rutin bir işlemdir.

    diş ipleri biraz zahmetli oluyor. 1-2 yaptıktan sonra insanın ugrasasi gelmiyor. arkalardaki dişlere ulaşmak çok zor geliyor.
    manner science marka kanca şeklinde diş ipi alıyorum. yalnizca migros ta var. paketi 8-9 lira falan. bazen indirime giriyor 5 liraya alıyorum. evde her zaman bulunduruyorum. bütün dişleri tek tek temizliyorum. tavsiye ederim. et ve lifli gıdalar yedikten sonra deneyin arkalardan ne yemek parçaları çıkıyor görünce şaşıracaksınız. temizlemezseniz gece o parçalarla uyuyorsunuz. ağız bakteri yuvası oluyor. bahsi geçen diş ipi

    bir de bunların tırtıklı çubuk gibi olanları var. rossmann da bulabilirsiniz. o da diş diplerine tırtıklı şekilde girip temizliyor. onu da ayda 1 falan yapıyorum. şuna benzer bir şey bu

    bu kadarını yapıyorsanız bir tavsiye daha vereyim. dişleri fırçaladıktan sonra dilinizi de fırçalayın. inanılmaz ise yarıyor. ağız kokusunu inanılmaz azaltıyor. (ağız kokusu hala varsa ve dilinizden beyazlık varsa dil mantarı olabilir. kontrol ettirin)

    bunlarla uğraşmak istemeyenler braun oxyjet diş duşunu kullanabilirler. o da zamanın ötesinde bir icat. 200-250 lira arası güncel fiyatı. şurada var.

    1-2 ayda bir de andorex boğaz spreyi kullanıyorum. bogazimda biraz sızı hissedersem hemen sıkıyorum. ağız ve boğaz sağlığı için süper bir sprey.

    bunlara ilaveten tuzlu su ile gargara yapmak ağız sağlığı açık yaraların iyileşmesi ve mantar oluşumunu engellemek için birebirdir.

    2 yıldır bunu yapan biri olarak net söylüyorum 2 kış boyunca hiç hasta olmadım. bademcik vs şişmedi. bazen kışın hasta olmadan bitkin olduğum olurdu. bu artık yok. bence ağız sağlığı=beden sağlığı net...

  • 18. 6000 liraya satılan suriyeli çocuklar

    ülkemizin yine yabancı basında, gururla yer almasını sağlayan haberde konu olan çocuklardır.

    https://www.thetimes.co.uk/…ide-in-turkey-tgpbgx9m6
    https://twitter.com/…abet/status/906787317393784832
    http://t24.com.tr/…-liraya-satiliyor-iddiasi,437759

    bu tip haberlerin yurt içinde hiç yapılmaması gerçekten çok enteresan. bu kadar iğrenç bir durumu haber yapmaya değer görecek hiç kimse yok mu bu ülkede? whatsapp'tan vatandaşın gönderdiği saçma salak videoları toplayıp haber diye sunmak mı sadece habercilik? ya da gazetecilik sadece 3. sayfa haberleri yapmak mı?

    haberin içeriğine gelip buradan biraz farkındalık yaratmak gerekirse;

    haberde suriyeli 18 yaşından küçük kız çocuklarının, ailelerinden para karşılığı satın alınarak, ikinci eş olarak nikahlandığı, daha sonra bu iğrenç adamların 'sıkıldığı' zaman bu çocukları boşadığı anlatılıyor. tabi burada dikkat çeken nokta, bunu yapan iğrenç heriflerin, 'sözde günaha girmiyor' oluşu. adam kanundaki açığı kullanır gibi, dini nikah yapıp, bütün pis işlerini gerçekleştirip, sonra da bir iki ay sonra boşanıyor.

    sonra 5-6 bin daha verip yeni bir çocuk satın alıyor. yazarken bile insan iğreniyor. haberde dikkat çeken diğer bir durum da, çocukların sipariş üzerine özel şekilde bulunması. haberde bir adamın 'yeşil gözlü, beyaz tenli, uzun ve 17 yaşından büyük olmayacak' bir çocuk sipariş ettiği yazılıyor.

    saçma sapan 'yahu 21. yüzyılda böyle şeyler olur mu ' romantizmine gerek yok. böyle şeyler malesef dünyanın dört bir yanında, gelişmemiş coğrafyalarda oluyor. ama bize 'hala' bu kadar yakın yerlerde oluyor oluşu, sözde 'süper, hak din, hoşgörü dini, temiz ahlak dini' islamiyetin olduğu yerlerde oluyor oluşu, ve bu tip olayların azalmasını geç, yüksek bir hızda artıyor oluşu insanı düşündürüyor, kahrediyor.

    burada bence en önemli şey, temel ahlak kurallarının oturmamış olması. insanların davranışlarını ahlak kurallarına göre temellendirmemesi. insanlar davranışlarını, evrensel ahlak ve akıl üzerine inşa etmez, bu davranışlarını, üzerine hiç düşünmeden, dini kurallar üzerine inşa ederse, ortaya böyle iğrenç durumlar ortaya çıkar işte.

    bu insanlar bir çocuğa hiçbir şekilde el sürülemeyeceğini, alınıp-satılamayacağını, bunun kabul edilemez bir davranış olduğunu kendi akıllarıyla idrak edemiyorlar. çünkü üzerine düşünüp kendi vicdanlarıyla bulmaları gereken ahlaki değerler onlara hazır bir şekilde 'din' veya 'din adamları' aracılığıyla servis ediliyor. ve ne yazık ki bu servisi yapan din, 9 yaşından büyük kız çocuklarıyla evliliği, cinsel ilişkiyi onaylıyor. tanrının onayladığı şey üzerine düşünmek, eleştirel bir şekilde yaklaşmak zaten bu insanlar için cehennemlik bir günah, 'şirk koşmak'.

    bu insanların yaptıklarını hangi kitap hangi peygamber onaylarsa onaylasın, bu insanlar kökü kurutulması gereken ve ıslah edilmesi gereken, kanunlar karşısında cezalandırılması gereken iğrenç insanlardır.

    ve o çocuklar kurtarılması gereken, modern insanların sessiz kalmaması gereken, masum yavrulardır.

  • 19. en sadık erkek burcu

    (bkz: oğlak diye biliyorum)

  • 20. rick and morty

    en iyi bölümlerinden biriydi her halde 3x7, o nasıl bir bölümdü öyle ya deniz kızları, atlantis falan of of of...

  • 21. irma kasırgası

    eğri oturup doğru konuşmak gerekirse beklendiği kadar veya abd medyasının yaygara yaptığı kadar büyük bir yıkıma (amerika'da)sebep olmamıştır. zaten kategorisi de neredeyse 1'e düşecek...an itibaiyle esen rüzgarın şiddeti 80-90 kmh... niye bunu söyleyenlere karşı bu kadar cellaleniyorsunuz anlaşılmıyor... fox medianın şok görüntüler dediği görüntüler ankarada her yağmur sonrası yaşanan görüntüler. olan yine garip ada milletlerine oldu, zaten fakirlerdi bir de üzerlerine cat5 fırtına ile herşeylerini kaybettiler... ama amerika'ya da helal olsun 7 milyon insan çat diye 2-3 günde tahliye edildi. ayrıca tvlerde gördüğüm manzara da ne güzel, bütün devlet kurumları eyaletler hizmet için birbiri ile yarışıyorlar. atlanta eyaleti şu kadar arabalık otoparklı kamp alanı yapıyor. filanca eyalet yol güzergahlarını gelecekler için değiştiriyor vs... bütün medya kanalları da yapılan hizmetleri öve öve anlatıyor. florida valisi neredeyse saatte bir ya tv'ye çıkıyor ya da açıklama yapıyor. türkiye'de olsa daha fırtına gelmeden herkes birbirini suçlar, bütün kurumlar birbirine bilenir, kimse bi bok yapmaz, cat0.1 fırtına ile de bütün evler milletin başına yıkılırdı. üç gün sonra da vali ortaya çıkar "biz elimizden geleni yaptık devletin kusuru yoktur" filan derdi... üzülüyorum hep böyle başka ülkelerde basit şeyleri görüp bizim bunları bile beceremiyor olmamıza...

  • 22. genç doktorlar güvenilmez

    hastalar ya da mağdurlar değil, bir tıp otoritesi.. istanbul tabip odası başkan'ının iddiası.. başkan öyle bir mesleki sırrı paylaşıyor ki, normal bir ülkede yer yerinden oynar:

    akdeniz üniversitesi tıp fakültesi'nden mezun olan çiçeği burnunda bir doktor kızımızın açıklaması aynen şöyle:
    “mezun olan arkadaşlarımızla anket yaptık,
    -'ananız babanız hastalansa sınıf arkadaşlarınıza emanet eder misiniz?'
    diye sorduk. yüzde 99'u
    -‘asla emanet etmeyiz'
    cevabını verdi.”

    3-5 değil, %99... durum çok vahim

  • 23. 2002'ye kadar ülkeyi kemalistlerin yönetmesi

    olmayanların da yönettiği ülkeyi gördük. nerdeyse anahtar teslim yapacaklar

  • 24. ekşici kadınların ekseriyetle çirkin olması

  • 25. kış saati uygulamasının kaldırılması

    birazdan övmek için üşüşenler olacak şimdiden yazayım da ona göre yazın: ananızı sikeyim.

  • 26. dünyanın en kısa korku hikayesi

    dişini fırçalamak için banyoya girdi. dedesi lavabonun önündeydi. dedesinin, takma dişlerini kendi diş fırçasıyla fırçaladığını fark etti. "dede ne yapıyorsun o benim diş fırçam" diye çıkıştı. dedesinin cevabı netti: "nereden senin oluyor, ben bunu kaç zamandır kullanıyorum!"

  • 27. 10 eylül 2017 antalyaspor galatasaray maçı

    küfür kıyamet yazan eksik iq'lu yazarimsilarin cahilliklerini, hiçbir konuda dünyayi takip etmediklerini ve acz içinde zavalliliklarini burada görebiliyoruz. manchester unt bu hafta stoke deplasmaninda öne gecip az kaldi maçı veriyordu. geçen hafta arsenal'a 4 atan liverpool bu hafta manchester city deplasmaninda sadece 5 gol yedigine şükretti. dün everton'i deplasmanda mahveden tottenham, geçtigimiz hafta evinde burnley gibi bir takima puan kaybetmisti. fenerbahce gayet yakisikli oynadigi macta 3 yedi ve kendi evinde puansiz bir hafta gecirmis oldu. futbolu bundan dolayi seviyoruz. benim uzuntum eksi sözluk'un seviyesinin dustugu yer. 99'dan beri yazdigim bu ortamda tek bir kufurden kovulan harika adamlar taniyorum. buradaki rezillerin hala yazar olarak tutulmasi bu ortama yakismiyor. gercek taraftar ve futbol severlere saygilar bunlari yazarken.
    edit: @identikit mesaj atmış sağolsun. stoke maçıyla ilgili düzeltme yapıldı.

  • 28. rıza çalımbay

    bizim bazı beşiktaşlılar dahil bir kısım anlayışı kıt arkadaşlar kendisinin beşiktaş'ı yenmeye çalışmasının tepki çektiğini zannediyor/öyle bir algıya oynuyor.

    ha bunun yanında yeni yetme olup rıza hoca'ya dümdüz giden adamlar da terbiyesizlik ediyorlar, beşiktaşlılık bu değil.

    rıza hoca beşiktaş'a takımını her zaman hazır etmelidir, beşiktaş'ı yenmek için sahaya çıkmalıdır, beşiktaş'ı yenmelidir, saygı duyulan futbol oynatmak zorundadır. bu değişmez bir durumdur kendisinin beşiktaş efsanesi olması gibi.

    burada eleştirilen konu beşiktaş'a bileniyorsun tamam ama başka takımlara neden bilenmiyorsun? bakın "başkasına bilenmiyorsun da bize neden bileniyorsun" değil, "bize bileniyorsun da başkasına neden bilenmiyorsun" sorunun doğru şekli.

    beşiktaş maçında 60 dakikaya yakın sürede kaleci hariç 7 futbolcuyu "adam adama" oynattı rıza hoca. saha içinde 1 gram futbol oynamaya çalıştırmadı takımını. mehmet demirkol'un söz konusu maça ilişkin yazısını okumanızı tavsiye ederim "nasıl futbol oynanmaz" minvalli.

    hani burada kendisine sahip çıkıyormuş gibi takılan yosmalar var ya? hani bu sezon galatasaray uzay takımı gibi oynuyormuş ya kendilerinin iddiası o yönde, e oğlum bu beşiktaş'a 7 kişi ile adam adama savunma yapan antalyaspor'un sizin uzay takımına kaleci hariç 10'a 10 adam adam savunma yapması gerekmiyor mu? hatta top toplayıcılarla birlikte topyekün bunu yapması gerekmiyor mu? lakin maça bakıyoruz adam adama oynattığı oyuncu sayısı 2. yanlış okumadınız, 2! nitekim en etkili adam gomis ile adam adama oynayan savunmacı da yoktu enteresan şekilde.

    gelelim esas tepki gördüğü kısma. malum şahsa anlatır gibi anlatalım...

    kendisi mağlup olduğu beşiktaş maçlarının sonunda istisnasız "hakem" diye ağlar. günlerce ağlar, gezmediği kanal kalmaz. mesela geçen sene antalya'daki maçta aboubakar çok temiz şekilde aldığı topta faul kararı geldi ve oyundan atıldı. beşiktaş 10 kişi kaldı. maç sonu rıza hoca suspus, ağzını açmıyor hatta gülerek röportaj veriyor.

    beşiktaş maçında 7 kişiyi adam adama oynatıyorsun, 1-0 geriye düşüyorsun, saçma bir penaltı kararı geliyor maç 2-0 oluyor daha pozisyonun yok, daha ceza sahasına girmemişsin bulduğun tek pozisyonu 90. dakikada kontraataktan bulmuşsun maç sonu "penaltı" için ağlıyorsun. bak tepki göstermek başka bir şey, rıza hoca'nın yaptığı ağlamak.

    "beşiktaş olunca veriliyor böyle penaltılar"

    diyor kendisi mesela maç sonunda. kendisi forma giyerken takımın penaltıcısıydı ayıptır. bak şunları dese anlarım;

    * büyük takımlara böyle penaltılar veriliyor.
    * istanbul takımlarına böyle penaltılar veriliyor.
    * anadolu takımları lehine büyük takımlara karşı bu tip penaltılar verilmez.

    ama kendisi "beşiktaş olunca" diyor. efsanesi olduğu kulübe karşı böyle sallamayacak, ağzını yıkayacak önce.

    1 tane organize atağın yok, 90. dakikadaki kontraatak dışında 1 tane pozisyonun da yok, 7 kişi ile adam adama savunma yap bunlar problem değil ama skor 1-0 iken gelen penaltı ile maç kaybetti rıza hoca öyle mi? ama rıza hoca lig başlayalı 1 ayı geçmiş, 3 hafta oynanmış hala geçtiğimiz haftaiçi o penaltıyı konuşuyor basına.

    şimdi ortada böyle bir durum varken dün akşama bakıyoruz, linnes biri direkt diğeri çift sarı karttan olmak üzere 2 defa atılacakken atılmamış, penaltısı verilmemiş rıza hoca maç sonu bunlara hiç değinmiyor. "bu tip kırmızı kartlar galatasaray'a çıkmıyor" demiyor. "beşiktaş'a 3 hafta önceki penaltı verilirken, bize bugün galatasaray karşısında haklı penaltımız verilmiyor" demiyor.

    önce sapla samanı bir ayırt edin, taraftarın neye tepki gösterdiğini anlayın.

    ben bir taraftar olarak, efsane takımın kaptanı olan kendisine saygı duyuyorum ancak bu durum kendisinin beşiktaş maçlarının öncesinde ve sonrasında terbiyesizlik yaptığı gerçeğini değiştirmiyor.

  • 29. ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    amk abazaları

  • 30. delirmemek için edinilen basit alışkanlıklar

    çay demlemek, yapraklardan ya da çiçeklerden...

    hatta akla şu satırları getirir:

    "yemek yapmayı, evi toplamayı, sizi anlamayı öğrenemedim. benden ne istediğinizi öğrenemedim. beni sevip sevmediğinizi hiç bilemedim. sadece kendime çiçeklerden çaylar demledim ve sizi seyrettim."

    (bkz: mine söğüt)
    (bkz: deli kadın hikayeleri)

  • 31. 2017 2. çeyrekte türkiye'nin %5.1 büyümesi

    enflasyon çift haneli rakamlara gelmişken;
    katkı maddeli, glukoz şuruplu, bol glutenli, koruyuculu ve bu yüzden normalden çok daha ucuza alabildiğimiz gıda ürünleri,
    dünyanın yasaklayıp türkiye'ye itelediği* gdo'lu yemlerle beslenmiş kanserojen riskli hayvan ve hayvansal ürünleri
    tükettiğimiz için;
    olsa olsa orantısız göbeksel, kalçasal, basensel büyümedir o.

  • 32. sigara devirme oyununda suriyelileri yolan dayı

    sene 98. üsküdarda lunapark vardı bilen bilir. aynı tezgah kurulmuş. bayram günü kalabalık. dayı milletten aldığı biriken paraları tezgahın üstünde bırakıyor ve bağırıyor: vurana bütün parayı veriyorum. millet iyice gaza geliyor. tezgahın üstü alabildiğine kağıt para dolmuş. kimse vuramıyor. derken bi abla beliriyor. ben de oynayabilir miyim diyor. ılk atista deviriyor sigaraları. tomarla parayı alıp yürüyor. millet şokta. tekrar gaza gelip başlıyorlar yine. akşama kadar bu döngü yeni kekliklerle sürüp gidiyor.
    böylece dayı ve karısı zenginliklerine zenginlik katıp mutlu mesut hayatlarına devam ediyor.

  • 33. köfteci yusuf

    burayi acan isleten kisinin koftelerinden cok isletmecilik dehasinin masaya yatirilmasi ve ders olarak okutulmasi lazim

  • 34. ali koç'un aynı tişörtü iki kez giymesi

  • 35. galatasaray

    9. haftadan sonra baş aşağı çakılabilir, şampiyon olamayabilir tamamda beşiktaşlı olmana rağmen sana daha karga bokunu yemeden sabahın köründe bu başlığa entry yazdıran hırs nedir amına koyim ya?

  • 36. dolar dip yaparken sesi çıkmayan ekşici

    3,30 küsür nasıl dip lan?

  • 37. bütün şarkıların sevgi temalı olması

    böyle boktan bir tespit yapabilmek için sadece pop müzik dinlemiş olmak gerekir.

  • 38. mini eteğe özgürlük tesettüre düşmanlık

    elbette insanlarin kendi hayatlarini istedigi gibi karanliklastirip mahfetme ozgurlugu vardir.

    yalniz elbet herseyin bir olcutu var. ben nasil dal tassak gezemiyorsam, plajda kara carsaf giyen bir kadinin "normal" insanlari rahatsiz etmesini dogru bulmuyorum.

    ornegin bir puba bara cluba girerken veya icerde, kapusonumu cikartmam konusunda uyarilirim. birinci planda guvenlik kameralari cesitli kriminal durumlara karsi onlem olsa da ikinci planda oradaki toplumsal kurallarin geregidir bu. hos degildir basitce.

    veya bir cenazede dekolte giymesi bir kadinin "yasak" degildir. bak o da bir ozgurluktur ama toplumsal
    bir kuraldir.

    ozetle kimsenin sokakta mahallede cogu alanda kara carsaflilarin gezmesini yasaklayalim dedigi falan yok.

    zaten yasaklayacak gucleri de yok cunku yobaz zihniyet cogunlukta ve laik kesim belirli ufak bolgelere sikis tikis dolusmus durumda aksi taktirde tekme tokat dayak yiyip
    orospu denebiliyorlar. kapali kadinlarin dokunulmazligiyla ayni oranda.

    ama bir ornegim daha var. sen benim karimi plajda kara carsaf giyerek huzursuz eder assagilarsan, ben koca yarragimla, karim da mukemmel memeleriyle plajda gezer ve biz de birsuru kiskanclik krizi cikartip sizi huzursuz edebiliriz. :)

    benim
    boyle bir arzum olsa nasil yallah nudist beache sapik diyebilirsen, ben de yallah haremli selamli plajlara yobaz
    diyebilirim.

    kendinizi magdur gosterme cabaniz artik
    mide bulandiriyor cunku ezen sizsiniz. toplum kurallarina uyulma talebimi verdigim orneklerden tekrar degerlendirebilirsin yukarida. topluma ayak uydurun cok birsey degil yahu...

  • 39. türkiye a milli basketbol takımı

    genç olduğu iddia edilen takımın yaş ortalaması 27, bugün elendiğimiz ispanya'nın ise 28.1, o da yani 2 tane 37 yaşında adamla geldikleri için. sırbistan'ın 26.5, yunanistan'ın 26.5, fransa'nın 26.5. bizi duman eden letonya'nın 26.4. yani anlayacağınız genç kadro geleceğimiz umut veriyor falan bunlar tamamen tipik avunma goygoyları. kendi evimizde düzenlediğimiz turnuvada 2 tane sikindirik takımı yenip korkunç ötesi vasat bir kadro ile elenmişiz ama inanılmaz bir mutluluk hakim. oyuncuların hakkını teslim etmek lazım herkes yapabileceğinin sınırlarını zorladı, fakat en başta federasyon ve teknik ekip korkunç bir kabızlık içerisinde alt jenerasyonların kullanımı konusunda. şu takımda gelecekte bir şey yapmasını beklediğin iki kişi gerçekten de çok kaliteli oyuncular olan furkan ve cedi, peki bu adamlar kimlerle o başarıları elde edecek? allasen bir sonraki turnuvada kimden bir şey bekliyoruz? melih, barış, sertaç, f.aldemir, göksenin, semih, erkan falan bunlar mı gelecek? bu yazdığım vasat ve bitik oyuncuların yerine tolga geçim, ömer faruk yurtseven, okben ulubay, egemen güven, egehan arna, eray akyüz, ragıp atar gibi çocukları alıp oynatsaydın o zaman gelecekten umudumuz var deme hakkın olurdu. adam diyor ki okben olsa marc gasol'un içinden mi geçecek. yahu olay o zaten, o olmadığında da geçemezsin bu turnuvada. bizimkilerin yaşıtı hernangomezler bu turnuvada oynarken adamlar bunun karşılığını bir sonraki turnuvada alacak. ama sen elinde bir gram olsa bile pırıltı gösteren oyuncular varken hala yitik adamlarla kadro kuruyorsun. sponsorlar sayesinde yabancı şovuna dönen ligde zaten oynamıyor bu adamlar, rekabetçi maç oynatabileceğin tek platfom burası ve sen onda bile iddian yokken risk almaktan acizsin. avrupa şampiyonu olan takımın kaptanı bile tüm sezon oynadığı en rekabetçi maça eylül ayında çıkıyor bütün sezonu havlu sallayarak geçirdiği için. zaten hiçbir şey yapamayacağını düşündüğün bir turnuvaya hangi akla hizmet bu kadar vasat oyuncuyu doldurup gidersin be arkadaş, şu turnuvayı jenerasyon kazanmak için kullansana. ondan sonra rakibin 24 yaşındaki yıldızı seni perişan ederken senin 24 yaşındaki oyuncunun eli titriyor çünkü adam ilk kez şans buluyor. allahını kitabını seven gitsin sırbistan'ın 2009'da avrupa şampiyonasına katıldığı kadroya ve yaşlarına baksın. jenerasyon öyle oluşturulur, geleceğin takımı öyle kurulur. arkadaşlar basketbol, futbola göre kat kat daha kaliteli insanlarla yapılan bir spor. o yüzden sahada gördüğünüz bu özverili oyun sizleri şaşırtmasın. ama hakikaten saçma salak züğürt tesellileri beni öldürecek, şu kadroya bakıp gelecekten umutlu olan biri varsa gitsin curling takip etsin bu kadar diyorum. son senelerde her şeyde olduğu gibi basketbolun da içi son sürat boşalıyor ülkemizde.

  • 40. özlem kumrular

    şu kadını savunanlar bile var ya, ne desem boş! sığırın biri de demiş ki hayvanseverlerin tepkisini çektiğine göre esaslı hatun. keşke baban peçeteye boşalsaydı da senin gibi bir kımıl zararlısı dünyaya gelmeseydi. ülkenin güya aydın-merhametli-vicdan sahibi olması gereken akademisyeni bile bunu yapıyorsa yurdum düz adamı neler yapmaz? yok ya, ne okumuşundan ne cahilinden bir bok olmaz bu ülkenin. neymiş apartmanı kokuyormuş! yani bir köpeğin hayatı madamın apartman kokusundan daha değersiz, sıçayım senin oturduğun apartmana.* umarım bu yaptığının bedelini öder, vicdansızlık cezasız kalmayacak ki, yarınlara dair umudumuz olsun. bekliyorum...

  • 41. 9 eylül 2017 odtü ormanına gece operasyonu

    (bkz: katliyam)

  • 42. beyne kazınmış biyoloji terimleri

    (bkz: endoplazmik retikulum)

    bir de öğretmen oldukça garip telaffuz ederdi bunu. sesi onca yıla rağmen kulaklarımda.

  • 43. penaltı kaçırmayan futbolcu

    eski bursaspor kalecisi dimitar ivankov.

    7'si bursaspor'da (biri fenerbahçe'ye karşı) olmak üzere 40'ın üzerinde penaltı kullandı ve hiç kaçırmadı. kendisi aynı zamanda dünya'nın en golcü üçüncü kalecisi.

  • 44. üniversite mezunu olup ev hanımlığı yapan kadınlar

    burada önemli parametreler var. 1. bitirdiği bölüm iş olanağı düşük bir bölümdür. 2. iyi bir bölümdür(mühendisliktir örneğin) ama üniversitesi iyi değildir; düşük maaşla patron şirketinde çalışacaktır. 3. çocuğuna bakacak güvenilir kimsesi yoktur. (her anneanne/babaanne melek değil ve bakmaya da ölmüyor) 4. bulduğu iş ile elde edebileceği geliri, evden çalışarak sağlayabiliyordur. (sadece freelance çalışmak demek değil. örneğin; bakıcıya, iş yerine ulaşıma, öğlen yemeğe, işe gittiği için her gün eskiteceği kıyafete vs vereceği paraları düşünce kalan maaşını yazın domatesini, tarhanasını yapıp dondurucuya atarak çıkarabiliyor olabilir)
    en önemlisini sona sakladım: 5. canı öyle istiyordur ve karı koca buna karar vermişlerdir. bize ne? herkesin hayatına kimse karışamaz:)
    ha denilebilir ki, işte üniversitede yer işgal etmeseydi çalışmak isteyen okusaydı. 1. ev hanımı olma kararını ana karnında almamış olabilir. 2. dünyanın bin türlü hali var; boşanma var ölüm var. kolunda bir altın bileziği var.

  • 45. 11 eylül 2001

    amerika'nın 15 temmuzu.

    (bkz: tiyatro)

  • 46. 11 eylül 2017 dolar kuru

    yıl sonunu görmeden yarım yarım yardıranları görünce yazayım dedim.
    yıl sonuna 3 aydan biraz fazla zaman kalmışken, merkez bankası hala dolar tahminini değiştirmiyorsa,
    forex piyasalarında dolar tahminleri yukarı yönlüyse,
    doların yükselmesine veya düşmesine herhangi bir sebep bulamıyorsanız,
    düşünce millete laf sokmaktan başka, yükselince de dış mihrakların oyunu demenin dışında bir şey söylemeyecekseniz, sizi * şöyle kenara alalım.

    gelelim yurt içi piyasalara.

    1 yıl önce dolar: 2.99 tl
    ocak 2017 dolar: 3.77 tl
    dolar'ın tepe seviyesi: 3.94

    bugün dolar: 3.39~3.40 tl

    1 yıl önce ile bugün arasında;
    ekonomik olarak fark var mı ülkede?
    -yok
    ülkenin yönetim biçimi ile ilgili gelişme var mı?
    -gittikçe kötüye gidiyor. hukuk, adalet sistemi, eğitim sisteminin ırzına geçilmiş.
    dış ilişkilerde iyiye giden bir şey var mı?
    -yok. suriye'de batmışız, gümrük birliği'nden çıkarılmak üzereyiz, avrupa sırtını dönmüş, almanya ile kavgalıyız.
    üretimde artış, teşvik var mı?
    -yok.

    bitti mi?
    bitmedi.

    ülke ekonomisinin lokomotifi inşaat sektöründe durum ne ona da bakalım.
    demir fiyatına bakalım. hammadde ve biz kendimiz üreticiyiz. bir de ithalatımız var ama onu saymayalım hadi.

    eylül 2016 : 1360~1380 tl/ton
    eylül 2017 : 2280~2300 tl/ton

    bitti mi?
    bitmedi.

    bu inşaat sektörü konut imal ediyor ya.
    her bok istanbul'da ya. bütün rant orada ya. oradan örnek verelim.

    bugün istanbul'da bir adet daire, 2+1, 3+1 fark etmez ortalama 500.000 tl
    daha uygunu, daha pahalısı da mevcut. sitedir, vizyon projedir rakam 1.000.000 tl'ye kadar çıkar.

    satıyor mu bu sıralar?
    satmıyor.
    neden satmıyor.

    500.000 liralık daireyi kiraya verdiğinizde maksimum 2.500 lira kira geliri elde edersiniz. ve yıl sonunda vergi diliminize göre vergi ödersiniz.

    500.000 lirayı mevduat hesabında faize bırakırsanız, aylık 3.500-4000 lira gelir elde edersiniz. emlak vergisi derdiniz yok. ev bakım derdiniz yok. kiracı kirayı bu ay yatırır mı endişeniz yok. bu kiracı borç takıp kaçar mı korkunuz yok.
    sırf bu yüzden istanbul'daki 2. veya 3. evlerini satıp bankaya yatıran çok tanıdığım var. satın alan niye satın alıyor derseniz, alanın ilk evi olduğu için olabilir. ama mantık değişmiyor, insanlar artık ev satın almak istemiyor. çünkü zahmetsiz daha kolay gelir elde ediyorlar. bu yüzden alın verin, ekonomiye can verin devri bitti. bu yüzden ülkece duruyoruz. bir bok yaptığımız yok.

    şimdi, hal böyleyken, lokomotif dediğiniz inşaat sektörü bile durma noktasına gelmişken,
    "dolar azalıyor, 3.80'de alım fırsatı diyenlere girsin bu" diye buraya gelip mal mal konuşanlar neyi savunuyor gelsin bir anlatsın bana.

    ya da vazgeçtim. bir bok anlatmayın. siktirin gidin lütfen.

  • 47. türkiye'de hiç eksantrik hayvan yaşamaması

    türkiye'de yaşasalar zaten onlara "eksantrik hayvan" denmezdi. onlara eksantrik denmesinin sebebi burada olmamaları.

  • 48. igor tudor

    bugün bir şey denedi 2 puan kaybetti. fernando ve ndiaye' ye ölse bile dokunmaması gerektiğini öğrenmiştir umarım.

  • 49. galatasaray'ın kadıköy'de fenerbahçe'yi yenmesi

    fb isterse küme düşmemeye oynasın ama kendi sahasında gs'ye asla yenilmez. ben artık bunu kabullendim. siz de kabullenin. yani şu kumbaraya dönen volkan bile gs maçında panter dönüşür bundan eminim.

    bu işin performansı falan yok yani anlayacağınız. fb-gs maçlarının özellikle fb stadında oynanan kısımlarının bambaşka bir yapısı var. hatta bizim tt stadındaki maçlar bile bazen bu yapıda geçiyor... misal geçen sene.

    ölü rvp kendi sahasında oynanan maçta gs'ye yağdırdı... daha önce guiza gibi adam gs'ye topuk golü attı. selçük şahin denilen futbol fakiri adam bile gs maçlarında bambaşka bi şey oldu... yani biliyorum bizim taraftarlarımız çok ümitli her sene ama lütfen bırakın bu işleri artık...

    hee bu adamlara karşı bi tek o pino'nun efsane oynadığı maçta o sabri'li, culio'lu kalede aykut'lu rezil bir kadroyla çıktığında 0-0 kalmıştı ya işte ben en çok oyun olarak gs'nin fb'yi orada ezdiğini görmüştüm. onun dışında hava çivaydık...

  • 50. iphone'dan bilgisayara fotoğraf aktaramamak

    ben mi kolay yolunu buldum bilmiyorum ama kabloyla bilgisayara bağlayınca dcim klasörü gözüküyor ve oradan video-fotoğraf aktarımı yapabiliyorum hemde çözünürlüğü değiştirmeden? usb bellekten dosya aktarımı yapar gibi.